<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karalama Defterim &#187; kitap</title>
	<atom:link href="http://www.akcaoglu.com/tag/kitap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.akcaoglu.com</link>
	<description>Ertuğrul Akçaoğlu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 May 2010 21:57:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>AÜHF Kütüphanesi Müzesi İnternet&#8217;te</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2008/04/16/auhf-kutuphanesi-muzesi-internette/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2008/04/16/auhf-kutuphanesi-muzesi-internette/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 22:56:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'ye Armağan Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>dijitalleştirerek</category>
	<category>eserden</category>
	<category>erişime</category>
	<category>kütüphanesinin</category>
	<category>tarayıcı</category>
	<category>alan</category>
	<category>yerine</category>
	<category>fakülte</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2008/04/16/auhf-kutuphanesi-muzesi-internette/</guid>
		<description><![CDATA[Fakülte kütüphanesinin müze kısmında yer alan 150 kadar eserden 135&#8242;ini dijitalleştirerek İnternet&#8217;ten erişime açtık. Böylelikle sadece kazara kütüphanenin bir müzesi olduğunu öğrenip de camekanların içindeki kitapların kapaklarını veya bir iki sayfasını görebilen ufak bir azınlık yerine İnternet&#8217;e girebilen herkesin müzedeki eserleri sayfa sayfa okyabilmesini mümkün kıldık. 135 kitabın dijitalleştirilmesi ikibuçuk ay sürdü. Bu kez tarayıcı yerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fakülte kütüphanesinin müze kısmında yer alan 150 kadar eserden 135&#8242;ini dijitalleştirerek İnternet&#8217;ten erişime açtık. Böylelikle sadece kazara kütüphanenin bir müzesi olduğunu öğrenip de camekanların içindeki kitapların kapaklarını veya bir iki sayfasını görebilen ufak bir azınlık yerine İnternet&#8217;e girebilen herkesin müzedeki eserleri sayfa sayfa okyabilmesini mümkün kıldık.</p>
<p>135 kitabın dijitalleştirilmesi ikibuçuk ay sürdü. Bu kez tarayıcı yerine dijital fotoğraflama yöntemini kullandık. Bu amaçla <a target="_blank" href="http://www.atiz.com">Atiz </a>firmasından temin ettiğimiz <a target="_blank" href="http://http://diy.atiz.com/">BookDrive DIY</a> cihazından yararlandık. Bu cihazın üzerinde iki adet <a target="_blank" href="http://www.dpreview.com/reviews/canoneos400d/">Canon EOS 400D </a>dijital fotoğraf makinası yeralıyor. Çekimleri fakültemizin idari personel kadrosuna yeni katılan Mualla hanım arkadaşımız ile öğrencilerimiz İlknur ve Gökhan yaptılar. Çekimlerin yapılmasını Roma Hukuku kürsüsünden değerli arkadaşım <a target="_blank" href="http://law.ankara.edu.tr/~kucuk/">Eşref </a>özenle denetledi. Resim işleme, karakter tanıma, PDF&#8217;ye dönüştürme ve siteye yerleştirme gibi işleri öğrencilerimiz Durmuş, Caner, Enver ve Burak yürüttüler.</p>
<p>Bu süreçte bana &#8220;genel koordinatör&#8221; sıfatı uygun görüldü. Projenin genel koordinatörü olarak ben &#8211; her mühim sıfat sahibi kişi gibi &#8211; pek bir şey yapmadım; ortalıkta dolandım; bol bol havanda su dövdüm; arada sırada ortaya çıkan küçük problemlerin çözümü hakkında ahkam kestim.   :o)</p>
<p>Müze sitesi dün &#8220;<a target="_blank" href="http://auhf.ankara.edu.tr/muze">http://auhf.ankara.edu.tr/muze</a>&#8221; adresinden hizmet vermeye başladı. Şu anki hali ile bazı eksikleri, epeyce de kusurları var. Önümüzdeki bir kaç hafta boyunca bildiğimiz eksikleri ve kusurları yavaş yavaş gidereceğiz. (Ancak hem öğrenci arkadaşlarımın sınavları yaklaşıyor hem de benim biraz tez &#8211; makale vs. yazmam lazım gene. Bu sebeple müzedeki düzeltmelerin yapılması gerçekten de &#8220;yavaş&#8221; olabilir.) </p>
<p>Müzede bolca Latince, İtalyanca, Fransızca eser var. Bir miktar da İngilizce ve Almanca&#8230; Üç-dört tane de el yazması Osmanlıca/Arapça eser mevcut. Yabancı dil bilmeyenlerin pek bir işine yaramayacak bu site ama özellikle hukuk tarihi ve sosyolojisi çalışanlar için paha biçilmez bir kaynak olacak sanırım.</p>
<p>Küçücük bir teknik not: Tarayıcı ile kitap tarandığında dijital fotoğraf çekme yöntemi ile kitap taranmasına(?) göre çok daha kaliteli ve verimli(!) sonuç alınabiliyor. Eğer bir kitabı kesmek ve sayfaları üsten beslemesi olan ve çift yüzlü tarama yapabilen bir tarayıcı ile tarama imkanınız var ise dijital fotoğraf makinası kullanan cihazları tercih etmeyin derim. Bizim müze projesinde kullandığımız cihaz ve yöntem, kesilmesi mümkün olmayan kitaplar bakımından zorunlu bir tercih olsa da tarayıcılar kadar iyi sonuç vermiyor.</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2008, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2008/04/16/auhf-kutuphanesi-muzesi-internette/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;ye Armağan Projesi &#8211; Rapor</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2008/02/08/turkiyeye-armagan-projesi-rapor/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2008/02/08/turkiyeye-armagan-projesi-rapor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2008 08:23:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pro(c)eler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'ye Armağan Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[akcaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[scanner]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>araştırmacıların</category>
	<category>dijital</category>
	<category>okuyanlarınız</category>
	<category>bilirler</category>
	<category>olgunlaşmaya</category>
	<category>üretme</category>
	<category>sunma</category>
	<category>projesi</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2008/02/08/turkiyeye-armagan-projesi-rapor/</guid>
		<description><![CDATA[Önceki yazılarımı okuyanlarınız Mart 2007&#8242;den beri Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nde bir dijital belge üretme projesi yürüttüğümüzü bilirler. Hukuk fakültesi dergilerini dijital ortama aktarıp İnternet&#8217;ten araştırmacıların erişimine sunma amacıyla başlayan bu proje, büyüyüp olgunlaşmaya başladı. Adı dergi projesinden &#8220;Türkiye&#8217;ye Armağan Projesi&#8221;ne dönüştü. Çok güzel tepkiler almaya başladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi&#8217;nin ve Ankara Law Review&#8217;un [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki <a href="http://www.akcaoglu.com/category/hukuk/auhf/turkiyeye-armagan-projesi/">yazılarımı</a> okuyanlarınız Mart 2007&#8242;den beri Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nde bir dijital belge üretme projesi yürüttüğümüzü bilirler. Hukuk fakültesi dergilerini dijital ortama aktarıp İnternet&#8217;ten araştırmacıların erişimine sunma amacıyla başlayan bu proje, büyüyüp olgunlaşmaya başladı. Adı dergi projesinden &#8220;Türkiye&#8217;ye Armağan Projesi&#8221;ne dönüştü. Çok güzel tepkiler almaya başladı.</p>
<p>Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi&#8217;nin ve Ankara Law Review&#8217;un bütün sayılarını (yaklaşık 240 cilt dolusu makale) İnternet&#8217;e aktarmak bize yetmedi. Hocalarımızın yazdığı 80 kadar monografiyi de İnternet&#8217;ten hukuk öğrencileri ve araştırmacılarla paylaştık. Bu kolleksiyona her gün yeni eserler eklemeye devam ediyoruz. (Bkz: <a href="http://auhf.ankara.edu.tr" target="_blank">http://auhf.ankara.edu.tr</a>)</p>
<p>Gelelim büyük habere:</p>
<p>Siz bu satırları okurken öğrencilerimiz ile idari ve akademik personelimizden oluşan küçük bir ekip fakültemiz kütüphanesinin müzesinnde yer alan nadide eserleri dijital ortama aktarmaktalar. Hedefimiz, Nisan ayı başında değerine paha biçilemez ve hiç bir yerde (kolay kolay) bulunamaz eserleri (ki 200 kadar eserden bahsediyorum) kilitli camekanların içinden çıkarıp sizlerin masalarının üstüne koyabilmek.</p>
<p>Projenin bu aşamasının teknik detaylarını daha sonra paylaşacağım sizlerle. Tahmin edeceğiniz üzere bu kez bir tarayıcı (scanner) kullanmıyoruz. Kitaplara hiç zarar vermeden taramanın yollarını bulduk!</p>
<p>Sevinçliyim. Ufak adımlarla da olsa hukukumuza, kütüphaneciliğimize ve araştırmacılarımıza büyük katkı sağlayacağına inandığım bir işle uğraşıyoruz. Ve sevinçliyim, çünkü öğrencilerimiz, fakülte yönetimi, asistan arkadaşlarım hep birlikte çalışıyoruz.</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2008, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2008/02/08/turkiyeye-armagan-projesi-rapor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (2)</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2007 17:01:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pro(c)eler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'ye Armağan Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[akcaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[sunucu]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/</guid>
		<description><![CDATA[Dergi projesinde kullanacağımız tarayıcı perşembe günü geldi. Alınan tarayıcı HP Scanjet 8390. Tek taraflı (simplex) modda 35, çift taraflı (duplex) modda 70 sayfayı bir dakika içinde tarayabiliyormuş bu yazıcı. Elbette gerçek kullanımda biz bu hızları yakalayamayacağız. İki bilgisayarla birlikte tarayıcıyı fakültedeki bir odaya yerlestirdik. Tarayıcının bağlı olduğu bilgisayar yine bir HP. 2.4 ghz. hızında AMD [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 180px"><img class="  " style="border: 5px solid black; margin: 5px;" title="HP Scanjet 8390" src="http://h10003.www1.hp.com/digmedialib/prodimg/lowres/c00491675.jpg" border="5" alt="HP Scanjet 8390" hspace="5" vspace="5" width="170" height="188" align="left" /><p class="wp-caption-text">HP Scanjet 8390</p></div>
<p>Dergi projesinde kullanacağımız tarayıcı perşembe günü geldi. Alınan tarayıcı <a href="http://h10010.www1.hp.com/wwpc/us/en/sm/WF05a/15179-64195-215155-15202-215155-1118282.html" target="_blank">HP Scanjet 8390</a>.</p>
<p>Tek taraflı (simplex) modda 35, çift taraflı (duplex) modda 70 sayfayı bir dakika içinde tarayabiliyormuş bu yazıcı. Elbette gerçek kullanımda biz bu hızları yakalayamayacağız.</p>
<p>İki bilgisayarla birlikte tarayıcıyı fakültedeki bir odaya yerlestirdik. Tarayıcının bağlı olduğu bilgisayar yine bir <a title="HP Bilgisayar" href="http://h10010.www1.hp.com/wwpc/us/en/sm/WF06b/12454-12454-64287-321860-3328893-3310266-3310267-3317281.html" target="_blank">HP</a>. 2.4 ghz. hızında AMD Athlon 64 işlemcisi, 512 MB belleği (RAM) ve 80 GB&#8217;lik SATA harddiski var. Bu bilgisayarın belleğini 2 GB&#8217;ye yükselltim. Bu bilgisayara bir de 1 adet 250 GB&#8217;lik harddisk ekleyeceğim. (Tarama için tercih ettiğim TIFF formatındaki dosyalar oldukça büyük yer kaplıyor.) Tarayıcı gayet kullanışlı tarama (scan) ve optik karakter tanıma (OCR) yazılımlarıyla beraber geldi. Tarayıcı ve bağlı olduğu bilgisayar 400-500 sayfalık bir dergiyi 300 dpi çözünürlükle 25-30 dakika&#8217;da hem tarayabiliyor hem de içeriğini yazıya dönüştürebiliyor. Eğer 600 dpi çözünürlüğe çıkarsak sadece tarama işlemi bir saati aşabiliyor. HP&#8217;nin yazılımı 300 dpi ile 600 dpi arasındaki seçeneklere izin vermiyor. 300 dpi çözünürlük ekranda çok tatminkar gözükmese de yaptığım denemeler 600 dpi ile arasında sadece dikkatli bir gözün yakalayabileceği kadar az fark olduğunu ortaya koyduğu için taramaları 300 dpi&#8217;da yapmaya karar verdim. (Bir ara buraya 300 dpi ve 600 dpi ile taranmış sayfaların örneklerini koyarım.)</p>
<p><span id="more-105"></span>Kullandığımız ikinci bilgisayar YÖNSİS marka 3.2 ghz. hızında Intel P4 işlemcisi, 512 MB belleği ve 80 GB (sanırım SATA) harddiski olan bir bilgisayar. Bu bilgisayarın belleğini 1 GB&#8217;ye yükselttim. Muhtemelen bu bilgisayara da bir 250 GB&#8217;lik harddisk takmam gerekecek. Bu ikinci bilgisayar sadece optik karakter tanıma (OCR) için kullanılıyor.</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 172px"><img style="border: 5px solid black; margin: 5px;" title="HP 2000 Series" src="http://h10003.www1.hp.com/digmedialib/prodimg/lowres/c00620525.jpg" border="5" alt="HP 2000 Series" hspace="5" vspace="5" width="162" height="178" align="right" /><p class="wp-caption-text">HP 2000 Series</p></div>
<p>Her iki bilgisayar ağ üzerinden birbirlerine bağlı. Birinde tarama işlemi yapılırken diğerinde tanıma ve işlemi yapılabiliyor. Böylelikle zaman kaybı minimuma indiriliyor.</p>
<p>Tarayacının ve iki bilgisayarın başında üç öğrenci arkadaşım çalışıyorlar. Dergileri cilt cilt tarayıp, makale makale ayırıyor; OCR yazılımı ile okutup, içinde yazı gizli olan resim PDF formatında kaydediyorlar. Her bir cilt taranıp, içindeki makaleler ayrı ayrı PDF dosyalarına dönüştürüldükten sonra fakülte öğretim elemanlarının hazırladıkları künye ve anahtar sözcükler PDF dosyalarının`özellikler` kısmına giriliyor. Her bir dosya belli bir sisteme göre adlandırılıyor ve klasörleniyor. Dijital ortama aktarılan deriglein belki ileride aynı basımını yapma ihtiyacı doğar diye taranan orijinal TIFF dosyaları da saklanıyor.</p>
<p>Hazırlanan PDF dosyaları OCR yazılımından istifade edilerek hazırlandığı için  her bir makalenin içinde tam metin araması yapılabilecek. Ayrıca, öğretim elemanlarının çıkardıkları künyeler ve özellikle de anahtar sözcükler PDF dosyalarının özelliklerine işlendiği için  Google gibi arama motorları makaleleri çok daha iyi indeksleyebilecek.</p>
<p>Niye doğrudan yazı PDF yerine resim + gizli yazı PDF yapmayı tercih ettiğimi merak edenleriniz var ise (ki bu yönde sorular aldığım için yazıyorum) yanıtı şu: OCR ile yazıya dönüşüm işlemini gerçekleştirdikten sonra yazıları kontrol edip hatalarını düzeltmek çok zaman alacaktı. Her bir ciltte 4 sayı var. Her sayıda ortalama 10 makale var desek, 56 cilt çarpı 4  sayı çarpı 10 makaleden 2240&#8242;ın üzerindeki makaleyi satır satır, kelime kelime kontrol etmek gerekiyor tümüyle yazı PDF seçeneğini gerçekleştirebilmek için. Bunu yapabilecek/yapmak isteyen kimse yok; zaman da yok. Hedefim 20-25 gün içinde bütün dergileri makale makale PDF haline getirmek. Bu aşamadan sonra dergileri fakültenin sunucusuna yerleştirmek ve ayrıca içinde arama yapılabilir CD haline getirmek gerekecek ki bu işleri doğru düzgün şekilde yapmak biraz daha vakit alacak.</p>
<p>Daha önceki yazımda sunucuya Açık Dergi Sistemi yazılımını kurduğumu aktarmıştım. Bu yazılım bir harika ama eski dergilerin yayınlanması bakımından işimize yaramayacak. Yeni sayılar bakımından bile kullanabileceğimizi sanmıyorum. Çok daha basit &#8211; ve mümkünse gene kaynak kodu açık &#8211; bir yazılım bulmam gerekiyor&#8230;</p>
<p>Dergi projesini tamamladıktan sonra fakültenin yayınladığı diğer eserlerin (özellikle de piyasa bulunamayan eski eserlerin) dijital ortama aktarılmasına gelecek sıra. Bir kaç gündür fakültenin depolarındaki kitaplar elden geçiriliyor, birer birer temizleniyor. Ben bunlardan ikişer üçer tanesini tarama işlemlerini yaptığımız odaya taşıttırıyorum. Duvarlar kitaplıklarla, kitaplıklar kitaplarla doldu. Daha gelecek o kadar çok kitap var ki&#8230; Meğer ne çok kitap yayınlamış bizim fakültemiz.</p>
<p>Bu yazi ile ilgili yazıları da okuyabilrisiniz:</p>
<h3><a id="post-101" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/03/13/hukuk-fakultesinin-yeni-sunucusu/"><span>Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu</span></a></h3>
<h3><a id="post-103" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (1)" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/03/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-1/"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (1)</span></a></h3>
<h3><a id="post-105" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (2)" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (2)</span></a></h3>
<h3><a id="post-106" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (3)" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/30/hukuk-fakltesi-dergi-projesi-gelismeler-3/"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (3)</span></a></h3>
<p style='text-align:left'>&copy; 2007 &#8211; 2009, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muktezalar (Özelgeler)</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2007/01/10/muktezalar-ozelgeler/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2007/01/10/muktezalar-ozelgeler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2007 10:02:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>sirkülerle</category>
	<category>sirkülerde</category>
	<category>sirkülerlerin</category>
	<category>sirkülerler</category>
	<category>sirküler</category>
	<category>sirküler</category>
	<category>gelirler</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2007/01/10/85/</guid>
		<description><![CDATA[Muktezalar (özelgeler), bağlayıcılık ve yeni vergi normu koyma ölçütüne göre asli kaynak niteliği taşımayan, ikincil nitelikte, vergi hukukunun &#8220;açıklayıcı&#8221; kaynaklarındandırlar.[1] Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 413. maddesine göre, mükellefler (yükümlüler), Maliye Bakanlığından veya Maliye Bakanlığının bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulanması bakımından belirsiz ve kararsızlığa neden olan hususlar hakkında açıklama istiyebilirler. Yetkili makamlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muktezalar (özelgeler), bağlayıcılık ve yeni vergi normu koyma ölçütüne göre asli kaynak niteliği taşımayan, ikincil nitelikte, vergi hukukunun &#8220;açıklayıcı&#8221; kaynaklarındandırlar.[1]</p>
<p>Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 413. maddesine göre, mükellefler (yükümlüler), Maliye Bakanlığından veya Maliye Bakanlığının bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulanması bakımından belirsiz ve kararsızlığa neden olan hususlar hakkında açıklama istiyebilirler. Yetkili makamlar yazı ile istenecek açıklamayı yazı ile veya sirkülerle cevaplamak zorundadırlar. Alacakları cevaplara göre hareket eden mükelleflerin bu hareketleri cezayı zorunlu kılsa bile ceza kesilmez.</p>
<p>Mükellefler bağlı oldukları vergi dairesi başkanlıklarına veya defterdarlıklara bir dilekçe ile başvurmak yoluyla mukteza talebinde bulunabilirler. Muktezalar, kendilerine verilen muktezaya göre hareket eden mükellefleri bunun neticesinde doğabilecek vergi cezalarına karşı korumakla beraber, vergi borcu asıllarına, gecikme zammı ya da faizlerine karşı koruma sağlayamazlar.</p>
<p>Muktezalar sadece verildikleri mükellefler  bakımından geçerlidirler. Diğer mükellefler, başka mükelleflere verilmiş muktezalara dayanarak ilgili vergi cezalarına karşı korunma elde edemezler. İşte bundan dolayı, mükellefler aynı ya da benzer konularda sıklıkla mukteza talebinde bulunabilmektedirler. Bu da Maliye Bakanlığı&#8217;nın iş yükünün lüzumsuz yere artmasına sebep olmaktadır.</p>
<p>Maliye Bakanlığı&#8217;nın bu sorunu gidermek için 2003 yılında yayınladığı bir genel tebliğ muktezalardan yararlanabilecek mükelleflerin kapsamını genişletmiştir:[2]</p>
<blockquote><p>&#8220;(M)ükelleflere kolaylık sağlamak amacıyla tayin edilen muktezalardan özellik arz edenler periyodik olarak sirküler halinde yayımlanacaktır. Ayrıca, Bakanlığımızca, yapılacak mukteza taleplerinin sirkülerle cevaplandırılması yoluna gidilebilecektir. Sirkülerler, Gelirler Genel Müdürlüğünün www.gelirler.gov.tr internet adresinde yayımlanacaktır.</p>
<p>Durumları sirkülerde yayımlanan olaya uyan ve yapılan açıklamalar doğrultusunda işlem yapan mükellefler adına Vergi Usul Kanununun 413 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan hüküm uyarınca herhangi bir cezai işlem yapılmayacaktır.&#8221;</p></blockquote>
<p>Eski haliyle Gelirler Genel Müdürlüğü&#8217;nün,  yeni haliyle Gelir İdaresi Başkanlığı&#8217;nın vebsitesinin &#8220;mevzuat&#8221; bölümünde &#8220;kanunlar&#8221; başlığı altında yürürlükteki vergi kanunlarıın metinlerinin yanı sıra her bir kanun bakımından ayrı ayrı tasnif edilmiş şekilde ikincil kaynakların metinleri de yer almaktadır.[3] 1996 yılından günümüze kadar yayınlanmış pek çok mukteza da bu sitede yerlerini almışlardır. Bunun yanı sıra, 1996 &#8211; 1998 yılları arasında verilen muktezalardan derlenmiş ve Gelirler Genel Müdürlüğü&#8217;nün 1999 yılında yayınlmış olan &#8220;Türk Vergi Kanunları Uygulamalarına İlişkin Özelgeler (Muktezalar)&#8221; başlıklı kitaba da Gelir İdaresi Başkanlığı&#8217;nın vebsitesinden erişmek mümkündür.[4]</p>
<p>Gelir İdaresi Başkanlığı&#8217;nın vebsitesinde yayınlanmış olan muktezalardan mükelleflerin Maliye Bakanlığı&#8217;nın yukarıda değinilen genel tebliği kapsamında yararlanıp yararlanamayacağı konusunda üzerinde durulması açıklığa kavuşturulması gereken bir husus bulunmaktadır. Şöyle ki, tebliğ, bazı mukteza taleplerinin &#8220;sirküler&#8221; ile cevaplandırılıp bu sirkülerlerin &#8220;www.gelirler.gov.tr&#8221; adresinde yayınlancağını öngörmektedir. Söz konusu site incelendiğinde sitede, her bir kanun bakımından ayrı ayrı tasnif edilmiş şekilde, &#8220;özelgeler&#8221; ve &#8220;sirküler&#8221; başlıkları altında açıklayıcı ikincil kaynak niteliğinde metinler yayınlandığı ve fakat muktezaların sirküler şeklinde yayınlanmadığı görülmektedir.  Bu şekle aykırılık, sözkonusu sitede yayınlanan muktezlardan müklleflerin değinilen tebliğ kapsamına yararlanamayacakları neticesinin çıkarılmasına sebep olabilir. Yine de tebliğin hizmet ettiği amaç göz önüne alındığında, Gelir İdaresi Başkanlığı vebsitesinde yayınlanmış bütün muktezaların (kitap formatında yayınlananlar da dahil olmak üzere) tüm mükelleflerce ulaşılabilir hale gelmeleri sebebiyle ilgili oldukları konular bakımından tüm mükelleflere ilgili vergi cezalarına karşı koruma sağlayacaklarını kabul etmek daha doğru olur.</p>
<p><!--adsense--><strong> Notlar</strong></p>
<p>[1] Öncel, Kumrulu, Çağan, Vergi Hukuku, Ankara, Turhan Kitabevi, 13. Bası, 2005, s.16.</p>
<p>[2] 30.4.2003 tarih ve <a target="_blank" href="http://www.gelirler.gov.tr/gelir2.nsf/e0e7ed2f487dde2386256aa4002edcda/a9e71060608c84b180256d18004818ff?OpenDocument">315 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği</a></p>
<p>[3] <a target="_blank" href="http://www.gelirler.gov.tr/gelir2.nsf/VK?OpenPage">http://www.gelirler.gov.tr/gelir2.nsf/VK?OpenPage</a> adresinde listelenmiş kanunlardan herhangi biri seçildiğinde o kanunun metni ile beraber ilgili ikincil kaynakların listesi de gelmektedir.</p>
<p>[4] <a target="_blank" href="http://www.gelirler.gov.tr/gelir2.nsf/kitapozelgeicindekiler?OpenPage">http://www.gelirler.gov.tr/gelir2.nsf/kitapozelgeicindekiler?OpenPage</a></p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2007, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2007/01/10/muktezalar-ozelgeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet Etiği</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2007/01/04/internet-etigi/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2007/01/04/internet-etigi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Jan 2007 20:44:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[internet etiği]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>internet</category>
	<category>etiği</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2007/01/04/80/</guid>
		<description><![CDATA[Her ikisi de Türkçe olmayan “İnternet” ve “etik” sözcüklerinden oluşan “İnternet etiği” bileşik sözü İnternet kullanıcılarının dağarcığında yerini bulmaya başladı bu aralar. Haber grupları, web forumları gibi sanal ortamlarda İnternet kullanıcıları birbirlerini İnternet etiğine uymaya davet etmeye başladılar. Peki nedir bu “İnternet etiği”?[1] Doğrusu, “İnternet etiği” veya &#8211; telaffuzu zor olduğu için olsa gerek &#8211; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her ikisi de Türkçe olmayan “İnternet” ve “etik” sözcüklerinden oluşan “İnternet etiği” bileşik sözü İnternet kullanıcılarının dağarcığında yerini bulmaya başladı bu aralar. Haber grupları, web forumları gibi sanal ortamlarda İnternet kullanıcıları birbirlerini İnternet etiğine uymaya davet etmeye başladılar.</p>
<p>Peki nedir bu “İnternet etiği”?[1] Doğrusu, “İnternet etiği” veya &#8211; telaffuzu zor olduğu için olsa gerek &#8211; Türkçede pek az kullanılan “netiket” (netiquette) gibi terimlerle ifade edilen kavramının içinin tam olarak ne ile dolu olduğunu izah etmek hiç de kolay değil.</p>
<p>Kavramdan önce terimden başlayalım: Bu bileşik söz &#8211; esasen kendini oluşturan parçaları gibi &#8211; bizim ürettiğimiz ya da türettiğimiz bir söz değil. İngilizcedeki “Internet ethics” ifadesinin kelime kelime çevirisinden ibaret. “İnternet”in neyin nesi olduğunu hepimiz biliyoruz. (Acaba gerçekten de biliyor muyuz?)[2] “Etik” sözcüğü ise Türk Dil Kurumu sözlüğünde şöyle tanımlanıyor:</p>
<p><span id="more-80"></span></p>
<blockquote>
<p align="left">Etik, isim, toplum bilimi Fransızca éthique</p>
<div align="left">
<p align="left">1 . Töre bilimi.</p>
<div align="left">
<p align="left">2 . Bir meslek grubunun uymak zorunda olduğu davranışlar bütünü.</p>
<div align="left">
<p align="left">3 . Etik bilimi.</p>
<div align="left">
<p align="left">4 . sıfat Ahlaki, ahlakla ilgili.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</blockquote>
<p>Demek ki, terimden hareketle, “İnternet etiği” sözü ile kastedilenin “İnternet ahlakı”, yani “İnternet kullanıcılarının uymak zorunda oldukları toplumsal davranış biçimleri ve kuralları bütünü”[3] olduğunu söylemek mümkün. Ancak, İnternet kullanıcılarının (çoğunluğu hâlâ ABD’de ve Batı Avrupa’da olmakla beraber) bütün dünyaya yayıldığı düşünüldüğünde bir davranış biçimleri ve kurallar “bütünü”nün varlığını kabul etmek zor geliyor. İnternet etiği “var olan” bir davranış biçimleri ve kurallar bütününden çok “var etmek için çaba sarf edilen” bir davranış biçimleri ve kurallar bütünü olsa gerek.</p>
<p>İşte bu “çaba”nın parçalarını oluşturan örneklerden en önde geleni IETF’nin[4] 1995 yılının Ekim ayında yayınladığı, “resmi olmayan netiket kılavuzu” başlıklı 1855 numaralı RFC’sidir.[5]</p>
<p>RFC 1855’de İnternet’in yeni kullanıcıları için uyulması tavsiye edilen temel davranış kuralları özetlenmiştir. Bu kurallar üç başlık altında toplanmıştır. Bunlar “birebir iletişim” (örneğin e-posta ve sohbet), “çoklu iletişim” (örneğin e-posta listeleri ve haberleşme grupları) ve “bilgi sistemleri”dir (örneğin WWW).</p>
<p>Ben RFC 1855’in Türkçe çevirisini bulamadım. Burada tümünü çevirmeye kalkışmayacak[6], sadece birebir iletişim ve çoklu iletişime ait bölümlerinde tavsiye edilen bazı davranış biçimlerini ve kuralları özetleyerek aktaracağım:</p>
<blockquote><p>- Eğer size gelmiş bir mesajı bir başka kişiye ya da bir gruba yönlendiriyorsanız (“forward” ediyorsanız) orijinal mesajın metnini değiştirmeyin. Eğer mesaj kişisel nitelikte ise ve siz mesajı bir başka kişiye ya da bir gruba yönlendirecekseniz öncelikle sahibinden izin alın. Bir mesajı kısaltabilir ve sadece ilgili kısımlarını aktarabilirsiniz ancak bunu yaparken gerekli özeni göstermelisiniz.</p>
<p>- E-posta ile asla zincirleme mektuplar göndermeyiniz. Zincirleme mektuplar İnternet’te yasaktır.</p>
<p>- Bir şey gönderirken muhafazakar, alırken liberal olun. Provoke edilseniz bile “ateşli” mesajlar göndermemelisiniz. Diğer taraftan ateşli mesajlar almaya şaşırmamalısınız. Ateşli yazılara yanıt vermemek basiretli bir davranıştır.</p>
<p>- Göndereceğiniz bir mesajın alıcısının kültürünün, dilinin, eğlence anlayışının sizinkinden farklı olabileceğini aklınızda tutun. Özellikle alaycılık konusunda dikkatli olun.</p>
<p>- Büyük ve küçük harfleri birlikte kullanın. SADECE BÜYÜK HARF KULLANIMI SANKİ BAĞIRIYORMUŞSUNUZ GİBİ ANLAŞILIR.</p>
<p>- Bir mesaja duygusal yanıt vermeden önce aradan bir gece geçmesini bekleyin.</p>
<p>- Göndereceğiniz mesajın konu başlığında içeriği ile ilgili bir ifade yer alsın.</p>
<p>- Bir e-posta listesine ya da haberleşme grubuna herhangi bir mesaj göndermeden önce o listedeki mesajları bir iki ay süreyle takip edin. Böylece o grubun kültürüne aşina olursunuz.</p>
<p>- Yazdıklarınızın geniş bir kitle tarafından görüleceğini dikkate alın. Bu kişiler arasında şu anki ya da gelecekteki patronunuz da yer alabilir. Ne yazdığınıza dikkat edin. Ayrıca aklınızda tutun ki, e-posta listeleri ve haberleşme listeleri çoğunlukla arşivlenirler ve sözleriniz uzun sure diğer kişilerin erişebileceği halde tutulabilirler.</p>
<p>- Kişilerin kendi adlarına konuştuklarını ve (aksi açıkça belirtilmemişse) sözlerinin kurumlarının görüşü olmadığını farz edin.</p>
<p>- Bir mesaja yanıt verirken (“reply” ederken) dikkatli olun. Çoğunlukla yanıtlar asıl mesajın geldiği adrese giderler ve çoğu zaman bu bir listenin veya grubun adresi olabilir. Kazara kişisel bir mesajı büyük bir topluluğa gönderebilirsiniz. En iyi yol “reply” düğmesini tıklamak yerine alıcının adresini elle yazmaktır.</p>
<p>- Eğer kişisel bir mesajı kazara bir liste veya gruba gönderirseniz hemen ilgili kişi ve gruba birer özür mesajı gönderin.</p>
<p>- Eğer bir kişi ile anlaşmazlığa düşerseniz yazışmalarınızı liste ya da grup üzerinden değil, doğrudan birbirinize e-posta göndererek yapın. Eğer üzerinde konuştuğunuz konu tüm grubu ilgilendiriyorsa sonradan gruba bir özet metin yollayabilirsiniz.</p>
<p>- Ateşli mesajlar savaşlarına karışmayın. Tahrik edici içerik göndermeyin, böylelerine yanıt vermeyin.</p>
<p>- Genellikle siz bir mesajı gönderdikten sonra onu geri almak mümkün olmaz. Sistem yöneticiniz bile gönderdiğiniz bir mesajı geri almanızı sağlayamayabilir. O sebeple bir mesajı göndermeden önce gerçekten de göndermek istediğinizden emin olun.</p>
<p>- Eğer kendinizi bir tartışma içinde bulursanız, tartışmanın içeriğinin tartışan kişilere değil tartışmanın konusuna odaklanmasını sağlayın.</p>
</blockquote>
<p>RFC 1855 gibi İnternet etiği oluşturmaya yönelik çabanın bir diğer örnekleri de Arlene Rinaldi tarafından, aslen Florida Atlantik Üniversitesi’nin ağının kullanıcıları için hazırlanmış olan Net: Kullanıcı Kılavuzu ve Netiket isimli kılavuz[7] ve Virginia Shea’nın yazdığı Netiket isimli kitaptır.[8]</p>
<p>Brookings Enstitüsü’ne bağlı Bilgisayar Etik Enstitüsü’nün[9] yanı sıra CPSR[10], EFF[11] gibi sivil toplum örgütleri – başkaca şeylerin yanı sıra – bir İnternet etiğinin oluşması için çaba göstermektedirler. Ayrıca, gelişen bilişim teknolojilerinin etik yönünü inceleyen Ethics and Information Technology adlı bir hakemli dergi de bulunmaktadır.[12]</p>
<p>Türkiye’de İnternet etiği oluşturmaya yönelik pek bir çaba görülememektedir. Bu tespitin bir istisnası gerek bir komisyon kurarak bilişim sektöründe çalışanların uyması beklenen davranış biçimlerini belirleyen ve gerekse de “İnternet iletişim kuralları” adı altında İnternet etiğine ilişkin Türkçe bir metin hazırlayan Türkiye Bilişim Vakfı’dır. TBV’nin internet iletişim kuralları metni şu şekildedir:[13]</p>
<blockquote><p>Burada söz konusu edilen kuralların amacı İnternet gibi sınırsız ortak bir iletişim ve etkileşim ortamını kullanırken birey olarak rahatsız olmamak ve kimseyi de rahatsız etmemek için bireylere dönük sezgisel anımsatıcı uyarılarda bulunmaktır.Düzensizliklere düşülmeden İnternet ortamının etkin ve yararlı kullanımının bu uyarılara uyulması oranında artacağı inancını hepimizin paylaşacağını umuyoruz. Bu uyarıların ya da kuralların ezberlenmesi gerekmez, özenli bir okunuş ile elde edilecek izlenim uygun davranışların sergilenmesini sağlayacaktır. Akılda yer etmeyen ezberlenerek uygulanacak kurallar koymanın İnternet kullanımında bir yararı olmayacağı çok açıktır.</p>
<p>Pek çok kişinin katkıları ile derlenip sunulan aşağıdaki görüşlerin daha etkileyici başka biçimlerde dile getirilmesi her zaman olanaklıdır. Lütfen bu metinde amacı doğrultusunda eksik gördüğünüz önerilerinizi bildiriniz. İletilen önerilerin metnin geliştirilmiş bir sonraki sürümünde değerlendirilerek yer alacağından emin olabilirsiniz.</p>
<p>BAŞKALARINA KARŞI SAYGI</p>
<p>- Toplum karşısında kendinize yakıştırdığınız tavrı İnternet&#8217;in sanal ortamında da sürdürünüz, kimliğinizi saklayabileceğinizi umarak gerçek yaşamınızda benimsemediğiniz davranışları sergilemeyiniz.</p>
<p>- Başkalarına karşı saygılı olunuz, bunun kendinize olan saygınızın ve size başkalarının göstereceği saygının ön koşulu olduğunu unutmayınız.</p>
<p>- Düşüncelerinizi dile getirirken olumlu yaklaşmanın ve nazik bir ifade kullanmanın sağ duyunun gereği olduğunu hatırlayınız.</p>
<p>- Tartışmaların özelleşmesine ve kişiselleşmesine yol açmayınız.</p>
<p>- İnsanları duygusal yönden zedeleyici ve rahatsız edici iletilerin yayılmasına olanak vermeyiniz (örneğin amansız bir hastalığı olanların son isteği gibi sonuç alınması olasılığı çok kuşkulu iletilerin yayılmasına aracılık etmek ya da inançlar üzerinde yorumlar yapmak gibi)</p>
<p>- İstenmeden yapılan yanlışları hoşgörü ile karşılayıp, anlayışla yardımcı olmaya çalışınız.</p>
<p>- Kişilerin istemleri dışında iletiler alarak rahatsız olmalarını elinizden geldiğince önleyiniz, buna neden olmayınız.</p>
<p>- Size gelen bir iletiyi, başkasına aktarmak istediğinizde, bu iletiyi size gönderenin bunu isteyip istemediğinden emin olunuz.</p>
<p>BİÇİMSEL ÖZEN</p>
<p>- Açık kimliğinizi geçerli bir gerekçeniz olmadıkça gizlemeyiniz, her iletinizde açık kimliğinizin net olarak belli olduğundan emin olunuz.</p>
<p>- Kimliğin önem taşımadığı durumlarda görüş ve düşüncelerinizi anonim olarak açıklamayı uygun buluyorsanız bunu kötüye kullanmadan özenli yapınız.</p>
<p>- Konu kısmı yeterince açık olan (iletinin içeriğini göz atıldığında belli eden açıklıkta),dili anlaşılır, özlü kısa iletiler ile iletişim kurmaya ve etkileşmeye özen gösteriniz.</p>
<p>- Eğer herkesi değil de bir kişiyi ilgilendirdiğini düşündüğünüz bir ileti var ise genele hiç duyurmadan doğrudan ilgili kişiye iletilerinizi yönlendiriniz.</p>
<p>- Her zaman yanıtladığınız iletinin konu başlığını koruyarak yanıt veriniz.</p>
<p>İÇERİK İLE İLGİLİ ÖZEN</p>
<p>- Ne demek istiyorsanız ona karşılık olan, yanlış anlaşılmalara yol açmayacak düz ve yalın deyişlerle düşüncelerinizi aktarmaya çalışınız.</p>
<p>- İletilerinizin yalnızca eleştirici olmasından kaçınarak her zaman yapıcı ve ufuk açıcı olmasını gözetiniz.</p>
<p>- İletileri yanıtlamadan önce bir kere daha özenle okuyunuz, verdiğiniz yanıtı da göndermeden önce aynı özenle bir kere daha gözden geçiriniz.</p>
<p>- Özellikle tartışma listelerinde daha önce değinilmiş konuları ek bir katkıya yol açmayacaksa üstelemeyiniz, ortaya çıkmış bir sonucu görmemezliğe gelerek kendi düşüncenizi kabul ettirmede ısrarcı olmayınız.</p>
<p>- Gereksiz yere büyük harfler ile yazışmaktan, sık sık özel simgeler kullanmaktan,esprili ya da alaycı anlatımlardan kaçınınız, jargon sayılacak farklı bir söyleşi biçimi ile herkese açık ortamlarda iletişimde bulunmayınız.</p>
<p>- Olanaklı olduğunca uzun alıntılar yapmaktan ve ek göndermekten kaçınınız, gönderdiğiniz eklerin çok yer kaplamamasına, virus gibi alıcısının bilgisayar ortamını bozucu içerik taşımamasına özen gösteriniz.</p>
<p>- Virüslü iletiler ile karşılaştığınızda en kısa zamanda kağnağını ve geçikmeden etkileneceğini umduğunuz kişileri uyarınız.</p>
<p>ÖTEKİ KONULAR</p>
<p>- İyelik haklarını zedelememeye özen gösteriniz, başkasının veri kaynaklarını, düşüncelerini ve yazılımlarını kendinizinmiş gibi sahiplenmeye kalkışmayınız.</p>
<p>- Başkalarının kişilik haklarına ve özel yaşamına saygılı olarak kişilerle ilgili karalayıcı yorumlarda bulunmayınız.</p>
<p>- İnternet ortamının sağladığı olanakların yasa dışı biçimde insanlara zarar verme, başkalarının işlerini engelleme, gizli ve kişisel bilgilerini ele geçirip yararlanma, her türlü sahtekarlık, yolsuzluk, dolandırıcılık ya da hırsızlık gibi kötü amaçlı kullanımına yol açmayınız ve göz yummayınız.</p>
<p>- Uygunsuz davranışlar sergilemekte ısrarlı olanları ölçülü bir tepki içinde elbirliği ile uyarmaya çalışınız.</p>
<p>- Size gelen bir iletiyi başkalarına aktarırken ileti üzerindeki e-posta adres bilgilerinin gerekmiyorsa aktardığınız kişinin eline geçmemesine özen gösteriniz.</p>
<p>- Kendinizin ya da temsilcisi olduğunuz ürün ve hizmetlerin reklamını yapmayınız</p>
<p>- Güvenlik zedeleyici ve bozucu girişimlere karşı alınması gereken önlemlere uymaya özen gösteriniz, bu konuda bir kuşku duyduğunuzda doğrudan İnternet servis sağlayıcınıza ya da kurum sorumlunuza durumu bildirerek önlem alınmasına yardımcı olunuz.</p>
<p>- İnternet üzerinde denetim ve düzenleme yetkisi olanların konumlarını kötüye kullanmalarına karşı duyarlı olunuz ancak gerektiğinde de işlerini kolaylaştırıcı her türlü desteği veriniz.</p>
</blockquote>
<p>İnternet etiğine ilişkin bir diğer Türkçe metin de Milli Eğitim Bakanlığı’nın 18 Ağustos 2004 tarihli ve 2004/61 sayılı genelgesiyle tüm il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen, içeriği etik dışında başkaca konuları da içeren, “İnternet Etiği” başlıklı yazısıdır.[14]</p>
<p>Yukarıdaki değinilen metinler şüphesiz ki İnternet’e ilişkin ortak değerlerin ve kuralların oluşması ve yerleşmesi bakımından çok önemliler. Ancak bana bugün için genel kabul görmüş bir İnternet davranış biçimleri ve kuralları bütününün varolduğunu iddia etmek için erkenmiş gibi geliyor.</p>
<p>Ertuğrul Akçaoğlu</p>
<p>4 Ocak 2007</p>
<p><strong>* * * * * *  </strong><br />
<!--adsense--><br />
<strong> Dipnotlar</strong>[1] “İnternet etiği” (Internet ethics / netetiquette) ile anlamı tümüyle farklı olan “bilgisayar etiği”ni (computer ethics) karıştırmamak gerektiğini vurgulamak gerekir.</p>
<p>[2] Bu yazının yazarı çoğu İnternet kullanıcısının bu terim ile neyin ifade edildiğini bilmediği kanısında. Bununla beraber, konuyu dağıtmamak için İnternet’in tanımına ve İnternet terimi ile karıştırılan diğer terimlere değinilmeyecektir.</p>
<p>[3] Ne olur ne olmaz deyip &#8211; İnternet etiği ile İnternet’e uygulanabilecek “hukuk”u karıştırmamak gerektiğini de vurgulayalım.</p>
<p>[4] IETF yani İnternet Mühendisliği Görev Gücü (The Internet Engineering Task Force), İnternet’in “teknik altyapısına” ilişkin standartları belirleyen sivil toplum kuruluşlarının önde gelenlerinden biridir. Daha fazla bilgi için bkz: http://www.ietf.org/overview.html</p>
<p>[5] RFC’ler yani Açıklama İstekleri (Requests for Comments), belli bir protokol ya da standardın oluşum sürecinde IETF tarafından yayınlanan bilgi notlarıdır. İçeriği ve niteliği farklı pek çok RFC vardır. Daha fazla bilgi için bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/Request_for_Comments</p>
<p>[6] İngilizce orijinali http://www.ietf.org/rfc/rfc1855.txt?number=1855 adresinde okunabilir</p>
<p>[7] Bkz: http://www.cs.biu.ac.il/home/leagal/netguide/index.html</p>
<p>[8] Bkz: http://www.albion.com/netiquette/book/index.html</p>
<p>[9] Computer Ethics Institute. Bkz: http://www.brook.edu/its/cei/cei_hp.htm</p>
<p>[10] Computer Professionals for Social Responsibility. Bkz: http://www.cpsr.org/about/</p>
<p>[11] Electronic Frontier Foundation. Bkz: http://www.eff.org/about/</p>
<p>[12] Bkz: http://www.springer.com/west/home/humanities?SGWID=4-40361-70-35553605-0</p>
<p>[13] Bkz: http://www.tbv.org.tr/default.asp?ID=30</p>
<p>[14] Bkz: http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/internetEtigi/intEtikustyazi.htm</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2007 &#8211; 2009, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2007/01/04/internet-etigi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimim?*</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2006/01/25/kimim/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2006/01/25/kimim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2006 08:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günce]]></category>
		<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[berna]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[burs]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[ereğli]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[sunucu]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[Cevabı çok zor bir soru bu. Hatta sorunun ne olduğu bile net değil. Kimim, geçmişim nedir mi demek? Yoksa nasıl bir kişiyim mi? İkinci soruyu ben yanıtlayamam. İlkine ise zaman yetmez ya, hadi bir kaç mekan ve an yazayım buraya: 75 Doğum yılım ve yerim: Ereğli. Konya değil Karadeniz. Pazarın ilerisi. Camdan aşağı attığım sabunlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cevabı çok zor bir soru bu. Hatta sorunun ne olduğu bile net değil. Kimim, geçmişim nedir mi demek? Yoksa nasıl bir kişiyim mi? İkinci soruyu ben yanıtlayamam. İlkine ise zaman yetmez ya, hadi bir kaç mekan ve an yazayım buraya:</p>
<p>75<br />
Doğum yılım ve yerim: Ereğli. Konya değil Karadeniz.<br />
Pazarın ilerisi. Camdan aşağı attığım sabunlar.<br />
Murtaza mahallesi. Toprağı kazarken bulduğum Bizans sikkesi.<br />
Komşunun kızları ile evcilik oynayışım. Evlendirmişlerdi(!) beni de ne korkmuş ne ağlamıştım artık onların evinde kalmam lazım diye.<br />
Ortacami. Yufkacının üst katı. Manolya bahçesinde yaptığımız çete kulubesi. Akreplerden korkup kaçışımız oradan.<br />
Liman. &#8216;Anayasacı&#8217; oluşum.</p>
<p>81<br />
Nimet İlkokulu. Semiha Bana, ilk öğretmenim.<br />
Erdemir Sineması. İlk sunuculuğum, ilk oyunculuğum.<br />
Liman. Kiraladığım kayık. Küreğin avuçiçimi acıtması.<br />
Anadolu Dersanesi. Babam müdür. Çıtır simit ve çay. Ne çok sevmiştim kantinini.<br />
Akbank&#8217;ın aylık sınava hazırlık dergileri. Bir akşam onları çalışıp girmiştim sınava.</p>
<p>86<br />
Anadolu Lisesi. Hazırlık sınıfları en üst katta. Ne de çok basamak var çıkacak.<br />
Bilgisayar Laboratuarı. MS-Dos 3.30, sonra 4.01.<br />
Okulun yanındaki boş tarla. Bisiklet kiralayan adam.<br />
Kavaklık. Ergenlik. Meslek Liseli arkadaşlarım. Kung-Fu.</p>
<p>91<br />
Berna&#8217;m ile tanışmam.</p>
<p>93<br />
Büyük Ereğli Dersanesi&#8217;ndeki danışman hoca. Müdür yardımcısı falandı galiba. Kim olduğumu bile bilmeden babama dersaneyi ektiğimi söyleyebilen, benim AÜHF&#8217;de okuyacağıma inanmayan adam. Adı neydi acep?<br />
Endüstri ve Meslek Lisesi. Üniversite sınavının ilk ayağı. Bir saat camdan limanı seyredişim.<br />
Fener Lisesi, Zonguldak. Sınavın ikinci ayağı. Anam babam haber beklerken sinemada Hülya Avşar&#8217;ın Berlin in Berlin&#8217;ini izleyişim.</p>
<p>İstanbul.<br />
Marmara Hukuk&#8217;ta geçen iki güzel yıl.<br />
Atatürk Erkek Öğrenci Yurdu, Cevizlibağ İstanbul. Hamam usulü banyoları.<br />
Topkapı-Kadiköy otobüs hattı. Boğaz köprüsü. Yollar.<br />
Vapurla yurda dönülen geceler. Camdan dışarı bakıyormuş gibi yapıp aslında bana bakan kız. Sonradan en yakın arkadaşım oluşu. Yemeği kaçırdığım akşamlar.<br />
Ve amcamın okulun burnun dibindeki evi!</p>
<p>Okul günleri. Dersler.<br />
Süheyl Batum&#8217;un Anayasa dersini anlatışı. O derste benim ders anlatışım. Arkadaşlarım bana &#8216;sen hoca olursun&#8217; dediklerinde &#8216;hadi oradan len&#8230;&#8217; deyişim.<br />
Cimbom&#8217;un Manchester&#8217;la oynadığı maç.</p>
<p>94<br />
Altunuzade Erkek Öğrenci Yurdu, Altunuzade İstanbul. 80 numaralı oda. Beni polis zanneden oda arkadaşlarım. Kantinde çeyrek ekmek arası bayat yumurta ve bayat çay. Ne de güzeldi tadı.<br />
Tansu Çiller&#8217;in yaptığı devalüasyon. Tamek meyva suyunun fiyatının bir günde beş kat artması.</p>
<p>Üsküdar&#8217;daki bir evin saraya bakan balkonunda oturup iki dostla çay içişimiz. Geçen yatlara laf edişimiz. Kocamustafapaşa&#8217;daki bir evde geçen haftasonları. Dostlar. İzden&#8217;in serçe arabası. Buğra&#8217;nın Ortaköy&#8217;deki evi. Taksim&#8217;in barları. Taksim Parkı&#8217;nın tinercileri.</p>
<p>Gezme, tozma. Dönmezer&#8217;in dört ciltini hatmedip dersi finalde geçen dört kişiden biri olma.</p>
<p>95<br />
Ankara Hukuk&#8217;a yatay geçiş başvurusu. Başvurumun kabul edildiğinden habersiz Marmara&#8217;ya devam edişim. Kabul edildiğimi ziyadesiyle geç öğrenişim. Mermer salonda yazı tura atıp Ankara&#8217;ya geçişim.</p>
<p>Ankara&#8217;da Ertan abi. Ertan abinin evi. Ertan abinin serçe arabası. Eryaman sokakları.<br />
Ankara Hukuk, arka bina, 3-A sınıfı. Sınıfın en arka sırası. En ön sıradaki öğrenciler. Tanışmamız, arkadaş oluşumuz. Vergi hukuku dersi. Ahmet hocam. Berna&#8217;m, bir tanem.</p>
<p>Evlenme teklifi(!) alışım. Abim ile geçen günlerimiz. Eryaman-Bahçeli yolları.</p>
<p>97<br />
Mezuniyet. Parasız geçen günler.  Ankara Adliyesi&#8217;nde staj. Yüksel Hoca&#8217;nın bürosu. Paralı geçen günler.</p>
<p>Yüksek Lisans. Nurkut hocanın rekabet hukuku dersi. Arka binadaki çatışmanın olduğu gün bir öğrencinin beni polis sanışı. Mustafa beyin ve Hakan beyin odaları. Çay işkenceleri.</p>
<p>98<br />
Asistanlık günleri. Sınav nöbetleri. Teze başlamam.</p>
<p>2000<br />
Tezi bitirmem. Burs almam. Evlenmem. Amerika&#8217;ya yollanmam. Ahmet hocamın muhalefeti.<br />
Gainesville, Florida. Hilton oteldeki gece. Otel odasına ve kiralık arabaya giden paracıklar.<br />
Küçük ve karanlık ve de ucuz evimiz. Yerde uyuduğumuz gece. Bir plastik masa ve dört sandalyeden oluşan mobilya takımımız. Berna&#8217;nın karton kutudan yaptığı kitaplığım.<br />
Bisikletimiz. Publix marketin poşetleri. Küçük televizyon alışımız.</p>
<p>Okul, okul, okul. 70 kişilik sınıftaki üç yabancıdan biri olmanın verdiği o garip his. Bambaşka bir millet, bambaşka bir eğitim tarzı. Amerikan federal vergi kanunları (iki cilt) ve tüzükleri (beş cilt).</p>
<p>Friel. Lokken. Doktora. Tez. Tez. Tez.</p>
<p>* 17 Nisan 2005&#8242;de yazdığım bir yazıdır.</p>
<p><!--adsense--></p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2006 &#8211; 2007, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2006/01/25/kimim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elma İle Armutu Ayırmak</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2005/11/10/elma-ile-armutu-ayyrmak/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2005/11/10/elma-ile-armutu-ayyrmak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2005 02:56:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/akcaoglu/domains/akcaoglu.com/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2005/11/10/42/</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili arkadaşlar, Az evvel Timuçin beyin son yazısını okudum. (Sanırım ben ona ilk adıyla hitap edebilirim, çünkü az da olsa tanışıklığımız var.) İlk yazısını da okumuştum. Sadece ilgili konu başlığı atında onun yazdığı yazıları değil, bu forumda yazılan bütün yazıları okudum ben, o yazılar yayınlandıkça. Bir önceki vebsitesi üzerindeki forumlarda yazılan hemen hemen bütün yazıları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--nevermore-->Sevgili arkadaşlar,</p>
<p>Az evvel Timuçin beyin son yazısını okudum. (Sanırım ben ona ilk adıyla hitap edebilirim, çünkü az da olsa tanışıklığımız var.) İlk yazısını da okumuştum. Sadece ilgili konu başlığı atında onun yazdığı yazıları değil, bu forumda yazılan bütün yazıları okudum ben, o yazılar yayınlandıkça. Bir önceki vebsitesi üzerindeki forumlarda yazılan hemen hemen bütün yazıları da okumuştum. (Dayanılmaz derecede manasız olanlar hariç.) Sekiz-dokuz yıldan beri AÜHF vebsitesi üzerinde yazılan hemen herşeyi okumuş, bir süre de o siteyi yönetmiş birisi olarak bir kaç söz söylemek istiyorum şimdi. Dilerim benim üslubumu beğenirsiniz(!)</p>
<p><span id="more-42"></span>Biz yıllardan beri elma ile armutu karıştırıyoruz hep. Sadece elma ile armutu mu? Portakalı, karpuzu; ne bulursak karıştırıyoruz. Uzun aşağıdaki yazı. Lütfen sabredin okuyun, anlayacaksınız elma ile armutu karıştırmanın ne olduğunu.</p>
<p>“Biz” dediğim kim miyiz? AÜHF forumlarında yazı yazan kişiler. Yeni forum sitesindeki üyeleri bilmiyorum ben. Sanırım şu anki üyelerin çoğu AÜHF öğrencileri. Elbette ben ve Timuçin bey gibi araştırma görevlileri ve bazı hocalar da var. Eski sitede bizim öğrencilerimizin yanı sıra mezunlar, başka hukuk fakültelerinin öğrencileri, lise öğrencileri ve epeyce de hukukla uzaktan yakından hiçbir alakası olmamakla beraber bir şekilde bu sitenin müdavimi olmuş meçhul kişiler vardı.</p>
<p>Sanıyorum ve umuyorum ki eski sitedeki forumlarda yazılan yazıların düzeyinin ne kadar içler acısı olduğu konusunda o yazıları okumuş (ve belki de yazmış) olanlarınız benimle hemfikirdirler. O yazıların hemen hepsinde ortak bir nokta vardı. İnternet’in sağladığı “sanal” anonim ruh haliyle olsa gerek, kişiler birbirlerine sataşmaktan başka hiçbirşey yapmıyorlardı. Azıcık bilgi birikimi ve muhakeme yeteneğine dayandığı söylenebilecek yazı göstermek neredeyse imkansızdı. Sitede yazı yazan bazı kişiler ipin ucunu o kadar kaçırmışlardı ki bahçede buluşup dövüşmek gibi zırvalıklar öneren yazılar yazmaya başlamışlardı.</p>
<p>İki ay kadar önce site yenilendi, forumlar sil baştan başlatıldı. Geçen iki ayda yazılıp çizilimiş çok fazla bir şey yok. Lütfen bir beş on dakikanızı ayırıp o yazılanlara bir kez daha göz atınız. Sitenin değişmesine, yeni üyelerin sadece bizim öğrencilerimiz olmasına rağmen düzeyde pek de bir artış olmadığını göreceksiniz. Türkçe’nin ne kadar özensiz kullanıldığını, karşılıklı atışmaların hemencecik başladığını göreceksiniz. Herbirimiz (belki şu anda ben de) diğerlerimize ders vermeye ne kadar da meraklıyız. Oysa ders verebilmek için önce dersin konusunu bilmek, sonra da o bilgiyi düzgün şekilde ifade edebilmek gerekmiyor mu? Senli benli konuşuyoruz, hiç tanımadığımız kişilerle. Hiç bilmeden, belki de umursamadan, birbirimize hakaret ediyoruz. Bol bol bağırıyoruz. (Hâlâ bilmeyen kaldı mı; İnternet’te yazışırken büyük harf kullanmak karşımızdakine bağırmak demektir!) Hiçbirimiz dilimizi tam doğru yazmayı bilemeyiz belki tamam ama bu forumlardaki yazılanlara birkez daha bakın lütfen; yazı dilimizi tek kelimeyle “katlediyoruz”. Daha da beterini söyleyeyim mi? Belki farketmediniz, umarım farketmediniz, bir üyemiz, başka koşullar altında “adam öldürmeye teşvik” sayılabilecek laflar etti bu forumlardan birinde daha kısa bir süre önce! Hukuk öğrencisi bunu yapan!</p>
<p>Aman arkadaşlar&#8230; Allah aşkına insaf biraz. Biz hukukçuyuz! Sokaktaki adam değiliz biz. Burası kahvehane değil! İfade özgürlüğü adı altında hekes önüne geleni, aklına eseni söyleyemez burada. Herşeyden önce ifade özgürlüğü kendini ifade edebilme becerisi gerektirir. Eğri oturup doğru konuşalım; ifade becerisi diye bir ders olsa, bu forumda yazanların çoğu sınıfta kalır.</p>
<p>Burada durup derin bir nefes alalım şimdi. Konunun ve de sorunun özüne yaklaşıyoruz çünkü&#8230;</p>
<p>İyi veya kötü birşeyler yazıyoruz, tamam. Peki okuyor muyuz yazılanları? Bence bu sorunun cevabı kocaman bir HAYIR. (Bakın, ben de bağırdım şimdi.) Okumak denen eylem anlama denen olguyla sonuçlanmıyorsa ona okumak denmez, bakmak denir. Beynin aktif olarak çalışması gerekir. Beynin çalışmasıyla kastettiğim, görüleni beyne kaydetme işlemi değil, okunanı muhakeme etme işlemidir. İçtenlikle inanıyorum ki, önceki paragraflarda yazılanları anlayan bazılarınız bu paragrafta ne demeye çalıştığımı anlamakta güçlük çekiyorsunuzdur şu an. Böyle düşünüyorum, çünkü, okumayı bilseydik, Timuçin beyin yukarıdaki ilk yazısını “okumuş” olsaydık, onun altında yazılı olan yazıları değil başka şeyleri yazardık.</p>
<p>Bu sorun sadece bu konu başlığı için geçerli değil. Diğer konu başlılarının hepsinde de aynı durum var. Örnek mi? Alın size bir başka konu başlığı altında benim başımdan geçen bir örnek:</p>
<p>Türk Ceza Kanunu’daki bir özel hakaret suçunu işlemekle suçlanan basın ve edebiyat camiasına mensup iki kişiyle ilgili haberlerden hareketle hakaret suçunun TCK’da yeri olup olmadığı konusundaki düşüncelerimi kaleme aldım geçenlerde. Sonra, AÜHF forumlarında o konunun tartışmaya açıldığını görünce o yazımı foruma aktardım. (Detayları bilerek yazmıyorum, dikkatiniz dağılmasın lütfen.) Yazım “okunmadı” hiç. Çünkü, “okunmuş” olsa idi, benden sonra o başlık altında foruma yazı yazanların “hakaret, şu anda olduğu gibi, ‘suç’ olarak kalmalıdır, çünkü&#8230;.” ya da “hakaret ‘suç’ olmamalıdır, çünkü&#8230;” diye başlayan fikirler beyan etmeleri gerekirdi. Çünkü, yazımın konusu buydu; başka hiçbirşey değil. Ne oldu biliyor musunuz? Bir arkadaşımız, eminim ki gayet iyi niyetle ve yazdığı sözün ne anlama geldiğini bilmeden, benim fikirlerime, dolayısıyla da bana “lanet okudu”. Galiba, benim Ceza Kanunun’da yeri olmadığını düşünmeye başladığım “hakaret suçu”nu işledi bilmeden o arkadaş. Okusa, anlasa, konu üstünde düşünse, “lanet olası yazı” gibi bir ifadenin mevcut kanun hükümleri karşısında pek muhtemelen hakaret suçu olarak nitelendirilebileceğinin farkında olurdu çünkü; değil mi?</p>
<p>Uzun yazdım. Okumanın, anlamanın, ne hakkında konuştuğuınu bilmenin ve bir de kendini düzgün ifade edebilmenin önemini vurgulamaya çalışıyorum. Hepsi bundan ibaret aslında&#8230; Sıkıldıysanız yazının gerisini okumasanız da olur artık&#8230;</p>
<p>Hâlâ okuyor musunuz? Harika! Timuçin beyin, bu tartışmaya sebep olan ilk yazısını tekrar okuyun şimdi. Tekrar tekrar okuyun. Orada tek bir şey, yok yok tek değil, iki şey söylemiş yazar:</p>
<p>Birincisi, forumda Ermeni meselesini tartışmaya açmanın gereği yok diyor. Niye öyle diyor biliyor musunuz? Çünkü, o da benim gibi bu forumların mazisini biliyor. Tartışmanın anlamsız bir istikamete gideceğini biliyor. Bilen bilmeyen, yok yok, sadece bilmeyen bir sürü insanın bildik kalıplar içinde artık ziyadesiyle ezberlediğimiz sloganları tekrar tekrar yazıp duracağını biliyor.</p>
<p>Ben kendi adıma, Ermeni sorunu hakkında gazetelerde okuduğum kalıplaşmış sözlerin ötesinde tek kelime bile söyleyemem. Söyleyemem, çünkü, hem yerli hem de yabancı basını hergün düzenli izlememe ve basında konuyla ilgili çıkan haber ver yorumların çoğunu okumama rağmen konu hakkında hiçbirşey bilmiyorum. Bir tane bile tarihi çalışma okumadım. Bir tane bile belge görmedim. Bidiğim tanıdığım bir Ermeni bile yok. 1915 sorunlarını yaşamış, Ermenilerle çatışmış Türk, Kürt, Laz tanıdığım yok. Genel hukuk bilgisinin ötesinde ceza hukuku da bilmiyorum&#8230; Sosyoloji bilmiyorum. Usluslararası siyaset konularına ne kadar hakim olduğum şüpheli. Konu hakkında ne “hukuki” ne “tarihi” ne &#8220;sosyal&#8221; ne de &#8220;politik&#8221; görüş ifade edebilecek altyapım yok. Ha, gönlümden geçen, doğru olmasına inanmak istediğim bir görüşüm var elbet. Onu da yazma gereği görmüyorum buraya.</p>
<p>Haydi eller havaya şimdi. Kaçınızın konu hakkında ele avuca gelir bilgisi var? Kaç kitap okudunuz Ermeni sorunu ile ilgili? Tamam Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin yaklaşımını biliyoruz hepimiz, ama dayanaklarını biliyor musunuz siz? Peki ya karşı tarafın tezini okudunuz mu hiç?</p>
<p>Konu, daha pek çok dalın yanı sıra, hem ceza hukuku hem de tarih ile ilgili. Kaçınız tarih metodolojisi biliyorsunuz? Eminim ki hepiniz gayet iyi ceza hukukçularısınızdır, ona birşey demiyorum&#8230; Ama yeterli bilgi birikiminiz var mı gerçekten de? Bu konuda benim yok. Timuçin beyin de dediği bu işte. Bilmediğiniz konuda konuşmayın, diyor.</p>
<p>Birşey daha diyor ama. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp, diyor ve okuyup öğrenelim diye ilgili ve önemli konu başlıklarına işaret ediyor. Nesi kötü bunun? İzleyen mesajlarda vurgulanan kötü üslup nerede? Ben söyleyeyim: O yazının üslubunda yanlış hiçbirşey yok. Biz gerçek (bilgisizliğimiz) yüzümüze vurulduğu için bozuluyoruz. Alışmışız bilip bilmeden her konuda konuşmaya. Karşımızda bize laf edenler de genelde bilmeyen adam olduğu için karşılıklı atıp tutuyoruz umursamadan. Gün olup da bilen biri bir laf etti mi bozuluyoruz. Durum bu işte. Başka birşey değil.</p>
<p>Timuçin bey o yazısında Ermeni soykırımı oldu demiyor. Olmadı da demiyor. O, o konuda ne düşünüyor bilmiyorum ben. Bir başka yazısından anlaşılıyor ki geçen seneki Kriminoloji dersindeki öğrencileriyle paylaşmış Ermeni soykırımının olup olmadığı konusundaki kanaatini. Benim kanaatim doğrudur, sizinki yanlış da demiyor. O, sadece “ezbere konuşmayın” diyor. Buna mı bozuluyoruz arkadaşlar?</p>
<p>Şimdi, şu an, silkinip kendine gelme zamanıdır.</p>
<p>Ankara Hukuk Fakültesi sokak değil; biz, hiçbirimiz sokaktaki adam değiliz. Bu forumları da kahvehane olma durumuna düşürmememiz gerekir. Bunun için de şunları yapmamız lazım:</p>
<p>1- Öncelike sitedeki yanlış Türkçe kullanımına son vermeliyiz. Buna sitenin adını düzelterek başlamalıyız. “Forum alanı” denmez. Yerine göre ya “forum” ya da “forumlar” denir. Bunu daha evvel yazdım. İnanıyorum ki forumu yöneten arkadaşlarım derslerinden, sınavlarından fırsat bulduklarında bunu düzelteceklerdir. Sonra, kendimizi ifade ederken düzgün Türkçe kullanmalıyız. Düzgün Türkçe kullanmak, ağdalı yazmak demek değil. Cümlenin başını sonunu getirmek, alfabedeki yirmidokuz harfin hepsini kullanmak, sonra da yazım kurallarına olabildiğince uymak demektir.</p>
<p>2- AÜHF forumlarında hukuku ve hukuk fakültesi mensuplarını (öğrencileri, hocaları ve idari personeli) ilgilendiren konular tartışılmalıdır. Burada tartışılmaya açılacak konular doğrudan ya da dolaylı olabilir. Önemli olan okuyup yazarken tartışmanın özünün unutulmamasıdır.</p>
<p>3- Konular “hukukçu” gibi tartışılmalıdır. Çoğu kişi hukukçu sıfatının hukuk diploması almayla kazanıldığını zannetse de bu sıfat aslında hukuk nosyonunun edinilmesiyle kazanılır. Bu da analitik düşünebilmeyi ve düşünceyi hukuk terimleri kullanarak derli toplu şekilde ifade edebilmeyi gerektirir.</p>
<p>4- Hepimiz gazete okuyoruz. (Umarım&#8230;) Gazete bilgisi değerlidir ama kitap bilgisinin yanında son derece yüzeysel kalır. Bilimsel değildir. Köşe yazarları önemli ve değerli şeyler yazarlar ama onların yazılarıın büyük bir yan etkisi vardır. Aynen marketten aldığımız hazır yemekler gibi, çabuk tüketime hazır, tadı tuzu olmayan, adı fikir ama kendi pek de fikir dolu olmayan sloganlar verirler. Bizi kalıplar içinde düşünmeye(!?) zorlarlar. AÜHF forumlarında gazetelerden alınma düşünceler kendi fikrimizmiş gibi yazılmamalıdır. Sloganlara yapışılmamalıdır. Çünkü düşünce üretebilen bir insanının kalıplara, sloganlara ihtiyacı yoktur.</p>
<p>5- Nasıl iyi malzeme olmadan güzel yemek yapılmazsa bolca okumadan da düşünce üretilemez. Düşünmeden söylenen söze “boş söz”, söyleyene “boş adam” denir. AÜHF öğrencileri boş adamlar olmadıklarına göre forumlarda da boş söz yazılmamalıdır. Burada birşeyler yazabilmek için önce bol bol okumak, kitap okumak, sonra da iyice düşünmek gerekmelidir.</p>
<p>6- Tartışmalar medeni olmalıdır. Tekrar yazayım, tatışmalar medeni olmalıdır! Bizden öncekinin yazdıklarına cevap verirken, özellikle de yazdıklarını eleştirirken, o kişiyle değil, onun fikirleriyle çeliştiğinimizi unutmamalıyız bir an bile. Medeni insan karşısındakine saygı gösterir. Saygı, karşındakine “sayın” demekle gösterilmez&#8230;</p>
<p>İşte bunlara kafa yorar, özen gösterirsek, hiç gocunmadan ve bozulmadan, “yahu bize niye boş adam muamelesi yapıyosun, asistan oldum diye kendini bir şey mi zannediyorsun” ruh haline kapılmadan, sloganlara yapışmadan, karşımızdakine “ukala adam” diyerek saldırmadan, yazdıklarını “lanet yazı” diye aşağılamadan tartışabiliriz.</p>
<p>İşte o zaman, elma ile armut, portakal ile karpuz birbirinden ayırt edilir.</p>
<p>Sabredip buraya kadar okuduğunuz için çok sağolun. Şaşırttınız beni doğrusu. Lütfen kızmayınız bana. Dokuz köyden kovmayınız beni de Timuçin beye yaptığınız gibi&#8230;</p>
<p>Ertuğrul Akçaoğlu<br />
10 Kasım 2005</p>
<p>İlk olarak <a href="http://www.law.ankara.edu.tr/forum/?q=node/49#comment-93">AÜHF forumlarında</a> yayınlanmış bir yazımdır.</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2005 &#8211; 2006, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2005/11/10/elma-ile-armutu-ayyrmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Finansal Türev Ürünlerin Vergilendirilmesi</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2002/05/11/finansal-turev-urunlerin-vergilendirilmesi/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2002/05/11/finansal-turev-urunlerin-vergilendirilmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 May 2002 06:03:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/akcaoglu/domains/akcaoglu.com/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>
		<category><![CDATA[türev]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[vadeli]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[vergilendirme]]></category>
		<category><![CDATA[vize]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[Türk Hukukunda Finansal Türev Ürünlerin Vergilendirilmesi isimli yüksek lisans tezimi 2000&#8242;den 2002 sonbaharına kadar geçen süre zarfında mevzuatta yapılan değişiklikler doğrultusunda güncelleştirerek kitap haline getirdim. Bu kitapta ülkemizde daha çok &#8216;vadeli işlemler&#8217; olarak bilinen temel finansal türev işlemlerin önce ekonomik ve hukuki niteliklerini (sözleşme olarak hukuki değerlerini), sonra da bu işlemlerin vergi hukuku bakımından durumlarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Hukukunda Finansal Türev Ürünlerin Vergilendirilmesi isimli yüksek lisans tezimi 2000&#8242;den 2002 sonbaharına kadar geçen süre zarfında mevzuatta yapılan değişiklikler doğrultusunda güncelleştirerek kitap haline getirdim. Bu kitapta ülkemizde daha çok &#8216;vadeli işlemler&#8217; olarak bilinen temel finansal türev işlemlerin önce ekonomik ve hukuki niteliklerini (sözleşme olarak hukuki değerlerini), sonra da bu işlemlerin vergi hukuku bakımından durumlarını inceledim. Aşağıda bu kitabın içindekiler bölümünü ve içinden bir alıntıyı bulacaksınız. Konuya ilgi duyanlar kitabımı Yüksel Cadddesi, No 8/32, 6650 Kızılay &#8211; Ankara adresinde yer alan <a href="http://www.turhankitabevi.com.tr/urun_ayrinti.php?id=1648" target="_blank">Turhan Kitabevi</a>&#8216;nden temin edebilirler.</p>
<p><!--adsense--></p>
<p>(ISBN: 975-6486-12-0)</p>
<p>İçindekiler</p>
<p>GİRİŞ</p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>
<p>TÜREV ÜRÜNLERİN EKONOMİK VE HUKUKİ NİTELİKLERİ</p>
<p>I. GENEL OLARAK</p>
<p>A. Konunun Sınırlarının Belirlenmesi</p>
<p>B. Finansal Risk Kavramı</p>
<p>1.. Kredi Riski</p>
<p>2.. Fiyat Riski (Döviz Kuru – Faiz Oranı Riski)</p>
<p>3.. Likidite (Nakit Akışı) Riski</p>
<p>C. Türev Ürünlerde Terminoloji Sorunu</p>
<p>1.. Tercih Edilen Terimler</p>
<p>2.. “Vadeli İşlem” Terimi</p>
<p>3.. “Pozisyon Almak” Terimi</p>
<p>II. TÜREV ÜRÜNLERİN TANITIMI</p>
<p>A. Genel Olarak</p>
<p>B. Türev Ürünlerin Gelişim Süreci</p>
<p>1.. Bretton Woods Sabit Kur Sisteminden Dalgalı Kur Sistemine Geçiş</p>
<p>2.. Keynesci Politikalardan Parasalcı Politikalara Geçişi</p>
<p>3.. Teknolojik Gelişmeyle Birlikte Piyasaların Küreselleşmesi</p>
<p>C. Türev Ürünlerin Tasnifi</p>
<p>1.. Forward Esaslı Türev Ürünler – Opsiyon Esaslı Türev Ürünler</p>
<p>2.. Tezgahüstü Türeve Ürünler – Borsalarda İşlem Gören Türev Ürünler</p>
<p>3. Taraflarına Göre Türev Ürünler</p>
<p>D. Türev Ürünlerin Türleri</p>
<p>1.. Forward Sözleşmeleri</p>
<p>a) Forward Sözleşmelerin Türleri</p>
<p>(1) Forward Döviz Sözleşmeleri</p>
<p>(2) Forward Faiz Oranı Sözleşmeleri</p>
<p>b) Forward Sözleşmelerinde Risklilik</p>
<p>2.. Fature Sözleşmeleri</p>
<p>a) Future Sözleşmelerinin Türleri</p>
<p>(1) Döviz Future Sözleşmeleri</p>
<p>(2) Faiz Future Sözleşmeleri</p>
<p>(3) Endeks Future Sözleşmeleri</p>
<p>b) Future ve Forward Sözleşmelerinin Karşılaştırılması</p>
<p>3.. Opsiyon Sözleşmeleri</p>
<p>a) Opsiyon Sözleşmelerinin Tasnifi</p>
<p>(1) Alma &#8211; Satma Opsiyonları</p>
<p>(2) Avrupa &#8211; Amerika Opsiyonları</p>
<p>(3) Borsa – Tezgahüstü Piyasa Opsiyonları</p>
<p>b) Opsiyon Sözleşmesinin Türleri</p>
<p>(1) Döviz Opsiyon Sözleşmeleri</p>
<p>(2) Faiz Opsiyon Sözleşmeleri</p>
<p>c) Opsiyonların Forward ve Future İşlemleriyle Karşılaştırılması</p>
<p>4.. Swap Sözleşmeleri</p>
<p>a) Swap Sözleşmelerinin Gelişimi</p>
<p>b) Swap Piyasasının Katılımcıları</p>
<p>c) Swap Sözleşmesinin Türleri</p>
<p>(1) Döviz (Para) Swapları</p>
<p>(2) Faiz Swapları</p>
<p>d) Swapların Future ve Opsiyon İşlemleri İle Karşılaştırılması</p>
<p>III. TÜREV ÜRÜNLERİN TÜRK HUKUKUNDAKİ YERİ</p>
<p>A. Genel Olarak</p>
<p>B. Mevzuatın Türev Ürünler Bakımından Değerlendirilmesi</p>
<p>C. Türev Ürünlerin Hukuki Niteliği</p>
<p>1.. Forward Temelli Türev Ürünlerin Hukuki Niteliği</p>
<p>a) Forward Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği</p>
<p>b) Future Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği</p>
<p>c) Swap sözleşmelerinin Hukuki Niteliği</p>
<p>2.. Opsiyon Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği</p>
<p>a) Opsiyon ve Benzediği Diğer Hukuki İşlemler</p>
<p>(1) Ön Sözleşme</p>
<p>(2) Şarta Bağlı Sözleşme</p>
<p>(3) Yenilik Doğuran Hak Tesisi</p>
<p>b) Opsiyon Priminin Niteliği</p>
<p>3.. Türev Ürünlerde Kumar Def’i</p>
<p>4.. Türev Ürünlerin Menkul Kıymet Sayılıp Sayılmayacağı Sorunu</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>
<p>TÜREV ÜRÜNLERİN VERGİLENDİRİLMESİ</p>
<p>I. GENEL OLARAK</p>
<p>II. GELİRDEN ALINAN VERGİLER</p>
<p>A. Gelir Vergisi Yönünden</p>
<p>1.. Verginin Konusu</p>
<p>a) Gelirin Unsurları</p>
<p>(1) Ticari Kazançlar</p>
<p>(2) Menkul Sermaye İratları</p>
<p>(3) Kaynağı Ne Olursa Olsun Diğer Her Türlü Kazanç ve İratlar</p>
<p>b) Gelir Unsurları İçinde Türev Ürünlerin Yeri</p>
<p>(1) Forward ve Swap Sözleşmeleri</p>
<p>(2) Future ve Opsiyon Sözleşmeleri</p>
<p>2. Verginin Yükümlüsü, Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme</p>
<p>a) Verginin Yükümlüsü</p>
<p>b) Genel Olarak Vergiyi Doğuran Olay</p>
<p>c) Türev Ürünlerde Gelirin Elde Edilmesi</p>
<p>B. Kurumlar Vergisi Yönünden</p>
<p>2.. Verginin Yükümlüsü, Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme</p>
<p>a) Verginin Yükümlüsü</p>
<p>b) Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme</p>
<p>III. HARCAMALARDAN ALINAN VERGİLER</p>
<p>A. Katma Değer Vergisi</p>
<p>1.. Verginin Konusu</p>
<p>a) KDV’nin Konusunu Oluşturan İşlemlerin Ortak Özellikleri</p>
<p>(1) Teslim</p>
<p>(2) Hizmet</p>
<p>(3) İşlemlerin Türkiye’de yapılması</p>
<p>b) KDV’nin Konusunu Oluşturan İşlemler</p>
<p>(1) Ticari, Sınai, Zirai Ve Serbest Meslek Faaliyeti Çerçevesinde Yapılan Teslim Ve Hizmetler</p>
<p>(2) Her Türlü Mal Ve Hizmet İthalatı</p>
<p>(3) Diğer Faaliyetlerden Doğan Teslim ve Hizmetler</p>
<p>c) KDV’nin Konusu İçinde Türev Ürünlerin Yeri</p>
<p>(1) Forward ve Swap Sözleşmeleri</p>
<p>(2) Future ve Opsiyon Sözleşmeleri</p>
<p>2.. Yükümlü ve Sorumlular</p>
<p>3.. Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme</p>
<p>4.. Türev Ürünlerde Katma Değer Vergisi İstisnası</p>
<p>B. Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi</p>
<p>1.. Verginin Konusu ve Yükümlüsü</p>
<p>2.. Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme</p>
<p>3.. BSMV’de Arbitraj İstisnası ve Swap Sözleşmeleri</p>
<p>C. Damga Vergisi (Hukuki İşlem Vergisi)</p>
<p>1.. Verginin Konusu</p>
<p>2.. Verginin Yükümlüsü</p>
<p>3.. Vergiyi Doğuran Olay ve Vergilendirme</p>
<p>4.. Damga Vergisinde Türev İşlem İstisnası</p>
<p>IV. TÜREV ÜRÜNLERİN VERGİLENDİRİLMESİNDE ÖZELLİK ARZ EDEN DURUMLAR</p>
<p>A. Forward Sözleşmeleri İle Peçeleme</p>
<p>B. Swap Sözleşmeleri İle Peçeleme</p>
<p>C. İşlemlerin Değerlendirilmesi</p>
<p>SONUÇ, ÖZET, ABSTRACT, KAYNAKÇA</p>
<p><strong>Kitaptan bir alıntı:</strong><br />
(Not: Aşağıdaki metinde ilgili atıflar bulunmamaktadır. Atıflar metnin orijinalinde yer almaktadır.)</p>
<p>C. Türev Ürünlerde Terminoloji Sorunu</p>
<p>Bir “türev ürün” (derivative product), en yalın ifadeyle, risklerin bunları taşımaya isteksiz taraflardan istekli taraflara aktarılmasını sağlayan; temelinde yatan bir emtia ya da finansal değer üzerinden türetilen bir sözleşmedir. Temelde yatan emtia ya da finansal değer üzerinden türetilen yeni bir değerin işlemin konusunu oluşturması bu sözleşmelerin “türev ürün” ya da “türev araç” olarak adlandırılmasının sebebidir. Örneğin, “döviz future sözleşmesi” işlem konusu dövizlerin önceden belirlenmiş olan bir kur üzerinden vadede teslim edilmesini öngören bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin temelinde yatan aktif (spot ürün) “döviz”dir; türev ürünün konusu ise bu dövizin “teslimat vaadi”dir. Alım-satımı yapılan spot ürün (örneğimizde döviz) değil; spot ürün üzerine türetilen “teslimat vaadi”dir .</p>
<p>Bu çalışmanın konusunu oluşturan “finansal türev ürünler”e karşılık olarak İngilizce’de “financial derivative products” ya da kısaca “derivatives” terimleri kullanılmaktadır. “Derivative products/ derivatives” karşılığı olarak Türk yazarları genellikle “türev ürünler/türevler” ifadesini kullanmaktadırlar .</p>
<p>Türevlerin Türk uygulamasına girmesiyle birlikte Türkçe’de kullanılacak terimlerin oluşturulması bir sorun olarak kendini göstermiştir. Terminoloji sorunu iki farklı açıdan incelenebilir:</p>
<p>1. Tercih Edilen Terimler</p>
<p>Türev ürünler denildiği zaman (İngilizce terimleri ile) “forward contracts”, “futures contracts”, “options contracts”, “swap contracts” anlaşılır.<br />
Türkçe eserlerde “forward contracts” için “forward sözleşmesi/işlemi”, “gelecek sözleşmesi”, “gelecekteki sözleşmeler” ; “futures contracts” için ise “future sözleşmeleri” , “gelecek kontratları” , “vadeli sözleşmeler/işlemler” ; ifadeleri kullanılmaktadır. “Options contracts” ve “swap contracts” karşılığı olarak ise genellikle kabul gören kullanım “option/opsiyon sözleşmesi” ve “swap sözleşmesi” şeklindedir.</p>
<p>Bu çalışmada, yaygın kullanıma uygun olarak “forward sözleşmeleri”, “future sözleşmeleri”, “opsiyon sözleşmeleri” ve “swap sözleşmeleri” sözcükleri tercih edilmiştir. Şüphesiz ki, her bir türev ürüne karşılık olarak hangi Türkçe sözcüğün yerleşeceği ya da yabancı dildeki terimlerin kullanımda kalıp kalmayacağı zaman içinde kendiliğinden belli olacaktır.</p>
<p>2. “Vadeli İşlem” Terimi</p>
<p>Terminoloji sorunuyla, bir ifadenin farklı kavramları karşılamak üzere kullanılması durumunda da karşılaşılmaktadır. Türev ürünler bakımından “vadeli işlem” terimi böyle bir sorun yaratmaktadır.</p>
<p>Öncelikle, “vadeli işlem” teriminin doktrinde farklı kavramları karşılamak için kullanıldığını ifade etmek gerekir. Bu terim kimi zaman bir üst başlık olarak tüm “türev ürünler” yerine; kimi zaman “future” ve “opsiyon” işlemlerini kapsar şekilde; kimi zamansa sadece “future” anlamında kullanılmaktadır. Hatta “forward” ve “swap” işlemleri için de aynı terimin tercih edildiği de görülmektedir. Meselenin daha önemli yönü ise “vadeli işlem” teriminden sadece doktrinde değil aynı zamanda mevzuatta da farklı anlamlar taşır şekilde yararlanılmasıdır.</p>
<p>“Vadeli işlem” terimi hukukumuza ilk olarak Borçlar Kanunu ile “vadeli alışverişler” olarak girmiştir. Kanunun &#8211; çoğu zaman gözden kaçan &#8211; kumar ve bahse ilişkin 504. maddesi, “vadeli alışverişler” terimi ile future ve bir kısım opsiyon sözleşmelerini kastetmektedir.</p>
<p>Sermaye Piyasası Kanununun 4487 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki 22. maddesinin (j) bendinde Sermaye Piyasası Kurulunun “Finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mal ve kıymetli madenlere dayalı vadeli işlem sözleşmesi ile münhasıran bu sözleşmelerin işlem göreceği borsalarda çalışacak kurumların kuruluş, faaliyet ilke ve esaslarını belirlemek” yetki ve görevinin bulunduğu belirtiliyordu. Sermaye Piyasası Kurulu, maddede geçen “vadeli işlem sözleşmesi” ifadesini future ve opsiyon sözleşmelerini kapsayacak şekilde geniş yorumlamış ve hem future piyasalarını hem de opsiyon piyasalarını düzenleyen yönetmelikler çıkarmıştı . Ne var ki, söz konusu yönetmeliklerde Kurul, “vadeli işlem” terimini bu kez sadece “future sözleşmesi” karşılığı olarak kullanmıştı. Aynı terimin yasa ve yasanın verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde farklı anlamlar taşır şekilde kullanılması Kurulun düzenleme yetkisinin kapsamının tartışılmasına yol açmıştı.</p>
<p>Oluşan terim karmaşası ve buna bağlı olarak Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme yetkisinin kapsamı meselesi 4487 sayılı Kanunla getirilen değişiklikle çözülmeye çalışılmıştır. Değişiklik ile Sermaye Piyasası Kanununun 22. maddesinin (j) bendi tüm türev ürünleri kapsamına alarak “Ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil her türlü türev araçların niteliklerini, alım ve satım esaslarını, bu araçların işlem göreceği borsalar ve piyasalarda çalışacakların denetim, faaliyet ilke ve esasları ile yükümlülüklerini, teminatlar, takas ve saklama sistemi konularındaki esas ve usulleri düzenlemek” şeklinde değiştirilmiştir. Bendin yeni şeklinde “vadeli işlem” terimi sadece “future sözleşmesi” karşılığı olarak kullanılmış, böylelikle sermaye piyasası mevzuatı kendi içinde tutarlı hale getirilmiştir.</p>
<p>4743 sayılı Kanunla değişik Bankalar Kanunun 11. maddesi, bankaların verebilecekleri kredilerin sınırlarının tespiti bakımından “vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler”in kredi olarak kabul edileceğini öngörmektedir. Maddede yer alan “benzeri diğer sözleşmeler” ifadesi her ne kadar tüm türev ürünleri kapsayarak uygulamada doğabilecek yorum sorunlarını giderir görünse de, Kanunun “vadeli işlem” terimi ile forward, future ve swap işlemlerinden hangisini ya da hangilerini ifade etmek istediğinin net olarak anlaşılamaması “benzeri diğer sözleşmeler”i de belirsiz kılacağı için, bankaların verebilecekleri kredilerin sınırlarının belirlenmesinde önemli yorum sorunlarının doğması olasıdır.</p>
<p>TCMB Kanunun 4651 sayılı Kanunla degiştirilmeden önceki 53/b maddesi “vadeli işlem” terimini forward ve swap sözleşmelerini ifade eder şekilde kullanıyordu. 4651 sayılı Yasa ile 53. madde yeniden düzenlenmiş; maddede geçen “vadeli işlem” terimi terk edilerek ve “türev ürün” terimi kullanılmıştır .</p>
<p>4761 sayılı Kanunla Damga Vergisi Kanununun istisnaları düzenleyen (2) sayılı tablosuna (IV/19) maddesi eklenmiş; bu maddeyle bankalar arasında, bankanın taraf olduğu veya bankalar aracılığıyla yapılan “vadeli işlem” ve opsiyon sözleşmeleri ile bu sözleşmelere ilişkin olarak düzenlenen diğer kâğıtlar damga vergisinden müstesna tutulmuştur. Bu kanunun “vadeli işlem” terimi ile sadece future sözleşmelerini mi yoksa forward, future ve swap sözleşmelerini mi ifade etmek istedeği net değildir.</p>
<p>“Vadeli işlem” teriminin mevzuatta farklı anlamlar taşır şekilde yer almasının doğurabileceği sorunlar ya yasa koyucunun harekete geçmesi ile (ki bunun kısmen yapıldığı yukarıdaki açıklamalardan görülmektedir) ya da yargı içtihatları ile sağlanacaktır. Kanaatimce, yasa koyucunun iradesi netleşinceye ya da içtihat oluşuncaya kadar, “vadeli işlem” teriminin kullanılmaması uygun olur.</p>
<p>Ertuğrul Akçaoğlu</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2002 &#8211; 2008, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2002/05/11/finansal-turev-urunlerin-vergilendirilmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
