Posts Tagged ‘kar’

Hukuk Fakültesi Dergi Projesi – Gelişmeler (3)

Pazartesi, Nisan 30th, 2007

AÜHF Logo

Ve sonunda bitti! Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergileri tümüyle dijital ortama aktarıldı; sitesi ve DVD’si hazırlandı. Birazdan saatler 1 Mayıs 2007′nin ilk dakikalarını gösterdiğinde dergilerin sitesini herkesin erişimine açacağım. Bu konuyla ilgili bir önceki yazımdan bugüne kadar geçen on beş gün içinde neler yaptığımızı kısaca anlatmak istiyorum size.

Fakültemizin üç öğrencisi Caner Yılmaz, Durmuş Cevlan ve Burak Şahin önce dergileri cilt cilt TIFF (resim) formatında taradılar, sonra OCR yazılımıyla bu resimleri yazıya dönüştürdüler. Dönüştürme işlemi epeyce başarılı olmakla berbaer yinede hatalar içeriyordu. Bu hataları kontrol edip düzeltmeye yetecek kadar vakit olmadığı için her bir ciltteki bütün makaleleri içinde yazı gizli resim PDF formatında ayrı ayrı kaydettiler. (Caner ile Durmuş daha çok çalıştı, Burak biraz kaytardı ama o da sonradan gene dergiyle ilgili başkaca işlerde yardım etti.)

Öğrenciler bu işleri yaparken ben dergilerin eksiklerini gidermek, araştırma görevlisi arkadaşlardan gelecek künyeleri toparlamak, sitede kullanılacak yazılımı belirlemek, siteyi tasarlamak gibi her biri başlı başına ıvır zıvır iş olan ama birarada adamı epeyce zorlayan işlerin peşinde koşturuyordum.

(daha fazla…)

Hukuk Fakültesi Dergi Projesi – Gelişmeler (2)

Cumartesi, Nisan 14th, 2007
HP Scanjet 8390

HP Scanjet 8390

Dergi projesinde kullanacağımız tarayıcı perşembe günü geldi. Alınan tarayıcı HP Scanjet 8390.

Tek taraflı (simplex) modda 35, çift taraflı (duplex) modda 70 sayfayı bir dakika içinde tarayabiliyormuş bu yazıcı. Elbette gerçek kullanımda biz bu hızları yakalayamayacağız.

İki bilgisayarla birlikte tarayıcıyı fakültedeki bir odaya yerlestirdik. Tarayıcının bağlı olduğu bilgisayar yine bir HP. 2.4 ghz. hızında AMD Athlon 64 işlemcisi, 512 MB belleği (RAM) ve 80 GB’lik SATA harddiski var. Bu bilgisayarın belleğini 2 GB’ye yükselltim. Bu bilgisayara bir de 1 adet 250 GB’lik harddisk ekleyeceğim. (Tarama için tercih ettiğim TIFF formatındaki dosyalar oldukça büyük yer kaplıyor.) Tarayıcı gayet kullanışlı tarama (scan) ve optik karakter tanıma (OCR) yazılımlarıyla beraber geldi. Tarayıcı ve bağlı olduğu bilgisayar 400-500 sayfalık bir dergiyi 300 dpi çözünürlükle 25-30 dakika’da hem tarayabiliyor hem de içeriğini yazıya dönüştürebiliyor. Eğer 600 dpi çözünürlüğe çıkarsak sadece tarama işlemi bir saati aşabiliyor. HP’nin yazılımı 300 dpi ile 600 dpi arasındaki seçeneklere izin vermiyor. 300 dpi çözünürlük ekranda çok tatminkar gözükmese de yaptığım denemeler 600 dpi ile arasında sadece dikkatli bir gözün yakalayabileceği kadar az fark olduğunu ortaya koyduğu için taramaları 300 dpi’da yapmaya karar verdim. (Bir ara buraya 300 dpi ve 600 dpi ile taranmış sayfaların örneklerini koyarım.)

(daha fazla…)

Pardus İzlenimleri (1)

Pazar, Nisan 8th, 2007

Pardus Linux Konu Linux olunca bilgisayar bilgimi olsa olsa “başlangıç düzeyi” olarak niteleyebilirim. Son üç-dört yıldır değişik linux dağıtımlarını* deniyor ve Windows’tan Linux’a geçiş yapmak için çabalıyorum. Şu ana kadar pek çok dağıtım denedim. Aralarında en beğendiklerim (aşağı yukarı sırasıyla) OpenSuse, Mepis, Ubuntu ve CentOS (Redhat). Pardus’un ilk sürümünü denemiş, beğenmiş ama kısa bir süre kullandıktan sonrakaldırıp OpenSuse’ye geçmiştim. Bir süre önce Pardus’un iknci sürümü Pardus 2007 yayınlanınca Pardus’u tekrar denemek istedim. Bu biraz da “Türk malı” linuxu desteklemek arzumdan kaynaklanıyordu.

Sözü uzatmayayım: Dizüstü bilgisayarımdan** OpenSuse 10.2′yi kaldırıp yerine Pardus 2007′yi kurdum. Bilgisayarımın donanımını neredeyse tümüyle otomatik olarak tanıdı Pardus. Basit ve temiz masaüstünü, temel ayarlarının kolayca yapılabilmesini çok beğendim. Hepsinden önemlisi adam akıllı Türkçe herşey. Yüzde yüz değil belki ama denediğim diğer hiç bir Linux dağıtımında göremediğim kadar Türkçe.

Pardus’u hazırlayanların ellerine sağlık. Çıktığı günden beri dizüstü bilgisayarımda Windows’la birlikte Pardus 2007 kullanıyorum. Sadece ben değil eşim ve 4 yaşındaki çocuğumuz da kullanıyolar. (İşte bu bir ilk. Eşime daha önce Linux’u hiç kullandırtamamıştım.)

Pardus’un beni mutlu eden yönlerini sıralamayı bırakıp asıl Pardus’u kullanırken karşılaştığım sıkıntıları (ve bulabildiğim çözümleri) yazmak istiyorum buraya.

(daha fazla…)

Hukuk Fakültesi Dergi Projesi – Gelişmeler (1)

Salı, Nisan 3rd, 2007

Daha önceki yazımda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin yeni dekanı Prof. Feyzioğlu’nun ilk icraatlarından biri olarak 1943 yılından beri yayınlanmakta olan Fakülte Dergi’sini Internet’e taşımak istediğini ve bu işin teknik kısmı için beni görevlendirdiğini yazmıştım. O yazıyı pek tekrar etmeden konuyu kısaca özetleyip neler yapmakta olduğumuzu aktarmak istiyorum:

Proje, tahmin edeceğiniz üzere, iki parçalı: İlk aşama eski sayıların dijital ortama aktarılması ve Internet’ten yayınlanması. İkinci aşama yeni sayıların baskıya ek olarak doğrudan Internet’te yayınlanması. İkinci aşamayı halletmesi kolay, bizi asıl uğraştıracak olan ilk aşama.

(daha fazla…)

Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu

Salı, Mart 13th, 2007

Geçen sene güz dönemi başlamadan önce fakültedeki dersleri İnternet’e taşıyabilir miyiz diye düşünmüş, hocalarımın da desteğiyle – bir pilot proje olarak – vergi ve maliye dersleri için bir site hazırlamaya karar vermiştik. Kullanmak istediğimiz kaynak kodu açık yazılımı (Atutor) fakültenin vebsitesini ağırlayan sunucuya yerleştirmek uygun görülmediği için fakültenin depolarındaki eski bilgisayarlardan birini sunucu haline getirmiş ve hazırladığımız siteyi o sunucuya yüklemiştim. Ne yazık ki o sunucuyu üniversitenin ağı üzerinden erişime açamadık. Bunun üzerine ben de siteyi kendi servis sağlayıcıma taşıdım. Kasım ayından beri AÜHF’nin lisans düzeyindeki vergi hukuku ve maliye dersleri www.ekonomivehukuk.com sitesi üzerinden dersin öğrencilerine hizmet veriyor. Benim bu dersler için hazırladığım sunucu ise uzunca bir süre odamda bir köşede bekledikten sonra sonunda formatlandı ve fakültenin bilgisayar salonunda öğrencilerin kullandığı bir terminal olarak işgörmeye başladı.

Bu ay içinde yeni bir gelişme oldu. Fakültenin yeni dekanı beni çağırıp fakültenin yayınladığı dergileri bundan sonra İnternet üzerinden de yayınlamak istediğini bunu yapıp yapamayacağımızı sordu. Yaparız, dedim. Zaten daha önceden de yapmıştık. 1999 yılında fakülte dergisinin bir sayısını İnternet üzerinden yayınlamıştık. Sonra ben yurtdışına gidince o proje yarım kalmış, sonradan da birileri siteyi yenilerken eskileri arşivlemediği için yayınlanan dergi de kaybolup gitmişti. Fakülte dergisinin İnternet’te yayınlanması yıllardır değişik ortamlarda konuşulurdu ama bugüne kadar herhangi bir başlangıç yapılmamıştı. Bunda biraz benim de kusurum var sanırım. İdare hukukçusu bir ağabeyim bundan bir kaç ay önce aynı konuyu bana açmıştı aslında. Destek sözü vermiştim ama kendi hayatımdaki sıkıntıları hâlâ aşamadığım için bir türlü bu işe girişememiştik. Yeni dekanımız belli ki ilk icraatlarından biri olarak önem veriyordu derginin İnternet’ten yayınlanması işine.

(daha fazla…)

3177′ye Bir Mesaj Atın, Ormanlarımızın Yeşermesine Katkıda Bulunun

Pazar, Mart 4th, 2007

Çocukken birileri bana ülkemizin yeşil olduğunu, ormanlarımızın çok olduğunu anlatmış olmalı ki ben yeşil ve geniş ormanları olan bir ülkede yaşadığımı zannederek büyüdüm. Sonradan önce büyüdüğüm şehirden çıkıp başka şehirleri, ardından da başka ülkeleri görünce anladım ki bana anlatılan tam bir kuyruklu yalanmış. Benim güzel ülkem -başkaca bazı konularda olduğu gibi- orman konusunda da fakirmiş ve her geçen gün biraz daha fakirleşiyormuş. Çorak dağlar ve tepeler; ya meyve sebze ya da beton tarlalarıyla doldurulan ovalar; azı kendiliğinden çoğu bizlerce yakılan ormanlar varmış ülkemde. Kentlerin sokaklarında evsiz kedi köpek çokmuş ama doğru düzgün bir park bile yokmuş. Bizde hal bu iken iken gelişmiş ülkelerin topraklarının ortalama yüzde otuz beşi ormanlarla kaplıymış. Türkiye’de bu oran yüzde on üç imiş ve her geçen gün azalıyormuş.

Benim dikilmiş üç beş fidanım var. İlk fidanlarımı – bilerek isteyerek değil, orta okuldayken öğretmenlerimiz elimize tutşturduğu için – okulumuzun bahçesindeki Atatürk büstünün arkasına dikmiştim sınıf arkadaşlarımla birilkte. Yıllar sonra bir gün okulun yakınından geçerken bizim fidanların bir kısmının tutup ağaç haline geldiğini görünce gözlerime inanamadım. O elimden küçük fidanlar boyumdan büyük ağaçlar olmuştu. O günden sonra, ara sıra da olsa, fidan dikmeye başladım bulduğum boşluklara. Bazen çam, meşe; bazen meyva ağaçları… Hiç dikmedim ama mutlaka bir gün çınar da dikeceğim…

Bunları söylemek nereden mi aklıma geldi şimdi? Şuradan: Az önce televizyonda bir kampanyanın tanıtımını izledim. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Televizyon Yayıncıları Derneği bir araya gelmişler, işin içine cep telefonu operatörlerini, Orman Bakanlığı’nı ve saireyi de katmışlar, medyanın ve teknolojinin gücünü kullanarak bizlere kolayca ağaç diktirirmenin bir yolunu bulmuşlar. Buldukları yol şu. Biz 3177′ye (Telsim, Türkcell veya Avea farketmiyor) bir mesaj atacağız. Bu mesaj için cep telefonu faturamıza 5 YTL eklenecek, karşılığında bir fidan dikilecek. Belki bu bize kendi ellerimizle diktiğimiz, can suyunu verdiğimiz, büyümesini izlediğimiz bir ağacın keyfini vermeyecek ama en azından bir gün arkadaşlarımızla yolda yürürken rastegele bir ağacı gösterip “bak bunu ben diktim” diyebileceğiz. Ormanlarımız çoğalıp ülkemiz daha temiz, daha yaşamaya uygun bir yer haline geldiğinde çocuklarımıza “bak buralar eskiden böyle değildi, bizim diktiğimiz ağaçlar sayesinde bu güzel ormanlar oluştu” diyebileceğiz.

5 YTL bazılarımız için az para değil belki ama doğruya doğru: çok para hiç değil.

“Değer mi?” diye düşünüyorsanız eğer, alın size bir örnek: Ankara’da yaşayanlarınız bilir; Ankara Büyükşehir Belediyesi yurt dışından 14 bin ağaç ithal etmiş ve bunlar için 1,5 milyon Euro para ödemiş (Daha da ağaç ithal edeceklermiş… Bkz: http://www.ankara-bel.gov.tr/lib/haberdetay.asp?id=1501). Yuvarlak hesap, her bir ağaç için 107 Euro yani kabaca 200 YTL ödemiş bizim belediye. Tutmadı diye sökülen ağaçların ek maliyetini unutsak bile bizim belediyenin ithal ağaçlara ödediği astronomik paralar ile mukayese ettiğinizde sizin 5 YTL’ye diktireceğiniz bir fidanın ne kadar ucuz – hatta bedava – olduğunu, ne kadar da doğru bir iş yaptığınızı göreceksiniz. Kim bilir; belki 3177′ye bir SMS attıktan sonra önümüzdeki ilk seçimlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adaylığınızı koymayı bile düşünürsünüz. Ne de olsa siz aynı paraya şu anda dikilenden 40 kat daha fazla ağaç diktirmenin yolunu biliyorsunuz. :o)

Şaka bir yana, televizyonda izlediğim kadarıyla, şu ana kadar SMS ile ağaç dikme kampanyasına kırk küsur bin kişi katılmış zaten. Bizler de katılınca bu rakam yüzbinleri geçer; milyonları bulur umarım. Böylelikle ülkemiz kendine yakışan ormanlarına kavuşur.

Hadi, lütfen, şimdi, 3177′ye bir SMS atın. Bir fidan dikin. Bugün güzel bir iş yapın.

Daha fazla bilgi için bkz:

http://www.osmanpepe.com.tr/haber_detay.asp?id=424

http://www.rtuk.org.tr/sayfalar/IcerikGoster.aspx?icerik_id=eed60219-ef6f-4e3e-818c-9244e7f81643

Seçmen Listeleri İle İlgili Bir Hatırlatma

Çarşamba, Şubat 28th, 2007

Eminim ki hepiniz seçmen kayıtlarının güncellenmesi için muhtarlıklarda askıya çıkarılan listelerden haberdarsınızdır. Eğer bugüne kadar bağlı bulunduğunuz muhtarlığa uğrayıp listelerde adınızın olup olmadığını ya da kaydınızda hata bulunup bulunmadığını kontrol etmediyseniz lütfen acele edin. Çünkü 1 Mart günü yani bu Perşembe akşamı listeler askıdan indirilecek. Eğer sizin seçmen kayıtlarınızda bir hata var ve siz muhtarlığa gidemediğiniz için bu hatayı farkedip düzelttiremediyseniz önümüzdeki seçimlerde oy kullanma hakkınızdan yararlanamama durumuyla karşılaşabilirsiniz.

Bugün Yüksek Seçim Kurulunun -yoğunluktan olsa gerek- doğru düzgün ulaşılamayan (çalışmayan) web sitesinden kendimin ve eşimin seçmen kayıtlarını kontrol ettim ve çok şaşırdım. Ben on küsur yıl önce yaşadığım semtte, eşim ise çocukken ailesi ile beraber yaşadığı şehirde seçmen olarak kayıtlı görünüyor. Oysa daha geçen yıl bağlı olduğumuz muhtarlıklıktaki kayıtlarımızı güncellemiştik biz. Demek ki bizim muhtarlığa kayıt yaptırmamız ya da var olan kaydı güncellememiz kendiliğinden seçmen kayıtlarımızın da güncellenmesini sağlamıyormuş. Ben yarın sabah ilk iş muhtarlığa uğrayacağım…

Siz de Yüksek Seçim Kurulu’nun sitesinden –eğer ulaşabilirseniz elbette- seçmen bilgilerinizi kontrol edebilirsiniz. Adres şu: http://www.ysk.gov.tr/ysk/secmenBilgi.jsp

Dilerim seçmen kayıtlarınızı görünce benim kadar şaşırmaz ve muhtarlığa koşmak durumunda kalmazsınız.

(daha fazla…)

Vergi Hukukunda İradi Temsil

Salı, Şubat 27th, 2007

Giriş

Bir vergilendirme ilişkisinin iki tarafı vardır: Vergi alacaklısı olan devlet (vergi idaresi) ve vergi borçlusu olan mükellef. Bu sayılanlara bir üçüncü taraf olarak sorumlu da eklenebilir.

Mükellef, vergiyi doğuran olayı kendi kişiliğinde gerçekleştirmiş bulunan ve vergi borcunu kendi malvarlığından ödemek zorunda olan kişi olarak tanımlanabilir. Sorumlu ise, bazen mükellefle birlikte, bazen de mükellefin yerine geçerek, vergilendirmenin maddi-şekli ödevlerini yerine getirmekle görevlendirilmiş olan kişidir.

Vergi yasalarımız mükelleflik ve sorumluluk kurumlarını ayrıntılı şekilde düzenlemişken, iradi temsil kurumu açısından sessiz kalmışlardır.

Vergi yasalarının bu durumu iki şekilde değerlendirilebilir: Kanun koyucunun, mükellef ve sorumluların vergi ödevlerini bizzat yerine getirmelerini istemiş olduğu ve bu sebeple Vergi Hukukunda iradi temsile yer vermediği söylenebilir ya da kanun koyucunun, esasen Borçlar Hukukunda düzenlenmiş bulunan temsil müessesesinin Vergi Hukukunda da geçerli olacağını kabul ettiği, bu nedenle yeniden düzenleme gereği görmediği de düşünülebilir.

Bu çalışmada, mevzuatımızdaki hükümlerin ışığında, Vergi Hukukunda temsilin mümkün olup olmadığı; bu soruya olumlu yanıt verilebilirse, temsil yoluyla hangi işlemlerin gerçekleştirilebileceği incelenmeye çalışılacaktır. Bu amaçla, önce genel olarak temsil konusu ele alınacak, daha sonra Vergi Hukukunda temsilin mümkün olup olmadığı tartışılacak ve buna bağlı olarak temsil yoluyla gerçekleştirilebilecek işlemler değerlendirilecektir.

(daha fazla…)

Vergilendirme Yetkisinin Temel Hak ve Özgürlüklerle İlişkisi

Salı, Şubat 27th, 2007

1. Giriş

Bu çalışma vergilendirme yetkisinin temel hak ve özgürlüklerle ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda vergilendirme yetkisinin hukuki niteliği ve tarihsel gelişimi verilmiş, ardından Anayasadaki sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleriyle ilişkisi incelenmiştir. İkinci kısımda ise Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklerden vergilendirme yetkisine karşı duyarlı olanlar değerlendirilmiştir.

(daha fazla…)

İki küçük sorun

Pazartesi, Şubat 26th, 2007

Bilgisayarımda bir süredir iki sorunla uğraşıyorum. İlki çok önemli değil, iknicisi ise epey canımı sıkıyor, bilgisayarın çalışmasını zorlaştırıyor. Sorunlar şunlar:

Saatin yanından kaybolan simgeler (“icon”lar)

Bilgisayar açıldığında sağ alt köşede (“tasktray”de) saatin yanında görünmesi gereken muhtelif simgelerin bir kısmı görünmüyor. Bilgisayarı her açıp kapatışımda daha evvel görünen bazı simgeler kaybolmuş hale gelirken bazıları ortaya çıkabiliyor.

Şimdi bir akıllı çıkıp da “sık kullanılmayan simgeler otomatik olarak gizlenmeye ayarlıdır da ondan” der diye hemen ekleyeyim: tüm simgeler her zaman görünmeye ayarlı.

Bu soruna karşı bulduğum geçici çözüm şu: Bilgisayar açıldıktan sonra “görev yöneticisi”ni (“task manager”ı) açıyorum ve “explorer.exe”yi (“Internet Explorer” yani “iexplore.exe” ile karıştırmayın bunu) kapatıyorum. Daha sonra, “görev yöneticisi”nin “dosya” menüsünden “yeni görev çalıştır” komutunu seçip gelen kutucuğa “explorer.exe” yazıyor ve böylelikle “explorer”ı tekrar çalıştırıyorum. Böylece daha evvel kayıp olan tüm simgeler doğru şekilde görünür oluyor.

Bu sorunun sebebi nedir bilmiyorum. Belli ki Windows’un açılışı esnasında birşeyler “explorer”ın doğru şekilde yüklenmesine mani oluyor.

“Svchost.exe”nin işlemciyi %100 kapasite ile çalıştırması

İşte yaşadığım ikinci ve çok daha can sıkıcı olan sorun da bu. “Svchost.exe”nin işlemciyi %100 kapasite ile çalıştırması neticesinde bilgisayar kumanda edilemez hale geliyor. “Svchost.exe”nin neyin nesi olduğu, virüs olup olmadığı gibi konuları Google aracılığıyla İnternet’te bolca araştırdım. Belli ki benimle aynı sorunu yaşayan daha pek çok kişi var. (Bir de adı “scvhost.exe” olan bir virüs var ki, benim derdimin onula hiç bir ilgisi yok.) Sorun anladığım kadarıyla Windows’un muhtelif servislerini çalıştıran bu programcığın otomatik güncelleşirmeler olup olmadığını kontrol etmek üzere devreye girdiğinde (özellikle de “windows update” yerine “microsoft update” kullanıyorsanız) doğru çalışmamaya başlaması, hem işlemciyi tam kapasite çaılştırması hem de hafızayı sürekli olarak şişirmesi.

İlk sorunda olduğu gibi bu sorunun da gerçek çözümünü bulabilmiş değilim. Gerek Microsoft’un sitesinde ve gerekse diğer sitelerde okuduklarımı harfiyen uygulamama rağmen sorunu gideremedim. Şimdilik takıldığı zamanlarda “svchost.exe”yi “görev yöneticisi” aracılığıyla kapatmakla yetiniyorum. Bunu yaptığımda genelde ses kartım da çalışmaz hale geliyor ama bilgisayarın diğer fonksiyonları normale dönüyor.

Nazar değmesin diyerek son bir kaç gündür “svchost.exe”nin bana pek sorun çıkartmadığını ekleyeyim sözlerime. Acaba Microsoft’un bu hafta başında (Şubat sonuna doğru) yayınladığı yamalar içinde bu derdimin devası da gelmiş olabilir mi dersiniz? Kim bilir…