İçeriğe geç →

Dr. Ertuğrul Akçaoğlu Yazılar

ABD Vergi Hukukunda Özün Şekle Üstünlüğü İlkesi

Verginin karşılıksız olması kimi yükümlülerin ona karşı direnç göstermesine, hiç vergi ödememe, vergi yükünü en aza indirme veya yükümlülüğünü başkasına aktarma arayışlarına girmelerine yol açabilmektedir. Kamu maliyesinde vergiye karşı tepkiler  adı altında ele alınan bu çabalara girişen yükümlüler vergi kaçırmanın ya da en azından vergiden kaçınmanın yollarını ararlar. Bu amaçla,…

Yorumlar kapalı

Vergi Anlaşmalarında İşyeri Kavramının Dönüşümü

Koç Üniversitesi tarafından 12 Mayıs 2012 tarihinde düzenlenen “Genç Akademisyenler / Genç Avukatlar: Yeni Yaklaşımlar” başlıklı vergi hukuku konfernasının “Uluslararası Vergi Hukuku Kavramlarına İlişkin Yorumlar” başlıklı oturumunda “Vergi Anlaşmalarında İşyeri Kavramının Dönüşümü” konulu bir tebliğ sundum. Bu konferansta sunulan tebliğler daha sonra XII Levha Yayıncılık tarafından “Vergi Hukukuna Genç Yaklaşımlar”…

Yorumlar kapalı

Ulusal ve Uluslararası Perspektiften Elektronik Ticaretin Vergilendirilmesi

Ulusal ve Uluslararası Perspektiften Elektronik Ticaretin VergilendirilmesiDoktora tezim Ulusal ve Uluslararası Perspektiften Elektronik Ticaretin Vergilendirilmesi adıyla Mali Akademi Yayınları’ndan çıktı. Kitabın dağıtımını Yetkin Yayınları gerçekleştirmekte. Kitap, giriş ve sonuç dışında altı bölümden oluşuyor.

Bölüm başlıkları şunlar:

Yorumlar kapalı

Kötü Samiriyeliler ve Sanayileşmenin Gizli Tarihi

Kötü Samiriyeliler - Sanayileşmenin Gizli Tarihi - Ha-Joon Chang - Çev. Emin AkçaoğluCambridge Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nden Koreli kalkınma iktisatçısı Doçent Dr. Ha-Joon Chang’ın orijinal adı Bad Samaritans, yani ‘Kötü Samiriyeliler’ olan kitabı, Sanayileşmenin Gizli Tarihi adı altında Epos Yayınları tarafından yayınladı. Çeviriyi abim yaptığı için, çeviri sürecinde, kitabın hem aslını hem de Türkçesi’ni okuma fırsatı buldum. Japonya’dan Almanya’ya, ABD’den Kore’ye kadar pek çok ülkenin saniyeleşme – kalkınma süreci ile ilgili bize anlatılan doğrunların aslında yanlış, yanlışların ise aslında doğru olduğunu öğrendim. Ben kitaptan çok etkilendim; size de mutlaka okumanızı salık veririm.

Aşağıdaki satırlar, abimin kitapla ilgili blog yazısından alıntıdır: (Bkz: http://www.eminakcaoglu.com/2012/02/sanayilesmenin-gizli-tarihi.html)

Yorumlar kapalı

KVK M. 30’a Tabi Ödemelerden Kaynaklanan Tazminatların KVK M. 30 Ve GKV M. 40 Bağlamında Değerlendirilmesi

Prof. Dr. Mualla Öncel’e Armağan’da yayınlanmıştır.

Yazarından izin alınmaksızın başka sitelerde yayınlanmaması rica olunur.

Ertuğrul AKÇAOĞLU

  1. Giriş

Bu çalışmanın konusu, bir kurumlar vergisi mükellefinin, ilam uyarınca, bir dar mükellefe yapacağı “ödemeüzerinden kurumlar vergisi tevkif etme ödevinin bulunup bulunmadığıdır. Bir kurumlar vergisi tam mükellefi ile bir dar mükellefinin aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan karşılıklı edimlerinin tamamen veya kısmen yerine getirilmemiş olması nedeniyle, bir yargı kararı1 gereğince tam mükellef kurumun dar mükellef kuruma yapması öngörülen ödemelerin vergi hukuku bakımından nitelendirilmesine ilişkin olan bu sorun, kurumlar vergisi matrahının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinde indirilebilecek giderler arasında sayılan “işle ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminat”ın Kurumlar Vergisi Kanununun 30. maddesi2 uyarınca vergi tevkifatına tabi bir gelir unsuru olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği noktasında somutlaşmaktadır.

Yorumlar kapalı

Vadesiz Mevduatların İnternet Bankacılığı Yoluyla Boşaltılmasında Banka ve Mevduat Sahiplerinin Hukuki Durumlarına Kısa Bir Bakış: Çok Yapılan Bazı Yanlışların Doğruları

Bu yazı Türkiye Bilişim Derneği Bilişim Dergisi’nin 116. sayısında yayınlanmıştır. (Aralık 2009, Sayfa 60-63)

Ertuğrul Akçaoğlu*
Muammer Ketizmen*
Abdurrahman Saygılı*
Eşref Küçük*


Vadesiz Mevduatlarının İnternet Bankacılığı Yoluyla Boşaltılmasında Banka ve Mevduat Sahiplerinin Hukuki Durumlarına Kısa Bir Bakış:
Çok Yapılan Bazı Yanlışların Doğruları

Sorunun tespiti ile başlayalım söze:

İnternet bankacılığı şüphesiz ki bizlerin hayatını oldukça kolaylaştırıyor. Ancak, muhtelif sebeplerle internet bankacılığında güvenliğin – bazen – tam olarak sağlanamadığını ve mevduat sahiplerinin banka hesaplarının – bazen – kötü niyetli kişilerce boşaltıldığını hepimiz görüyor, biliyoruz. İncelediğimiz olayların çoğunda mevduat sahiplerinin banka hesaplarının boşaltıldığını fark ettiklerinde bankalarına başvurarak “zararlarının” tazminini talep ettiklerini; banka bu taleplerini yerine getirmediğinde de “tazminat davası” açtıklarını görüyoruz. Açılan davalarda “davacı” mevduat sahiplerinin hesaplarının boşaltılmasında o veya bu sebeple “bankanın kusurlu olduğu” savına dayandıkları, “davalı” bankaların ise kendilerinin “kusursuz”, davacının “kusurlu” olduğu savunmasına sığındıklarını tespit ediyoruz. Bu şekilde açılan davalar, çoğu zaman, mahkemelerce “tarafların kusurunun tespiti” için bilirkişilere gönderilmekte.

Yorumlar kapalı

e-Zamanı geldi… e-Devlet şekilleniyor…

Bu yazı Türkiye Bilişim Derneği Bilişim Dergisi‘nin 114. sayısında yayınlanmıştır. (Ekim 2009, Sayfa 22-23)

Eşref Küçük*
Ertuğrul Akçaoğlu*
Muammer Ketizmen*
Abdurrahman Saygılı*

e-Zamanı geldi…
e-Devlet şekilleniyor…
E-DEVLET VE BİLGİ TOPLUMU KANUN TASARISI TASLAĞI1

“Nerede toplum varsa orada hukuk vardır”, der, formülasyonu Grotius’a atfedilen eski Roma kökenli bir söz. Hukuku temel almayan, ilişkilerini düzenleme gereksinimi duymayan bir toplumun var olamayacağını ifade eder bu söz. Elbette hukuku inşa edecek olan da devlettir: Nerede toplum varsa orada devlet vardır. İnsanların birarada yaşayabilmek için zorunlu olarak hukuk kurallarına ihtiyacı olmasını, bunun sonucunda da toplum halinde yaşamaktan başka çaresi olmadığını da, herkesin bildiği gibi, Aristo “insan toplumsal bir varlıktır” sözleriyle betimlemiştir. Eski Roma toplumunun da, kendisini barbar kavimlerden, hukuk kurallarına göre yönetilmesiyle ayırması da, hukukun toplum hayatının vazgeçilmez bir öğesi olduğuna dikkat çeken antik ve fakat çok önemli bir detay olarak günümüz bilişim çağının e-toplumuna ışık tutmaktadır. e-Toplumun da e-hukuku ve e-devleti olacaktır. Bunun da artık e-zamanı gelmiş bulunuyor.

Başbakanlığımız, bilişim toplumuna dönüşümümüzü sağlamaya yönelik olarak, 7 Ağustos 2009 tarihinde “e-Devlet ve Bilgi Toplumu Kanun Tasarısı Taslağı”nın 1.7 sürümünü internet sitesinde yayımladı. Bu yazının amacı, işte bu kanun tasarısı taslağının içeriğini okuyucularımızla paylaşmaktır.

Yorumlar kapalı

Bilişim 09’da İnternet Bankacılığında Hukuki Sorumluluk Hakkında Konuşuyorum

Türkiye Bilişim Derneği’nin her yıl düzenlediği bilişim kongresi bu yıl Bilişim 09 adı altında 18-20 Kasım 2009 tarihleri arasında Ankara Grand Rixos otelinde gerçekleşiyor. Kongrenin 3. günündeki etkinliklerden biri olan İnternet Bankacılığında Sorumluluk konulu panele davet edildim. Panelde konunun “hukuki sorumluluk” ve “bilirkişilik” yönleri üzerinde konuşmak niyetindeyim. Konuya ilgi duyanlar…

Yorumlar kapalı

AÜHF Kütüphanesi Müzesi İnternet’te

Fakülte kütüphanesinin müze kısmında yer alan 150 kadar eserden 135’ini dijitalleştirerek İnternet’ten erişime açtık. Böylelikle sadece kazara kütüphanenin bir müzesi olduğunu öğrenip de camekanların içindeki kitapların kapaklarını veya bir iki sayfasını görebilen ufak bir azınlık yerine İnternet’e girebilen herkesin müzedeki eserleri sayfa sayfa okyabilmesini mümkün kıldık. 135 kitabın dijitalleştirilmesi ikibuçuk ay…

Yorumlar kapalı

Vergi Hukukunda İradi Temsil

Bu yazı 1998 senesinde yazılmıştır; güncel değildir.

Giriş

Bir vergilendirme ilişkisinin iki tarafı vardır: Vergi alacaklısı olan devlet (vergi idaresi) ve vergi borçlusu olan mükellef. Bu sayılanlara bir üçüncü taraf olarak sorumlu da eklenebilir.

Mükellef, vergiyi doğuran olayı kendi kişiliğinde gerçekleştirmiş bulunan ve vergi borcunu kendi malvarlığından ödemek zorunda olan kişi olarak tanımlanabilir. Sorumlu ise, bazen mükellefle birlikte, bazen de mükellefin yerine geçerek, vergilendirmenin maddi-şekli ödevlerini yerine getirmekle görevlendirilmiş olan kişidir.

Vergi yasalarımız mükelleflik ve sorumluluk kurumlarını ayrıntılı şekilde düzenlemişken, iradi temsil kurumu açısından sessiz kalmışlardır.

Vergi yasalarının bu durumu iki şekilde değerlendirilebilir: Kanun koyucunun, mükellef ve sorumluların vergi ödevlerini bizzat yerine getirmelerini istemiş olduğu ve bu sebeple Vergi Hukukunda iradi temsile yer vermediği söylenebilir ya da kanun koyucunun, esasen Borçlar Hukukunda düzenlenmiş bulunan temsil müessesesinin Vergi Hukukunda da geçerli olacağını kabul ettiği, bu nedenle yeniden düzenleme gereği görmediği de düşünülebilir.

Bu çalışmada, mevzuatımızdaki hükümlerin ışığında, Vergi Hukukunda temsilin mümkün olup olmadığı; bu soruya olumlu yanıt verilebilirse, temsil yoluyla hangi işlemlerin gerçekleştirilebileceği incelenmeye çalışılacaktır. Bu amaçla, önce genel olarak temsil konusu ele alınacak, daha sonra Vergi Hukukunda temsilin mümkün olup olmadığı tartışılacak ve buna bağlı olarak temsil yoluyla gerçekleştirilebilecek işlemler değerlendirilecektir.

Yorumlar kapalı

Vergilendirme Yetkisinin Temel Hak ve Özgürlüklerle İlişkisi

Bu yazı 1998 senesinde yazılmıştır; güncel değildir.

1. Giriş

Bu çalışma vergilendirme yetkisinin temel hak ve özgürlüklerle ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda vergilendirme yetkisinin hukuki niteliği ve tarihsel gelişimi verilmiş, ardından Anayasadaki sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleriyle ilişkisi incelenmiştir. İkinci kısımda ise Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklerden vergilendirme yetkisine karşı duyarlı olanlar değerlendirilmiştir.

Yorumlar kapalı

Muktezalar (Özelgeler)

Bu yazı 2007 yılında yazılmıştır; güncel değildir.

Muktezalar (özelgeler), bağlayıcılık ve yeni vergi normu koyma ölçütüne göre asli kaynak niteliği taşımayan, ikincil nitelikte, vergi hukukunun “açıklayıcı” kaynaklarındandırlar.[1]

Vergi Usul Kanunu’nun 413. maddesine göre, mükellefler (yükümlüler), Maliye Bakanlığından veya Maliye Bakanlığının bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulanması bakımından belirsiz ve kararsızlığa neden olan hususlar hakkında açıklama istiyebilirler. Yetkili makamlar yazı ile istenecek açıklamayı yazı ile veya sirkülerle cevaplamak zorundadırlar. Alacakları cevaplara göre hareket eden mükelleflerin bu hareketleri cezayı zorunlu kılsa bile ceza kesilmez.

Mükellefler bağlı oldukları vergi dairesi başkanlıklarına veya defterdarlıklara bir dilekçe ile başvurmak yoluyla mukteza talebinde bulunabilirler. Muktezalar, kendilerine verilen muktezaya göre hareket eden mükellefleri bunun neticesinde doğabilecek vergi cezalarına karşı korumakla beraber, vergi borcu asıllarına, gecikme zammı ya da faizlerine karşı koruma sağlayamazlar.

Yorumlar kapalı

İnternet Etiği

Her ikisi de Türkçe olmayan “İnternet” ve “etik” sözcüklerinden oluşan “İnternet etiği” bileşik sözü İnternet kullanıcılarının dağarcığında yerini bulmaya başladı bu aralar. Haber grupları, web forumları gibi sanal ortamlarda İnternet kullanıcıları birbirlerini İnternet etiğine uymaya davet etmeye başladılar.

Peki nedir bu “İnternet etiği”?[1] Doğrusu, “İnternet etiği” veya – telaffuzu zor olduğu için olsa gerek – Türkçede pek az kullanılan “netiket” (netiquette) gibi terimlerle ifade edilen kavramının içinin tam olarak ne ile dolu olduğunu izah etmek hiç de kolay değil.

Kavramdan önce terimden başlayalım: Bu bileşik söz – esasen kendini oluşturan parçaları gibi – bizim ürettiğimiz ya da türettiğimiz bir söz değil. İngilizcedeki “Internet ethics” ifadesinin kelime kelime çevirisinden ibaret. “İnternet”in neyin nesi olduğunu hepimiz biliyoruz. (Acaba gerçekten de biliyor muyuz?)[2] “Etik” sözcüğü ise Türk Dil Kurumu sözlüğünde şöyle tanımlanıyor:

Yorumlar kapalı

Vergi Ödememek İçin Müslüman Olanlar

Dün Amerikan Vergi İdaresi’nin (Internal Revenue Service – IRS) baş hukuk müşaviri olan Donald Korb’un yaptığı bir konuşmayı izledim. Bay Korb konuşmasına vergi kanunlarının hayatımız üzerinde ne büyük etkileri olduğunun örneklerini vererek başladı. Verdiği ilk örnek eski Roma’daki köylüler ile ilgiliydi. Eski Romalı köylüler sırf vergi ödememek için topraklarının mülkiyetlerini soylulara veya kiliseye devrederlermiş. Soylular ve kilise vergi ödemezlermiş çünkü. Köylüler mülkiyeti kaybetmekle beraber eski toprakları üzerinde zilyet olarak hayatlarına devam ederlermiş.

IRS’in baş hukuk müşaviri olan bay Korb’un verdiği ikinci örnek daha çok ilgimi çekti benim. İslamiyet’in ilk genişlediği yıllarda fethedilen topraklarda yaşayan hristiyan tebanın ödemek zorunda olduğu vergiler varmış. Oysa müslüman teba bu vergileri ödemiyormuş. Sırf vergi ödemekten kurtulabilmek için pek çok hristiyan müslüman olmuş…

Yorumlar kapalı

Vergi Affı Anayasal mıdır?


Bugünkü Hürriyet Gazetesi’nde, Prof. Dr. Şükrü Kızılot, başbakan yardımcısı Doç. Dr. Abdüllatif Şener’in şu sözlerini aktarıyor:

‘Bu vergi affı olayına, şiddetle karşıyım. Adeta dürüst mükellefi cezalandırıyor, kaçıranı ödüllendiriyor. Anayasa’ya bir madde koymalı ve vergi affı bir daha hiç olmamalı…’
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/3424526.asp?yazarid=82&gid=61

Yorumlar kapalı

Finansal Türev Ürünlerin Vergilendirilmesi

Türk Hukukunda Finansal Türev Ürünlerin Vergilendirilmesi isimli yüksek lisans tezimi 2000’den 2002 sonbaharına kadar geçen süre zarfında mevzuatta yapılan değişiklikler doğrultusunda güncelleştirerek kitap haline getirdim. Bu kitapta ülkemizde daha çok ‘vadeli işlemler’ olarak bilinen temel finansal türev işlemlerin önce ekonomik ve hukuki niteliklerini (sözleşme olarak hukuki değerlerini), sonra da bu işlemlerin vergi hukuku bakımından durumlarını inceledim. Aşağıda bu kitabın içindekiler bölümünü ve içinden bir alıntıyı bulacaksınız. Konuya ilgi duyanlar kitabımı Yüksel Cadddesi, No 8/32, 6650 Kızılay – Ankara adresinde yer alan Turhan Kitabevi‘nden temin edebilirler.

(ISBN: 975-6486-12-0)

Yorumlar kapalı

Son Değişikliklerle Vergi Kanunları ve İlgili Mevzuat

Bu çalışma 1999 yılında, meslektaşlarım Doç. Dr. Mustafa Akkaya ve Dr. Hakan Furtun ile birlikte hazırladığımız; şekli vergi hukuku, maddi vergi hukuku, vergi yargılama hukuku ile ilgili diğer kanunları içeren mevzuat derlemesidir. 1999’dan bu yana geçen dönemde vergi yasalarında yapılan değişiklikler karşısında kısmen de olsa güncelliğini yitimiş olan bu derlemenin en önemli özelliği neredeyse tümüyle hatasız olmasıdır. (Şu ana kadar geçen sürede çalışmamızda sadece bir hata bulanabildi. Piyasadaki kimi mevzuat derlemelerinin halini bilenler ne demek istediğimi gayet iyi anlayacaklardır.) Bu çalışma 1999 itibariyle yürülükte olan vergi hükümlerine ihtiyaç duyanlara gerekli olabilir. Dileyenler Yüksel Cadddesi, No 8/32, 6650 Kızılay – Ankara adresinde yer alan Turhan Kitabevi’nden Son Değişikliklerle Vergi Kanunları ve İlgili Mevzuat adlı çalışmamızı elde edebilirler. Aşağıda kanun derlemesinin içinde yer alan bölüm ve başlıklar sıralanmıştır:

(ISBN: 975-6809-20-5)

Yorumlar kapalı