<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karalama Defterim &#187; dergi</title>
	<atom:link href="http://www.akcaoglu.com/tag/dergi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.akcaoglu.com</link>
	<description>Ertuğrul Akçaoğlu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 May 2010 21:57:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;ye Armağan Projesi &#8211; Rapor</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2008/02/08/turkiyeye-armagan-projesi-rapor/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2008/02/08/turkiyeye-armagan-projesi-rapor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2008 08:23:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pro(c)eler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'ye Armağan Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[akcaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[scanner]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>araştırmacıların</category>
	<category>dijital</category>
	<category>okuyanlarınız</category>
	<category>bilirler</category>
	<category>olgunlaşmaya</category>
	<category>üretme</category>
	<category>sunma</category>
	<category>projesi</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2008/02/08/turkiyeye-armagan-projesi-rapor/</guid>
		<description><![CDATA[Önceki yazılarımı okuyanlarınız Mart 2007&#8242;den beri Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nde bir dijital belge üretme projesi yürüttüğümüzü bilirler. Hukuk fakültesi dergilerini dijital ortama aktarıp İnternet&#8217;ten araştırmacıların erişimine sunma amacıyla başlayan bu proje, büyüyüp olgunlaşmaya başladı. Adı dergi projesinden &#8220;Türkiye&#8217;ye Armağan Projesi&#8221;ne dönüştü. Çok güzel tepkiler almaya başladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi&#8217;nin ve Ankara Law Review&#8217;un [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki <a href="http://www.akcaoglu.com/category/hukuk/auhf/turkiyeye-armagan-projesi/">yazılarımı</a> okuyanlarınız Mart 2007&#8242;den beri Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nde bir dijital belge üretme projesi yürüttüğümüzü bilirler. Hukuk fakültesi dergilerini dijital ortama aktarıp İnternet&#8217;ten araştırmacıların erişimine sunma amacıyla başlayan bu proje, büyüyüp olgunlaşmaya başladı. Adı dergi projesinden &#8220;Türkiye&#8217;ye Armağan Projesi&#8221;ne dönüştü. Çok güzel tepkiler almaya başladı.</p>
<p>Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi&#8217;nin ve Ankara Law Review&#8217;un bütün sayılarını (yaklaşık 240 cilt dolusu makale) İnternet&#8217;e aktarmak bize yetmedi. Hocalarımızın yazdığı 80 kadar monografiyi de İnternet&#8217;ten hukuk öğrencileri ve araştırmacılarla paylaştık. Bu kolleksiyona her gün yeni eserler eklemeye devam ediyoruz. (Bkz: <a href="http://auhf.ankara.edu.tr" target="_blank">http://auhf.ankara.edu.tr</a>)</p>
<p>Gelelim büyük habere:</p>
<p>Siz bu satırları okurken öğrencilerimiz ile idari ve akademik personelimizden oluşan küçük bir ekip fakültemiz kütüphanesinin müzesinnde yer alan nadide eserleri dijital ortama aktarmaktalar. Hedefimiz, Nisan ayı başında değerine paha biçilemez ve hiç bir yerde (kolay kolay) bulunamaz eserleri (ki 200 kadar eserden bahsediyorum) kilitli camekanların içinden çıkarıp sizlerin masalarının üstüne koyabilmek.</p>
<p>Projenin bu aşamasının teknik detaylarını daha sonra paylaşacağım sizlerle. Tahmin edeceğiniz üzere bu kez bir tarayıcı (scanner) kullanmıyoruz. Kitaplara hiç zarar vermeden taramanın yollarını bulduk!</p>
<p>Sevinçliyim. Ufak adımlarla da olsa hukukumuza, kütüphaneciliğimize ve araştırmacılarımıza büyük katkı sağlayacağına inandığım bir işle uğraşıyoruz. Ve sevinçliyim, çünkü öğrencilerimiz, fakülte yönetimi, asistan arkadaşlarım hep birlikte çalışıyoruz.</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2008, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2008/02/08/turkiyeye-armagan-projesi-rapor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (3)</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2007/04/30/hukuk-fakltesi-dergi-projesi-gelismeler-3/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2007/04/30/hukuk-fakltesi-dergi-projesi-gelismeler-3/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2007 21:20:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pro(c)eler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'ye Armağan Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[akcaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[sunucu]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2007/04/30/hukuk-fakltesi-dergi-projesi-gelismeler-3/</guid>
		<description><![CDATA[Ve sonunda bitti! Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergileri tümüyle dijital ortama aktarıldı; sitesi ve DVD&#8217;si hazırlandı. Birazdan saatler 1 Mayıs 2007&#8242;nin ilk dakikalarını gösterdiğinde dergilerin sitesini herkesin erişimine açacağım. Bu konuyla ilgili bir önceki yazımdan bugüne kadar geçen on beş gün içinde neler yaptığımızı kısaca anlatmak istiyorum size. Fakültemizin üç öğrencisi Caner Yılmaz, Durmuş Cevlan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 105px"><img style="margin: 5px;" src="http://auhf.ankara.edu.tr/auhfd/wp-content/themes/auhfd/auhf-logo.jpg" alt="" hspace="5" vspace="5" width="95" height="139" align="left" /><p class="wp-caption-text">AÜHF Logo</p></div>
<p>Ve sonunda bitti! Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergileri tümüyle dijital ortama aktarıldı; sitesi ve DVD&#8217;si hazırlandı. Birazdan saatler 1 Mayıs 2007&#8242;nin ilk dakikalarını gösterdiğinde dergilerin sitesini herkesin erişimine açacağım. Bu konuyla ilgili <a href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/">bir önceki yazımdan</a> bugüne kadar geçen on beş gün içinde neler yaptığımızı kısaca anlatmak istiyorum size.</p>
<p>Fakültemizin üç öğrencisi Caner Yılmaz, Durmuş Cevlan ve Burak Şahin önce dergileri cilt cilt TIFF (resim) formatında taradılar, sonra OCR yazılımıyla bu resimleri yazıya dönüştürdüler. Dönüştürme işlemi epeyce başarılı olmakla berbaer yinede hatalar içeriyordu. Bu hataları kontrol edip düzeltmeye yetecek kadar vakit olmadığı için her bir ciltteki bütün makaleleri içinde yazı gizli resim PDF formatında ayrı ayrı kaydettiler. (Caner ile Durmuş daha çok çalıştı, Burak biraz kaytardı ama o da sonradan gene dergiyle ilgili başkaca işlerde yardım etti.)</p>
<p>Öğrenciler bu işleri yaparken ben dergilerin eksiklerini gidermek, araştırma görevlisi arkadaşlardan gelecek künyeleri toparlamak, sitede kullanılacak yazılımı belirlemek, siteyi tasarlamak gibi her biri başlı başına ıvır zıvır iş olan ama birarada adamı epeyce zorlayan işlerin peşinde koşturuyordum.</p>
<p><span id="more-106"></span>Kolay olsun diye esasen başka bir amaçla kullanılan kaynak kodu açık bir yazılımı fakülte dergisini yayınlamak için kullanmaya karar verdim. Başlarda herşey yolunda gidiyordu ama künyeleri siteye aktarmaya başladıkça sorunlar başladı. Önce kullandığım yazılımın arama fonksiyonun bizim işimize yaramayacağını farkettim. Onun yerine sitenin içine Google&#8217;ı kullanarak arama yapan bir eklenti ekledim. Bu eklenti kendi işini yaptı ama başkaca şeyleri bozdu. Onu düzelteyim derken başka şeyler&#8230; Neticede siteyi üç kere sil baştan kurmam gerekti. Buna ek olara 56 ciltteki toplam 222 sayının içinde yer alan her bir makalenin künyesini teker teker elden geçirerek göze güzel görünür hale getirmem gerekti. Sonra da bu künyelere yaklaşık 1400 makalenin linklerinin teker teker bağlanması&#8230; İşte bu noktada bir kaç arkadaş çok yardımcı oldular. Yukarıda saydığım öğrenci arkadaşlara ek olarak Hasan Yılmaz isimli bir diğer öğrencimiz, kürsü arkadaşım Ar. Gör. İnci Solak Akman, tezini bitirip teslim ettiği gün yakaladığımız Ar. Gör. Selin Özden, fakülteye başlayalı daha bir kaç gün olan Ar. Gör Neva Öztürk künyelerin linklerinin bağlanmasına katıkıda bulundular.</p>
<p>Geçen on beş gün içinde sanırım 6 ya da 7 geceyi ya hiç uyumadan ya da sabaha doğru yatarak geçirdim. Dün gece de onlardan biriydi. Her neyse, sonunda bu sabah dekana &#8220;site hazır&#8221; diyebildim. Sitenin hala eksikleri ve kusurları olduğunu biliyorum ama hem benim pilim biit hem de sitenin bu haliyle kamunun erişimine açılabileceği kanaatindeyim. Kusurları siteden yararlananlar bizi uyardıkça düzelteceğiz artık.</p>
<p>Gelelim DVD&#8217;ye&#8230; Onu da az evvel hazıladım. DVD özetle sitenin birebir kopyası. DVD&#8217;nin içinde sitenin dosyalarına ek olarak Firefox&#8217;un doğrudan diskten çalışan bir kopası da geliyor. (Bunu Explorer düşmanlığından değil, Explorer&#8217;ın fakülte dergisi sitesinin offline kopyasını gezerken çıkardığı ActiveX sorunlarını Firefox&#8217;da yaşamadığım için tercih ettim.) Özetle, DVD&#8217;yi bilgisayarın sürücüsüne koyduğunuzda Firefox otomatik olarak açılıyor ve diskteki sitenin kopyasını ekrana getiriyor. İnternet&#8217;e bağlanmaksızın tüm makaleleri DVD&#8217;den okumak mümkün. Ancak arama fonksiyonu İnternet bağlantısı olmadan çalışmıyor.</p>
<p>Bu kadar bilgi yeter. Ben uyumaya gidiyorum&#8230;</p>
<p>Bu yazi ile ilgili yazıları da okuyabilrisiniz:</p>
<h3><a id="post-101" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/03/13/hukuk-fakultesinin-yeni-sunucusu/"><span>Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu</span></a></h3>
<h3><a id="post-103" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (1)" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/03/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-1/"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (1)</span></a></h3>
<h3><a id="post-105" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (2)" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (2)</span></a></h3>
<p style='text-align:left'>&copy; 2007 &#8211; 2008, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2007/04/30/hukuk-fakltesi-dergi-projesi-gelismeler-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (2)</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2007 17:01:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pro(c)eler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'ye Armağan Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[akcaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[sunucu]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<category></category>
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/</guid>
		<description><![CDATA[Dergi projesinde kullanacağımız tarayıcı perşembe günü geldi. Alınan tarayıcı HP Scanjet 8390. Tek taraflı (simplex) modda 35, çift taraflı (duplex) modda 70 sayfayı bir dakika içinde tarayabiliyormuş bu yazıcı. Elbette gerçek kullanımda biz bu hızları yakalayamayacağız. İki bilgisayarla birlikte tarayıcıyı fakültedeki bir odaya yerlestirdik. Tarayıcının bağlı olduğu bilgisayar yine bir HP. 2.4 ghz. hızında AMD [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 180px"><img class="  " style="border: 5px solid black; margin: 5px;" title="HP Scanjet 8390" src="http://h10003.www1.hp.com/digmedialib/prodimg/lowres/c00491675.jpg" border="5" alt="HP Scanjet 8390" hspace="5" vspace="5" width="170" height="188" align="left" /><p class="wp-caption-text">HP Scanjet 8390</p></div>
<p>Dergi projesinde kullanacağımız tarayıcı perşembe günü geldi. Alınan tarayıcı <a href="http://h10010.www1.hp.com/wwpc/us/en/sm/WF05a/15179-64195-215155-15202-215155-1118282.html" target="_blank">HP Scanjet 8390</a>.</p>
<p>Tek taraflı (simplex) modda 35, çift taraflı (duplex) modda 70 sayfayı bir dakika içinde tarayabiliyormuş bu yazıcı. Elbette gerçek kullanımda biz bu hızları yakalayamayacağız.</p>
<p>İki bilgisayarla birlikte tarayıcıyı fakültedeki bir odaya yerlestirdik. Tarayıcının bağlı olduğu bilgisayar yine bir <a title="HP Bilgisayar" href="http://h10010.www1.hp.com/wwpc/us/en/sm/WF06b/12454-12454-64287-321860-3328893-3310266-3310267-3317281.html" target="_blank">HP</a>. 2.4 ghz. hızında AMD Athlon 64 işlemcisi, 512 MB belleği (RAM) ve 80 GB&#8217;lik SATA harddiski var. Bu bilgisayarın belleğini 2 GB&#8217;ye yükselltim. Bu bilgisayara bir de 1 adet 250 GB&#8217;lik harddisk ekleyeceğim. (Tarama için tercih ettiğim TIFF formatındaki dosyalar oldukça büyük yer kaplıyor.) Tarayıcı gayet kullanışlı tarama (scan) ve optik karakter tanıma (OCR) yazılımlarıyla beraber geldi. Tarayıcı ve bağlı olduğu bilgisayar 400-500 sayfalık bir dergiyi 300 dpi çözünürlükle 25-30 dakika&#8217;da hem tarayabiliyor hem de içeriğini yazıya dönüştürebiliyor. Eğer 600 dpi çözünürlüğe çıkarsak sadece tarama işlemi bir saati aşabiliyor. HP&#8217;nin yazılımı 300 dpi ile 600 dpi arasındaki seçeneklere izin vermiyor. 300 dpi çözünürlük ekranda çok tatminkar gözükmese de yaptığım denemeler 600 dpi ile arasında sadece dikkatli bir gözün yakalayabileceği kadar az fark olduğunu ortaya koyduğu için taramaları 300 dpi&#8217;da yapmaya karar verdim. (Bir ara buraya 300 dpi ve 600 dpi ile taranmış sayfaların örneklerini koyarım.)</p>
<p><span id="more-105"></span>Kullandığımız ikinci bilgisayar YÖNSİS marka 3.2 ghz. hızında Intel P4 işlemcisi, 512 MB belleği ve 80 GB (sanırım SATA) harddiski olan bir bilgisayar. Bu bilgisayarın belleğini 1 GB&#8217;ye yükselttim. Muhtemelen bu bilgisayara da bir 250 GB&#8217;lik harddisk takmam gerekecek. Bu ikinci bilgisayar sadece optik karakter tanıma (OCR) için kullanılıyor.</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 172px"><img style="border: 5px solid black; margin: 5px;" title="HP 2000 Series" src="http://h10003.www1.hp.com/digmedialib/prodimg/lowres/c00620525.jpg" border="5" alt="HP 2000 Series" hspace="5" vspace="5" width="162" height="178" align="right" /><p class="wp-caption-text">HP 2000 Series</p></div>
<p>Her iki bilgisayar ağ üzerinden birbirlerine bağlı. Birinde tarama işlemi yapılırken diğerinde tanıma ve işlemi yapılabiliyor. Böylelikle zaman kaybı minimuma indiriliyor.</p>
<p>Tarayacının ve iki bilgisayarın başında üç öğrenci arkadaşım çalışıyorlar. Dergileri cilt cilt tarayıp, makale makale ayırıyor; OCR yazılımı ile okutup, içinde yazı gizli olan resim PDF formatında kaydediyorlar. Her bir cilt taranıp, içindeki makaleler ayrı ayrı PDF dosyalarına dönüştürüldükten sonra fakülte öğretim elemanlarının hazırladıkları künye ve anahtar sözcükler PDF dosyalarının`özellikler` kısmına giriliyor. Her bir dosya belli bir sisteme göre adlandırılıyor ve klasörleniyor. Dijital ortama aktarılan deriglein belki ileride aynı basımını yapma ihtiyacı doğar diye taranan orijinal TIFF dosyaları da saklanıyor.</p>
<p>Hazırlanan PDF dosyaları OCR yazılımından istifade edilerek hazırlandığı için  her bir makalenin içinde tam metin araması yapılabilecek. Ayrıca, öğretim elemanlarının çıkardıkları künyeler ve özellikle de anahtar sözcükler PDF dosyalarının özelliklerine işlendiği için  Google gibi arama motorları makaleleri çok daha iyi indeksleyebilecek.</p>
<p>Niye doğrudan yazı PDF yerine resim + gizli yazı PDF yapmayı tercih ettiğimi merak edenleriniz var ise (ki bu yönde sorular aldığım için yazıyorum) yanıtı şu: OCR ile yazıya dönüşüm işlemini gerçekleştirdikten sonra yazıları kontrol edip hatalarını düzeltmek çok zaman alacaktı. Her bir ciltte 4 sayı var. Her sayıda ortalama 10 makale var desek, 56 cilt çarpı 4  sayı çarpı 10 makaleden 2240&#8242;ın üzerindeki makaleyi satır satır, kelime kelime kontrol etmek gerekiyor tümüyle yazı PDF seçeneğini gerçekleştirebilmek için. Bunu yapabilecek/yapmak isteyen kimse yok; zaman da yok. Hedefim 20-25 gün içinde bütün dergileri makale makale PDF haline getirmek. Bu aşamadan sonra dergileri fakültenin sunucusuna yerleştirmek ve ayrıca içinde arama yapılabilir CD haline getirmek gerekecek ki bu işleri doğru düzgün şekilde yapmak biraz daha vakit alacak.</p>
<p>Daha önceki yazımda sunucuya Açık Dergi Sistemi yazılımını kurduğumu aktarmıştım. Bu yazılım bir harika ama eski dergilerin yayınlanması bakımından işimize yaramayacak. Yeni sayılar bakımından bile kullanabileceğimizi sanmıyorum. Çok daha basit &#8211; ve mümkünse gene kaynak kodu açık &#8211; bir yazılım bulmam gerekiyor&#8230;</p>
<p>Dergi projesini tamamladıktan sonra fakültenin yayınladığı diğer eserlerin (özellikle de piyasa bulunamayan eski eserlerin) dijital ortama aktarılmasına gelecek sıra. Bir kaç gündür fakültenin depolarındaki kitaplar elden geçiriliyor, birer birer temizleniyor. Ben bunlardan ikişer üçer tanesini tarama işlemlerini yaptığımız odaya taşıttırıyorum. Duvarlar kitaplıklarla, kitaplıklar kitaplarla doldu. Daha gelecek o kadar çok kitap var ki&#8230; Meğer ne çok kitap yayınlamış bizim fakültemiz.</p>
<p>Bu yazi ile ilgili yazıları da okuyabilrisiniz:</p>
<h3><a id="post-101" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/03/13/hukuk-fakultesinin-yeni-sunucusu/"><span>Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu</span></a></h3>
<h3><a id="post-103" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (1)" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/03/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-1/"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (1)</span></a></h3>
<h3><a id="post-105" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (2)" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (2)</span></a></h3>
<h3><a id="post-106" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (3)" rel="bookmark" href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/30/hukuk-fakltesi-dergi-projesi-gelismeler-3/"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (3)</span></a></h3>
<p style='text-align:left'>&copy; 2007 &#8211; 2009, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuk Fak&#252;ltesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (1)</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2007/04/03/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-1/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2007/04/03/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-1/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Apr 2007 20:16:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pro(c)eler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'ye Armağan Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[akcaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[sunucu]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2007/04/03/hukuk-fakltesi-dergi-projesi-gelismeler-1/</guid>
		<description><![CDATA[Daha önceki yazımda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nin yeni dekanı Prof. Feyzioğlu&#8217;nun ilk icraatlarından biri olarak 1943 yılından beri yayınlanmakta olan Fakülte Dergi&#8217;sini Internet&#8217;e taşımak istediğini ve bu işin teknik kısmı için beni görevlendirdiğini yazmıştım. O yazıyı pek tekrar etmeden konuyu kısaca özetleyip neler yapmakta olduğumuzu aktarmak istiyorum: Proje, tahmin edeceğiniz üzere, iki parçalı: İlk aşama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önceki <a href="http://www.akcaoglu.com/2007/03/13/hukuk-fakultesinin-yeni-sunucusu/" title="Hukuk Fakültesi Sunucusu">yazımda</a> Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nin yeni dekanı Prof. Feyzioğlu&#8217;nun ilk icraatlarından biri olarak 1943 yılından beri yayınlanmakta olan Fakülte Dergi&#8217;sini Internet&#8217;e taşımak istediğini ve bu işin teknik kısmı için beni görevlendirdiğini yazmıştım. O yazıyı pek tekrar etmeden konuyu kısaca özetleyip neler yapmakta olduğumuzu aktarmak istiyorum:</p>
<p>Proje, tahmin edeceğiniz üzere, iki parçalı: İlk aşama eski sayıların dijital ortama aktarılması ve Internet&#8217;ten yayınlanması. İkinci aşama yeni sayıların baskıya ek olarak doğrudan Internet&#8217;te yayınlanması. İkinci aşamayı halletmesi kolay, bizi asıl uğraştıracak olan ilk aşama.</p>
<p><span id="more-103"></span>Proje için fakültede bir sunucu kurduğumu daha evvel yazmıştım. Bu sunucunun adının (adresinin) &#8220;auhf.ankara.edu.tr&#8221; olmasını arzu ediyordum ama adı belirlemek benim yetkimde değil. Biz resmi yazı ile istediğimiz adı rektörlikten talep ettik; üniversitenin bilgi işlem daire başkanlığı <a href="http://auhf.law.ankara.edu.tr" title="AÜHF Sunucusu" target="_blank">auhf.law.ankara.edu.tr</a> adresini takdir etti. (Elbet bir bildikleri vardır.) Sunucuya şu anda Internet&#8217;ten ulaşılabiliyor. (Bir önceki yazıdan bu yana sunucu da yaptığım tek değişiklik bellek miktarını 512 KB&#8217;den 2GB&#8217;ye yükseltmek oldu. Bir süre sonra da hard disk kapasitesini artıracağım. Ancak RAID kullanıp kullanmama ve yedekleme konularında nasıl bir yol izleyeceğime henüz karar vermedim.) Dergileri pek muhtemelen <a href="http://auhf.law.ankara.edu.tr/dergiler/" title="AÜHF Dergileri" target="_blank">auhf.law.ankara.edu.tr/dergiler</a> adresine yerleştireceğim. (Ankara Hukuk Fakültesi Dergisi&#8217;nin yanı sıra Ankara Law Review&#8217;da burada olacak.) Şu anda orada <a href="http://pkp.sfu.ca/?q=ojs" target="_blank">Açık Dergi Sistemi</a> yazılımı kurulu. Pek çok özelliği bulunan bu yazılımı kullanır mıyız bilemiyorum; çünkü, hocalarımıza kullanımı biraz zor gelebilir bu yazılımın. Gene de ben yazılımı kurdum. Dileyen kullanır, dilemeyen kullanmaz.</p>
<p>Sunucuyu kurması kolaydı. İşin asıl zor kısmı eski dergilerin tasnif edilmesi, taranması, indekslerinin çıkarılması ve Internet&#8217;e aktarılması. Dekan benimle birlikte medeni usul hukukçusu arkadaşım Emel Hanağası&#8217;nı projenin organizsyon/koordinasyonuyla görevlendirdi. Emel&#8217;le birlikte geçen 64 yılda çıkarılmış bütün dergileri kırk küsur hukukçu arkadaşımıza paylaştırdık. Bazı arkadaşlarımıza bir, bazılarına iki cilt düştü. Eski sayıları daha kıdemli arkadaşlara, yeni sayıları daha genç arkadaşlara verdik. (&#8220;Verdik&#8221; diyorum ama arkadaşlarımızı bu iş için görevlendiren elbetteki biz değiliz, dekan.) Emel kendine haksızlık ederek iki kişiye paylaştırmamız gereken koca bir cildi tek başına aldı. Bir cilt de bana düştü.</p>
<p>Yapacağımız iş şu: Her bir derginin künyesini çıkartacağız. Hangi dergide kimin ne başlıklı makalesi yayınlanmış. Açıkcası ben makalelerin özetinin de çıkarılması gerektiğini düşünüyordum ve bu düşüncemin teknik gerekçeleri de vardı ama &#8220;özet&#8221; konusu bazı arkadaşlarca itiraza uğradı ve dekan özet çıkarılmasından vazgeçti. Özet çıkarmaya itiraz edenlerin gayet haklı gerekçeleri var ama yine de ben özet çıkarmalıydık ve büyük bir fırsatı kaçırdık diye düşünüyorum. (Özet meselesini bir başka yazıda açarım belki ama şimdilik bu konuya daha fazla değinmek istemiyorum.)</p>
<p>Arkadaşlar arasında kendine verilen işi en hızlı yapan Timuçin Köprülü oldu. Timuçin&#8217;e 1969 yılında yayınlanmış olan 26. cilt düşmüştü. Timuçin cildi teslim aldığının ertesi günü o ciltdeki dergilerdeki tüm makalelerin künyelerini ve bu makalelere ait anahtar sözcükleri çıkarıp bana teslim etti. Gönderdiği metni okurken çok etkilendim. Yapmakta olduğumuz işin Türk hukukçularına ne kadar büyük bir katkı sağlayacağını bir kez daha farkettim.</p>
<p>Ciltlerin büyük bölümü kesilerek otomatik beslemeli tarayıcı ile taranabilir hale getirildi. Önümüzdeki hafta içinde üniversitenin döner sermaye işletmesi aracılığyla aldırıyor olduğumuz bir tarayıcının bize teslim edilmesini bekliyorum. (Tarayıcının ne marka ve model olacağını bilmiyorum. Biz ihtiyaç duyduğumuz temel özellikleri döner sermayeye bildirdik, umarım onlar da düzgün bir cihaz alıp bize yollarlar.) Tarayıcı elimize geçtiğinde hızlı bir şekilde dergileri tarayıp PDF formatına çevireceğiz. (Bu aşamada optik karakter tanıma &#8211; OCR yazılımı kullanmayı ve böylece taranan sayfaları &#8220;dijital yazı&#8221;ya çevirmeyi deneyeceğim ama özellikle çok eski sayıların baskı kalitesi kötü olduğu için verimli netice alabileceğimizi hiç sanmıyorum. Dolayısıyla PDF&#8217;ler pek muhtemelen yazı değil resim esaslı yani arama motorlarınca otomatik indekslenemeyen türden PDF olacak. Arkadaşlarımızın çıkarmakta olduğu künyeler ve anahtar sözcükler (ve tabi çıkarılmasından vaz geçilen özetler) bu bakımdan büyük önem taşıyor işte.) Kullanacağımız tarayıcı bir dakika içinde tahminen 50-60 sayfayı önlü arkalı olarak tarayabileceği için günde 4-5 ciltlik dergiyi dijital ortama aktarabileceğimizi düşünüyorum. (Tabi bu oldukça iyimser bir tahmin.) Her şey yolunda giderse Haziran sonu olmadan 64 yıllık Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi kolleksiyonu Internet&#8217;ten erişilebilir olacak.Dergilerin Internet&#8217;ten erişime açılması için bir kokteyl falan mı düzenlesek acaba? Bunu bir dekana sorayım yarın&#8230;  :o)</p>
<p>Proje ilerledikçe gelişmeleri yazacağım&#8230;</p>
<p>Bu yazi ile ilgili yazıları da okuyabilrisiniz:</p>
<h3><a href="http://www.akcaoglu.com/2007/03/13/hukuk-fakultesinin-yeni-sunucusu/" id="post-101" rel="bookmark" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu"><span>Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu</span></a></h3>
<h3><a href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/" id="post-105" rel="bookmark" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (2)"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (2)</span></a></h3>
<h3><a href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/30/hukuk-fakltesi-dergi-projesi-gelismeler-3/" id="post-106" rel="bookmark" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (3)"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (3)</span></a></h3>
<p style='text-align:left'>&copy; 2007 &#8211; 2008, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2007/04/03/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2007/03/13/hukuk-fakultesinin-yeni-sunucusu/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2007/03/13/hukuk-fakultesinin-yeni-sunucusu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 17:11:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pro(c)eler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'ye Armağan Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[akcaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[donanım]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[Linux]]></category>
		<category><![CDATA[sunucu]]></category>
		<category><![CDATA[türev]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışında Öğrenim]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>ekim</category>
	<category>kasım</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2007/03/13/hukuk-fakultesinin-yeni-sunucusu/</guid>
		<description><![CDATA[Geçen sene güz dönemi başlamadan önce fakültedeki dersleri İnternet&#8217;e taşıyabilir miyiz diye düşünmüş, hocalarımın da desteğiyle &#8211; bir pilot proje olarak &#8211; vergi ve maliye dersleri için bir site hazırlamaya karar vermiştik. Kullanmak istediğimiz kaynak kodu açık yazılımı (Atutor) fakültenin vebsitesini ağırlayan sunucuya yerleştirmek uygun görülmediği için fakültenin depolarındaki eski bilgisayarlardan birini sunucu haline getirmiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen sene güz dönemi başlamadan önce fakültedeki dersleri İnternet&#8217;e taşıyabilir miyiz diye düşünmüş, hocalarımın da desteğiyle &#8211; bir pilot proje olarak &#8211; vergi ve maliye dersleri için bir site hazırlamaya karar vermiştik. Kullanmak istediğimiz kaynak kodu açık yazılımı (<a href="http://www.atutor.ca" target="_blank">Atutor</a>) fakültenin vebsitesini ağırlayan sunucuya yerleştirmek uygun görülmediği için fakültenin depolarındaki eski bilgisayarlardan birini sunucu haline getirmiş ve hazırladığımız siteyi o sunucuya yüklemiştim.  Ne yazık ki o sunucuyu üniversitenin ağı üzerinden erişime açamadık. Bunun üzerine ben de siteyi kendi servis sağlayıcıma taşıdım. Kasım ayından beri AÜHF&#8217;nin lisans düzeyindeki vergi hukuku ve maliye dersleri <a href="http://www.ekonomivehukuk.com" target="_blank">www.ekonomivehukuk.com</a> sitesi üzerinden dersin öğrencilerine hizmet veriyor. Benim bu dersler için hazırladığım sunucu ise uzunca bir süre odamda bir köşede bekledikten sonra sonunda formatlandı ve fakültenin bilgisayar salonunda öğrencilerin kullandığı bir terminal olarak işgörmeye başladı.</p>
<p>Bu ay içinde yeni bir gelişme oldu. Fakültenin yeni dekanı beni çağırıp fakültenin yayınladığı dergileri bundan sonra İnternet üzerinden de yayınlamak istediğini bunu yapıp yapamayacağımızı sordu. Yaparız, dedim. Zaten daha önceden de yapmıştık. 1999 yılında fakülte dergisinin bir sayısını İnternet üzerinden yayınlamıştık. Sonra ben yurtdışına gidince o proje yarım kalmış, sonradan da birileri siteyi yenilerken eskileri arşivlemediği için yayınlanan dergi de kaybolup gitmişti. Fakülte dergisinin İnternet&#8217;te yayınlanması yıllardır değişik ortamlarda konuşulurdu ama bugüne kadar herhangi bir başlangıç yapılmamıştı. Bunda biraz benim de kusurum var sanırım. İdare hukukçusu bir ağabeyim bundan bir kaç ay önce aynı konuyu bana açmıştı aslında. Destek sözü vermiştim ama kendi hayatımdaki sıkıntıları hâlâ aşamadığım için bir türlü bu işe girişememiştik. Yeni dekanımız belli ki ilk icraatlarından biri olarak önem veriyordu derginin İnternet&#8217;ten yayınlanması işine.</p>
<p><span id="more-101"></span>Önce dekan, sonra ben bilgi işlem dairesi ile temas ettik ilk iş olarak. Muhtelif alternatifleri görüştükten sonra bu iş için bir sunucu kurmamızın ve bu sunucuyu fakültede bulundurmamızın uygun olacağına karar verdik. Neticede fakültenin deposundan bir bilgisayar çıkarıp Ekim ayında kurmuş olduğum sunucucun aynısını sil baştan kurmuş oldum. Bu kez eski bir bilgisayar yerine yeni denebilecek bir bilgisayar kullandım ama.</p>
<p>Sadece elde olan parçaları kullanarak hazırlanan sunucunun şu anki donanın ve yazılımı ve ileride yapmayı düşündüğüm iyileştirmeler kaba hatlarıyla şöyle:</p>
<p><strong>Donanım: </strong>3.2 ghz. hızında hyper-threading özellkli P4 işlemci, 7.200 rpm hızında<br />
80 gb harddisk ve 512 mb 533 mhz hızında DDR2 ram.  Bu donanımda kısa vadede yapmayı düşündüğüm tek değişiklik ram miktarını 2 gb&#8217;ye çıkarmak. Kurduğum işletim sistemi performansı artırmak için ramı olabildiğince fazla kullanmaya ayarlı. Dolayısıyla ram arttırmakla en az yatırımla (yaklaşık 250 YTL) bu donanımdan elde edebileceğimiz en fazla performansı elde etmeyi amaçlıyorum. Daha sonraki aşamalarda eğer hem ihitiyaç  hem de imkan olursa sisteme bir küçük UPS  ünitesi (fakültenin jenaratörleri mevcut, büyük bir UPS&#8217;e hiç gerek yok) ve bir kaç harddisk daha (özellikle RAID için) takılması söz konusu olabilir. Tabi tüm bunlar bu sunucunun gerçek iş yüküyle  orantılı olarak söz konusu olabilecek.</p>
<p><strong>İşletim sistemi: </strong>Kaynak kodu açık Red Hat Enterprise Enterprise Linux 4&#8242;ün bir türevi. RHEL&#8217;e para ver(e)meyeceğimiz için aynısının GPL&#8217;ye uygun olarak marka bilgilerinden arındırıldıktan sonra bir başka ad altında yeniden paketlenmiş bir versiyonunu kullandım.  Bu hafta içinde RHEL 5 piyasaya çıkacak biliyorum ama biz kısa vadede RHEL 5&#8242;e geçmeyiz.</p>
<p><strong>Dergi yazılımı:</strong> Kaynak kodu açık  <a href="http://pkp.sfu.ca/?q=ojs" title="Açık Dergi Sistemi" target="_blank">Açık Dergi Sistemi</a> Bu yazılım bir yazarın makalesini göndermesinden, yazının hakemlere yönlendirilmesine, oradan mizampajının yapılıp yayınlanmasına kadar bütün süreci kontrol edebiliyor. Biz muhtemelen sunduğu özelliklerin çoğunu kullan(a)mayacağız.</p>
<p>Sunucu hazır ancak (benim sağlık sorunlarımdan kaynaklanan gecikme nedeniyle) henüz İnternet&#8217;ten erişime açılmış değil. İlk aşamada bu sunucu da sadece fakülte dergilerini ağırlayacağız. İlk önce yeni dergilerin tam metin sürümlerini HTML + PDF olarak erişime açarken, daha sonra eski sayıları HTML özet + PDF tam metin olarak yayınlamayı planlıyoruz.  AÜHF dergisinin 1943&#8242;den beri yayınlandığını düşünürseniz eski sayıları yayınlamanın ne kadar da uzun bir süre alacağını tahmin edebilirsiniz.</p>
<p>İlerleyen aşamalarda sunucuya dergi yazılımının yanı sıra akademik kadronun başkaca yerlerde yayınlanmış ya da yayınlanmamış makalelerini yayınlayabilmeleri için bir başka yazılım ve ufak bir intranet yazılımı kurmayı da düşünüyorum. Bakarsınız bizim ders yazılımını da buraya taşırız. Ne de olsa fakültenin ders sitesini Amerika&#8217;daki bir sunucuda ağırlamak pek de doğru sayılmaz&#8230;</p>
<p>Bu yazi ile ilgili yazıları da okuyabilrisiniz:</p>
<h3><a href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/03/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-1/" id="post-103" rel="bookmark" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (1)"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (1)</span></a></h3>
<h3><a href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/14/hukuk-fakultesi-dergi-projesi-gelismeler-2-14-nisan-2007/" id="post-105" rel="bookmark" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (2)"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (2)</span></a></h3>
<h3><a href="http://www.akcaoglu.com/2007/04/30/hukuk-fakltesi-dergi-projesi-gelismeler-3/" id="post-106" rel="bookmark" title="Permanent Link to Hukuk Fakültesi Dergi Projesi - Gelişmeler (3)"><span>Hukuk Fakültesi Dergi Projesi &#8211; Gelişmeler (3)</span></a></h3>
<p style='text-align:left'>&copy; 2007 &#8211; 2008, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2007/03/13/hukuk-fakultesinin-yeni-sunucusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vergilendirme Yetkisinin Temel Hak ve Özgürlüklerle İlişkisi</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2007/02/27/vergilendirme-yetkisinin-temel-hak-ve-ozgurluklerle-iliskisi/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2007/02/27/vergilendirme-yetkisinin-temel-hak-ve-ozgurluklerle-iliskisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2007 22:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[temel hak ve özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[vergilendirme]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2007/02/27/96/</guid>
		<description><![CDATA[1. Giriş Bu çalışma vergilendirme yetkisinin temel hak ve özgürlüklerle ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda vergilendirme yetkisinin hukuki niteliği ve tarihsel gelişimi verilmiş, ardından Anayasadaki sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleriyle ilişkisi incelenmiştir. İkinci kısımda ise Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklerden vergilendirme yetkisine karşı duyarlı olanlar değerlendirilmiştir. 2. Vergilendirme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1. </strong><strong>Giriş</strong></p>
<p>Bu çalışma vergilendirme yetkisinin temel hak ve özgürlüklerle ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda vergilendirme yetkisinin hukuki niteliği ve tarihsel gelişimi verilmiş, ardından Anayasadaki sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleriyle ilişkisi incelenmiştir. İkinci kısımda ise Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklerden vergilendirme yetkisine karşı duyarlı olanlar değerlendirilmiştir.</p>
<p><span id="more-96"></span></p>
<p><strong>2. </strong><strong>Vergilendirme Yetkisi</strong></p>
<p><strong>2.1 </strong><strong>Hukuki Nitelik</strong></p>
<p>Temel hak ve özgürlüklerle ilişkisi yönünden inceleyeceğimiz vergilendirme yetkisinin hukuki niteliği farklı dönemlerde değişik şekillerde anlaşılmıştır. Jandarma devlet anlayışı vergilendirme yetkisini, egemenlik gibi, mutlak ve sınırsız bir hak olarak ele alırken, liberal devlet vergilendirme yetkisini “karşılıklılık” ile açıklamaya çalışmıştır. 19. yüzyılın kollektivist devleti ise vergilendirme yetkisini “fedakarlık” ve “vatandaşlık ödevi” ile izah etmiştir. Çağdaş anlayışta ise vergilendirme yetkisi “devlet egemenliğine” dayandırılmaktadır. Bu yetki devletin mali alanda egemenliği içinde yer alan en önemli yetkilerinden biridir. Devlet kamu hizmetlerini gerçekleştirebilmek için ihtiyaç duyduğu mali kaynakları vergilendirme yetkisini kullanarak karşılar.</p>
<p><strong>2.2 Tarihsel Gelişim<a href="#_edn1"><strong>[1]</strong></a></strong></p>
<p>Vergilendirme yetkisinin bir kamu hukuku yetkisi olarak ortaya çıkışı ve siyasal iktidarın vergilendirme yetkisinin sınırlandırılması İngiltere&#8217;de 17. yüzyılda; kıta Avrupa’sında ise 18. ve 19. yüzyıllarda gerçekleşmiştir.</p>
<p>Ortaçağda derebeylerinin gelir kaynaklarının temelini mülk gelirleri oluşturduğu için bu dönem için genel bir vergilendirme yetkisinden söz edilmesi güçtür. 15. yüzyılın sonlarından itibaren krallıkların güçlenmeleriyle birlikte ulusal birliklerin sağlanması yolunda yapılan uzun süreli savaşlar düzenli orduların kurulmasını gerektirmiştir. Bu orduların ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ise sürekli ve düzenli vergilerin konulması ile mümkün olmuştur.</p>
<p>Batı devlerinde vergilendirme yetkisinin sınırlandırılması demokrasinin gelişimiyle paralellik arz eder. İlk demokrasi mücadelesi keyfi vergilendirmeye karşı verilmiştir<a href="#_edn2">[2]</a>. Vergilendirme yetkisine ilişkin olarak İngiltere&#8217;de bu yetkinin sınırlandırılması amaçlandığı halde, Amerika&#8217;da, İngiltere&#8217;ye karşı yürütülen bağımsızlık mücadelesinin başlangıcını söz konusu yetkinin yerli otorite tarafından kazanılması hedefi oluşturmuştur<a href="#_edn3">[3]</a>. Fransa&#8217;da, 1789 Fransız Devrimi öncesinde krallar vergilendirme yetkilerini sınırsız olarak kullanıyorlardı. Soylular ve din adamları dışında kalan halk ağır bir vergi yükü altındaydı. Fransız Devrimi sonrasında ilan edilen İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi&#8217;nde vergilendirmeyle ilgili iki maddeye yer verildi: 13. madde “vergide genellik ve eşitlik”, 14. madde ise “vergilerin belirliliği ve kanuniliği” ilkelerini içeriyordu. Bu ilkeler izleyen tüm Fransız anayasalarında da yer almıştır.</p>
<p><strong>2.2.2 </strong><strong>Vergilendirme Yetkisinin Türkiye&#8217;deki Gelişimi</strong></p>
<p>Osmanlı Devleti&#8217;nin teokratik ve monarşik bir yapısı vardı ve devlete hakim olan İslam hukuku vergilendirme konusunda da kurallar içeriyordu. Bu kurallara göre halktan şer&#8217;i vergiler<a href="#_edn4">[4]</a> alınıyordu. Şer&#8217;i vergiler yükümlünün ödeme gücünü dikkate alan vergilerdi. Ayrıca, padişahın mutlak egemenliğine dayanarak koyduğu örfi vergiler de vardı. Örfi vergiler bölgesel farklılıklar gözetilerek konuluyordu.</p>
<p>Osmanlı Devleti&#8217;nin merkezi otoritesinde zaman içinde meydana gelen zayıflama vergilendirme yetkisinde de etkisini göstermiştir<a href="#_edn5">[5]</a>. 16. yüzyıldan itibaren Avrupa devletlerine tanınan Kapitülâsyonlar devletin vergi gelirlerinin azalmasına yol açmış, meydana gelen açıkların kapatılması için 19. yüzyıldan itibaren &#8211; iç ve dış &#8211; borçlanma yoluna gidilmiştir. Alınan borçlara karşılık çoğu kez devletin vergi gelirleri gösterilmiştir. Osmanlı hazinesinin borçlarını ödeyemez duruma düşmesi sonucu 1882 yılında Düyun-u Umumiye İdaresi&#8217;nin kurulması ile Osmanlı Devleti mali egemenliğini tümüyle yitirmiştir.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı&#8217;nın kazanılmasıyla beraber Türkiye, 1923&#8242;de Lozan Barış Anlaşması ile Kapitülâsyonları ve Düyun-u Umumiye İdaresi&#8217;ni kaldırmış; kurduğu yeni anayasal düzeniyle vergilendirme yetkisini yeniden şekillendirmiştir.</p>
<p><strong>2.3 Vergilendirme Yetkisinin Anayasal İlkeler ile İlişkisi<a href="#_edn6"><strong>[6]</strong></a></strong></p>
<p><strong>2.3.1 Hukuk Devleti Kavramı ve Vergilendirme Yetkisi</strong></p>
<p>1982 Anayasasının 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti “sosyal bir hukuk devletidir”. Hukuk devleti, hukukun egemen olduğu ve vatandaşların hukuki güvenliğe sahip bulunduğu devlet olarak tanımlanmaktadır<a href="#_edn7">[7]</a>. Hukuk devleti, vergilendirme yetkisinin yasama ya da yürütme organları tarafından keyfi olarak kullanılmasını önlemeye çalışır. Bu ilke vergilendirme alanında pek çok alt ilkecik şeklinde karşımıza çıkar. Örneğin, Anayasanın 73/3. maddesi “vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir, kaldırılır” hükmüyle “vergide yasallık” ilkesini getirmiştir.</p>
<p>Hukuk devleti kavramının “kanun önünde eşitlik ilkesi” (Anayasanın 10. maddesi), vergilendirme alanında “genellik ve eşitlik ilkeleri” olarak karşımıza çıkar. <em>Genellik ilkesi</em> toplumun bütün bireylerinin mali güçleri oranında vergi yükümlüsü olmasını gerektirir. <em>Eşitlik ilkesi</em> ise mali koşulları benzer olanların eşit işleme tabi tutulmasını (yatay adalet), farklı mali koşullarda bulunan kişilere ise farklılıkları oranında değişik işlem yapılmasını gerektirir (dikey adalet)<a href="#_edn8">[8]</a>.</p>
<p><strong>2.3.2 </strong><strong>Sosyal Devlet Kavramı ve Vergilendirme Yetkisi</strong></p>
<p>Yukarıda da vurgulandığı gibi Türkiye Cumhuriyeti “sosyal bir hukuk devletidir”. Sosyal devlette sosyal adaletin, sosyal refahın ve sosyal güvenliğin sağlanması amaçlanır. Sosyal devlette gelir ve servet dağılımındaki adaletsizlikleri gidermek amacıyla vergilendirme yetkisini kullanarak ekonomiye müdahale eder. Örneğin gelir vergisi tarifesinde artan oranlılık kullanılarak yüksek gelire sahip yükümlülerden daha yüksek vergi alınması sağlanır.</p>
<p>Sosyal devlet ilkesi, hukuk devleti ilkesine göre daha belirsiz ölçütlere dayanması ve siyasi tercihlere daha fazla yer vermesi sebebiyle vergilendirme yetkisinin temel hak ve özgürlükler lehine sınırlandırılmasında daha az rol oynamaktadır.</p>
<p>Vergilendirme yetkisi devletin mali kaynak ihtiyacının giderilmesinin ötesinde ekonomik ve sosyal amaçlarla da kullanılmaktadır. Bu çeşit vergilere “yönlendirici vergiler” denilmektedir. Bu vergi yasalarıyla bir kısım vergiyi doğuran olay özendirilmeye ya da caydırılmaya çalışılmaktadır. Bu yapılırken temel hak ve özgürlükler zedelenebilmektedir<a href="#_edn9">[9]</a>.</p>
<p>Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklerden vergilendirmeye karşı duyarlı olanlar aşağıda incelenecektir. Bu temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılabilmesinde kendi özel düzenlemelerin yanı sıra Anayasanın 13. maddesindeki genel sınırlama nedenleri de göz önünde tutulur.</p>
<p><strong>3. </strong><strong>Vergilendirme Yetkisine Karşı Duyarlı Olan Temel Hak ve Özgürlükler</strong></p>
<p>1982 Anayasasının Temel Hak ve Özgürlükler başlıklı ikinci kısmında yer alan hak ve özgürlüklerden vergilendirmeye karşı duyarlı olanları aşağıda incelenmişlerdir.</p>
<p><strong>Madde 18: Zorla Çalıştırma Yasağı</strong></p>
<p>Anayasanın 18. maddesi kişilerin zorla çalıştırılmalarını yasaklamaktadır. Aynı madde ile zorla çalıştırma yasağına yasalarla belirli alanlarda istisnalar getirilebileceği düzenlenmiştir<a href="#_edn10">[10]</a>. Yasa ile düzenlenmiş olsalar dahi, bu istisnalar keyfi uygulamalara müsait, eşitlik ilkesini<a href="#_edn11">[11]</a>, kişi özgürlüğünü<a href="#_edn12">[12]</a> ve kişi dokunulmazlığını<a href="#_edn13">[13]</a> zedeleyici olamazlar.</p>
<p>Anayasa mahkemesi eski bir kararında Köy Kanunu ile öngörülmüş bazı zorla çalıştırma durumlarını eşitlik ilkesi ve zorla çalıştırma yasağı açısından ele almış, bu düzenlemeleri Anayasaya aykırı bulmamıştır<a href="#_edn14">[14]</a>. Çalışma fiili çoğu kez ekonomik nitelik taşıdığı için kişinin çalıştırılması bir mali yükümlülük olarak da değerlendirilmelidir. Zorla çalıştırma, kişinin mali alanına tecavüz etmek olduğu gibi, şahsi özgürlüğüne de müdahale etmek anlamına geleceğinden yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesi kararına katılma katılmak zordur.</p>
<p><strong>Madde 19: Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği</strong></p>
<p>Anayasanın 19. maddesi kişi hürriyetinin, idarenin keyfi işlem ve eylemleri ile kısıtlanmasını önlemeyi amaçlamaktadır.</p>
<p>Vergi yasalarında da hürriyeti bağlayıcı cezalar öngörülebileceği düşünüldüğünde, vergilendirme işlemlerine bağlı olarak verilecek mahkeme kararlarıyla da kişi hürriyeti ve güvenliğine tecavüz edilmesi mümkün görülebilecektir<a href="#_edn15">[15]</a>. Hürriyeti bağlayıcı cezaların uygulanmasına yol açan bireysel vergilendirme işlemlerine temel olan yasal düzenlemelerde, “vergilendirmede belirlilik ilkesine” uyulması halinde Anayasaya uygun bir sınılama getirilmiş olur. Böylelikle vergilendirme alanında keyfi uygulamalarla kişi güvenliğine el uzatılmasının önüne geçilebilir.</p>
<p><strong>Madde 20: Özel Hayatın Gizliliği</strong></p>
<p>Anayasanın20.<a href="#_edn16">[16]</a> maddesi, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğini korumaktadır. Kişinin içinde bulunduğu ekonomik koşulların ve sahip olduğu ekonomik sırların özel hayatın oldukça önemli bir unsurunu oluşturması sebebiyle, kişinin mali durumunun da özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Dolayısıyla kişinin mali durumunun gizliliği, özel hayatın gizliliği kapsamında korunmalıdır<a href="#_edn17">[17]</a>.</p>
<p>Vergi yasaları vergilendirme işlemlerinin gereği olarak, kişilerin özel hayatlarına bir ölçüde girerler. Bu müdahale Anayasanın getirdiği sınırlar içerisinde kaldığı sürece kabul edilebilir. Vergi Usul Kanununun 5. ve 362. maddeleri ve 6183 sayılı Amme Alacaklarını Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 107. maddesi ile kişilerin mali durumlarının gizliliğinin korunması için getirilen hükümler, Anayasada öngörülenden daha geniş bir güvence sağlamaktadır. Bu hükümlerle, kural olarak, devlet görevlilerinin vergilendirme yetkisini kullanırken öğrendikleri, yükümlüye ait mali ve diğer özel sırların üçüncü kişilere açıklanması yasaklanmaktadır.</p>
<p>Bu açıdan 6183 sayılı Kanunun 107. maddesine 3944 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile eklenen fıkralarla getirilen, vergi borçlularının kamuoyuna açıklanabileceğini öngören düzenleme dikkat çekicidir<a href="#_edn18">[18]</a>. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemenin Anayasaya aykırı olmadığına karar vermiştir<a href="#_edn19">[19]</a>.</p>
<p><strong>Madde 23: Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğü</strong></p>
<p>Anayasanın 23. maddesi herkesin yerleşme ve seyahat özgürlüğüne sahip olduğunu düzenlemiş ve yerleşme ve seyahat özgürlüğünün hangi durumlarda sınırlanabileceğini göstermiştir<a href="#_edn20">[20]</a>.</p>
<p>Vergi yasalarıyla ve diğer yasalardaki vergilendirmeye ilişkin hükümlerele yerleşme ve seyahat hürriyeti kapsamında yer alan “yurt dışına çıkma hürriyeti” sıkça sınırlandırılmaktadır. Vergi bir vatandaşlık ödevi kabul edilebileceğinden Anayasanın 23/4. maddesi kapsamında vergi borçlularının yurt dışına çıkmasını önleme amacını güden düzenlemeler getirilmesi mümkündür.</p>
<p>Bu kapsamda, 1950 tarih ve 5680 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22. maddesine göre yetkili makamlarca vergi borcu olduğu bildirilen kişilere pasaport verilmez; verilmişse geri alınır. Ayrıca sınır kapısı buluna yerlerin emniyet müdürlüklerine de durum bildirilerek, vergi borçlularının yurt dışına çıkmalarına fiilen engel olunabilmektedir.</p>
<p>Bu açıdan yetkili makamların doğru bilgilendirilmesi, seyahat özgürlüğü açısından büyük önem taşımaktadır. Vergi borcu bulunmayan bir vatandaşın yurt dışına çıkmasına yanlış ve gereksiz engeller çıkartılması, Anayasada güvence altına alınmış olan yerleşme ve seyahat özgürlüğüne tecavüz edilmesini ifade eder ki; yasalarımızda bu husus yeterince korunmamıştır.</p>
<p><strong>Madde 24: Din ve Vicdan Özgürlüğü</strong></p>
<p>Anayasanın 24. maddesi “herkesin din, vicdan ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu, kimsenin devletin &#8230;ekonomik&#8230; düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırmayacağını” düzenlemektedir<a href="#_edn21">[21]</a>.</p>
<p>Bu açıdan Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesi<a href="#_edn22">[22]</a> incelemeye değer bir hüküm niteliği taşımaktadır<a href="#_edn23">[23]</a>: Maddede vergi mükelleflerinin yıllık beyanname ile bildirecekleri gelirden yapabilecekleri indirimler gösterilmektedir. Söz konusu indirimler arasında, genel bütçeye dahil idarelere, il özel idarelerine, belediyelere veya köylere bağışlanan <em>camilerin</em> inşası veya bunların faaliyetlerini sürdürebilmeleri için yapılan yardımlar da sayılmıştır. Bu hüküm, devletin ekonomik düzeninin kısmen de olsa din kurallarına dayandırılması olarak kabul edilebileceğinden Anayasanın 24. maddesine, ayrıca din ayrımı gözetmesinden dolayı Anayasanın 10. maddesine aykırı gözükmektedir.</p>
<p>Kurumlar Vergisi Kanunu’nda, beyan edilecek gelirden yapılabilecek indirimleri düzenleyen 14. maddede bu şekilde bir düzenleme yer almazken, Kanuna eklenen geçici 25. madde ile Gelir Vergisi Kanunu’ndakine paralel, Anayasaya aykırı bir düzenleme getirilmiştir.</p>
<p><strong>Madde 35: Mülkiyet ve Miras Hakkı</strong></p>
<p>1982 Anayasasının 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı<a href="#_edn24">[24]</a>, 1961 Anayasından farklı olarak sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler bölümünde değil de kişi hakları ve ödevleri bölümünde düzenlenmiştir. Bu, 1982 Anayasasının mülkiyet ve mirası bir hak olarak, klasik hak ve özgürlükler arasınad algıladığını göstermektedir.</p>
<p>Her vergi ya da mali yükümlülük mülkiyete müdahale edilmesini gerektirdiği için, mülkiyet ve miras hakları vergilendirme açısından oldukça hassastırlar. Anayasa Mahkemesi’nin 7/11/1989 tarih ve 6/42 sayılı kararında, kamusal gereksinimlri karsılamak için kişi ve kuruluşların malvarlıklarının bir bölümünün devlete geçirilmesi, bu yolla kamuya aktarılması anlamındaki verginin salınıp toplanması zorunluluğunun açık olduğu, ancak bunun Anayasal sınırlar içinde mümkün olabileceği vurgulanmıştır<a href="#_edn25">[25]</a>.</p>
<p>Veraset ve intikal vergisi, gelir vergisi, taşıt alım vergisi ve emlak vergisi mülkiyet hakkına sınırlama getiren en önemli vergilerdir. Bu ve benzeri vergilerin oranlarının ölçülü tutulması halinde Anayasanın 35. ve 13. maddeleri kapsamında bir sınırlama getirilmiş olacak, bu vergilerin Anayasaya aykırılığı düşünülmeyecektir.</p>
<p><strong>Madde 41: Ailenin Korunması</strong></p>
<p>Anayasanın 41. maddesi devlete aile birliğinin korunması için gereken önlemleri alma görevini yüklemiştir. Bu kapsamda devletin aile bütünlüğünü bozacak, aile huzur ve refahını zedeleyecek fiillerden kaçınması gerektiği de anlaşılmaktadır.</p>
<p>Vergi yasalarında da aileyi koruma yönelmiş tedbirler yer almalıdır. Oysa Gelir Vergisi Kanunu’nun 93. maddesinde Alman Hukukundan<a href="#_edn26">[26]</a> esinlenerek düzenlenen “aile reisi beyanı usulü”, artan oranlı vergi tarifesinin uygulanması sonucu, aile fertlerinin kişisel ve ailenin toplam vergi yükünün artmasına yol açmaktadır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 93. maddesi ve buna paralel hükümler içeren diğer maddeleri (21. ve 107. maddeler) Anayasanın ailenin korunmasını öngören 41. maddesine aykırıdırlar<a href="#_edn27">[27]</a>.</p>
<p><strong>Madde 48-49: Çalışma ve Sözleşme Özgürlüğü ve Çalışma Hakkı ve Ödevi</strong></p>
<p>Anayasa 48. maddesindeçalışma ve sözleşme özgürlüğünü<a href="#_edn28">[28]</a>, 49. maddesinde de çalışma hakkı ve ödevini<a href="#_edn29">[29]</a> düzenlemiştir.</p>
<p>Bu alanda vergi yasaları önemli rol oynar. Vergi yasalarıyla ekonomiyi düzenlemeye yönelmiş sınırlayıcı veya kolaylaştırıcı önlemler getirilmektedir(vergi muafiyetleri ve istisnaları, vergi indirimleri gibi). Bu önlemler çalışma özgürlüğünü doğrudan etkiliyebilmektedir. Bu etkilerin anayasal sınırlar içinde kalıp kalmadığının tespitinde Anayasanın 13. maddesinde yer alan ölçütlerden yararlanılır. Örneğin, bir vergi oranının aşırı yüksek tutulması, bir mesleğin ya da çalışmanın sürdürülmesini ekonomik olarak imkansız hale getiriyorsa, öngörülen amaç dışında bir sınırlama vardır ve çalışma özgürlüğüne Anayasaya aykırı olarak müdahale edilmiş demektir.</p>
<p>Nitekim Gelir Vergisi Kanunu&#8217;na 3/12/1988 tarih ve 3505 sayılı Kanun ile eklenen geçici 32. maddede düzenlenen “hayat standardı esası” çalışma özgürlüğüne ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir<a href="#_edn30">[30]</a>. Aynı şekilde, Gelir Vergisi Kanunu’nun “gider kabul edilmeyen ödemeler” başlığını taşıyan 41. maddesinin 2. bendi, işletmede fiilen çalışsalar dahi, işletme sahibinin eşine ve çocuklarına çalışmaları karşılığında ödenen ücretlerin gider olarak indirilmesini engellemektedir. Bu hüküm de Anayasanın çalışma ve sözleşme özgürlüğü ile çalışma hakkı ve ödevini düzenleyen 48/1 ve 49/1, 2. maddelerine ve ayrıca ailenin korunmasına ilişkin Anayasanın 41. maddesine aykırı gözükmektedir.</p>
<p><strong>Madde 55: Ücrett Adaletin Sağlanması</strong></p>
<p>Anayasanın 55. madesi ücreti, emeğin karşılığı olarak tanımlamış, devleti, çalışanların emeklerinin karşılığı olarak adaletli bir ücret elde etmelerini sağlamakla görevlendirilmiştir. 55. madde, bireyin ekonomik gelişimini adaletli bir şekilde sağlamayı amaçladığından, ücret ile diğer gelir gruplarının vergilendirilmeleri arasında adaletin sağlanması da bu madde kapsamında ele alınmalıdır.</p>
<p>Ücretler ile diğer gelir grupları arasındaki temel farklar şu şekilde özetlenebilir: Gelir Vergisi kapsamında vergi yükü en ağır olan kesim ücretlilerdir. Devlet Planlama Teşkilatı’nın 1990 yılı verilerine göre ücretlilerin milli gelir içindeki payı %15 dolaylarındadır ve vergi yükü ise toplam gelir vergisinin 2/3’ünü oluşturmaktadır<a href="#_edn31">[31]</a>. Ücretlerde gelir vergisi kaynakta, yani ücret daha çalışanaın eline geçmeden kesilmekte iken diğer gelir grupları yıllık beyanname ile vergilendirilirler; vergi elde edildiği yıl değil, bir sonraki yıl içinde &#8211; üç taksitte &#8211; ödenir. Ayrıca, ücretlilerin vergi kaçırması pek mümkün değildir.</p>
<p>Ücret ile diğer gelir gruplarının arasındaki adaletsizlikleri azaltmak amacıyla Gelir Vergisi Kanunu’nun 31. maddesiyle ücretlilere mahsus olmak üzere “özel indirim” ve “sakatlık indirimi” öngörülmüştür. Diğer taraftan, diğer gelir gruplarının &#8211; beyan usulünün niteliği gereği &#8211; vergilerinin gelirin elde edilmesinden bir yıl sonra ödenmesinin, ücretliler aleyhine neden olduğu ayrımın önüne geçmek (ayrıca vergi kaçırılmasını önlemek ve enflasyon sebebiyle Türk Lirası’nın değeri azalmadan vergiyi tahsil etmek) için Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesi ile “Geçici Vergi” (peşin ödeme) usulü öngörülmüştür<a href="#_edn32">[32]</a>.</p>
<p>Tüm bunlara rağmen Gelir Vergisi Kanunu, ücretlerin vergilendirilmesi açısından adaletsiz bir yapı sergilemektedir. Ücretler oldukça yüksek oranlarala vergilendirilmektedir (GVK 94. ve 103. maddeler). Buna, katma değer vergisi ve ülkemizdeki enflasyonist ortam da eklenince Türk vergi mevzuatının Anayasanın ücrette adaletin sağlanmasını öngören amir hükümleriyle çatışıtığı görülmektedir<a href="#_edn33">[33]</a>.</p>
<p><strong>Madde 57: Konut Hakkı</strong></p>
<p>Anayasanın 57. maddesi devlete, kişilerin konut ihtiyacını karşılayacak önlemelri alma görevini yüklemiştir. Bu amaçla kanun koyucu vergilendirme yetkisini kullanırken indirimler, istisnalar, muafiyetler öngörmek suretiyle kişilerin konut edinmesini kolaylaştıracaktır.</p>
<p>Vergi sistemimiz kişilerin konut ihtiyacının giderilmesi açısından Anayasanın öngördüğü şekilde hükümler içermektedir. Buna örnek olarak Gelir Vergisi Kanunu’nun 21. maddesi gösterilebilir. Bu maddeye göre binaların konut olarak kiraya verilmesi halinde elde edilen hasılatın belli bir kısmı vergiden istisna edilebilmektedir<a href="#_edn34">[34]</a>.</p>
<p>Emlak Vergisi Kanunu’nda da kişilerin konut ihtiyacının karşılanması amacıyla pek çok kolaylık öngörülmüştür. Örneğin, Emlak Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinde konut olarak kullanılan binalar için vergi oranı daha düşük olarak belirlenmiştir (binde dört). Mükerrer 8. madde ile de Bakanlar Kurulu’na belli koşullar dahilinde bu oranı daha da indirme yetkisi tanınmıştır<a href="#_edn35">[35]</a>. Ayrıca 2982 sayılı Kanun ile kalkınmada öncelikli yörelerde konut inşaatına tahsis edilen arazi ve arsalar vergiden muaf tutulmaktadırlar.</p>
<p><strong>4. </strong><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Bu çalışma, kamu hukuku bütünü içinde yer alan vergi hukuku ile anayasa hukukunun inceledikleri konulardan ikisinin, vergilendirme yetkisi ile temel hak ve özgürlüklerin ilişkisini incelemeye çalıştık.</p>
<p>Vergilendirme yetkisi, temelini devlet egemenliğinde bulan ve tarihsel gelişim içinde demokratikleşme oranında sınırları çizilen bir yetki olarak karşımıza çıkmıştır.</p>
<p>Anayasamızda ifadesini bulan temel hak ve özgürlüklerin pek çoğu vergilendirmeye karşı duyarlıdır. Bu hak ve özgürlüklerin incelenmesi göstermiştir ki, negatif statü hakları diyebileceğimiz “kişi güvenliği”, “din ve vicdan özgürlüğü”, “özel hayatın gizliliği” gibi hak ve özgürlüklere vergi yasalarıyla da &#8211; vergilendirme yetkisinin anayasal sınırşar dışında kullanılması sonucu &#8211; müdahale edilebilmektedir ve halen yürürlükte bulunan vergi yasalarında da, bu yönüyle, Anayasaya aykırı olduğunu düşündüğümüz hükümler yer almaktadır.</p>
<p>Pozitif statü hakları olarak ifade edebileceğimiz “ailenin korunması”, “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, “ücrette adaletin sağlanması” gibi hak ve özgürlüklerin gerçekleşmesi açısından da devletin, vergilendirme yetkisinden yeterince yararlanamadığı görüşüne varılmıştır.</p>
<p>Çalışmada vurgulanmamakla birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin, akçalı konularda denetim yaparken, kişi özgürlükleri karşısında biraz daha devlet yanlısı bir yaklaşım sergilediği düşüncesindeyiz. anayasaya aykırı olduğu görüşünde olduğumuz vergi yasalarının bazı hükümleri, bu yaklaşıma bağlı olarak iptal edilmemiş olabilirler. Anayasa Mahkemesi’nin, devletin vergilendirme yetkisini kullanırken, temelhak ve özgürlüklere yaptığı müdahaleleri incelerken, devletin vergilendirme yetkisini sınırlandırıcı bir yaklaşım sergilemesiyle vergi sistemimizin Anayasa’da düzenlenen hürriyetlerle daha uyuyumlu bir şekil alacağı kanısındayız.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kaynaklar</span></strong></p>
<p><strong>1- </strong><strong>Çağan Nami,</strong> Vergilendirme Yetkisi, İstanbul 1982</p>
<p><strong>2- </strong><strong>Güneş Gülsen,</strong> Veriginin Yasallığı İlkesi, Doktora Tezi, İstanbul 1992</p>
<p><strong>3- </strong><strong>Kumrulu Ahmet,</strong> Vergi Hukukunun Bir Kısım Anayasal Temelleri, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 36’dan ayrı bası, Ankara 1981</p>
<p><strong>4- </strong><strong>Öncel Mualla,</strong> Enflasyon ve Vergilendirme, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 44’den ayrı bası, Ankara 1995</p>
<p><strong>5- </strong><strong>Öncel Mualla &#8211; Kumrulu Ahmet &#8211; Çağan Nami, </strong>Vergi Hukuku, Ankara 1995</p>
<p><strong>6- </strong><strong>Özman Aydoğan,</strong> İnsan Hakları ile İlgili Temel Metinler, Ankara 1967</p>
<p><strong>7- </strong><strong>Soysal Mümtaz, </strong>100 Soruda Anayasanın Anlamı, İstanbul 1986</p>
<p><strong>8- </strong><strong>Tanör Bülent,</strong> Osmanlı &#8211; Türk Anayasal Gelişmeleri, İstanbul 1992</p>
<hr size="1" />
<p><a href="#_ednref1">[1]</a> Ayrıntılı bilgi için bakınız: Nami Çağan, Vergilendirme Yetkisi, İstanbul 1982, sayfa 13 vd.<a href="#_ednref2">[2]</a> İngiltere’de kralın mutlak iktidarını sınırlandıran ilk anayasal belge olduğu kabul edilen Magna Carta Libertatum’da, kralın vergilendirme yetkisini sınırlandıran hükümler yer almakta idi (md. 12, 14, 15). Bakınız: Aydoğan Özman, İnsan Hakları ile İlgili Temel Metinler, Ankara 1967, sayfa 4, 5</p>
<p><br class="spacer_" /></p>
<p><a href="#_ednref3">[3]</a> Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın en önemli nedenlerinden biri İngiltere&#8217;nin Amerika’daki sömürgelerinin vergilendirme yetkisine müdahale etmesi olmuştur. Bu müdahale ile bozulan ilişkiler, Amerika’nın bağımsızlığını ilan etmesi ile sonuçlanmıştır.</p>
<p><a href="#_ednref4">[4]</a> Zekat, öşür, haraç ve cizye</p>
<p><a href="#_ednref5">[5]</a> 1808 Sened-i İttifak (md. 3, 7), 1839 Gülhane Hatt-ı Hümayunu ve 1856 Islahat Fermanı ile padişahın vergilendirme yetkisi sınırlandırılmış, yükümlülerin ödeme gücüne göre vergi konulması öngörülmüş ve önceden kanunla tespit edilenler dışında keyfi vergilerin konulması yasaklanmıştır. Bakınız: Bülent Tanör, Osmanlı &#8211; Türk Anayasal Gelişmeleri, İstanbul 1992, sayfa 32, 67, 72</p>
<p><a href="#_ednref6">[6]</a> Ayrıntılı bilgi için bakınız: Mualla Öncel &#8211; Ahmet Kumrulu &#8211; Nami Çağan, Vergi Hukuku, Ankara 1995, sayfa 39 vd., Ahmet Kumrulu, Vergi Hukukunun Bir Kısım Anayasal Temelleri, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 36&#8242;dan ayrı bası, Ankara 1981, sayfa 152</p>
<p><a href="#_ednref7">[7]</a> Bakınız: Mümtaz Soysal, 100 Soruda Anayasanın Anlamı, İstanbul 1986, sayfa 243</p>
<p><a href="#_ednref8">[8]</a> Yatay adalet, hukuk devleti kavramının yasa önünde eşitlik ilkesiyle, dikey adalet kavramı ise sosyal devlet kavramı ile ilişkilidir.</p>
<p><a href="#_ednref9">[9]</a> Anayasa madde 13: “Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak sınırlanabilir.</p>
<p>Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamaz.</p>
<p>Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerlidir.”</p>
<p><a href="#_ednref10">[10]</a> Anayasa madde 18: “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.</p>
<p>Şekil ve şartları kanunda düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.”</p>
<p><a href="#_ednref11">[11]</a> Anayasa madde 10</p>
<p><a href="#_ednref12">[12]</a> Anayasa madde 19</p>
<p><a href="#_ednref13">[13]</a> Anayasa madde 17</p>
<p><a href="#_ednref14">[14]</a> Anayasa Mahkemesi, 5/1/1965, 198/1, AMKD, tarih 1971, sayı 3, sayfa 8</p>
<p><a href="#_ednref15">[15]</a> Örneğin, Vergi Usul Kanunu’nun 358 – 363. maddelerinde, vergi yasalarına aykırı kimi fiiler için hürriyeti bağlayıcı cezalar öngörülmüştür.</p>
<p><a href="#_ednref16">[16]</a> Anayasa madde 20: “Herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Adli soruşturma ve kovuşturmaların gerektirdiği istisnalar saklıdır.</p>
<p>Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.</p>
<p><a href="#_ednref17">[17]</a> Anayasa Mahkemesi, 26-27/9/1967, 336/29, AMKD, tarih 1975, sayı 28</p>
<p><a href="#_ednref18">[18]</a> 6183 sayılı Kanun’a 3946 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile eklenen fıkralar: “Ödeme müddetinin bitim tarihinden itibaren altı ay geçmesine rağmen, Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi ve bunların fer’ileri ve cezaları ile bu vergiler dışında kalan ve vergi, resim, harç niteliğinde olmayan diğer amme alacaklarını ödemeyen amme borçlularının ad ve ünvanları ile borç miktarları, yılda en çok bir defa Maliye Bakanlığınca topluca ilan edilebilir.</p>
<p>Bu ilan sırrın ifşaı ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi mahremiyetinin ihlali sayılmaz.</p>
<p>Maliye Bakanlığı, ilan edilecek amme alacaklarını nev’ileri ve asgari miktarı itibariyle sınırlamaya, ilanın şeklini, yapılacağı yer ve zaman ile diğer usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir.”</p>
<p><a href="#_ednref19">[19]</a> Anayasa Mahkemesi, 19/3/1987, 5/7, RG. 12/11/1987, sayı 19632, sayfa 31-32</p>
<p><a href="#_ednref20">[20]</a> Anayasa madde 23: “Herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.</p>
<p>Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;</p>
<p>Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;</p>
<p>Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.</p>
<p>Vatandaşların yurt dışına çıkma hürriyeti, ülkenin ekonomik durumu, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.</p>
<p>Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.</p>
<p><a href="#_ednref21">[21]</a> Anayasa madde 24/5: “Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”</p>
<p><a href="#_ednref22">[22]</a> 3329 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile değişik şekli</p>
<p><a href="#_ednref23">[23]</a> Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 25. maddesinde de aynı yönde bir düzenleme yer almaktadır.</p>
<p><a href="#_ednref24">[24]</a> Anayasa madde 35: “Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.</p>
<p>Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.</p>
<p>Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”</p>
<p><a href="#_ednref25">[25]</a> Anayasa Mahkemesi, 7/11/1989, 6/42, RG. 6/4/1990, sayı 20484, sayfa 30</p>
<p><a href="#_ednref26">[26]</a> Federal Alman Anayasa Mahkemesi, Gelir Vergisi Kanunlarında yer alan ‘aile reisi beyanı’ usulünü Alman Anayasasının eşitlik ve ailenin korunması ilkelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Bakınız: Nami Çağan, Vergilendirme Yetkisi, İstanbul 1982, sayfa 157</p>
<p><a href="#_ednref27">[27]</a> Söz konusu maddeler Anayasa Mahkemesi’nin önüne getirilememiştir, çünkü 1961 Anayasasınının geçici 4. maddesine göre 27/5/1960 – 6/1/1961 arası dönemde çıkarılan yasalar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açılamayacağı gibi, itiraz yoluyla dahi mahkemelerde Anayasaya aykırılık iddiasında bulunulamıyordu. Bu konu, 1982 Anayasası döneminde de Anayasa Mahkemesi gündemine gelememiştir. Oysa Gelir Vergisi Kanununun 93. maddesi başta Anayasa md. 41 ‘ailenin korunması’ olmak üzere, md. 10 ‘kanun önünde eşitlik’, md. 48 ‘çalışma ve sözleşme özgürlüğü’ ve md. 73. ‘mali güce göre vergilendirme ve vergi adaleti’ ilkelerine aykırı gözükmektedir.</p>
<p><a href="#_ednref28">[28]</a> Anayasa madde 48: “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.</p>
<p>Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayıcı tedbirleri alır.”</p>
<p><a href="#_ednref29">[29]</a> Anayasa madde 49: “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.</p>
<p>Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.</p>
<p>Devlet, işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirleri alır.”</p>
<p><a href="#_ednref30">[30]</a> Anayasa Mahkemesi, 7/11/1988, RG. 6/4/1990, sayı 20484, sayfa 32-33</p>
<p><a href="#_ednref31">[31]</a> Bakınız: Gülsen Güneş, Verginin Yasallığı İlkesi, Doktora Tezi, İstanbul 1992, sayfa 95</p>
<p><a href="#_ednref32">[32]</a> Geçici Vergi (peşin vergi ya da peşin ödeme), yükümlülerin bir sonraki yıl tarh ve tahsil edilecek vergilerden mahsup edilmek üzere, içinde bulundukları yıl içinde belirli yöntemlere göre tespit edilen ve önceden yapılan ödemeyi ifade eder. Bakınız: Mualla Öncel &#8211; Ahmet Kumrulu &#8211; Nami Çağan, Vergi Hukuku, Ankara 1995, sayfa 133, 345</p>
<p><a href="#_ednref33">[33]</a> Bakınız: Mualla Öncel, Enflasyon ve Vergilendirme, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 44’den ayrı bası, Ankara 1995, sayfa 492 vd.</p>
<p><a href="#_ednref34">[34]</a> Bakınız: Mualla Öncel &#8211; Ahmet Kumrulu &#8211; Nami Çağan, Vergi Hukuku, Ankara 1995, sayfa 322</p>
<p><a href="#_ednref35">[35]</a> Halen bu oran binde iki olarak uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>Not: Bu makale 1998 senesinde yüksek lisans ödevi olarak hazırlanmıştır.</strong></p>
<p><!--adsense--></p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2007 &#8211; 2009, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2007/02/27/vergilendirme-yetkisinin-temel-hak-ve-ozgurluklerle-iliskisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet Etiği</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2007/01/04/internet-etigi/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2007/01/04/internet-etigi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Jan 2007 20:44:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[internet etiği]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>internet</category>
	<category>etiği</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2007/01/04/80/</guid>
		<description><![CDATA[Her ikisi de Türkçe olmayan “İnternet” ve “etik” sözcüklerinden oluşan “İnternet etiği” bileşik sözü İnternet kullanıcılarının dağarcığında yerini bulmaya başladı bu aralar. Haber grupları, web forumları gibi sanal ortamlarda İnternet kullanıcıları birbirlerini İnternet etiğine uymaya davet etmeye başladılar. Peki nedir bu “İnternet etiği”?[1] Doğrusu, “İnternet etiği” veya &#8211; telaffuzu zor olduğu için olsa gerek &#8211; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her ikisi de Türkçe olmayan “İnternet” ve “etik” sözcüklerinden oluşan “İnternet etiği” bileşik sözü İnternet kullanıcılarının dağarcığında yerini bulmaya başladı bu aralar. Haber grupları, web forumları gibi sanal ortamlarda İnternet kullanıcıları birbirlerini İnternet etiğine uymaya davet etmeye başladılar.</p>
<p>Peki nedir bu “İnternet etiği”?[1] Doğrusu, “İnternet etiği” veya &#8211; telaffuzu zor olduğu için olsa gerek &#8211; Türkçede pek az kullanılan “netiket” (netiquette) gibi terimlerle ifade edilen kavramının içinin tam olarak ne ile dolu olduğunu izah etmek hiç de kolay değil.</p>
<p>Kavramdan önce terimden başlayalım: Bu bileşik söz &#8211; esasen kendini oluşturan parçaları gibi &#8211; bizim ürettiğimiz ya da türettiğimiz bir söz değil. İngilizcedeki “Internet ethics” ifadesinin kelime kelime çevirisinden ibaret. “İnternet”in neyin nesi olduğunu hepimiz biliyoruz. (Acaba gerçekten de biliyor muyuz?)[2] “Etik” sözcüğü ise Türk Dil Kurumu sözlüğünde şöyle tanımlanıyor:</p>
<p><span id="more-80"></span></p>
<blockquote>
<p align="left">Etik, isim, toplum bilimi Fransızca éthique</p>
<div align="left">
<p align="left">1 . Töre bilimi.</p>
<div align="left">
<p align="left">2 . Bir meslek grubunun uymak zorunda olduğu davranışlar bütünü.</p>
<div align="left">
<p align="left">3 . Etik bilimi.</p>
<div align="left">
<p align="left">4 . sıfat Ahlaki, ahlakla ilgili.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</blockquote>
<p>Demek ki, terimden hareketle, “İnternet etiği” sözü ile kastedilenin “İnternet ahlakı”, yani “İnternet kullanıcılarının uymak zorunda oldukları toplumsal davranış biçimleri ve kuralları bütünü”[3] olduğunu söylemek mümkün. Ancak, İnternet kullanıcılarının (çoğunluğu hâlâ ABD’de ve Batı Avrupa’da olmakla beraber) bütün dünyaya yayıldığı düşünüldüğünde bir davranış biçimleri ve kurallar “bütünü”nün varlığını kabul etmek zor geliyor. İnternet etiği “var olan” bir davranış biçimleri ve kurallar bütününden çok “var etmek için çaba sarf edilen” bir davranış biçimleri ve kurallar bütünü olsa gerek.</p>
<p>İşte bu “çaba”nın parçalarını oluşturan örneklerden en önde geleni IETF’nin[4] 1995 yılının Ekim ayında yayınladığı, “resmi olmayan netiket kılavuzu” başlıklı 1855 numaralı RFC’sidir.[5]</p>
<p>RFC 1855’de İnternet’in yeni kullanıcıları için uyulması tavsiye edilen temel davranış kuralları özetlenmiştir. Bu kurallar üç başlık altında toplanmıştır. Bunlar “birebir iletişim” (örneğin e-posta ve sohbet), “çoklu iletişim” (örneğin e-posta listeleri ve haberleşme grupları) ve “bilgi sistemleri”dir (örneğin WWW).</p>
<p>Ben RFC 1855’in Türkçe çevirisini bulamadım. Burada tümünü çevirmeye kalkışmayacak[6], sadece birebir iletişim ve çoklu iletişime ait bölümlerinde tavsiye edilen bazı davranış biçimlerini ve kuralları özetleyerek aktaracağım:</p>
<blockquote><p>- Eğer size gelmiş bir mesajı bir başka kişiye ya da bir gruba yönlendiriyorsanız (“forward” ediyorsanız) orijinal mesajın metnini değiştirmeyin. Eğer mesaj kişisel nitelikte ise ve siz mesajı bir başka kişiye ya da bir gruba yönlendirecekseniz öncelikle sahibinden izin alın. Bir mesajı kısaltabilir ve sadece ilgili kısımlarını aktarabilirsiniz ancak bunu yaparken gerekli özeni göstermelisiniz.</p>
<p>- E-posta ile asla zincirleme mektuplar göndermeyiniz. Zincirleme mektuplar İnternet’te yasaktır.</p>
<p>- Bir şey gönderirken muhafazakar, alırken liberal olun. Provoke edilseniz bile “ateşli” mesajlar göndermemelisiniz. Diğer taraftan ateşli mesajlar almaya şaşırmamalısınız. Ateşli yazılara yanıt vermemek basiretli bir davranıştır.</p>
<p>- Göndereceğiniz bir mesajın alıcısının kültürünün, dilinin, eğlence anlayışının sizinkinden farklı olabileceğini aklınızda tutun. Özellikle alaycılık konusunda dikkatli olun.</p>
<p>- Büyük ve küçük harfleri birlikte kullanın. SADECE BÜYÜK HARF KULLANIMI SANKİ BAĞIRIYORMUŞSUNUZ GİBİ ANLAŞILIR.</p>
<p>- Bir mesaja duygusal yanıt vermeden önce aradan bir gece geçmesini bekleyin.</p>
<p>- Göndereceğiniz mesajın konu başlığında içeriği ile ilgili bir ifade yer alsın.</p>
<p>- Bir e-posta listesine ya da haberleşme grubuna herhangi bir mesaj göndermeden önce o listedeki mesajları bir iki ay süreyle takip edin. Böylece o grubun kültürüne aşina olursunuz.</p>
<p>- Yazdıklarınızın geniş bir kitle tarafından görüleceğini dikkate alın. Bu kişiler arasında şu anki ya da gelecekteki patronunuz da yer alabilir. Ne yazdığınıza dikkat edin. Ayrıca aklınızda tutun ki, e-posta listeleri ve haberleşme listeleri çoğunlukla arşivlenirler ve sözleriniz uzun sure diğer kişilerin erişebileceği halde tutulabilirler.</p>
<p>- Kişilerin kendi adlarına konuştuklarını ve (aksi açıkça belirtilmemişse) sözlerinin kurumlarının görüşü olmadığını farz edin.</p>
<p>- Bir mesaja yanıt verirken (“reply” ederken) dikkatli olun. Çoğunlukla yanıtlar asıl mesajın geldiği adrese giderler ve çoğu zaman bu bir listenin veya grubun adresi olabilir. Kazara kişisel bir mesajı büyük bir topluluğa gönderebilirsiniz. En iyi yol “reply” düğmesini tıklamak yerine alıcının adresini elle yazmaktır.</p>
<p>- Eğer kişisel bir mesajı kazara bir liste veya gruba gönderirseniz hemen ilgili kişi ve gruba birer özür mesajı gönderin.</p>
<p>- Eğer bir kişi ile anlaşmazlığa düşerseniz yazışmalarınızı liste ya da grup üzerinden değil, doğrudan birbirinize e-posta göndererek yapın. Eğer üzerinde konuştuğunuz konu tüm grubu ilgilendiriyorsa sonradan gruba bir özet metin yollayabilirsiniz.</p>
<p>- Ateşli mesajlar savaşlarına karışmayın. Tahrik edici içerik göndermeyin, böylelerine yanıt vermeyin.</p>
<p>- Genellikle siz bir mesajı gönderdikten sonra onu geri almak mümkün olmaz. Sistem yöneticiniz bile gönderdiğiniz bir mesajı geri almanızı sağlayamayabilir. O sebeple bir mesajı göndermeden önce gerçekten de göndermek istediğinizden emin olun.</p>
<p>- Eğer kendinizi bir tartışma içinde bulursanız, tartışmanın içeriğinin tartışan kişilere değil tartışmanın konusuna odaklanmasını sağlayın.</p>
</blockquote>
<p>RFC 1855 gibi İnternet etiği oluşturmaya yönelik çabanın bir diğer örnekleri de Arlene Rinaldi tarafından, aslen Florida Atlantik Üniversitesi’nin ağının kullanıcıları için hazırlanmış olan Net: Kullanıcı Kılavuzu ve Netiket isimli kılavuz[7] ve Virginia Shea’nın yazdığı Netiket isimli kitaptır.[8]</p>
<p>Brookings Enstitüsü’ne bağlı Bilgisayar Etik Enstitüsü’nün[9] yanı sıra CPSR[10], EFF[11] gibi sivil toplum örgütleri – başkaca şeylerin yanı sıra – bir İnternet etiğinin oluşması için çaba göstermektedirler. Ayrıca, gelişen bilişim teknolojilerinin etik yönünü inceleyen Ethics and Information Technology adlı bir hakemli dergi de bulunmaktadır.[12]</p>
<p>Türkiye’de İnternet etiği oluşturmaya yönelik pek bir çaba görülememektedir. Bu tespitin bir istisnası gerek bir komisyon kurarak bilişim sektöründe çalışanların uyması beklenen davranış biçimlerini belirleyen ve gerekse de “İnternet iletişim kuralları” adı altında İnternet etiğine ilişkin Türkçe bir metin hazırlayan Türkiye Bilişim Vakfı’dır. TBV’nin internet iletişim kuralları metni şu şekildedir:[13]</p>
<blockquote><p>Burada söz konusu edilen kuralların amacı İnternet gibi sınırsız ortak bir iletişim ve etkileşim ortamını kullanırken birey olarak rahatsız olmamak ve kimseyi de rahatsız etmemek için bireylere dönük sezgisel anımsatıcı uyarılarda bulunmaktır.Düzensizliklere düşülmeden İnternet ortamının etkin ve yararlı kullanımının bu uyarılara uyulması oranında artacağı inancını hepimizin paylaşacağını umuyoruz. Bu uyarıların ya da kuralların ezberlenmesi gerekmez, özenli bir okunuş ile elde edilecek izlenim uygun davranışların sergilenmesini sağlayacaktır. Akılda yer etmeyen ezberlenerek uygulanacak kurallar koymanın İnternet kullanımında bir yararı olmayacağı çok açıktır.</p>
<p>Pek çok kişinin katkıları ile derlenip sunulan aşağıdaki görüşlerin daha etkileyici başka biçimlerde dile getirilmesi her zaman olanaklıdır. Lütfen bu metinde amacı doğrultusunda eksik gördüğünüz önerilerinizi bildiriniz. İletilen önerilerin metnin geliştirilmiş bir sonraki sürümünde değerlendirilerek yer alacağından emin olabilirsiniz.</p>
<p>BAŞKALARINA KARŞI SAYGI</p>
<p>- Toplum karşısında kendinize yakıştırdığınız tavrı İnternet&#8217;in sanal ortamında da sürdürünüz, kimliğinizi saklayabileceğinizi umarak gerçek yaşamınızda benimsemediğiniz davranışları sergilemeyiniz.</p>
<p>- Başkalarına karşı saygılı olunuz, bunun kendinize olan saygınızın ve size başkalarının göstereceği saygının ön koşulu olduğunu unutmayınız.</p>
<p>- Düşüncelerinizi dile getirirken olumlu yaklaşmanın ve nazik bir ifade kullanmanın sağ duyunun gereği olduğunu hatırlayınız.</p>
<p>- Tartışmaların özelleşmesine ve kişiselleşmesine yol açmayınız.</p>
<p>- İnsanları duygusal yönden zedeleyici ve rahatsız edici iletilerin yayılmasına olanak vermeyiniz (örneğin amansız bir hastalığı olanların son isteği gibi sonuç alınması olasılığı çok kuşkulu iletilerin yayılmasına aracılık etmek ya da inançlar üzerinde yorumlar yapmak gibi)</p>
<p>- İstenmeden yapılan yanlışları hoşgörü ile karşılayıp, anlayışla yardımcı olmaya çalışınız.</p>
<p>- Kişilerin istemleri dışında iletiler alarak rahatsız olmalarını elinizden geldiğince önleyiniz, buna neden olmayınız.</p>
<p>- Size gelen bir iletiyi, başkasına aktarmak istediğinizde, bu iletiyi size gönderenin bunu isteyip istemediğinden emin olunuz.</p>
<p>BİÇİMSEL ÖZEN</p>
<p>- Açık kimliğinizi geçerli bir gerekçeniz olmadıkça gizlemeyiniz, her iletinizde açık kimliğinizin net olarak belli olduğundan emin olunuz.</p>
<p>- Kimliğin önem taşımadığı durumlarda görüş ve düşüncelerinizi anonim olarak açıklamayı uygun buluyorsanız bunu kötüye kullanmadan özenli yapınız.</p>
<p>- Konu kısmı yeterince açık olan (iletinin içeriğini göz atıldığında belli eden açıklıkta),dili anlaşılır, özlü kısa iletiler ile iletişim kurmaya ve etkileşmeye özen gösteriniz.</p>
<p>- Eğer herkesi değil de bir kişiyi ilgilendirdiğini düşündüğünüz bir ileti var ise genele hiç duyurmadan doğrudan ilgili kişiye iletilerinizi yönlendiriniz.</p>
<p>- Her zaman yanıtladığınız iletinin konu başlığını koruyarak yanıt veriniz.</p>
<p>İÇERİK İLE İLGİLİ ÖZEN</p>
<p>- Ne demek istiyorsanız ona karşılık olan, yanlış anlaşılmalara yol açmayacak düz ve yalın deyişlerle düşüncelerinizi aktarmaya çalışınız.</p>
<p>- İletilerinizin yalnızca eleştirici olmasından kaçınarak her zaman yapıcı ve ufuk açıcı olmasını gözetiniz.</p>
<p>- İletileri yanıtlamadan önce bir kere daha özenle okuyunuz, verdiğiniz yanıtı da göndermeden önce aynı özenle bir kere daha gözden geçiriniz.</p>
<p>- Özellikle tartışma listelerinde daha önce değinilmiş konuları ek bir katkıya yol açmayacaksa üstelemeyiniz, ortaya çıkmış bir sonucu görmemezliğe gelerek kendi düşüncenizi kabul ettirmede ısrarcı olmayınız.</p>
<p>- Gereksiz yere büyük harfler ile yazışmaktan, sık sık özel simgeler kullanmaktan,esprili ya da alaycı anlatımlardan kaçınınız, jargon sayılacak farklı bir söyleşi biçimi ile herkese açık ortamlarda iletişimde bulunmayınız.</p>
<p>- Olanaklı olduğunca uzun alıntılar yapmaktan ve ek göndermekten kaçınınız, gönderdiğiniz eklerin çok yer kaplamamasına, virus gibi alıcısının bilgisayar ortamını bozucu içerik taşımamasına özen gösteriniz.</p>
<p>- Virüslü iletiler ile karşılaştığınızda en kısa zamanda kağnağını ve geçikmeden etkileneceğini umduğunuz kişileri uyarınız.</p>
<p>ÖTEKİ KONULAR</p>
<p>- İyelik haklarını zedelememeye özen gösteriniz, başkasının veri kaynaklarını, düşüncelerini ve yazılımlarını kendinizinmiş gibi sahiplenmeye kalkışmayınız.</p>
<p>- Başkalarının kişilik haklarına ve özel yaşamına saygılı olarak kişilerle ilgili karalayıcı yorumlarda bulunmayınız.</p>
<p>- İnternet ortamının sağladığı olanakların yasa dışı biçimde insanlara zarar verme, başkalarının işlerini engelleme, gizli ve kişisel bilgilerini ele geçirip yararlanma, her türlü sahtekarlık, yolsuzluk, dolandırıcılık ya da hırsızlık gibi kötü amaçlı kullanımına yol açmayınız ve göz yummayınız.</p>
<p>- Uygunsuz davranışlar sergilemekte ısrarlı olanları ölçülü bir tepki içinde elbirliği ile uyarmaya çalışınız.</p>
<p>- Size gelen bir iletiyi başkalarına aktarırken ileti üzerindeki e-posta adres bilgilerinin gerekmiyorsa aktardığınız kişinin eline geçmemesine özen gösteriniz.</p>
<p>- Kendinizin ya da temsilcisi olduğunuz ürün ve hizmetlerin reklamını yapmayınız</p>
<p>- Güvenlik zedeleyici ve bozucu girişimlere karşı alınması gereken önlemlere uymaya özen gösteriniz, bu konuda bir kuşku duyduğunuzda doğrudan İnternet servis sağlayıcınıza ya da kurum sorumlunuza durumu bildirerek önlem alınmasına yardımcı olunuz.</p>
<p>- İnternet üzerinde denetim ve düzenleme yetkisi olanların konumlarını kötüye kullanmalarına karşı duyarlı olunuz ancak gerektiğinde de işlerini kolaylaştırıcı her türlü desteği veriniz.</p>
</blockquote>
<p>İnternet etiğine ilişkin bir diğer Türkçe metin de Milli Eğitim Bakanlığı’nın 18 Ağustos 2004 tarihli ve 2004/61 sayılı genelgesiyle tüm il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen, içeriği etik dışında başkaca konuları da içeren, “İnternet Etiği” başlıklı yazısıdır.[14]</p>
<p>Yukarıdaki değinilen metinler şüphesiz ki İnternet’e ilişkin ortak değerlerin ve kuralların oluşması ve yerleşmesi bakımından çok önemliler. Ancak bana bugün için genel kabul görmüş bir İnternet davranış biçimleri ve kuralları bütününün varolduğunu iddia etmek için erkenmiş gibi geliyor.</p>
<p>Ertuğrul Akçaoğlu</p>
<p>4 Ocak 2007</p>
<p><strong>* * * * * *  </strong><br />
<!--adsense--><br />
<strong> Dipnotlar</strong>[1] “İnternet etiği” (Internet ethics / netetiquette) ile anlamı tümüyle farklı olan “bilgisayar etiği”ni (computer ethics) karıştırmamak gerektiğini vurgulamak gerekir.</p>
<p>[2] Bu yazının yazarı çoğu İnternet kullanıcısının bu terim ile neyin ifade edildiğini bilmediği kanısında. Bununla beraber, konuyu dağıtmamak için İnternet’in tanımına ve İnternet terimi ile karıştırılan diğer terimlere değinilmeyecektir.</p>
<p>[3] Ne olur ne olmaz deyip &#8211; İnternet etiği ile İnternet’e uygulanabilecek “hukuk”u karıştırmamak gerektiğini de vurgulayalım.</p>
<p>[4] IETF yani İnternet Mühendisliği Görev Gücü (The Internet Engineering Task Force), İnternet’in “teknik altyapısına” ilişkin standartları belirleyen sivil toplum kuruluşlarının önde gelenlerinden biridir. Daha fazla bilgi için bkz: http://www.ietf.org/overview.html</p>
<p>[5] RFC’ler yani Açıklama İstekleri (Requests for Comments), belli bir protokol ya da standardın oluşum sürecinde IETF tarafından yayınlanan bilgi notlarıdır. İçeriği ve niteliği farklı pek çok RFC vardır. Daha fazla bilgi için bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/Request_for_Comments</p>
<p>[6] İngilizce orijinali http://www.ietf.org/rfc/rfc1855.txt?number=1855 adresinde okunabilir</p>
<p>[7] Bkz: http://www.cs.biu.ac.il/home/leagal/netguide/index.html</p>
<p>[8] Bkz: http://www.albion.com/netiquette/book/index.html</p>
<p>[9] Computer Ethics Institute. Bkz: http://www.brook.edu/its/cei/cei_hp.htm</p>
<p>[10] Computer Professionals for Social Responsibility. Bkz: http://www.cpsr.org/about/</p>
<p>[11] Electronic Frontier Foundation. Bkz: http://www.eff.org/about/</p>
<p>[12] Bkz: http://www.springer.com/west/home/humanities?SGWID=4-40361-70-35553605-0</p>
<p>[13] Bkz: http://www.tbv.org.tr/default.asp?ID=30</p>
<p>[14] Bkz: http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/internetEtigi/intEtikustyazi.htm</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2007 &#8211; 2009, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2007/01/04/internet-etigi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öylesine Bir Mektup</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2006/10/02/oylesine-bir-mektup/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2006/10/02/oylesine-bir-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2006 09:01:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/akcaoglu/domains/akcaoglu.com/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[ereğli]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2006/10/02/59/</guid>
		<description><![CDATA[Canım Kardeşim, Şu satırları sana hayalle gerçek arasında bir yerlerden, günden kaçıp geçmişin güzelliklerine ulaşma arzusuyla dalıp gittiğim hayal dünyamdan yazıyorum. Basit kalıplardan kurtulup, sözcüklerin ardında kilitli kalmış anlamlara ulaşmak; insanların yüzlerindeki değil, kalplerindeki mutluluğu hissedebilmek umuduyla hâlâ bağlarımı kopartmadığım şu hayatla rüyalarımın arasında bir dünya bu. Çıkışlarıyla, inişleriyle, sevinçleriyle, hüzünleriyle ve her zaman ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Canım Kardeşim,</p>
<p>Şu satırları sana hayalle gerçek arasında bir yerlerden, günden kaçıp geçmişin güzelliklerine ulaşma arzusuyla dalıp gittiğim hayal dünyamdan yazıyorum. Basit kalıplardan kurtulup, sözcüklerin ardında kilitli kalmış anlamlara ulaşmak; insanların yüzlerindeki değil, kalplerindeki mutluluğu hissedebilmek umuduyla hâlâ bağlarımı kopartmadığım şu hayatla rüyalarımın arasında bir dünya bu. Çıkışlarıyla, inişleriyle, sevinçleriyle, hüzünleriyle ve her zaman ve herkes gibi benim de içime hapsetmek zorunda kaldığım utkularıyla küçük ama huzurlu bir dünya. Benim dünyam kısaca&#8230;</p>
<p>Canım kardeşim; sana yıllardır üzerinde yürüdüğüm ve hayatımın şu ana kadar olan günlerinin en anlamlılarının geçtiği bir yoldan bahsetmek istiyorum, bu mektubumda. Daha doğrusu bir tepeye çıkıştan&#8230; Bu çıkışlardan niye bu kadar çok korkarım bilemiyorum. Herhalde inişleri için olsa gerek. Ağır ağır çıkışların hızlı inişleri&#8230;</p>
<p>Geçen gün bir arkadaşa rastladım yolda. Hakan dönmüş, onu haber verdi. Hakan&#8217;ı bilirsin; dört arkadaşın o en büyüğüydü, ben de en küçüğüydüm. Kaç yıldır arkadaştık? Yo arkadaş demek doğru olmazdı bizim için, biz dosttuk hatta abi-kardeşlik. Kaç yıl olmuştu tanışalı? Dokuz? On?</p>
<p>Bunları düşünürken dalıp gitmişim. Kendime geldiğimde köprüden geçmek üzereydim. Duraksadım bir an. Yıllardır her sabah, öğle, akşam, okul ev arasında gidip gelirken, geçerdim bu köprüden. Önceden betondu, sonra asfalt döktüler üzerine. 0 da çağa ayak uyduruyordu, biz de o yaşlanıyor muydu bilemiyorum; ama biz yaşlanıyorduk. On, on bir yaşlarında küçük bir çocuktum üzerinden ilk geçişimde. Acaba son geçişimde kaç yaşında olacağım?</p>
<p>Sen bilirsin kardeşim buraları. Köprünün iki yanını. Bir tarafta yepyeni evler, apartmanlar; hayatlarında boş cüzdan görmemiş, şımarık çocuklar. Köprünün diğer yanında ise bizim mahalle. Adı mahalle ama şehrin ortasında olmasaymış köy derlermiş buraya. İnsanların çoğu ise fakir. Bırak boş cüzdanı, hiç cüzdan görmemiş çocuklar yaşıyor burada. 0 zengin çocuklarının bir haftalık harçlıklarıyla inan hiç abartmıyorum bir ayı çıkarıyorlar icabında.</p>
<p>Geçtim sonunda köprüden, ağır ağır. Yıllara nasıl meydan okuduğunu düşündüm, nasıl böyle dimdik ayakta durabildiğini düşündüm. Kıskandım onu.</p>
<p>İşte tepeye doğru uzanan bayır karşımdaydı şimdi. Kim bilir, kaç kere çıkmıştım bu bayırı? Neler hayal etmiştim, bu bitmez gibi görünen yolu adımlarken?<br />
Yolun iki yanında evler vardı önce. Yol asfalttı. Merdiven çıkıyormuşum gibi gelirdi bana hep tepe yukarı çıkarken. &#8220;Hızlı adımlarla çıkacaksın ve hiç durmayacaksın. Durursan bir sır demişti. Hakan bir keresinde, iki yanda Evler vara. Evlerin pencerelerinden bakan genç kızlar, evlerin önünde örgü ören kadınlar, kahve önlerinde geçenlere laf atan adamlar vardı. Yolda ise çocuklar&#8230; Çocuklar, bisikletler ve arabalar tepeye çıkan bu asfalt yolu yıllardır paylaşırlardı; ama hiç bir kaza olmamıştı bu güne kadar. En azından ben görmemiştim.</p>
<p>İnsanların arasından yürüdüm tepeye doğru çıkan yolun üzerinden. Hızlı adımlarla yürüyordum; çünkü başka türlü çıkılmazdı bu yol. Ama ben her zamankinden hızlı yürüyordum; çünkü Hakan gelmişti.</p>
<p>İnsanlar arkamda kalmıştı artık. Sanki bir çöplüğün içinden çıkmışım gibi geldi bir an. İrkildim. İnsanlar için böyle düşünmemeliydim. Benim de bir farkım yoktu ki onlardan. Kendi kendimi kınadım. Çünkü Hakan olsa, o da öyle yapardı.</p>
<p>Artık evler seyrekleşmiş yolun bir tarafı dağ, bir tarafı uçurum olmuştu. İşte o anda karşıma tek katlı, içinde kimsenin yaşamadığı o sarı ev çıktı. Ne çok korkardım ondan. Ama söyleyemezdim hiç; çünkü arkadaşlarım büyüktü, ben küçüktüm. Meğer onlar da korkarlarmış. Yaz geceleri eve dönmek için inerken tepeden, adeta uçarcasına geçerdim o sarı evin önünden. Sanki içinden bir öcü fırlayacakmış da beni yakalayacakmış gibi gelirdi.</p>
<p>Ezberlemiştim artık bu yolun her taşını. &#8216;Acaba selam versem tanırlar mı beni bu taşlar?&#8217; diye alay ettim kendi kendime; ama bir yandan da her şakada bir gerçek payı olduğunu düşünüyordum. 0 kadar çok geçmiştim ki buralardan&#8230;</p>
<p>Bunları düşünürken Hakan&#8217;ın evinin önünde buldum kendimi. Daha zili çalmadan açıldı kapı. Kardeşi &#8220;Gel&#8221; dedi, kim olduğuma bile bakmadan; sanki beni bekliyor gibiydi.. Hakan odasındaymış; kapıyı çaldım, girdim. Yavaş bir parça çalıyordu kaset çalarda kucaklaştık. Göz göze geldik bir an. &#8220;Büyüdük&#8221; dedim, &#8220;Büyüdük&#8221; dedi o da.. İki damla yaş düştü gözlerinden. Sonra ağlamaya başladık, elinden şekeri alınmış çocuklar gibi. Bir şeylere kızarak; ama hiçbir şey yapamayacağımızı bilerek ağladık. Çocuklar gibi ağladık. Çünkü artık büyümüştük.</p>
<p>Canım kardeşim; Hakan döndü, tepeye çıktım.. Yarın onun yaş günü. Bir yaprak daha düşüyor ağaçtan. Yarın gene tepeye çıkacağım. Belki her gün tükenip giden güzel günleri bir kez daha anacağım.</p>
<p>Sana en içten dileklerimi yolluyor, insanları haya¬ta bağlayan o çocuksu umudunun hiçbir zaman tükenmemesini diliyorum.</p>
<p>Sevgilerimle&#8230;</p>
<p>Ertuğrul<br />
- &#8211; - -</p>
<p>Bu epey eski bir yazı. 1992 senesinde, arkadaşlarım üniversiteye hazırlanırken, benim DJ&#8217;lik yapma, okul dergisi çıkarma peşinde koşturduğum günlerde yazılmış bir yazı. Kdz. Ereğli Anadolu Lisesi&#8217;nde okurken bir kaç arkadaşımla beraber çıkardığımız Esinti adlı okul dergisinin ilk sayısında yer almıştı. Esinti&#8217;nin hâlâ yayınlanıp yayınlanmadığını merak ediyorum doğrusu.</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2006, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2006/10/02/oylesine-bir-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimim?*</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2006/01/25/kimim/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2006/01/25/kimim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2006 08:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günce]]></category>
		<category><![CDATA[AÜHF]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[berna]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[burs]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[ereğli]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[sunucu]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[Cevabı çok zor bir soru bu. Hatta sorunun ne olduğu bile net değil. Kimim, geçmişim nedir mi demek? Yoksa nasıl bir kişiyim mi? İkinci soruyu ben yanıtlayamam. İlkine ise zaman yetmez ya, hadi bir kaç mekan ve an yazayım buraya: 75 Doğum yılım ve yerim: Ereğli. Konya değil Karadeniz. Pazarın ilerisi. Camdan aşağı attığım sabunlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cevabı çok zor bir soru bu. Hatta sorunun ne olduğu bile net değil. Kimim, geçmişim nedir mi demek? Yoksa nasıl bir kişiyim mi? İkinci soruyu ben yanıtlayamam. İlkine ise zaman yetmez ya, hadi bir kaç mekan ve an yazayım buraya:</p>
<p>75<br />
Doğum yılım ve yerim: Ereğli. Konya değil Karadeniz.<br />
Pazarın ilerisi. Camdan aşağı attığım sabunlar.<br />
Murtaza mahallesi. Toprağı kazarken bulduğum Bizans sikkesi.<br />
Komşunun kızları ile evcilik oynayışım. Evlendirmişlerdi(!) beni de ne korkmuş ne ağlamıştım artık onların evinde kalmam lazım diye.<br />
Ortacami. Yufkacının üst katı. Manolya bahçesinde yaptığımız çete kulubesi. Akreplerden korkup kaçışımız oradan.<br />
Liman. &#8216;Anayasacı&#8217; oluşum.</p>
<p>81<br />
Nimet İlkokulu. Semiha Bana, ilk öğretmenim.<br />
Erdemir Sineması. İlk sunuculuğum, ilk oyunculuğum.<br />
Liman. Kiraladığım kayık. Küreğin avuçiçimi acıtması.<br />
Anadolu Dersanesi. Babam müdür. Çıtır simit ve çay. Ne çok sevmiştim kantinini.<br />
Akbank&#8217;ın aylık sınava hazırlık dergileri. Bir akşam onları çalışıp girmiştim sınava.</p>
<p>86<br />
Anadolu Lisesi. Hazırlık sınıfları en üst katta. Ne de çok basamak var çıkacak.<br />
Bilgisayar Laboratuarı. MS-Dos 3.30, sonra 4.01.<br />
Okulun yanındaki boş tarla. Bisiklet kiralayan adam.<br />
Kavaklık. Ergenlik. Meslek Liseli arkadaşlarım. Kung-Fu.</p>
<p>91<br />
Berna&#8217;m ile tanışmam.</p>
<p>93<br />
Büyük Ereğli Dersanesi&#8217;ndeki danışman hoca. Müdür yardımcısı falandı galiba. Kim olduğumu bile bilmeden babama dersaneyi ektiğimi söyleyebilen, benim AÜHF&#8217;de okuyacağıma inanmayan adam. Adı neydi acep?<br />
Endüstri ve Meslek Lisesi. Üniversite sınavının ilk ayağı. Bir saat camdan limanı seyredişim.<br />
Fener Lisesi, Zonguldak. Sınavın ikinci ayağı. Anam babam haber beklerken sinemada Hülya Avşar&#8217;ın Berlin in Berlin&#8217;ini izleyişim.</p>
<p>İstanbul.<br />
Marmara Hukuk&#8217;ta geçen iki güzel yıl.<br />
Atatürk Erkek Öğrenci Yurdu, Cevizlibağ İstanbul. Hamam usulü banyoları.<br />
Topkapı-Kadiköy otobüs hattı. Boğaz köprüsü. Yollar.<br />
Vapurla yurda dönülen geceler. Camdan dışarı bakıyormuş gibi yapıp aslında bana bakan kız. Sonradan en yakın arkadaşım oluşu. Yemeği kaçırdığım akşamlar.<br />
Ve amcamın okulun burnun dibindeki evi!</p>
<p>Okul günleri. Dersler.<br />
Süheyl Batum&#8217;un Anayasa dersini anlatışı. O derste benim ders anlatışım. Arkadaşlarım bana &#8216;sen hoca olursun&#8217; dediklerinde &#8216;hadi oradan len&#8230;&#8217; deyişim.<br />
Cimbom&#8217;un Manchester&#8217;la oynadığı maç.</p>
<p>94<br />
Altunuzade Erkek Öğrenci Yurdu, Altunuzade İstanbul. 80 numaralı oda. Beni polis zanneden oda arkadaşlarım. Kantinde çeyrek ekmek arası bayat yumurta ve bayat çay. Ne de güzeldi tadı.<br />
Tansu Çiller&#8217;in yaptığı devalüasyon. Tamek meyva suyunun fiyatının bir günde beş kat artması.</p>
<p>Üsküdar&#8217;daki bir evin saraya bakan balkonunda oturup iki dostla çay içişimiz. Geçen yatlara laf edişimiz. Kocamustafapaşa&#8217;daki bir evde geçen haftasonları. Dostlar. İzden&#8217;in serçe arabası. Buğra&#8217;nın Ortaköy&#8217;deki evi. Taksim&#8217;in barları. Taksim Parkı&#8217;nın tinercileri.</p>
<p>Gezme, tozma. Dönmezer&#8217;in dört ciltini hatmedip dersi finalde geçen dört kişiden biri olma.</p>
<p>95<br />
Ankara Hukuk&#8217;a yatay geçiş başvurusu. Başvurumun kabul edildiğinden habersiz Marmara&#8217;ya devam edişim. Kabul edildiğimi ziyadesiyle geç öğrenişim. Mermer salonda yazı tura atıp Ankara&#8217;ya geçişim.</p>
<p>Ankara&#8217;da Ertan abi. Ertan abinin evi. Ertan abinin serçe arabası. Eryaman sokakları.<br />
Ankara Hukuk, arka bina, 3-A sınıfı. Sınıfın en arka sırası. En ön sıradaki öğrenciler. Tanışmamız, arkadaş oluşumuz. Vergi hukuku dersi. Ahmet hocam. Berna&#8217;m, bir tanem.</p>
<p>Evlenme teklifi(!) alışım. Abim ile geçen günlerimiz. Eryaman-Bahçeli yolları.</p>
<p>97<br />
Mezuniyet. Parasız geçen günler.  Ankara Adliyesi&#8217;nde staj. Yüksel Hoca&#8217;nın bürosu. Paralı geçen günler.</p>
<p>Yüksek Lisans. Nurkut hocanın rekabet hukuku dersi. Arka binadaki çatışmanın olduğu gün bir öğrencinin beni polis sanışı. Mustafa beyin ve Hakan beyin odaları. Çay işkenceleri.</p>
<p>98<br />
Asistanlık günleri. Sınav nöbetleri. Teze başlamam.</p>
<p>2000<br />
Tezi bitirmem. Burs almam. Evlenmem. Amerika&#8217;ya yollanmam. Ahmet hocamın muhalefeti.<br />
Gainesville, Florida. Hilton oteldeki gece. Otel odasına ve kiralık arabaya giden paracıklar.<br />
Küçük ve karanlık ve de ucuz evimiz. Yerde uyuduğumuz gece. Bir plastik masa ve dört sandalyeden oluşan mobilya takımımız. Berna&#8217;nın karton kutudan yaptığı kitaplığım.<br />
Bisikletimiz. Publix marketin poşetleri. Küçük televizyon alışımız.</p>
<p>Okul, okul, okul. 70 kişilik sınıftaki üç yabancıdan biri olmanın verdiği o garip his. Bambaşka bir millet, bambaşka bir eğitim tarzı. Amerikan federal vergi kanunları (iki cilt) ve tüzükleri (beş cilt).</p>
<p>Friel. Lokken. Doktora. Tez. Tez. Tez.</p>
<p>* 17 Nisan 2005&#8242;de yazdığım bir yazıdır.</p>
<p><!--adsense--></p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2006 &#8211; 2007, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2006/01/25/kimim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vergi Affı Anayasal mıdır?</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2005/10/23/vergi-affi/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2005/10/23/vergi-affi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2005 06:23:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[vergilendirme]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[Bugünkü Hürriyet Gazetesi&#8217;nde, Prof. Dr. Şükrü Kızılot, başbakan yardımcısı Doç. Dr. Abdüllatif Şener&#8217;in şu sözlerini aktarıyor: ‘Bu vergi affı olayına, şiddetle karşıyım. Adeta dürüst mükellefi cezalandırıyor, kaçıranı ödüllendiriyor. Anayasa’ya bir madde koymalı ve vergi affı bir daha hiç olmamalı&#8230;’ http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/3424526.asp?yazarid=82&#038;gid=61 Şükrü Kızılot da, Abdüllatif Şener de vergilendirme konusunda uzman akademisyenler. Yazıyı ve yazıda geçen sözü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--nevermore--><br />
Bugünkü Hürriyet Gazetesi&#8217;nde, Prof. Dr. Şükrü Kızılot, başbakan yardımcısı Doç. Dr. Abdüllatif Şener&#8217;in şu sözlerini aktarıyor:</p>
<blockquote><p>‘Bu vergi affı olayına, şiddetle karşıyım. Adeta dürüst mükellefi cezalandırıyor, kaçıranı ödüllendiriyor. Anayasa’ya bir madde koymalı ve vergi affı bir daha hiç olmamalı&#8230;’<br />
<a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/3424526.asp?yazarid=82&#038;gid=61">http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/3424526.asp?yazarid=82&#038;gid=61</a></p>
</blockquote>
<p><span id="more-32"></span><br />
Şükrü Kızılot da, Abdüllatif Şener de vergilendirme konusunda uzman akademisyenler. Yazıyı ve yazıda geçen sözü okuyunca merak ettim, Anayasamızda vergiler hakkında bir madde var mı, varsa eğer, ne diyor bu madde, diye. Varmış tabi&#8230; Şöyle diyor Anayasamızın Kişi Hakları ve Ödevleri başlıklı ikinci kısmının, Siyasi Haklar ve Ödevler başlıklı dördüncü bölümünde yer alan yetmiş üçüncü maddesi:</p>
<blockquote><p>VI. Vergi ödevi</p>
<p>MADDE 73. – Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.</p>
<p>Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.</p>
<p>Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.</p>
<p>Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.</p>
<p><a href="http://www.tbmm.gov.tr/Anayasa.htm">http://www.tbmm.gov.tr/Anayasa.htm</a></p>
</blockquote>
<p>Azıcık açalım bu maddeyi:</p>
<p>1- Anayasamıza göre herkes vergi yükümlüsü. Genç yaşlı, kadın erkek, Türk yabancı, zengin fakir farketmiyor bu bakımdan. Yükümlülü olmak bakımından herkes kanun önünde eşit!</p>
<p>2- Anayasamız vergi yüklümlülüğünün kamu giderlerini karşılamak için getirildiğini söylemiş. Yani &#8220;masraf teorisi&#8221; (cost theory) ile izah etmiş vergilendirme yetkisini. Masraf teorisi, kamu gelirlerinin meşruiyetini izah etmeye çalışan çok eski bir teori. Bizim Anayasamızda değinilmeyen rakibi &#8220;fayda teorisi&#8221; (benefit theory) ile birlikte &#8220;değiş tokuş&#8221; teorisisinin (exhange theory) içinde yer alıyor masraf teorisi. Önemli mi bu? Pek değil ama önemli olan şu: Değiş tokuş teorisi uzun yıllar önce itibarını yitirmiş, yerini &#8220;ekonomik bağlılık&#8221; (economic allegiance) doktirinine kaptırmış bir görüş. Ekonomik bağlılık, ilk kez 1892&#8242;de ortaya atılmış; sonra 1923&#8242;de Milletler Cemiyeti için bir dört iktisatçının hazırladığı meşhur bir vergi politikası raporunun temel taşı olmuş. Hem bütün uluslarası vergi sitemi hem de pek çok ulusal vergi sistemi bu fikir etrafında inşa olmuş. Şimdi merak ediyorsunuzdur, ekonomik bağlılık da ne ola , diye. Boşverin; devletin niye vergi alabildiğini izah etmeye çalışan bir başka fikir işte. Bu kadarına bile gerek yoktu ya, 1982 tarihli Anayasamızda 1892 tarihli ekonomik bağlılık doktrininin es geçilip, çok çok daha eski masraf teorisine dayanılmasına aklım takıldı bir an da&#8230;</p>
<p>3- Vergi yükümlüsü olmak bakımından zengin fakir olmak farketmese de vergi ödemek bakımından fark ediyormuş. Zira Anayasamız herkes &#8220;malî gücüne göre&#8221; vergi öder diyor. Yani vergiyi ödemek bakımından hiç kimse kanun önünde eşit değil! Ödeme gücüne göre vergi ödeme ilkesi (ability to pay), zamanında, hem devletin nasıl olup da vergi toplayayabildiğini, hem de kimden ne kadar vergi toplayabileceğini izah etmek için ortaya atılmış bir başka fikir. İlk anlamda artık kimse ciddiye almasa da bu fikri, ikinci anlamıyla, aynen Anayasamızda olduğu gibi, geçerliliğini koruyor.</p>
<p>4- Maliye politikasının sosyal amacı vergi yükünün vergi yükümlüleri arasında adil ve dengeli dağıtılması diyor Anayasamız. Bu ne demek, anlayanınız var mı? Maliye politikasının sosyal amacından bahsettiğine göre Anayasamız, bu politikanın başka amaçları da olsa gerek. Ekonomik amacı, mesela. Ekonomik amaç da vergi yükünün dengeli ve adil dağıtımını gerektiriyor mu? Birşey demiyor Anayasamız. Sosyal amaca uyulmamanın müeyyidesi nedir? Anayasaya aykırılık olsa gerek? O ne demek?</p>
<p>5- Vergiler kanunla konur, değiştirilir ve kaldırılırmış. Buraya kadar tamam ama devamı var: Vergiye benzeyen diğer yükümlülükler de aynı kurala tâbi. Nedir vergiye benzeyen diğer yükümlülükler? Emin değilim ama adliyeye gidip temiz kağıdı alabilmek, nüfus dairesinde hüviyetimi yeniletebilmek, okula çocuğumu kaydettirebilmek için istemeye istemeye de olsa bağış vermek zorunda kalınca aynen vergi ödüyormuşum gibi geliyor bana. E, ne de olsa kamu giderlerini karşılamak için (okula çocuk kaydettirme durumunda tam da mali gücüme göre) katkı da bulunmak zorunda kalmıyor muyum? Bu vergi değil de nedir? Vergiye benzeyen mali yükümlülüktür işte. Anayasayamıza baktım, öğrendim, kanun olmadan benden bu bağışı alamazmışsınız desem ne olur? Bişey olmaz; temiz kağıdı alamam, hüviyetimi yeniletemem, çocuğumu okula veremem. Değil mi?</p>
<p>6- Eğer kanun izin verirse Bakanlar Kurulu verginin miktarını azaltıp artırabilirmiş. Peki, öyle olsun.</p>
<p>Dönelim başa. Anayasamızın, Abdüllatif Şener&#8217;in değindiği af meselesi ile ilgili hiçbir şey demiyor. Örneğin, &#8220;işçi ve memur gibi bazı yükümlülerin (gelir) vergisi daha ücretleri ellerine geçmeden kesilirken, vergisini önce beyan edip, sonra ödemesi gerektiği halde, ne de olsa bir gün af çıkar, yaptığım yanıma kâr kalır düşüncesiyle, hiç utanmaksızın, vergi kaçıran başka vergi yükümlülerinin vergi borçlarının aslını ve gecikme cezalarını affeden yasa yapılamaz&#8221;, demiyor.</p>
<p>Diyor mu yoksa?</p>
<p>Hocalarım bu diyeceğime kızacak belki ama bence bal gibi de diyor.</p>
<p>Eğer Anayasa gereği &#8221; herkes &#8230; malî gücüne göre vergi ödemekle yükümlü&#8221; ise Meclisimizin ödeme gücü olduğu halde vergisini ödemeyeni affetme yetkisi yoktur. Herkesten ödeme gücüne göre vergi almayı sağlayacak yasaları yapmaktır Meclisin ödevi. Bu yasaları uygulamak da hükümetlerin&#8230; Meclis ve hükümetler el ele verip, biz bu vergiyi toplayamıyoruz arkadaş, bütçe delik, ne bulursak kârdır, o sebeple vergi borçlarını indirecek ve cezaları affedeceğiz, böylelikle az da olsa belki biraz vergi toplarız, diyemezler. Bunu diyebilmeleri için Meclis&#8217;in Anayasayı değiştirmesi, yetmiş üçüncü madenin ilk fıkrasını yumaşatıp, örneğin, &#8220;herkesten malî gücüne göre vergi alınabilir&#8221; der hale getirilmesi gerekir.</p>
<p>Diyeceksiniz ki, &#8220;vergi &#8230; kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır&#8221; diyor Anayasa; bu aynı şey değil mi? Değil! Konmuş vergiyi kaldırmak başka şeydir, ödenmemiş vergiyi affetmek başka. İlk bakışta benzer gözükseler de azıcık dikkat ettiniz mi bambaşka neticeleri olduğunu anlarsınız.</p>
<p>Af yasaları &#8220;maliye politikasının sosyal amacı&#8221;na da aykırıdır bence. Neydi bu sosyal amaç? Vergi yükünü adaletli ve dengeli dağıtmak. Ödeme gücü düşük bir memur ya da işçinin vergisi daha maaşı eline geçmeden kesilirken, ödeme gücü yüksek iş sahibi vergisini kaçır babam kaçıracak ve Meclis bunu affeden yasa çıkaracak. Bunun adil ve dengeli olduğuna çocukları bile inandıramaz kimse. Şüphesiz ki vergi aflarının çeşitli ekonomik ve sosyal ve siyasi sebepleri var. Ancak, dürüst yükümlüyü cezalandıran, vergi kaçıranı ödüllendiren bu yasaların &#8220;adil ve dengeli&#8221; olduğu söylenemez. Konunun uzamnı bir kişi olan başbakan yardımcısı bile aksini söylüyor, baksanıza.</p>
<p>Bence vergi affı yasalarının önüne geçmek için, Sayın Şener&#8217;in önerdiği gibi, Anayasamızı değiştirmeye, yeni bir madde eklemeye falan gerek yok. Anayasamız vergi affı yasalarına izin vermiyor zaten. Gereken Anayasa Mahekemizin içtihatını değiştirmesi; önüne gelen vergi affı yasaları ile ilgili iptal davalarını görüşürken Anayasanın başka maddeleri yerine yetmişüçüncü maddeye azıcık daha fazla dikkat etmesi&#8230;</p>
<p>Yazdıklarımı bu satıra kadar okuduğunuza göre konu, o veya bu sebeple, ilginizi çekmiş olsa gerek. Vergi aflarının anaysallığı konusunda adam gibi yazılmış bir şeyler okumak isterseniz eğer, Anayasa Mahkemesinin kuruluşunun otuz dokuzuncu yılı sebebiyle düzenlenen sempozyumda, Marmara Hukuk&#8217;un Vergi Hukuku hocalarından Prof. Dr. Nihal Saban&#8217;ın sunduğu <a href="http://www.anayasa.gov.tr/anyarg18/saban.pdf">Vergi Suçlarında Affı Anayasa İle Sorunsallaştırmak</a> adlı bildiriyi okuyun derim. Bu bildiri &#8220;af&#8221; konusunu çeşitli hukuk dalları bakımından ele alan diğer bildirilerle beraber Anayasa Mahkemesinin Anayasa Yargısı dergisinin <a href="http://www.anayasa.gov.tr/anyarg18/ayrg2001.htm">on sekizinci cildinde</a> yer alıyor.</p>
<p>Ertuğrul Akçaoğlu</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2005 &#8211; 2008, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2005/10/23/vergi-affi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
