3177′ye Bir Mesaj Atın, Ormanlarımızın Yeşermesine Katkıda Bulunun

Çocukken birileri bana ülkemizin yeşil olduğunu, ormanlarımızın çok olduğunu anlatmış olmalı ki ben yeşil ve geniş ormanları olan bir ülkede yaşadığımı zannederek büyüdüm. Sonradan önce büyüdüğüm şehirden çıkıp başka şehirleri, ardından da başka ülkeleri görünce anladım ki bana anlatılan tam bir kuyruklu yalanmış. Benim güzel ülkem -başkaca bazı konularda olduğu gibi- orman konusunda da fakirmiş ve her geçen gün biraz daha fakirleşiyormuş. Çorak dağlar ve tepeler; ya meyve sebze ya da beton tarlalarıyla doldurulan ovalar; azı kendiliğinden çoğu bizlerce yakılan ormanlar varmış ülkemde. Kentlerin sokaklarında evsiz kedi köpek çokmuş ama doğru düzgün bir park bile yokmuş. Bizde hal bu iken iken gelişmiş ülkelerin topraklarının ortalama yüzde otuz beşi ormanlarla kaplıymış. Türkiye’de bu oran yüzde on üç imiş ve her geçen gün azalıyormuş.

Benim dikilmiş üç beş fidanım var. İlk fidanlarımı – bilerek isteyerek değil, orta okuldayken öğretmenlerimiz elimize tutşturduğu için – okulumuzun bahçesindeki Atatürk büstünün arkasına dikmiştim sınıf arkadaşlarımla birilkte. Yıllar sonra bir gün okulun yakınından geçerken bizim fidanların bir kısmının tutup ağaç haline geldiğini görünce gözlerime inanamadım. O elimden küçük fidanlar boyumdan büyük ağaçlar olmuştu. O günden sonra, ara sıra da olsa, fidan dikmeye başladım bulduğum boşluklara. Bazen çam, meşe; bazen meyva ağaçları… Hiç dikmedim ama mutlaka bir gün çınar da dikeceğim…

Bunları söylemek nereden mi aklıma geldi şimdi? Şuradan: Az önce televizyonda bir kampanyanın tanıtımını izledim. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Televizyon Yayıncıları Derneği bir araya gelmişler, işin içine cep telefonu operatörlerini, Orman Bakanlığı’nı ve saireyi de katmışlar, medyanın ve teknolojinin gücünü kullanarak bizlere kolayca ağaç diktirirmenin bir yolunu bulmuşlar. Buldukları yol şu. Biz 3177′ye (Telsim, Türkcell veya Avea farketmiyor) bir mesaj atacağız. Bu mesaj için cep telefonu faturamıza 5 YTL eklenecek, karşılığında bir fidan dikilecek. Belki bu bize kendi ellerimizle diktiğimiz, can suyunu verdiğimiz, büyümesini izlediğimiz bir ağacın keyfini vermeyecek ama en azından bir gün arkadaşlarımızla yolda yürürken rastegele bir ağacı gösterip “bak bunu ben diktim” diyebileceğiz. Ormanlarımız çoğalıp ülkemiz daha temiz, daha yaşamaya uygun bir yer haline geldiğinde çocuklarımıza “bak buralar eskiden böyle değildi, bizim diktiğimiz ağaçlar sayesinde bu güzel ormanlar oluştu” diyebileceğiz.

5 YTL bazılarımız için az para değil belki ama doğruya doğru: çok para hiç değil.

“Değer mi?” diye düşünüyorsanız eğer, alın size bir örnek: Ankara’da yaşayanlarınız bilir; Ankara Büyükşehir Belediyesi yurt dışından 14 bin ağaç ithal etmiş ve bunlar için 1,5 milyon Euro para ödemiş (Daha da ağaç ithal edeceklermiş… Bkz: http://www.ankara-bel.gov.tr/lib/haberdetay.asp?id=1501). Yuvarlak hesap, her bir ağaç için 107 Euro yani kabaca 200 YTL ödemiş bizim belediye. Tutmadı diye sökülen ağaçların ek maliyetini unutsak bile bizim belediyenin ithal ağaçlara ödediği astronomik paralar ile mukayese ettiğinizde sizin 5 YTL’ye diktireceğiniz bir fidanın ne kadar ucuz – hatta bedava – olduğunu, ne kadar da doğru bir iş yaptığınızı göreceksiniz. Kim bilir; belki 3177′ye bir SMS attıktan sonra önümüzdeki ilk seçimlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adaylığınızı koymayı bile düşünürsünüz. Ne de olsa siz aynı paraya şu anda dikilenden 40 kat daha fazla ağaç diktirmenin yolunu biliyorsunuz. :o)

Şaka bir yana, televizyonda izlediğim kadarıyla, şu ana kadar SMS ile ağaç dikme kampanyasına kırk küsur bin kişi katılmış zaten. Bizler de katılınca bu rakam yüzbinleri geçer; milyonları bulur umarım. Böylelikle ülkemiz kendine yakışan ormanlarına kavuşur.

Hadi, lütfen, şimdi, 3177′ye bir SMS atın. Bir fidan dikin. Bugün güzel bir iş yapın.

Daha fazla bilgi için bkz:

http://www.osmanpepe.com.tr/haber_detay.asp?id=424

http://www.rtuk.org.tr/sayfalar/IcerikGoster.aspx?icerik_id=eed60219-ef6f-4e3e-818c-9244e7f81643

İnternet Etiği

Her ikisi de Türkçe olmayan “İnternet” ve “etik” sözcüklerinden oluşan “İnternet etiği” bileşik sözü İnternet kullanıcılarının dağarcığında yerini bulmaya başladı bu aralar. Haber grupları, web forumları gibi sanal ortamlarda İnternet kullanıcıları birbirlerini İnternet etiğine uymaya davet etmeye başladılar.

Peki nedir bu “İnternet etiği”?[1] Doğrusu, “İnternet etiği” veya – telaffuzu zor olduğu için olsa gerek – Türkçede pek az kullanılan “netiket” (netiquette) gibi terimlerle ifade edilen kavramının içinin tam olarak ne ile dolu olduğunu izah etmek hiç de kolay değil.

Kavramdan önce terimden başlayalım: Bu bileşik söz – esasen kendini oluşturan parçaları gibi – bizim ürettiğimiz ya da türettiğimiz bir söz değil. İngilizcedeki “Internet ethics” ifadesinin kelime kelime çevirisinden ibaret. “İnternet”in neyin nesi olduğunu hepimiz biliyoruz. (Acaba gerçekten de biliyor muyuz?)[2] “Etik” sözcüğü ise Türk Dil Kurumu sözlüğünde şöyle tanımlanıyor:

Yazının devamı >>

Türkçe Alanadı

Bu kez bir alıntıyı aktarmakla yetineceğim:

Gonderen:
ODTÜ Nic.Tr
Konu: Türkçe Alan Adları

Sent: Wednesday, November 15, 2006 8:52 PM
Subject: Türkçe Karakterli Alan Adı Tahsisi Hakkında

Sayın İlgili,

“.tr” Alan Adı Yönetimi’nin önerisi ve DNS Çalışma Grubu’ nun 19 Ekim 2006
tarihinde aldığı karar uyarınca, gerçek veya tüzel kişilere Türkçe
karakterler (ğ, ı, ü, ş, ö, ç) içeren alan adları tahsis edilebilecek olup,
söz konusu uygulama 04 Aralık 2006 tarihinde başlayacaktır.

Mevcut alan adı sahipleri, sistemde kayıtlı olan alan adlarının türkçe
karakterli karşılıkları için, 04 Mart 2007 tarihine kadar
başvurabileceklerdir. Bu başvurular sırasında Nic.tr tarafından -ilgili alan
adına ilişkin daha önce gönderilmiş belgelere istinaden- yeni bir belge
talep edilmeyecektir. 04 Mart 2007 tarinden itibaren yapılacak olan ve
Türkçe karakter içeren tüm alan adı başvuruları, mevcut alan adının sahip ve
sorumlu bilgileri kontrol edilmeden, halen uygulanmakta olan alan adı tahsis
kuralları çerçevesinde “ilk gelen alır” ilkesiyle tahsis edilecektir.

Detaylı bilgi için: www.nic.tr

Türkçe karakter (ğ, ı, ü, ş, ö, ç) içeren bir alan adı için, yeni bir
başvuruda bulunulduğunda ve bu alan adının latin alfabesinde (ASCII)
karşılığı ile nic.tr’de kayıtlı bir alan adının olmaması halinde
,https://www.nic.tr adresinde varolan prosedürün izlenmesi gerekmektedir.
Diğer bir deyişle, Türkçe karakterli alan adları, “com .tr”, “org .tr” vb.
belgeli tahsis edilen uzantılar için hak sahipliğini gösteren resmi
belgelere istinaden; “web .tr”, “gen .tr” gibi belgesiz tahsis edilen alan
adlarında ise “ilk gelen alır” yaklaşımı ile hareket edilerek, başvuru yapan
ilk kişi ya da kuruma tahsis edilecektir.

ÖNEMLİ!

04 Aralık 2006 tarihinde hayata geçecek olan sistemde gerçek ve tüzel
kişiler, internet adreslerinde Türkçe alfabesindeki karakterleri
kullanılabileceklerdir. WEB tarayıcıların (Firefox, Internet Explorer, Opera
vb.) uluslararası alan adlarını (IDN – Internationalized Domain Names)
yaygın olarak desteklediği, ancak, e-posta teknolojilerinin ise henüz
yeterince ve yaygın destek sağlamadığı unutulmamalıdır.

Kullanım alanları ve teknik bilgilere ilişkin olarak bu adreste ayrıntılı
bilgi verilmektedir.

Konuyu önemle bilgilerinize sunar, iyi çalışmalar dileriz.

Saygılarımızla,
Nic.tr (“.tr” Alan Adları) Yönetimi

Duyanlar duymayanlara haber versin.

AVEA ve HSBC’nin kullanıcı dostu(!)vebsiteleri

İki gün içinde iki ayrı vebsitesi epeyce güldürdü beni. Sadece güldürmediler, kızdırdılar, bol bol vaktimi aldılar. Hatta beni bu satırları yazmak durumunda bıraktılar. Bu sitelerden ilki HSBC’ye, diğeri AVEA’ya ait. Buyurun okuyun hayatının yirmi yılını bilgisayar başında geçirmiş bendenizin bu iki siteyle bir türlü anlaşamayışının öyküsünü.

HSBC ile başlayayım ama önce bir not düşeyim: Benim yurtdışında kaldığım dönemden kalma onlarca kartım var. Mağaza kartları, debit kartlar, kredi kartları ve saire. E, aram bilgisayarlarla iyi ya, bu kartlara ait işlemlerin hemen hepsini Internet üzerinden yaparım ben. Citibank’tan Chase’e, Sears’dan Dell’e pek çok firmanın çağrı merkezlerini de yüzlerce kere aramışımdır. Bunların hiçbiriyle hiçbir sıkıntı yaşamadım bugüne kadar. Çağrı merkezlerini biraz nahoş bulurum, itiraf edeyim. Moron muamelesi yaparlar adama çünkü. Bir keresinde Dell’in Hindistan’daki çağrı merkezinde telefona bakan Hindu görevli beni Teksas’la konuştuğuma inandırmaya kalkmıştı. Neyse, gelelim sadede…

Yedi, sekiz yıl önce bir mağaza kartı olan “Advantage Card”tan almıştım. Ben buralarda değilken Boyner Advantage Card’ı HSBC’ye satmış ve benim mağaza kartım kredi kartı oluvermiş. Ne güzel değil mi? Ben bu kartı bir süredir kullanıyorum. Karttan hiç bir şikayetim yok.

HSBC Advantage Card’la ilgili işlemleri genelde telefonla hallediyorum ama dün gece nedense vebsitelerine girip oradan ekstreme bakmak istedim. Daha önce Advantage kartın veya HSBC’nin vebsitesini hiç ziyaret etmemiştim. Www.hsbc.com.tr adresine gittim önce. Gelen sayfada “Advantage” logosunu tıklayınca kendimi www.advantage.com.tr adresinde buldum. Buraya kadar iyi hoş. Www.advantage.com.tr’de “Bireysel Internet Bankacılığı” linkini tıklayınca kendimi tekrar www.hsbc.com.tr’de buldum. Yani boşu boşuna bir tur atmış oldum. Hadi buraya kadarını benim cahilliğime(!), acemiliğime(!) verelim…

Www.hsbc.com.tr sitesinde bireysel bankacılık kısmına girebilmek için ihtiyaç duyacağım şifreyi oluşturabilmek için “Anında Şifre” linkini tıkladım.

Açıkçası “anında” sözcüğünü görmek beni çok sevindirmişti. Boşuna bir tur atmıştım ama en azından şifremi çabucacık alacaktım! Kredi kartımın numarası, doğum tarihim, annemin kızlık soyadı, tuttuğum takımın renkleri, eskiden çıktığım kızlardan baştan üçüncüsünün ilk adının sondan ikinci harfi gibi güvenlik sorularını yanıtladım. O da ne? Site verdiğim cevapları beğenmiyor! Acaba yazım hatası mı yaptım, annemin kızlık soyadını mı unuttum, diye defalarca kontrol ettim yazdıklarımı (gerçekten ettim); yetmemiş gibi karıma ve üç buçuk yaşındaki – henüz okuma yazma bilmeyen – kızıma da kontrol ettirdim.

Hayır, bütün soruların cevabını doğru girmiştim ama site bana “anında” şifre vermemekte direniyordu!

Bunun üzerine HSBC’nin 4440111 numaralı telefonunu aramaya karar verdim. Belli ki bankanın kayıtlarında bir hata vardı; telefonda bunu görevlilere anlatabilir ve site için gerekli şifreyi alabilirdim. Daha evvel de çeşitli işlemler için aramış olduğum bu çağrı merkezinin numarasını çevirdim ve banttan gelen sesin verdiği komutları dinlemeye başladım.

Ses bana talimatlar veriyor, ben de uygun tuşları tuşluyordum. Aslında arzum gerçek bir kişi ile konuşmaktı ama otomatik sistemle de neticeyi alabildiğim sürece sorun yoktu. Ne de olsa asıl amacım üzüm yemekti, bağcıyı görmesem de olurdu.

Muhtelif tuşları tuşladıktan sonra, alt menülerden birinde Internet’ten bankacılık işlemleri yapabilmek için gerekli şifreyi almamı sağlayacak menüye ulaştım ve banttan gelen sesin sıradaki komutunu beklemeye başladım.

Ses kabaca şöyle bir şey deyiverdi: “Lütfen önce telefon bankacılığı şifrenizi tuşlayınız.”

“Hoppala!! Benim telefon bankacılığı şifrem de yok ki. N’apıcaz şimdi? Demek ki, önce telefon bankacılığı şifresi almam lazım, sonra onu kullanarak Internet için olanı alacağım. Peki… Tamam… Ama onu nasıl alacağım?”

Benim kendi kendime – yüksek sesle – dediklerimden habersiz cevap verdi banttan gelen ses: ‘Telefon bankacılığı şifrenizi www.hsbc.com.tr sitesinden, ATM’lerden, şubenizden alabilirsiniz.’ (Birebir değil belki ama özünde aynen böyle dedi.)

“Hoppala (yeniden)! Şimdi olmadı işte. Ben zaten siteye giremediğim için aramadım mı bu numarayı?”

İşte bu noktada olan biteni eşime anlattım (hâlâ telefondayım bu arada) ve epeyce gülüştük. Kızım da bizim halimize güldü tabi. Kim demiş çocuklar anlamaz diye…

“Nasıl bağlanılıyordu operatöre, sıktı artık bu kadar teknoloji.”

Ne yazık ki, operatöre de bağlanamadım. Zira HSBC’nin telefon sisteminde böyle bir seçenek yoktu. Varsa bile ben bulamadım. Muhtelif tuşları ve özellikle de “0” (sıfır) tuşunu denedim. Açıkçası benim bildiğim bütün çağrı merkezlerinde sıfır tuşu sizi operatöre bağlar ama HSBC’de bu tuşun böyle bir fonksiyonu yok.

Siteden sonra telefonda da mağlup olmuş vaziyette HSBC’nin vebsitesine geri döndüm sonra. “Bize ulaşın” linkini tıkladım. Beceriksizliğimi(!) HSBC ile paylaştım.

Bir de “beni arayın, olur mu?” diye bir not bıraktım. Dün gece aramadılar. Bugün aramadılar. Bakalım yarın arayacaklar mı…

Gelelim AVEA’ya. Dün kredi kartı ekstremi merak etmiştim ya bugün de telefon faturamı merak edeceğim tuttu. Vallahi belamı aradığımdan ya da çok boş vaktim olduğundan değil. Bilen biliyor, başımı kaşıyacak vaktim yok aslında. Dün boşa harcadığım saatlerden hiç akıllanmamışım ki, bugün de www.avea.com.tr adresine gittim. Kullanıcı adımı ve şifremi yazdım ve AVEA’nın sitesindeki “online işlemler” bölümüne girdim. (Araya kısacık bir not: AVEA’nın sitesindeki kullanıcı adı ve şifrelerle ilgili olarak da geçen ay pek şenlikli bir deneyimim olmuştu. Şimdi konuyu uzatmamak için yazmayacağım ama bir başka seferde onu da not edeceğim buraya mutlaka.)

Sitede fatura bilgileri ile ilgili kısıma girdim. Bana ait olan bir telefonun fatura bilgilerini gördüm. Buraya kadar her şey harika! Yalnız benim AVEA’dan bir kaç numaram daha var, onların fatura miktarlarını da öğrenmek lazım. Baktım onlara ait bir bilgi yok. Bu da tamam, önce bu numaraları sisteme tanıtmak gerekebilir. Sitede ilgili olabilecek bütün linkleri taradım. Hayır, AVEA’nın sitesinde bir kişinin kendisine ait birden fazla numaraya ait işlemleri yapmasını sağlayacak bir seçenek yok. Gene yapıştım telefona…

Cepten 500 diye bir numara arıyorsunuz AVEA çağrı merkezi için. Bir kontür mü, iki kontür mü ne yazıyor, süreye bakmaksızın. Önce banttan gelen sesin sunduğu seçeneklerden uygun olanlarını tuşladım. Baktım işime yarar bir şey yok, bastım sıfır tuşuna. İbrahim adında gayet düzgün konuşan bir bey cevapladı telefonu hemen. Harika, nihayet, hem de hiç beklemeden bir gerçek insan çıkmıştı karşıma! (Örnek al HSBC!)

“İbrahim bey” dedim, “benim bir kaç numaram var, sitenizin ‘online işlemler’ kısmına girdim, oradan sadece bir numaraya ait işlemleri yapabiliyorum. Diğer numaralarımı o hesabıma nasıl ekleyebiliriz?”

Özetle, “ekleyemezsiniz” dedi İbrahim bey. “Her telefon numarası için ayrı bir kullanıcı adı ve şifre almanız gerekli.” Sonra bana kulağa ‘teknik’ gelen ama aslında mânasız bir açıklama yaptı bunun sebebi olarak.

Ben de “uydurma” dedim içimden; “yani elli numaram olsa, sizden elli kullanıcı adı ve şifre alamam gerekiyor siteniz için. Ne kullanıcı dostu bir sistem ama!”.

Tabi karşımdaki İbrahim beye böyle demedim. Ayıp olurdu. O ne de olsa bana yardımcı olmaya çalışıyor ve önüne konmuş bir metni okuyordu.

“İbrahim bey” dedim gene; “siz müşterilerinizin dileklerini ilgili yerlere aktırıyorsunuz, değil mi?”

“Evet” dedi.

“O zaman sizden bir dileğimi ilgili birime aktarmanızı rica ederim. Ben daha evvel böyle sistemleri çok kullandım. Bir hesaba birden fazla telefon numarası, banka numarası, kredi kartı numarası vs. eklemek mümkünüdür. Lütfen deyiverin de sizinkiler de siteyi değiştiriversinler. Böylesi müşteri için daha kolay olur, değil mi?” (Tam olarak bunlar değildi cümlelerim ama böyle bir şeydi galiba.)

“Tamam, talebinizi ilettim” dedi İbrahim bey. Fonda önündeki klavyesinden geldiğini sandığım tuş sesleri vardı.

Asıl amacıma ulaşmakta başarısız olmuş, AVEA’ya boşuna bir kontür kaptırmış, Internet’te ve telefon başında akşamımı heba etmiş bir şekilde kapadım telefonu.

Sonra bu satırları yazmaya başladım. Belki (umarım) HSBC’ye attığım mesaj ve AVEA’dan İbrahim beyin ilgililere ulaştırdım dediği talebim gerçekten yetkili, ilgili ve de bilgili birilerinin eline ulaşır da, sistemlerindeki bu ufak soruncukları giderirler. Bende bir akşam üstü “yahu, benim bu ayki faturam kaç paraydı” diye merak ettiğimde beş dakika içinde bu firmaların sitelerine girebilir, şifrelerimi alabilir, her bir telefon numaram için ayrı kullanıcı adları ve şifreler ezberlemek zorunda kalmadan faturalarımı görebilirim. Olur da göremezsem telefonlarını arayıp “sıfır” tuşuna basabilirim. Mutlu bir müşteri olurum.

Konuyla ilgisi yok ama hazır içimi dökmüşken son bir şey diyeyim: Ankara Üniversitesi mensuplarıın epeycesinin cebinde AVEA telefon var ama Cebeci kampüsünde çekmiyor bu telefonlar; bilmem farkında mı AVEA’nın yönetimindeki dostlar.

Ben Kimim?

Ertuðrul Akçaoðlu1975 yılında Karadeniz Ereğli”de doğdum. 1986′da Nimet İlkokulu’nu, 1993′de Karadeniz Ereğli Anadolu Lisesi’ni bitirdim. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başladım. 1995′de yatay geçiş yaptığım Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1997′de mezun oldum.

Ankara Hukuk’tan mezun olduktan sonra üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Kamu Hukuku Yüksek Lisansı programına devam ettim. Yüksek lisans devam ederken avukatlık stajımı Ankara Barosu nezdinde tamamladım ve ardından, 1998 yılında, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Vergi Hukuku Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2000 yılında finansal türev ürünlerin vergilendirilmesini konu alan tezimle yüksek lisansı tamamladıktan sonra doktora için Florida Üniversitesi Lisansüstü Vergi Hukuku Programı’na girdim. Sanırım 2005 sonu ya da 2006 başında bir vakitler “vergi hukuku doktoru” olacağım.

On dokuz yıldır bilişim teknolojilerine, on iki yıldır hukuka, sekiz yıldır Türk vergi hukukuna, yedi yıldır finansal yeniliklere, beş yıldır Amerikan vergi hukukuna, dört yıldır ise uluslararası vergi hukukuna ve özellikle elektronik ticaretin vergilendirmesi konusuna kesintisiz şekilde kafa yoruyorum. İlgi duyduğum, kafa yorduğum diğer konuları Karalama Defterim’e düştüğüm notlardan öğrenirsiniz zaten…

Bana ulaşmak isterseniz aşağıdaki “yorumlar” linkine tıklayın ve gelecek sayfadaki formu doldurmak suretiyle iletişim bilgilerinizi ve mesajınızı gönderin lütfen.

Ertuğrul Akçaoğlu

Finansal Türev Ürünlerin Vergilendirilmesi

Türk Hukukunda Finansal Türev Ürünlerin Vergilendirilmesi isimli yüksek lisans tezimi 2000′den 2002 sonbaharına kadar geçen süre zarfında mevzuatta yapılan değişiklikler doğrultusunda güncelleştirerek kitap haline getirdim. Bu kitapta ülkemizde daha çok ‘vadeli işlemler’ olarak bilinen temel finansal türev işlemlerin önce ekonomik ve hukuki niteliklerini (sözleşme olarak hukuki değerlerini), sonra da bu işlemlerin vergi hukuku bakımından durumlarını inceledim. Aşağıda bu kitabın içindekiler bölümünü ve içinden bir alıntıyı bulacaksınız. Konuya ilgi duyanlar kitabımı Yüksel Cadddesi, No 8/32, 6650 Kızılay – Ankara adresinde yer alan Turhan Kitabevi‘nden temin edebilirler.

(ISBN: 975-6486-12-0)

İçindekiler

GİRİŞ

BİRİNCİ BÖLÜM

TÜREV ÜRÜNLERİN EKONOMİK VE HUKUKİ NİTELİKLERİ

I. GENEL OLARAK

A. Konunun Sınırlarının Belirlenmesi

B. Finansal Risk Kavramı

1.. Kredi Riski

2.. Fiyat Riski (Döviz Kuru – Faiz Oranı Riski)

3.. Likidite (Nakit Akışı) Riski

C. Türev Ürünlerde Terminoloji Sorunu

1.. Tercih Edilen Terimler

2.. “Vadeli İşlem” Terimi

3.. “Pozisyon Almak” Terimi

II. TÜREV ÜRÜNLERİN TANITIMI

A. Genel Olarak

B. Türev Ürünlerin Gelişim Süreci

1.. Bretton Woods Sabit Kur Sisteminden Dalgalı Kur Sistemine Geçiş

2.. Keynesci Politikalardan Parasalcı Politikalara Geçişi

3.. Teknolojik Gelişmeyle Birlikte Piyasaların Küreselleşmesi

C. Türev Ürünlerin Tasnifi

1.. Forward Esaslı Türev Ürünler – Opsiyon Esaslı Türev Ürünler

2.. Tezgahüstü Türeve Ürünler – Borsalarda İşlem Gören Türev Ürünler

3. Taraflarına Göre Türev Ürünler

D. Türev Ürünlerin Türleri

1.. Forward Sözleşmeleri

a) Forward Sözleşmelerin Türleri

(1) Forward Döviz Sözleşmeleri

(2) Forward Faiz Oranı Sözleşmeleri

b) Forward Sözleşmelerinde Risklilik

2.. Fature Sözleşmeleri

a) Future Sözleşmelerinin Türleri

(1) Döviz Future Sözleşmeleri

(2) Faiz Future Sözleşmeleri

(3) Endeks Future Sözleşmeleri

b) Future ve Forward Sözleşmelerinin Karşılaştırılması

3.. Opsiyon Sözleşmeleri

a) Opsiyon Sözleşmelerinin Tasnifi

(1) Alma – Satma Opsiyonları

(2) Avrupa – Amerika Opsiyonları

(3) Borsa – Tezgahüstü Piyasa Opsiyonları

b) Opsiyon Sözleşmesinin Türleri

(1) Döviz Opsiyon Sözleşmeleri

(2) Faiz Opsiyon Sözleşmeleri

c) Opsiyonların Forward ve Future İşlemleriyle Karşılaştırılması

4.. Swap Sözleşmeleri

a) Swap Sözleşmelerinin Gelişimi

b) Swap Piyasasının Katılımcıları

c) Swap Sözleşmesinin Türleri

(1) Döviz (Para) Swapları

(2) Faiz Swapları

d) Swapların Future ve Opsiyon İşlemleri İle Karşılaştırılması

III. TÜREV ÜRÜNLERİN TÜRK HUKUKUNDAKİ YERİ

A. Genel Olarak

B. Mevzuatın Türev Ürünler Bakımından Değerlendirilmesi

C. Türev Ürünlerin Hukuki Niteliği

1.. Forward Temelli Türev Ürünlerin Hukuki Niteliği

a) Forward Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

b) Future Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

c) Swap sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

2.. Opsiyon Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

a) Opsiyon ve Benzediği Diğer Hukuki İşlemler

(1) Ön Sözleşme

(2) Şarta Bağlı Sözleşme

(3) Yenilik Doğuran Hak Tesisi

b) Opsiyon Priminin Niteliği

3.. Türev Ürünlerde Kumar Def’i

4.. Türev Ürünlerin Menkul Kıymet Sayılıp Sayılmayacağı Sorunu

İKİNCİ BÖLÜM

TÜREV ÜRÜNLERİN VERGİLENDİRİLMESİ

I. GENEL OLARAK

II. GELİRDEN ALINAN VERGİLER

A. Gelir Vergisi Yönünden

1.. Verginin Konusu

a) Gelirin Unsurları

(1) Ticari Kazançlar

(2) Menkul Sermaye İratları

(3) Kaynağı Ne Olursa Olsun Diğer Her Türlü Kazanç ve İratlar

b) Gelir Unsurları İçinde Türev Ürünlerin Yeri

(1) Forward ve Swap Sözleşmeleri

(2) Future ve Opsiyon Sözleşmeleri

2. Verginin Yükümlüsü, Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme

a) Verginin Yükümlüsü

b) Genel Olarak Vergiyi Doğuran Olay

c) Türev Ürünlerde Gelirin Elde Edilmesi

B. Kurumlar Vergisi Yönünden

2.. Verginin Yükümlüsü, Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme

a) Verginin Yükümlüsü

b) Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme

III. HARCAMALARDAN ALINAN VERGİLER

A. Katma Değer Vergisi

1.. Verginin Konusu

a) KDV’nin Konusunu Oluşturan İşlemlerin Ortak Özellikleri

(1) Teslim

(2) Hizmet

(3) İşlemlerin Türkiye’de yapılması

b) KDV’nin Konusunu Oluşturan İşlemler

(1) Ticari, Sınai, Zirai Ve Serbest Meslek Faaliyeti Çerçevesinde Yapılan Teslim Ve Hizmetler

(2) Her Türlü Mal Ve Hizmet İthalatı

(3) Diğer Faaliyetlerden Doğan Teslim ve Hizmetler

c) KDV’nin Konusu İçinde Türev Ürünlerin Yeri

(1) Forward ve Swap Sözleşmeleri

(2) Future ve Opsiyon Sözleşmeleri

2.. Yükümlü ve Sorumlular

3.. Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme

4.. Türev Ürünlerde Katma Değer Vergisi İstisnası

B. Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi

1.. Verginin Konusu ve Yükümlüsü

2.. Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme

3.. BSMV’de Arbitraj İstisnası ve Swap Sözleşmeleri

C. Damga Vergisi (Hukuki İşlem Vergisi)

1.. Verginin Konusu

2.. Verginin Yükümlüsü

3.. Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme

4.. Damga Vergisinde Türev İşlem İstisnası

IV. TÜREV ÜRÜNLERİN VERGİLENDİRİLMESİNDE ÖZELLİK ARZ EDEN DURUMLAR

A. Forward Sözleşmeleri İle Peçeleme

B. Swap Sözleşmeleri İle Peçeleme

C. İşlemlerin Değerlendirilmesi

SONUÇ, ÖZET, ABSTRACT, KAYNAKÇA

Kitaptan bir alıntı:
(Not: Aşağıdaki metinde ilgili atıflar bulunmamaktadır. Atıflar metnin orijinalinde yer almaktadır.)

C. Türev Ürünlerde Terminoloji Sorunu

Bir “türev ürün” (derivative product), en yalın ifadeyle, risklerin bunları taşımaya isteksiz taraflardan istekli taraflara aktarılmasını sağlayan; temelinde yatan bir emtia ya da finansal değer üzerinden türetilen bir sözleşmedir. Temelde yatan emtia ya da finansal değer üzerinden türetilen yeni bir değerin işlemin konusunu oluşturması bu sözleşmelerin “türev ürün” ya da “türev araç” olarak adlandırılmasının sebebidir. Örneğin, “döviz future sözleşmesi” işlem konusu dövizlerin önceden belirlenmiş olan bir kur üzerinden vadede teslim edilmesini öngören bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin temelinde yatan aktif (spot ürün) “döviz”dir; türev ürünün konusu ise bu dövizin “teslimat vaadi”dir. Alım-satımı yapılan spot ürün (örneğimizde döviz) değil; spot ürün üzerine türetilen “teslimat vaadi”dir .

Bu çalışmanın konusunu oluşturan “finansal türev ürünler”e karşılık olarak İngilizce’de “financial derivative products” ya da kısaca “derivatives” terimleri kullanılmaktadır. “Derivative products/ derivatives” karşılığı olarak Türk yazarları genellikle “türev ürünler/türevler” ifadesini kullanmaktadırlar .

Türevlerin Türk uygulamasına girmesiyle birlikte Türkçe’de kullanılacak terimlerin oluşturulması bir sorun olarak kendini göstermiştir. Terminoloji sorunu iki farklı açıdan incelenebilir:

1. Tercih Edilen Terimler

Türev ürünler denildiği zaman (İngilizce terimleri ile) “forward contracts”, “futures contracts”, “options contracts”, “swap contracts” anlaşılır.
Türkçe eserlerde “forward contracts” için “forward sözleşmesi/işlemi”, “gelecek sözleşmesi”, “gelecekteki sözleşmeler” ; “futures contracts” için ise “future sözleşmeleri” , “gelecek kontratları” , “vadeli sözleşmeler/işlemler” ; ifadeleri kullanılmaktadır. “Options contracts” ve “swap contracts” karşılığı olarak ise genellikle kabul gören kullanım “option/opsiyon sözleşmesi” ve “swap sözleşmesi” şeklindedir.

Bu çalışmada, yaygın kullanıma uygun olarak “forward sözleşmeleri”, “future sözleşmeleri”, “opsiyon sözleşmeleri” ve “swap sözleşmeleri” sözcükleri tercih edilmiştir. Şüphesiz ki, her bir türev ürüne karşılık olarak hangi Türkçe sözcüğün yerleşeceği ya da yabancı dildeki terimlerin kullanımda kalıp kalmayacağı zaman içinde kendiliğinden belli olacaktır.

2. “Vadeli İşlem” Terimi

Terminoloji sorunuyla, bir ifadenin farklı kavramları karşılamak üzere kullanılması durumunda da karşılaşılmaktadır. Türev ürünler bakımından “vadeli işlem” terimi böyle bir sorun yaratmaktadır.

Öncelikle, “vadeli işlem” teriminin doktrinde farklı kavramları karşılamak için kullanıldığını ifade etmek gerekir. Bu terim kimi zaman bir üst başlık olarak tüm “türev ürünler” yerine; kimi zaman “future” ve “opsiyon” işlemlerini kapsar şekilde; kimi zamansa sadece “future” anlamında kullanılmaktadır. Hatta “forward” ve “swap” işlemleri için de aynı terimin tercih edildiği de görülmektedir. Meselenin daha önemli yönü ise “vadeli işlem” teriminden sadece doktrinde değil aynı zamanda mevzuatta da farklı anlamlar taşır şekilde yararlanılmasıdır.

“Vadeli işlem” terimi hukukumuza ilk olarak Borçlar Kanunu ile “vadeli alışverişler” olarak girmiştir. Kanunun – çoğu zaman gözden kaçan – kumar ve bahse ilişkin 504. maddesi, “vadeli alışverişler” terimi ile future ve bir kısım opsiyon sözleşmelerini kastetmektedir.

Sermaye Piyasası Kanununun 4487 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki 22. maddesinin (j) bendinde Sermaye Piyasası Kurulunun “Finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mal ve kıymetli madenlere dayalı vadeli işlem sözleşmesi ile münhasıran bu sözleşmelerin işlem göreceği borsalarda çalışacak kurumların kuruluş, faaliyet ilke ve esaslarını belirlemek” yetki ve görevinin bulunduğu belirtiliyordu. Sermaye Piyasası Kurulu, maddede geçen “vadeli işlem sözleşmesi” ifadesini future ve opsiyon sözleşmelerini kapsayacak şekilde geniş yorumlamış ve hem future piyasalarını hem de opsiyon piyasalarını düzenleyen yönetmelikler çıkarmıştı . Ne var ki, söz konusu yönetmeliklerde Kurul, “vadeli işlem” terimini bu kez sadece “future sözleşmesi” karşılığı olarak kullanmıştı. Aynı terimin yasa ve yasanın verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde farklı anlamlar taşır şekilde kullanılması Kurulun düzenleme yetkisinin kapsamının tartışılmasına yol açmıştı.

Oluşan terim karmaşası ve buna bağlı olarak Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme yetkisinin kapsamı meselesi 4487 sayılı Kanunla getirilen değişiklikle çözülmeye çalışılmıştır. Değişiklik ile Sermaye Piyasası Kanununun 22. maddesinin (j) bendi tüm türev ürünleri kapsamına alarak “Ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil her türlü türev araçların niteliklerini, alım ve satım esaslarını, bu araçların işlem göreceği borsalar ve piyasalarda çalışacakların denetim, faaliyet ilke ve esasları ile yükümlülüklerini, teminatlar, takas ve saklama sistemi konularındaki esas ve usulleri düzenlemek” şeklinde değiştirilmiştir. Bendin yeni şeklinde “vadeli işlem” terimi sadece “future sözleşmesi” karşılığı olarak kullanılmış, böylelikle sermaye piyasası mevzuatı kendi içinde tutarlı hale getirilmiştir.

4743 sayılı Kanunla değişik Bankalar Kanunun 11. maddesi, bankaların verebilecekleri kredilerin sınırlarının tespiti bakımından “vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler”in kredi olarak kabul edileceğini öngörmektedir. Maddede yer alan “benzeri diğer sözleşmeler” ifadesi her ne kadar tüm türev ürünleri kapsayarak uygulamada doğabilecek yorum sorunlarını giderir görünse de, Kanunun “vadeli işlem” terimi ile forward, future ve swap işlemlerinden hangisini ya da hangilerini ifade etmek istediğinin net olarak anlaşılamaması “benzeri diğer sözleşmeler”i de belirsiz kılacağı için, bankaların verebilecekleri kredilerin sınırlarının belirlenmesinde önemli yorum sorunlarının doğması olasıdır.

TCMB Kanunun 4651 sayılı Kanunla degiştirilmeden önceki 53/b maddesi “vadeli işlem” terimini forward ve swap sözleşmelerini ifade eder şekilde kullanıyordu. 4651 sayılı Yasa ile 53. madde yeniden düzenlenmiş; maddede geçen “vadeli işlem” terimi terk edilerek ve “türev ürün” terimi kullanılmıştır .

4761 sayılı Kanunla Damga Vergisi Kanununun istisnaları düzenleyen (2) sayılı tablosuna (IV/19) maddesi eklenmiş; bu maddeyle bankalar arasında, bankanın taraf olduğu veya bankalar aracılığıyla yapılan “vadeli işlem” ve opsiyon sözleşmeleri ile bu sözleşmelere ilişkin olarak düzenlenen diğer kâğıtlar damga vergisinden müstesna tutulmuştur. Bu kanunun “vadeli işlem” terimi ile sadece future sözleşmelerini mi yoksa forward, future ve swap sözleşmelerini mi ifade etmek istedeği net değildir.

“Vadeli işlem” teriminin mevzuatta farklı anlamlar taşır şekilde yer almasının doğurabileceği sorunlar ya yasa koyucunun harekete geçmesi ile (ki bunun kısmen yapıldığı yukarıdaki açıklamalardan görülmektedir) ya da yargı içtihatları ile sağlanacaktır. Kanaatimce, yasa koyucunun iradesi netleşinceye ya da içtihat oluşuncaya kadar, “vadeli işlem” teriminin kullanılmaması uygun olur.

Ertuğrul Akçaoğlu