Archive for the ‘Günce’ Category

Yeni yıl yaklaşırken…

Pazartesi, Kasım 30th, 2009
Berna'nın Yılbaşı İçin Yaptığı Kurabiyeler

Berna'nın Yılbaşı İçin Yaptığı Kurabiyeler

Tanıyanlar Berna’nın pasta süsleme konusunda çok iyi olduğunu bilirler. Bu sefer de kurabiye süslemeye el attı. Kurabiyeden yapdığı evin üstünü marşmelovdan kar ile kapladı. Şekerlemeler duvarların tuğlası, çatının kiremitleri oldu. Kar taneleri, çam ağaçları, geyikler derken dayanamadım fotoğrafını çekiverdim. Berna süsledi, ben fotoğrafladım; ortaya üsteki tablo çıktı.

Fotoğraftaki kurabiyeden yapılmamış tek şey Petek’in oyuncak treni…

Berna’nın yılbaşı için hazırladığı diğer pasta, kek ve kurabiyelerin fotoğraflarını burada bulabilirsiniz.


Eleştiri üzerine…

Cuma, Kasım 20th, 2009

Aşağıdaki sözler bana ait değil. Belli ki anonim. Bir e-posta mesajının sonunda idi; beğendim; sizlerle paylaşmak istedim:

Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve  yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış..

Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş: “İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma.


Herkesin Mutlaka İzlemesi Gereken Bir Ders

Pazar, Haziran 7th, 2009

ABD’deki Carnegie Mellon Üniversitesi’nin Ölümcül Kanser Hastası Olan Öğretim Üyelerinden Prof. Randy Pausch’un ‘Son Ders’i. Çok etkilendim…




Son Ders
Yükleyen erkkitrWatch the latest news videos.


Ubuntu’da Logitech Kablosuz Farenin İleri-Geri Tuşları Nasıl Ayarlanır

Pazar, Nisan 26th, 2009

Logitech marka kablosuz faremin sol yanındaki fazla tuşlar Ubuntu’da tam doğru çalışmıyordu. Bu tuşlar sadece Firefox kullanırken ileri ve geri hareket için işe yarıyordu ama diğer programlarda, örneğin Nautilus’da işlevsiz kalıyorlardı. Bu sorunun çaresini şu adreste buldum: http://gaarai.com/2009/02/13/navigate-in-ubuntu-nautilus-using-the-mouse/

Güç Üzerine

Pazartesi, Ocak 12th, 2009

Howard Brody, Healer’s Power (Şifanın Gücü) adlı kitabında tıbbın üç güç kaynağından bahsetmiş. Onun hekimin gücü bakımından yaptığı tahlili sanırım her meslek grubu için genelleştirmek mümkün:

Mesleki güç, bir meslek mensubunun, ait olduğu disiplinde, o mesleğin sanatı ya da ustalığına ilişin eğitiminden gelen güçtür.
Karizmatik güç, mesleki gücün artmasını sağlayan, disiplinden gelen bilgi ve beceriden bağımsız şekilde, meslek mensubunun kişisel özelliklerine dayanan güçtür.
Sosyal güç, meslek mensubunun sosyal konumundan kaynaklanan güçtür.

Şimdi, bir an için düşünün; iş veya sosyal çevrenizde güçlü olarak tanımlanığınız kişilerin gücü bu üçlü ayrıma göre nasıl nitelendirilebilir? Mesleğini çok iyi yaptığını bildiğiniz bir kişiyi “güçlü” addeder misiniz? Yoksa kişisel nitelikleri (karizma) ön plana çıkan bir kişi sizin gözünüzde güçlü müdür? Peki ya sosyal statü (burnu havada gezenler)???

Bu niteliklerin hepsini bir arada bulunduran kaç kişi tanıyorsunuz? Eğer varsa, o kişi(ler) diğerlerine göre daha mı güçlü sizce?

Ne dersiniz?

Kendime Öğüt

Pazar, Şubat 17th, 2008

Bugün:

Kızma,

Endişelenme,

Şükret,

Çok çalış (kendini geliştirmek için),

Nazik ol.

(daha fazla…)

Bir Bilgisayar Toplama ve Overclock Etme Denemesi

Pazar, Eylül 2nd, 2007

Bir kaç gün önce bir yakın akrabam için bir bilgisayar toplamam gündeme geldi. Elimizde monitör, klavye ve fare vardı, bilgisayarın kendisi yoktu. Hem hesaplı hem de iyi denebilecek bir bilgisayar toplamak istedim.

Önce bir yandan Mavi Bilgisayarın web sitesindeki “Sistem Topla” özelliğini ve bir yandan da (epeyce) Google’ı kullanarak bir kaç saat araştırma yaptım. İşlemci, anakart gibi parçaların fiyatları ve fiyatlarına karşılık bana sağlayabilecekleri faydayı inceledim. Neticede şöyle bir konfigürasyon çıkardım:

(daha fazla…)

Pasta Yarışması

Cumartesi, Mayıs 5th, 2007

3177′ye Bir Mesaj Atın, Ormanlarımızın Yeşermesine Katkıda Bulunun

Pazar, Mart 4th, 2007

Çocukken birileri bana ülkemizin yeşil olduğunu, ormanlarımızın çok olduğunu anlatmış olmalı ki ben yeşil ve geniş ormanları olan bir ülkede yaşadığımı zannederek büyüdüm. Sonradan önce büyüdüğüm şehirden çıkıp başka şehirleri, ardından da başka ülkeleri görünce anladım ki bana anlatılan tam bir kuyruklu yalanmış. Benim güzel ülkem -başkaca bazı konularda olduğu gibi- orman konusunda da fakirmiş ve her geçen gün biraz daha fakirleşiyormuş. Çorak dağlar ve tepeler; ya meyve sebze ya da beton tarlalarıyla doldurulan ovalar; azı kendiliğinden çoğu bizlerce yakılan ormanlar varmış ülkemde. Kentlerin sokaklarında evsiz kedi köpek çokmuş ama doğru düzgün bir park bile yokmuş. Bizde hal bu iken iken gelişmiş ülkelerin topraklarının ortalama yüzde otuz beşi ormanlarla kaplıymış. Türkiye’de bu oran yüzde on üç imiş ve her geçen gün azalıyormuş.

Benim dikilmiş üç beş fidanım var. İlk fidanlarımı – bilerek isteyerek değil, orta okuldayken öğretmenlerimiz elimize tutşturduğu için – okulumuzun bahçesindeki Atatürk büstünün arkasına dikmiştim sınıf arkadaşlarımla birilkte. Yıllar sonra bir gün okulun yakınından geçerken bizim fidanların bir kısmının tutup ağaç haline geldiğini görünce gözlerime inanamadım. O elimden küçük fidanlar boyumdan büyük ağaçlar olmuştu. O günden sonra, ara sıra da olsa, fidan dikmeye başladım bulduğum boşluklara. Bazen çam, meşe; bazen meyva ağaçları… Hiç dikmedim ama mutlaka bir gün çınar da dikeceğim…

Bunları söylemek nereden mi aklıma geldi şimdi? Şuradan: Az önce televizyonda bir kampanyanın tanıtımını izledim. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Televizyon Yayıncıları Derneği bir araya gelmişler, işin içine cep telefonu operatörlerini, Orman Bakanlığı’nı ve saireyi de katmışlar, medyanın ve teknolojinin gücünü kullanarak bizlere kolayca ağaç diktirirmenin bir yolunu bulmuşlar. Buldukları yol şu. Biz 3177′ye (Telsim, Türkcell veya Avea farketmiyor) bir mesaj atacağız. Bu mesaj için cep telefonu faturamıza 5 YTL eklenecek, karşılığında bir fidan dikilecek. Belki bu bize kendi ellerimizle diktiğimiz, can suyunu verdiğimiz, büyümesini izlediğimiz bir ağacın keyfini vermeyecek ama en azından bir gün arkadaşlarımızla yolda yürürken rastegele bir ağacı gösterip “bak bunu ben diktim” diyebileceğiz. Ormanlarımız çoğalıp ülkemiz daha temiz, daha yaşamaya uygun bir yer haline geldiğinde çocuklarımıza “bak buralar eskiden böyle değildi, bizim diktiğimiz ağaçlar sayesinde bu güzel ormanlar oluştu” diyebileceğiz.

5 YTL bazılarımız için az para değil belki ama doğruya doğru: çok para hiç değil.

“Değer mi?” diye düşünüyorsanız eğer, alın size bir örnek: Ankara’da yaşayanlarınız bilir; Ankara Büyükşehir Belediyesi yurt dışından 14 bin ağaç ithal etmiş ve bunlar için 1,5 milyon Euro para ödemiş (Daha da ağaç ithal edeceklermiş… Bkz: http://www.ankara-bel.gov.tr/lib/haberdetay.asp?id=1501). Yuvarlak hesap, her bir ağaç için 107 Euro yani kabaca 200 YTL ödemiş bizim belediye. Tutmadı diye sökülen ağaçların ek maliyetini unutsak bile bizim belediyenin ithal ağaçlara ödediği astronomik paralar ile mukayese ettiğinizde sizin 5 YTL’ye diktireceğiniz bir fidanın ne kadar ucuz – hatta bedava – olduğunu, ne kadar da doğru bir iş yaptığınızı göreceksiniz. Kim bilir; belki 3177′ye bir SMS attıktan sonra önümüzdeki ilk seçimlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adaylığınızı koymayı bile düşünürsünüz. Ne de olsa siz aynı paraya şu anda dikilenden 40 kat daha fazla ağaç diktirmenin yolunu biliyorsunuz. :o)

Şaka bir yana, televizyonda izlediğim kadarıyla, şu ana kadar SMS ile ağaç dikme kampanyasına kırk küsur bin kişi katılmış zaten. Bizler de katılınca bu rakam yüzbinleri geçer; milyonları bulur umarım. Böylelikle ülkemiz kendine yakışan ormanlarına kavuşur.

Hadi, lütfen, şimdi, 3177′ye bir SMS atın. Bir fidan dikin. Bugün güzel bir iş yapın.

Daha fazla bilgi için bkz:

http://www.osmanpepe.com.tr/haber_detay.asp?id=424

http://www.rtuk.org.tr/sayfalar/IcerikGoster.aspx?icerik_id=eed60219-ef6f-4e3e-818c-9244e7f81643

Seçmen Listeleri İle İlgili Bir Hatırlatma

Çarşamba, Şubat 28th, 2007

Eminim ki hepiniz seçmen kayıtlarının güncellenmesi için muhtarlıklarda askıya çıkarılan listelerden haberdarsınızdır. Eğer bugüne kadar bağlı bulunduğunuz muhtarlığa uğrayıp listelerde adınızın olup olmadığını ya da kaydınızda hata bulunup bulunmadığını kontrol etmediyseniz lütfen acele edin. Çünkü 1 Mart günü yani bu Perşembe akşamı listeler askıdan indirilecek. Eğer sizin seçmen kayıtlarınızda bir hata var ve siz muhtarlığa gidemediğiniz için bu hatayı farkedip düzelttiremediyseniz önümüzdeki seçimlerde oy kullanma hakkınızdan yararlanamama durumuyla karşılaşabilirsiniz.

Bugün Yüksek Seçim Kurulunun -yoğunluktan olsa gerek- doğru düzgün ulaşılamayan (çalışmayan) web sitesinden kendimin ve eşimin seçmen kayıtlarını kontrol ettim ve çok şaşırdım. Ben on küsur yıl önce yaşadığım semtte, eşim ise çocukken ailesi ile beraber yaşadığı şehirde seçmen olarak kayıtlı görünüyor. Oysa daha geçen yıl bağlı olduğumuz muhtarlıklıktaki kayıtlarımızı güncellemiştik biz. Demek ki bizim muhtarlığa kayıt yaptırmamız ya da var olan kaydı güncellememiz kendiliğinden seçmen kayıtlarımızın da güncellenmesini sağlamıyormuş. Ben yarın sabah ilk iş muhtarlığa uğrayacağım…

Siz de Yüksek Seçim Kurulu’nun sitesinden –eğer ulaşabilirseniz elbette- seçmen bilgilerinizi kontrol edebilirsiniz. Adres şu: http://www.ysk.gov.tr/ysk/secmenBilgi.jsp

Dilerim seçmen kayıtlarınızı görünce benim kadar şaşırmaz ve muhtarlığa koşmak durumunda kalmazsınız.

(daha fazla…)