Pardus İzlenimleri (1)

Pardus Linux Konu Linux olunca bilgisayar bilgimi olsa olsa “başlangıç düzeyi” olarak niteleyebilirim. Son üç-dört yıldır değişik linux dağıtımlarını* deniyor ve Windows’tan Linux’a geçiş yapmak için çabalıyorum. Şu ana kadar pek çok dağıtım denedim. Aralarında en beğendiklerim (aşağı yukarı sırasıyla) OpenSuse, Mepis, Ubuntu ve CentOS (Redhat). Pardus’un ilk sürümünü denemiş, beğenmiş ama kısa bir süre kullandıktan sonrakaldırıp OpenSuse’ye geçmiştim. Bir süre önce Pardus’un iknci sürümü Pardus 2007 yayınlanınca Pardus’u tekrar denemek istedim. Bu biraz da “Türk malı” linuxu desteklemek arzumdan kaynaklanıyordu.

Sözü uzatmayayım: Dizüstü bilgisayarımdan** OpenSuse 10.2′yi kaldırıp yerine Pardus 2007′yi kurdum. Bilgisayarımın donanımını neredeyse tümüyle otomatik olarak tanıdı Pardus. Basit ve temiz masaüstünü, temel ayarlarının kolayca yapılabilmesini çok beğendim. Hepsinden önemlisi adam akıllı Türkçe herşey. Yüzde yüz değil belki ama denediğim diğer hiç bir Linux dağıtımında göremediğim kadar Türkçe.

Pardus’u hazırlayanların ellerine sağlık. Çıktığı günden beri dizüstü bilgisayarımda Windows’la birlikte Pardus 2007 kullanıyorum. Sadece ben değil eşim ve 4 yaşındaki çocuğumuz da kullanıyolar. (İşte bu bir ilk. Eşime daha önce Linux’u hiç kullandırtamamıştım.)

Pardus’un beni mutlu eden yönlerini sıralamayı bırakıp asıl Pardus’u kullanırken karşılaştığım sıkıntıları (ve bulabildiğim çözümleri) yazmak istiyorum buraya.

Yazının devamı >>

Hukuk Fakültesi Dergi Projesi – Gelişmeler (1)

Daha önceki yazımda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin yeni dekanı Prof. Feyzioğlu’nun ilk icraatlarından biri olarak 1943 yılından beri yayınlanmakta olan Fakülte Dergi’sini Internet’e taşımak istediğini ve bu işin teknik kısmı için beni görevlendirdiğini yazmıştım. O yazıyı pek tekrar etmeden konuyu kısaca özetleyip neler yapmakta olduğumuzu aktarmak istiyorum:

Proje, tahmin edeceğiniz üzere, iki parçalı: İlk aşama eski sayıların dijital ortama aktarılması ve Internet’ten yayınlanması. İkinci aşama yeni sayıların baskıya ek olarak doğrudan Internet’te yayınlanması. İkinci aşamayı halletmesi kolay, bizi asıl uğraştıracak olan ilk aşama.

Yazının devamı >>

İki küçük sorun

Bilgisayarımda bir süredir iki sorunla uğraşıyorum. İlki çok önemli değil, iknicisi ise epey canımı sıkıyor, bilgisayarın çalışmasını zorlaştırıyor. Sorunlar şunlar:

Saatin yanından kaybolan simgeler (“icon”lar)

Bilgisayar açıldığında sağ alt köşede (“tasktray”de) saatin yanında görünmesi gereken muhtelif simgelerin bir kısmı görünmüyor. Bilgisayarı her açıp kapatışımda daha evvel görünen bazı simgeler kaybolmuş hale gelirken bazıları ortaya çıkabiliyor.

Şimdi bir akıllı çıkıp da “sık kullanılmayan simgeler otomatik olarak gizlenmeye ayarlıdır da ondan” der diye hemen ekleyeyim: tüm simgeler her zaman görünmeye ayarlı.

Bu soruna karşı bulduğum geçici çözüm şu: Bilgisayar açıldıktan sonra “görev yöneticisi”ni (“task manager”ı) açıyorum ve “explorer.exe”yi (“Internet Explorer” yani “iexplore.exe” ile karıştırmayın bunu) kapatıyorum. Daha sonra, “görev yöneticisi”nin “dosya” menüsünden “yeni görev çalıştır” komutunu seçip gelen kutucuğa “explorer.exe” yazıyor ve böylelikle “explorer”ı tekrar çalıştırıyorum. Böylece daha evvel kayıp olan tüm simgeler doğru şekilde görünür oluyor.

Bu sorunun sebebi nedir bilmiyorum. Belli ki Windows’un açılışı esnasında birşeyler “explorer”ın doğru şekilde yüklenmesine mani oluyor.

“Svchost.exe”nin işlemciyi %100 kapasite ile çalıştırması

İşte yaşadığım ikinci ve çok daha can sıkıcı olan sorun da bu. “Svchost.exe”nin işlemciyi %100 kapasite ile çalıştırması neticesinde bilgisayar kumanda edilemez hale geliyor. “Svchost.exe”nin neyin nesi olduğu, virüs olup olmadığı gibi konuları Google aracılığıyla İnternet’te bolca araştırdım. Belli ki benimle aynı sorunu yaşayan daha pek çok kişi var. (Bir de adı “scvhost.exe” olan bir virüs var ki, benim derdimin onula hiç bir ilgisi yok.) Sorun anladığım kadarıyla Windows’un muhtelif servislerini çalıştıran bu programcığın otomatik güncelleşirmeler olup olmadığını kontrol etmek üzere devreye girdiğinde (özellikle de “windows update” yerine “microsoft update” kullanıyorsanız) doğru çalışmamaya başlaması, hem işlemciyi tam kapasite çaılştırması hem de hafızayı sürekli olarak şişirmesi.

İlk sorunda olduğu gibi bu sorunun da gerçek çözümünü bulabilmiş değilim. Gerek Microsoft’un sitesinde ve gerekse diğer sitelerde okuduklarımı harfiyen uygulamama rağmen sorunu gideremedim. Şimdilik takıldığı zamanlarda “svchost.exe”yi “görev yöneticisi” aracılığıyla kapatmakla yetiniyorum. Bunu yaptığımda genelde ses kartım da çalışmaz hale geliyor ama bilgisayarın diğer fonksiyonları normale dönüyor.

Nazar değmesin diyerek son bir kaç gündür “svchost.exe”nin bana pek sorun çıkartmadığını ekleyeyim sözlerime. Acaba Microsoft’un bu hafta başında (Şubat sonuna doğru) yayınladığı yamalar içinde bu derdimin devası da gelmiş olabilir mi dersiniz? Kim bilir…

Muktezalar (Özelgeler)

Muktezalar (özelgeler), bağlayıcılık ve yeni vergi normu koyma ölçütüne göre asli kaynak niteliği taşımayan, ikincil nitelikte, vergi hukukunun “açıklayıcı” kaynaklarındandırlar.[1]

Vergi Usul Kanunu’nun 413. maddesine göre, mükellefler (yükümlüler), Maliye Bakanlığından veya Maliye Bakanlığının bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulanması bakımından belirsiz ve kararsızlığa neden olan hususlar hakkında açıklama istiyebilirler. Yetkili makamlar yazı ile istenecek açıklamayı yazı ile veya sirkülerle cevaplamak zorundadırlar. Alacakları cevaplara göre hareket eden mükelleflerin bu hareketleri cezayı zorunlu kılsa bile ceza kesilmez.

Mükellefler bağlı oldukları vergi dairesi başkanlıklarına veya defterdarlıklara bir dilekçe ile başvurmak yoluyla mukteza talebinde bulunabilirler. Muktezalar, kendilerine verilen muktezaya göre hareket eden mükellefleri bunun neticesinde doğabilecek vergi cezalarına karşı korumakla beraber, vergi borcu asıllarına, gecikme zammı ya da faizlerine karşı koruma sağlayamazlar.

Muktezalar sadece verildikleri mükellefler bakımından geçerlidirler. Diğer mükellefler, başka mükelleflere verilmiş muktezalara dayanarak ilgili vergi cezalarına karşı korunma elde edemezler. İşte bundan dolayı, mükellefler aynı ya da benzer konularda sıklıkla mukteza talebinde bulunabilmektedirler. Bu da Maliye Bakanlığı’nın iş yükünün lüzumsuz yere artmasına sebep olmaktadır.

Maliye Bakanlığı’nın bu sorunu gidermek için 2003 yılında yayınladığı bir genel tebliğ muktezalardan yararlanabilecek mükelleflerin kapsamını genişletmiştir:[2]

“(M)ükelleflere kolaylık sağlamak amacıyla tayin edilen muktezalardan özellik arz edenler periyodik olarak sirküler halinde yayımlanacaktır. Ayrıca, Bakanlığımızca, yapılacak mukteza taleplerinin sirkülerle cevaplandırılması yoluna gidilebilecektir. Sirkülerler, Gelirler Genel Müdürlüğünün www.gelirler.gov.tr internet adresinde yayımlanacaktır.

Durumları sirkülerde yayımlanan olaya uyan ve yapılan açıklamalar doğrultusunda işlem yapan mükellefler adına Vergi Usul Kanununun 413 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan hüküm uyarınca herhangi bir cezai işlem yapılmayacaktır.”

Eski haliyle Gelirler Genel Müdürlüğü’nün, yeni haliyle Gelir İdaresi Başkanlığı’nın vebsitesinin “mevzuat” bölümünde “kanunlar” başlığı altında yürürlükteki vergi kanunlarıın metinlerinin yanı sıra her bir kanun bakımından ayrı ayrı tasnif edilmiş şekilde ikincil kaynakların metinleri de yer almaktadır.[3] 1996 yılından günümüze kadar yayınlanmış pek çok mukteza da bu sitede yerlerini almışlardır. Bunun yanı sıra, 1996 – 1998 yılları arasında verilen muktezalardan derlenmiş ve Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 1999 yılında yayınlmış olan “Türk Vergi Kanunları Uygulamalarına İlişkin Özelgeler (Muktezalar)” başlıklı kitaba da Gelir İdaresi Başkanlığı’nın vebsitesinden erişmek mümkündür.[4]

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın vebsitesinde yayınlanmış olan muktezalardan mükelleflerin Maliye Bakanlığı’nın yukarıda değinilen genel tebliği kapsamında yararlanıp yararlanamayacağı konusunda üzerinde durulması açıklığa kavuşturulması gereken bir husus bulunmaktadır. Şöyle ki, tebliğ, bazı mukteza taleplerinin “sirküler” ile cevaplandırılıp bu sirkülerlerin “www.gelirler.gov.tr” adresinde yayınlancağını öngörmektedir. Söz konusu site incelendiğinde sitede, her bir kanun bakımından ayrı ayrı tasnif edilmiş şekilde, “özelgeler” ve “sirküler” başlıkları altında açıklayıcı ikincil kaynak niteliğinde metinler yayınlandığı ve fakat muktezaların sirküler şeklinde yayınlanmadığı görülmektedir. Bu şekle aykırılık, sözkonusu sitede yayınlanan muktezlardan müklleflerin değinilen tebliğ kapsamına yararlanamayacakları neticesinin çıkarılmasına sebep olabilir. Yine de tebliğin hizmet ettiği amaç göz önüne alındığında, Gelir İdaresi Başkanlığı vebsitesinde yayınlanmış bütün muktezaların (kitap formatında yayınlananlar da dahil olmak üzere) tüm mükelleflerce ulaşılabilir hale gelmeleri sebebiyle ilgili oldukları konular bakımından tüm mükelleflere ilgili vergi cezalarına karşı koruma sağlayacaklarını kabul etmek daha doğru olur.

Notlar

[1] Öncel, Kumrulu, Çağan, Vergi Hukuku, Ankara, Turhan Kitabevi, 13. Bası, 2005, s.16.

[2] 30.4.2003 tarih ve 315 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

[3] http://www.gelirler.gov.tr/gelir2.nsf/VK?OpenPage adresinde listelenmiş kanunlardan herhangi biri seçildiğinde o kanunun metni ile beraber ilgili ikincil kaynakların listesi de gelmektedir.

[4] http://www.gelirler.gov.tr/gelir2.nsf/kitapozelgeicindekiler?OpenPage

İnternet Etiği

Her ikisi de Türkçe olmayan “İnternet” ve “etik” sözcüklerinden oluşan “İnternet etiği” bileşik sözü İnternet kullanıcılarının dağarcığında yerini bulmaya başladı bu aralar. Haber grupları, web forumları gibi sanal ortamlarda İnternet kullanıcıları birbirlerini İnternet etiğine uymaya davet etmeye başladılar.

Peki nedir bu “İnternet etiği”?[1] Doğrusu, “İnternet etiği” veya – telaffuzu zor olduğu için olsa gerek – Türkçede pek az kullanılan “netiket” (netiquette) gibi terimlerle ifade edilen kavramının içinin tam olarak ne ile dolu olduğunu izah etmek hiç de kolay değil.

Kavramdan önce terimden başlayalım: Bu bileşik söz – esasen kendini oluşturan parçaları gibi – bizim ürettiğimiz ya da türettiğimiz bir söz değil. İngilizcedeki “Internet ethics” ifadesinin kelime kelime çevirisinden ibaret. “İnternet”in neyin nesi olduğunu hepimiz biliyoruz. (Acaba gerçekten de biliyor muyuz?)[2] “Etik” sözcüğü ise Türk Dil Kurumu sözlüğünde şöyle tanımlanıyor:

Yazının devamı >>

Türkçe Alanadı

Bu kez bir alıntıyı aktarmakla yetineceğim:

Gonderen:
ODTÜ Nic.Tr
Konu: Türkçe Alan Adları

Sent: Wednesday, November 15, 2006 8:52 PM
Subject: Türkçe Karakterli Alan Adı Tahsisi Hakkında

Sayın İlgili,

“.tr” Alan Adı Yönetimi’nin önerisi ve DNS Çalışma Grubu’ nun 19 Ekim 2006
tarihinde aldığı karar uyarınca, gerçek veya tüzel kişilere Türkçe
karakterler (ğ, ı, ü, ş, ö, ç) içeren alan adları tahsis edilebilecek olup,
söz konusu uygulama 04 Aralık 2006 tarihinde başlayacaktır.

Mevcut alan adı sahipleri, sistemde kayıtlı olan alan adlarının türkçe
karakterli karşılıkları için, 04 Mart 2007 tarihine kadar
başvurabileceklerdir. Bu başvurular sırasında Nic.tr tarafından -ilgili alan
adına ilişkin daha önce gönderilmiş belgelere istinaden- yeni bir belge
talep edilmeyecektir. 04 Mart 2007 tarinden itibaren yapılacak olan ve
Türkçe karakter içeren tüm alan adı başvuruları, mevcut alan adının sahip ve
sorumlu bilgileri kontrol edilmeden, halen uygulanmakta olan alan adı tahsis
kuralları çerçevesinde “ilk gelen alır” ilkesiyle tahsis edilecektir.

Detaylı bilgi için: www.nic.tr

Türkçe karakter (ğ, ı, ü, ş, ö, ç) içeren bir alan adı için, yeni bir
başvuruda bulunulduğunda ve bu alan adının latin alfabesinde (ASCII)
karşılığı ile nic.tr’de kayıtlı bir alan adının olmaması halinde
,https://www.nic.tr adresinde varolan prosedürün izlenmesi gerekmektedir.
Diğer bir deyişle, Türkçe karakterli alan adları, “com .tr”, “org .tr” vb.
belgeli tahsis edilen uzantılar için hak sahipliğini gösteren resmi
belgelere istinaden; “web .tr”, “gen .tr” gibi belgesiz tahsis edilen alan
adlarında ise “ilk gelen alır” yaklaşımı ile hareket edilerek, başvuru yapan
ilk kişi ya da kuruma tahsis edilecektir.

ÖNEMLİ!

04 Aralık 2006 tarihinde hayata geçecek olan sistemde gerçek ve tüzel
kişiler, internet adreslerinde Türkçe alfabesindeki karakterleri
kullanılabileceklerdir. WEB tarayıcıların (Firefox, Internet Explorer, Opera
vb.) uluslararası alan adlarını (IDN – Internationalized Domain Names)
yaygın olarak desteklediği, ancak, e-posta teknolojilerinin ise henüz
yeterince ve yaygın destek sağlamadığı unutulmamalıdır.

Kullanım alanları ve teknik bilgilere ilişkin olarak bu adreste ayrıntılı
bilgi verilmektedir.

Konuyu önemle bilgilerinize sunar, iyi çalışmalar dileriz.

Saygılarımızla,
Nic.tr (“.tr” Alan Adları) Yönetimi

Duyanlar duymayanlara haber versin.

Demokrasi TV

Democracy: Internet TV Şu anda bir yandan bu yazıyı yazıyor, diğer yandan da bilgisayarıma Demokrasi TV (Democracy TV) adında bir yazılım kuruyorum. Demokrasi TV hemen her türlü vidyo formatını (Quicktime, WMV, MPEG, AVI, XVID vs.) algılayıp gösterebilen bir programmış. You Tube, Google Video, Yahoo Video gibi İnternet üzerinden video hizmeti sunan sitelere bağlanıp oralardaki vidyoları kaydedebiliyormuş. Yüksek Kaliteli (HD) vidyoları gösterebilyormuş. Merak ettim doğrusu. Özellikle kaynak kodu açık ve bedava bir yazılım olması beni cezbetti. Benzer özellikleri sebebiyle daha önce Tvedia diye bir ürün denemiştim. Beğenmiştim de Tvedia’yı ama satın alacak kadar değil.Bir süre deneme sürümünü kullanmakla yetinmiştim.

Bakalım Demokrasi TV nasıl çıkacak. Bir süre kullanayım, sonra yazarım kanaatimi.

AVEA ve HSBC’nin kullanıcı dostu(!)vebsiteleri

İki gün içinde iki ayrı vebsitesi epeyce güldürdü beni. Sadece güldürmediler, kızdırdılar, bol bol vaktimi aldılar. Hatta beni bu satırları yazmak durumunda bıraktılar. Bu sitelerden ilki HSBC’ye, diğeri AVEA’ya ait. Buyurun okuyun hayatının yirmi yılını bilgisayar başında geçirmiş bendenizin bu iki siteyle bir türlü anlaşamayışının öyküsünü.

HSBC ile başlayayım ama önce bir not düşeyim: Benim yurtdışında kaldığım dönemden kalma onlarca kartım var. Mağaza kartları, debit kartlar, kredi kartları ve saire. E, aram bilgisayarlarla iyi ya, bu kartlara ait işlemlerin hemen hepsini Internet üzerinden yaparım ben. Citibank’tan Chase’e, Sears’dan Dell’e pek çok firmanın çağrı merkezlerini de yüzlerce kere aramışımdır. Bunların hiçbiriyle hiçbir sıkıntı yaşamadım bugüne kadar. Çağrı merkezlerini biraz nahoş bulurum, itiraf edeyim. Moron muamelesi yaparlar adama çünkü. Bir keresinde Dell’in Hindistan’daki çağrı merkezinde telefona bakan Hindu görevli beni Teksas’la konuştuğuma inandırmaya kalkmıştı. Neyse, gelelim sadede…

Yedi, sekiz yıl önce bir mağaza kartı olan “Advantage Card”tan almıştım. Ben buralarda değilken Boyner Advantage Card’ı HSBC’ye satmış ve benim mağaza kartım kredi kartı oluvermiş. Ne güzel değil mi? Ben bu kartı bir süredir kullanıyorum. Karttan hiç bir şikayetim yok.

HSBC Advantage Card’la ilgili işlemleri genelde telefonla hallediyorum ama dün gece nedense vebsitelerine girip oradan ekstreme bakmak istedim. Daha önce Advantage kartın veya HSBC’nin vebsitesini hiç ziyaret etmemiştim. Www.hsbc.com.tr adresine gittim önce. Gelen sayfada “Advantage” logosunu tıklayınca kendimi www.advantage.com.tr adresinde buldum. Buraya kadar iyi hoş. Www.advantage.com.tr’de “Bireysel Internet Bankacılığı” linkini tıklayınca kendimi tekrar www.hsbc.com.tr’de buldum. Yani boşu boşuna bir tur atmış oldum. Hadi buraya kadarını benim cahilliğime(!), acemiliğime(!) verelim…

Www.hsbc.com.tr sitesinde bireysel bankacılık kısmına girebilmek için ihtiyaç duyacağım şifreyi oluşturabilmek için “Anında Şifre” linkini tıkladım.

Açıkçası “anında” sözcüğünü görmek beni çok sevindirmişti. Boşuna bir tur atmıştım ama en azından şifremi çabucacık alacaktım! Kredi kartımın numarası, doğum tarihim, annemin kızlık soyadı, tuttuğum takımın renkleri, eskiden çıktığım kızlardan baştan üçüncüsünün ilk adının sondan ikinci harfi gibi güvenlik sorularını yanıtladım. O da ne? Site verdiğim cevapları beğenmiyor! Acaba yazım hatası mı yaptım, annemin kızlık soyadını mı unuttum, diye defalarca kontrol ettim yazdıklarımı (gerçekten ettim); yetmemiş gibi karıma ve üç buçuk yaşındaki – henüz okuma yazma bilmeyen – kızıma da kontrol ettirdim.

Hayır, bütün soruların cevabını doğru girmiştim ama site bana “anında” şifre vermemekte direniyordu!

Bunun üzerine HSBC’nin 4440111 numaralı telefonunu aramaya karar verdim. Belli ki bankanın kayıtlarında bir hata vardı; telefonda bunu görevlilere anlatabilir ve site için gerekli şifreyi alabilirdim. Daha evvel de çeşitli işlemler için aramış olduğum bu çağrı merkezinin numarasını çevirdim ve banttan gelen sesin verdiği komutları dinlemeye başladım.

Ses bana talimatlar veriyor, ben de uygun tuşları tuşluyordum. Aslında arzum gerçek bir kişi ile konuşmaktı ama otomatik sistemle de neticeyi alabildiğim sürece sorun yoktu. Ne de olsa asıl amacım üzüm yemekti, bağcıyı görmesem de olurdu.

Muhtelif tuşları tuşladıktan sonra, alt menülerden birinde Internet’ten bankacılık işlemleri yapabilmek için gerekli şifreyi almamı sağlayacak menüye ulaştım ve banttan gelen sesin sıradaki komutunu beklemeye başladım.

Ses kabaca şöyle bir şey deyiverdi: “Lütfen önce telefon bankacılığı şifrenizi tuşlayınız.”

“Hoppala!! Benim telefon bankacılığı şifrem de yok ki. N’apıcaz şimdi? Demek ki, önce telefon bankacılığı şifresi almam lazım, sonra onu kullanarak Internet için olanı alacağım. Peki… Tamam… Ama onu nasıl alacağım?”

Benim kendi kendime – yüksek sesle – dediklerimden habersiz cevap verdi banttan gelen ses: ‘Telefon bankacılığı şifrenizi www.hsbc.com.tr sitesinden, ATM’lerden, şubenizden alabilirsiniz.’ (Birebir değil belki ama özünde aynen böyle dedi.)

“Hoppala (yeniden)! Şimdi olmadı işte. Ben zaten siteye giremediğim için aramadım mı bu numarayı?”

İşte bu noktada olan biteni eşime anlattım (hâlâ telefondayım bu arada) ve epeyce gülüştük. Kızım da bizim halimize güldü tabi. Kim demiş çocuklar anlamaz diye…

“Nasıl bağlanılıyordu operatöre, sıktı artık bu kadar teknoloji.”

Ne yazık ki, operatöre de bağlanamadım. Zira HSBC’nin telefon sisteminde böyle bir seçenek yoktu. Varsa bile ben bulamadım. Muhtelif tuşları ve özellikle de “0” (sıfır) tuşunu denedim. Açıkçası benim bildiğim bütün çağrı merkezlerinde sıfır tuşu sizi operatöre bağlar ama HSBC’de bu tuşun böyle bir fonksiyonu yok.

Siteden sonra telefonda da mağlup olmuş vaziyette HSBC’nin vebsitesine geri döndüm sonra. “Bize ulaşın” linkini tıkladım. Beceriksizliğimi(!) HSBC ile paylaştım.

Bir de “beni arayın, olur mu?” diye bir not bıraktım. Dün gece aramadılar. Bugün aramadılar. Bakalım yarın arayacaklar mı…

Gelelim AVEA’ya. Dün kredi kartı ekstremi merak etmiştim ya bugün de telefon faturamı merak edeceğim tuttu. Vallahi belamı aradığımdan ya da çok boş vaktim olduğundan değil. Bilen biliyor, başımı kaşıyacak vaktim yok aslında. Dün boşa harcadığım saatlerden hiç akıllanmamışım ki, bugün de www.avea.com.tr adresine gittim. Kullanıcı adımı ve şifremi yazdım ve AVEA’nın sitesindeki “online işlemler” bölümüne girdim. (Araya kısacık bir not: AVEA’nın sitesindeki kullanıcı adı ve şifrelerle ilgili olarak da geçen ay pek şenlikli bir deneyimim olmuştu. Şimdi konuyu uzatmamak için yazmayacağım ama bir başka seferde onu da not edeceğim buraya mutlaka.)

Sitede fatura bilgileri ile ilgili kısıma girdim. Bana ait olan bir telefonun fatura bilgilerini gördüm. Buraya kadar her şey harika! Yalnız benim AVEA’dan bir kaç numaram daha var, onların fatura miktarlarını da öğrenmek lazım. Baktım onlara ait bir bilgi yok. Bu da tamam, önce bu numaraları sisteme tanıtmak gerekebilir. Sitede ilgili olabilecek bütün linkleri taradım. Hayır, AVEA’nın sitesinde bir kişinin kendisine ait birden fazla numaraya ait işlemleri yapmasını sağlayacak bir seçenek yok. Gene yapıştım telefona…

Cepten 500 diye bir numara arıyorsunuz AVEA çağrı merkezi için. Bir kontür mü, iki kontür mü ne yazıyor, süreye bakmaksızın. Önce banttan gelen sesin sunduğu seçeneklerden uygun olanlarını tuşladım. Baktım işime yarar bir şey yok, bastım sıfır tuşuna. İbrahim adında gayet düzgün konuşan bir bey cevapladı telefonu hemen. Harika, nihayet, hem de hiç beklemeden bir gerçek insan çıkmıştı karşıma! (Örnek al HSBC!)

“İbrahim bey” dedim, “benim bir kaç numaram var, sitenizin ‘online işlemler’ kısmına girdim, oradan sadece bir numaraya ait işlemleri yapabiliyorum. Diğer numaralarımı o hesabıma nasıl ekleyebiliriz?”

Özetle, “ekleyemezsiniz” dedi İbrahim bey. “Her telefon numarası için ayrı bir kullanıcı adı ve şifre almanız gerekli.” Sonra bana kulağa ‘teknik’ gelen ama aslında mânasız bir açıklama yaptı bunun sebebi olarak.

Ben de “uydurma” dedim içimden; “yani elli numaram olsa, sizden elli kullanıcı adı ve şifre alamam gerekiyor siteniz için. Ne kullanıcı dostu bir sistem ama!”.

Tabi karşımdaki İbrahim beye böyle demedim. Ayıp olurdu. O ne de olsa bana yardımcı olmaya çalışıyor ve önüne konmuş bir metni okuyordu.

“İbrahim bey” dedim gene; “siz müşterilerinizin dileklerini ilgili yerlere aktırıyorsunuz, değil mi?”

“Evet” dedi.

“O zaman sizden bir dileğimi ilgili birime aktarmanızı rica ederim. Ben daha evvel böyle sistemleri çok kullandım. Bir hesaba birden fazla telefon numarası, banka numarası, kredi kartı numarası vs. eklemek mümkünüdür. Lütfen deyiverin de sizinkiler de siteyi değiştiriversinler. Böylesi müşteri için daha kolay olur, değil mi?” (Tam olarak bunlar değildi cümlelerim ama böyle bir şeydi galiba.)

“Tamam, talebinizi ilettim” dedi İbrahim bey. Fonda önündeki klavyesinden geldiğini sandığım tuş sesleri vardı.

Asıl amacıma ulaşmakta başarısız olmuş, AVEA’ya boşuna bir kontür kaptırmış, Internet’te ve telefon başında akşamımı heba etmiş bir şekilde kapadım telefonu.

Sonra bu satırları yazmaya başladım. Belki (umarım) HSBC’ye attığım mesaj ve AVEA’dan İbrahim beyin ilgililere ulaştırdım dediği talebim gerçekten yetkili, ilgili ve de bilgili birilerinin eline ulaşır da, sistemlerindeki bu ufak soruncukları giderirler. Bende bir akşam üstü “yahu, benim bu ayki faturam kaç paraydı” diye merak ettiğimde beş dakika içinde bu firmaların sitelerine girebilir, şifrelerimi alabilir, her bir telefon numaram için ayrı kullanıcı adları ve şifreler ezberlemek zorunda kalmadan faturalarımı görebilirim. Olur da göremezsem telefonlarını arayıp “sıfır” tuşuna basabilirim. Mutlu bir müşteri olurum.

Konuyla ilgisi yok ama hazır içimi dökmüşken son bir şey diyeyim: Ankara Üniversitesi mensuplarıın epeycesinin cebinde AVEA telefon var ama Cebeci kampüsünde çekmiyor bu telefonlar; bilmem farkında mı AVEA’nın yönetimindeki dostlar.

AÜHF Forumları Hakkında

Aşağıdaki yazı bana gelen bir e-mektuba yazdığım cevaptır. Alıcısının bilgisi dahilinde AÜHF forumlarında da yayınladım bu yazıyı.

E.A.

- – -

Aciklama:

Asagidaki yazi AUHF forumlari ile ilgili olarak bana fikrimi soran forumlarin yonetisi sayin Mehmet Ardica yazdigim cevaptir. Ayni metni buraya da aktarmak istedim cunku, diger forum uyelerinin de gayet yapici onerilerde bulunacagina ve hep birlikte bu forumlari daha duzeyli ve nitelikli hale getirebilecegimize inaniyorum.

Bir husus daha: Turkce karakter desteklemeyen bir makinada bu yaziyi yazmak durumunda kaldim. Affedin lutfen.

Ertugrul

- – -

Sayin Ardic,

Sorulariniza yanitlarim sunlar: (Sormadiginiz bir kac hususa da deginecegim.)

Genel olarak guvenlik:

Guvenlikle ilgili uc sikinti olabilir.

Ilki vebsitesinden degil sunucudan kaynaklanan guvenlik aciklari. (Apache, PHP, MySQL vesairedeki aciklarin kotuye kullanimi.) Bunlarla ilgili vebsitesi yoneticisi olarak sizin yapabileceginiz hicbirsey yok. Sunucuyu yonetenlerin (Rektorluk bilgi islem birimi sanirim) islerini ne kadar iyi yaptiklari ile ilgili bir husus bu. Eminim ki siz de bu konulari gayet iyi biliyorsunuzdur.

Ikincisi, vebsitesinin kullandigi yazilim ile ilgili guvenlik sorunlari. Buna asagida deginecegim.

Ucuncusu, kullanici adi ve sifresi oldugu icin vebsitesine erisebilen kisilerin (yoneticelerin, icerik ekleyenlerin vs.) kotu niyetli davranislari. Bunun cozumu gorece olarak kolay. Iyi bilmediginiz, guvenmediginiz, kontrol edip gerektiginde hesap soramayacaginiz kisilere erisim imkani vermeyeceksiniz.

AUHF vebsitesi ile ilgili olarak:

AUHF vebsitesi gecen yillarda buyuk mesafe katetti. Ama hala eksik yapilan, daha iyi yapilabilecek seyler var. Ilk kez Umut’un hazirladigi bir icerik yonetimi yazilimi ile (sanirim 2000’de) yonetilmeye baslanmisti site. Ondan once tumuyle statikti. Simdi belli ki rektorlugun sagladigi bir yazilim kullaniliyor. Bu yazilim bana Mambo’yu (Joomla’yi) cagristiriyor ama belli ki ya Mambo ya da kaynak kodu acik diger bir yazilim alinip kodunda oynanarak kod Turkcelestirilmis ya da kod sifirdan yazilmis. Bu iyi birsey. Yazilimin kodunu ne kadar az kisi bilir ve anlar ise yazilimdan kaynaklanan guvenlik sorunlari o kadar az olur. (Yukaridaki 2 nolu sorun.)

Icerik ile ilgili:

AUHF vebsitesi icerik ile ilgili olarak dogru yolda sanirim. Kullanilan yazilimin yonetim panelini bilemedigim icin emin degilim ama cok kullanicili ve degisik sevileyerde erisim yetkisi veren bir sistemmis gibi gorunuyor. Bu cok onemli; fakulte idaresi, idari personel, hocalar ve ogrenciler kendileri ile ilgili bolumlere dogrudan ya da bir onay mekanizmasina tabi olarak icerik gonderebilmeliler. (Umarim durum budur.)

Bundan daha da onemli mesele ise icerigin uretilmesi; sitenin amacilya ilgili icergin uretilmesi ve icerigin gerektikce guncellenebilmesi.

Icerik uretme konusunda biz oldum olasi sorun yasadik. Bunun bir kac sebebi var. Ilki gerekli ekip yoktu. Siteyi yonetenler icerik uretemiyordu (ki bu onlarin isi degil zaten), icerik saglamasi gereklerde konunun onemini kavrayamadiklari icin yardimci olmuyordu. AUHF vebsitesinin amacinin ne oldugu iye netlestirilmeli. (Umarim bu coktan yapilmistir.) Bence once ogrenci adalaylarina sonra diger kisilere faultenin tanitimiicin; gene once ogrencilerle, sonra diger kisilerle iletisim araci olarak kullanilmali site. Tanitim araci olarak eskisine gore epeyce bilgi konmus siteye. Yapilanlarin uzerine eklene bilecek olan su: Fakulte calisanlari egitilerek/bilgilendirilerek hepsinin kendi ile ilgili konulari tanitacak bilgi uretmesi saglanmali ve bunlar siteye konmali. Mesela benim adimin gecitigi sayfada benle ilgili bilgiler yok. Cunku o bilgiyi oraya koyabilecek kisi de benim bilgilerim yok. Oysa ben dogrudan kendim ile ilgili sayfaya erisip orayi degistirebilmeliyim. (Yazilim buna izin veriyor mu?) Idare de beni bu konuda once egitmeli sonra da gorevlendirmeli. Tek elden buyuk icerik olusturulmasi zor. Ekip isi bu is. Herkes kendi ustune dusen kismini yapmali.

Icerik ile ilgili bir sorun da devamlilik. Ya eskiden konan icerik guncellenmiyor ya da her yeni gelen eskiyi siliyor. Bu yanlis. Bunun en basit ve en bariz ornegi fakulte logosu. Yeni sitede okulun tarihiyle yasi olan logo silinmisti. Kalkan sekilli logonun yerine cember sekilli logo konmustu. (Belli ki birisinin kolayina gelmis Photoshop’da cember yapmak ya da o kisi fakulte logosunun anlamini/onemini, kalkanin, uc rengin anlamlarini bilmiyormus.) Neyseki o hemen duzeltildi ama iletisim sayfasinda hala yanlis logo var. (Lutfen duzeltin onu da.)

Genel olarak, yeni site eskilerine gore cok daha iyi… Hem yazilim hem de icerik olarak. (Tasarim konusunda farkli dusunuyorum ama o sahsi zevk meselesi, o sebeple tasarima diyecegim yok.)

Gelelim sizin asil sordugunuz konuya: Forumlar.

Forumlarla iligli uc mesele var bence. Ilki fonksiyon meselesi, ikincisi yazilim, ucuncusu guvenlik.

Fonksiyon meselesi (forumlarin amaci):

AUHF’nin Internet-bilgisayar islerinin koordinasyon gorevi bende ve arkadaslarimda iken biz forum isine girmemistik, cunku forumunlarin fakulte vebsitesinde yeri oldugunu dusunmuyorduk. Dogrusu bu konuya pek kafa da yormamistik aslinda. Bence bu konuya iyice kafa yormak lazimdi forum isine girismeden once. Suphesiz ki hukukcularin, hukuk ogrencilerinin kendileri ile ilgili konulari tartisabilecekleri bir ortam olusturma fikri cok guzel bir fakir amma acaba devlete ait bir hukuk fakultesinin vebsitesi bu amac icin uygun ortami sagliyabilir mi? Yoksa forumlar fakulteden bagimsiz bir yapi altinda mi organize edilmeli? Ben acikcasi ilkine karsi olmamakla beraber ikinci fikre daha yatkinim. Fakulte forumlara, forumlar da fakulteye ayak bagi olabilir.

Neyse, mevcut durumu oldugu gibi kabul edip bir sonraki asamaya gecelim; AUHF forumlarinin fonksiyonu tam olarak nedir? Bu forumlarda kim, neyi, nasil tartisacak? Moderator (bu sizsiniz su anda) kim olacak? Neyi, hangi ilke ve kurallari izleyerek modere edecek? Ben bunlarin hicbirine kafa yoruldugu kanaatinde degilim. Alin size ornekler ve oneriler:

Eski sitede onune gelen uye edilmisti. Bence bu yanlis. AUHF forumlarina sadece ogrenciler, hocalar, fakulte personeli uye olabilmeli. Eger mezunlar, diger hukukcular, lise ogrencileri ve ilgisiz kisiler de o veya bu sebeple uye yapilacaksa herbirinin yazi yazabilecegi ayri bolumler olusturulmali. Bu yapilmazsa hukuk ogrencisi ile lise ogrencisi ve ucak muhendisi gibi adamlar ayni konu ustunde ayri telden ve ayri duzeyde seyler yazmaya baslarlar ve ipin ucu kacar. Eskiden durum buydu. Uzulerek goruyorum ki (yanlissam lutfen duzeltin beni) yeni sitede de fakulte ogrencisi olmayan uyeler var.

Forum ustunde hem uyelere gore (bir ustte degindigim husus) hem de konulara gore bolumler olusuturulmali. Boylelikle kimin nerede neler hakkinda yazisacagi belirlenmeli. Aksi halde duzenli bir tartisma ortami saglanamaz. Alin size aklima ilk gelen bir kac bolum basligi:

Duyurular
Kamu hukuku tarismalari
Ozel hukuk tartismalari
Ekonomi-Maliye tartismalari
Uluslararasi hukuk
Branslararasi hukuk
Fakulte idaresini ilgilendiren konular
Etkinlikler – Ogrenci topluluklari
Oneriler
Mezunlar icin bolum (belki)
Hukukcular icin genel tartisma bolumu (belki)
Liseliler icin bolum (belki)

Forumlarda kesinlikle sohbet-muhabbet icin bolum olmamali. O tur ihtiyaci olanlar gitsinler baska yer bulsunlar. Hem gercek hem de sanal alem muhabbet mekanlari ile dolu.

Forumlarin tumunden sorumlu moderatorlerin yani sira her bir bolumden sorumlu moderatorler de gerekli. Yukaridaki orneklerde 2-6. bolumlerin moderatorleri ogrencilerin yani sira hocalari da icermeliki akademik icerigi olan bu bolumlerde yazilanlarin kalitesi yuksek tutulsun. (Samimi fikrimi soyleyeyim mi: O bolumlerde dogru duzgun hic kimse birsey yazmaya yanasmayacaktir, cunku yazabilmek birikim gerektirir ve ne yazik ki bizim forumlarimizin meraklilarinin cogunda o birikim yok.) 7. konu basliginda moderatorler ogrencilerin yani sira idareden birilerini de icermelidir ki yazilanlardan idare haberdar olsun, okulun eksikliklerini gidersin. Bence diger bolumleri ogrenci arkadaslarimiz gayet iyi yonetebilir. Tek yapmamiz gereken izlenecek ilkeleri dogru duzgun belirlemek. Ki sizler zaten bu ilkelerin cogunu mevcut forumlar icin belirlemissiniz. Sira onlari uygulamada.

Gelelim yazilim meselesine: Drupal bir icerik yonetim yazilimi (CMS). Sizin de dediginiz gibi forum yazilimi degil. Suz su anda Drupal’in yourm ekleme ozelligini forum niyetine kullaniyorsunuz sanirim. Oysa Drupal altinda forum yaratmak mumkun. Su adreste nasil yapilacagi yaziyor: http://drupal.org/handbook/modules/forum.

Eger Drupal’dan vazgecilip gercek bir forum yazilimi kullanilacaksa benim aklima gelen secenekler sunlar:

Forum yazilimi icin fakulte idaresi para harcamaya hazirsa VBulettin (www.vbulettin.com ) ya da Invision Power Board (www.invisionboard.com) alinabilir. Bunlar cok iyi ve guvenli yazilimlar. Fakultenin forum icin para harciyacagini sanmiyorum ama…

Bedava cozum olarak aklima Simple Machines (http://www.simplemachines.org/) geliyor. (PhpBB artik pek populer degil.) SMF epey becerikli, epeyce de guvenli bir forum yazilimi. Turkce destegi de var. (Turkce dil dosyasinin hafice elden gecmesi lazim ama..) Ben SMF’i oneririm.

Ucuncu bir secenek olarak da su yapilabilir. AUHF vebsitesinine ek olarak ikinci bir site yaratilir. Bu siteye Drupal veya benzeri bir CMS kurulur. (Ben olsam Joomla-Mambo kurardim.- www.joomla.com ya da www.mamboserver.com) Bu sitede hocalarin ve ogrencilerin hukukla ilgili makaleleri ve hukuk haberleri yayinlanir. Gene bu site uzerine entegre bir forum yazilimi da kurulur. (SMF Joomla ile entegre edilebiliyor. Gene Joomla ile calisan daha basit ama guzel TSMF diye bir forum yazili var.) Her makelenin sonunda forumlardaki ilgili bolume link konur. Okuyucu o linki tiklayarak ilgili foruma ulasir. Orada sadece okudugu makele ya da haber ile ilgili olarak yazisir. Benim size asil onerim iste budur.

Guvenlik meselesine gelince:

Kaynak kodu acik ve yaygin olarak kullanilan butun yazilimalarda yazilimdan kaynaklanan guvenligi saglamanin tek yolu site yoneticilerinin ilgili yazilimi hazirlayanlarin vebsitelerini surekli olarak takip edip yayinlanan guvenlik yamalarini siteye duzenli olarak kurmalaridir. Hangi yazilim kullanilirsa kullanilsin bu dedigim yapilmazsa bir sure sonra birisi gelir sitenizi kirar. Duzenli yedekleme yapilirsa site kirilsa bile cok sorun olmaz. Site yeniden kurulur, yedekler eski yerlerine yuklenir.

Gelelim son sorunuza. Sanirim ona yukarida kismen degindim ama tekrar edeyim. Sizin tek basiniza moderator olarak yapabileceginiz cok birsey yok. Ne zamaniniz ne de bilginiz yeter tek basina her yazilanla ugrasmaya. Ilk olarak moderator sayisinin artirilip aralarinda is bolumu yapilmasi lazim. Kimin nerede hangi konuda ne tartisacaginin net belirlenmesi lazim. Kamu hukuku konusu altinda ozel hukuk tartisilmaya baslanirsa ornegin, o tartismanin ilgili bolume yonlendirilmesi lazim. Farkli basliklar altinda ama ayni konuda tartismalar acilmasina (cross posting) izin vermemek lazim. Tartismalar konudan saptigi zaman once uyarma ile konunun ozune donulmesi, bu olmuyorsa o tartismanin kapatilmasi lazim. Dogru duzgun Turkceyle yazi yazmayanlarin yazilarinin yayinlanmamasi lazim.

Bu son dedigimi aciklayayim: Dogru duzgun Turkce demek mukemmel imla ile yazilmis Turkce demek degil. Keske oyle yazabilsek ama hicbirimiz oyle yazamiyoruz ki. Ama adam kelimeleri bilerek bozuyor, cumleye kucuk harfle basliyor, Turkce kelimeleri yabanci harflerle yaziyor ise bu yazilar yayinlanmamali. Dilerse dogru sekilde tekrar yazar, dilemezse ceker gider kendine uygun baska ortam bulur.

Baska baska… Sahsa yonelik yazilara izin vermemek lazim. Senli benli konusmalara, nazik olmayan sozcuklerin kullanimina izin vermemek lazim. Buyuk harf kullanma sorununun cozumu kolay. Bir duyuru yaparsiniz, bugunden itibaren icinde tumuyle buyuk harf kullanilarak yazilmis hicbir yazi yayinlanmayacaktir, dersiniz ve ogunden sonra oyle hicbirseyi yayinlamazsiniz olur biter.

Tabi, siz bu dediklerimin hepsini yapmaya kalkarsaniz epeyce dusman edinirsiniz ve forumlarda da pek yazi yazan olmaz epeyce bir sure. Taki insanlar buranin kurallarini ogrenip, alisincaya kadar…

Dilerim bu yazdiklarimin bir katkisi olur.

Derslerinizde basarilar diler, selam ve saygilarimi sunarim.

Ertugrul

Not: Bu yaziyi forumlara da koyacagim simdi. Uygun bulmazsaniz oradan silin lutfen.

Akcaoglu.com’a Ne Oldu? (2)

Akcaoglu.com, onunla aynı sunucuda ağırlanan diğer sitelerle beraber, geçen üç-dört gün boyunca ulaşılamaz durumdaydı. Bu süre zarfında e-posta hesaplarımız çalışmadı.

Kesintinin sebebi şu: Ben sunucu hizmetini HostPC adlı firmadan alıyorum. HostPC esasen bir aracı. O da daha çok büyük bir firma olan Verio’nun sunucularını ve internet bağlantısını kullanıyor. Verio’nun bir kaç verimerkezi var. Benim vebsitem Florida’nın güneydoğusundaki Bota Raton şehrindeki bir verimerkezinde ağırlanıyorumuş meğer. 70′li yıllarda IBM tarafından tasarlanıp, inşa edilmiş bu merkez. Beş şiddetindeki bir kasırgaya dayancak güçteymiş; elektrik kesintisi halinde 22 gün jenaratörlerle çalışabiliyormuş. İşte bu veri merkezi üç şiddetindeki Wilma kasırgası üstünden geçince devre dışı kalıverdi geçen gün. Gerçek sebep neydi bilemem ama açıklamalara göre kasırgadan dört gün önce test edilen jenaratörler kasırga esnasında elektrikler kesilince devreye girmemiş ve Verio’nun teknisyenleri sorunu ancak üç-dört günde tespit ve tamir edebilmişler.

Vebsitemin çalışmamasına pek aldırmadım ama sıkça kullandığım bazı e-posta hesaplarımın üç-dört gün devre dışı kalması çok canımı sıktı. Esasen alanadımın bazı ayarlarını değiştirerek vebsitemi ve e-posta ayarlarımı başka sunuculara yönlendirmem mümkündü, ki bir noktadan sonra bunu yaptım da, ama Verio gibi büyük bir firmaya güvenip sorunu çözmelerini bekleyerek epey zaman kaybettim.

Bu durumdan bana ve yakınlarıma ait şu alanadları zarar gördü: akcaoglu.com,
akcaoglu.net, berdem.com, ekonomivehukuk.com, cumle.org, cebecikampusu.com, devletburslulari.net, internationaltaxforum.org ve glabaltaxforum.org.

Şu an için heşey normale dönmüş görünüyor…

Sorunla ilgili linkler:
http://www.verio.com/support/files/networkstatus.cfm

http://www.hostpc.com/forums/