Kızım bunu çizdi.
Perşembe, Kasım 23rd, 2006
Petek iki gün önce ufak bir kaza geçirdi. Önceki geceyi acil serviste müşahade odasında geçirdik hep beraber. (daha fazla…)

Petek iki gün önce ufak bir kaza geçirdi. Önceki geceyi acil serviste müşahade odasında geçirdik hep beraber. (daha fazla…)
Radikal Gazetesi’nin Sanal Alem köşesini ilgiyle okurum hep. Serdar Kuzuloğlu’nun tam da benim ilgimi çeken konulardaki kısa yazıları haftada bir toplu halde gazetedeki yerlerini alırlar. Hoş, ben onun yazdıklarını çoğunlukla önceden yabancı kaynaklarda okumuş olurum ama bir de onun kaleminden okumak hoşuma gider. Arada bir hiç bilmediğim bir konuya değinir, ilgili vebsitelerine bağlantı verir. O bağlantılara heyecanla tıklarım hemen.
Bugün ilk kez yazdığı bir yazı hayal kırıklığına uğrattı beni. Pardus Linux’u haber yapmıştı. Haber yapması harika ama pek bir üstünkörü geçiştirivermişti bu Türkçe linux sürümünü. İşte o yüzden yazıyorum bu satırları şimdi.
Pardus Linux Tübitak‘ın geliştirmekte olduğu bir Türkçe Linux sürümü. Tübitak, Uludağ Projesi adı altında Türkiye’de Linux kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan bir proje başlatmış. (Onlar tam böyle demiyor ama bence projenin amacı özetle bu.) Bu projenin temel ürünü de Pardus. Pek az Türkçe Linux sürümünün olduğu bir ortamda bence çok önemli bir çalışma Pardus. Adını Andadolu Parsı’ndan (Panthera Pardus Tulliana‘dan) almış. Projenin vebsitesinde Anadolu Parsı hakkında şu bilgi verilmiş:
Anadolu Parsı, Leopar alttüründeki büyük kedilerin Anadolu’daki son temsilcilerindendir. Boyu 200-250 cm, ağırlığı dişilerde 35-50 kg, erkeklerde 45-70 kg civarındadır. Yaklaşık ömrü 20 yıldır. Oldukça çevik olan Anadolu parsı, etoburdur ve geyik, yaban keçisi, yaban domuzu, küçük memeliler ve kuşlar gibi bir çok hayvan avını oluşturur. Anadolu Parsı Ege ve Batı Akdeniz, Doğu Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde, daha çok ormanlık ve dağlık alanlarda yaşamıştır. Doğal yaşam alanları ve av kaynaklarının azalması parsları insanların yaşadığı yerlere yönlendirmiş ve bu da genellikle vurularak ya da zehirlenerek öldürülmelerine yol açmıştır.
Anadolu parsı ile ilgili son resmi kayıt 17 Ocak 1974 tarihinde Beypazarı ilçesinin 5 km batısında bulunan Bağözü köyünden bir kadına saldırması sonrasında vurularak öldürülmesi üzerinedir. Neslinin tükendiği yönünde görüşler bulunmasına karşın, bugün Türkiye’de 10-15 Anadolu Parsı kaldığı da öne sürülmektedir. 2001 yılında Doğu Akdeniz bölgesi Dandi mevkiinde ve Doğu Karadeniz bölgesi Müsikli deresinde, 2004 yılında da Doğu Karadeniz bölgesi Pokut yaylasında görülmüştür. Anadolu parsının varlığını kanıtlamak ve koruma altına almak için doğa gönüllülerinin çabaları aralıksız sürmektedir.
http://www.uludag.org.tr/sss.html#pardus
Pardus’un iki temel özelliği var: İlki Türkçe olması ve ikincisi Linux olması. Bilgisayar işletim sistemini Windows’tan ibaret sanan pek çoğumuz için pek hoş bir değişiklik olabilir Pardus. İçinde KDE masaüstü arayüzü ile, Open Office ofis yazılımı ile, Firefox tarayıcı ile geliyor. Bunlar neyin nesi bilmiyor musunuz? O halde bilgisayarlar hakkında daha öğrenmeniz gereken o kadar çok şey var ki…
Eğer Pardus’a bir şans vermek isterseniz bence önce Uludağ Projesi’nin vebsitesindeki sıkça sorulan sorular bölümüne gözatın. Okuduklarınızdan etkilenir ve Pardus’u denemek isterseniz sitenin bu Türkçe Linux işletim sitemini ürünler bölümünden indirebilirsiniz.
Son bir şey: Pardus, diğer pek çok linux sürümü gibi “bedava”. Hem de Pardus’a bedavaya sahip olmak gayet “yasal”! Ne güzel, değil mi?
Akcaoglu.com, onunla aynı sunucuda ağırlanan diğer sitelerle beraber, geçen üç-dört gün boyunca ulaşılamaz durumdaydı. Bu süre zarfında e-posta hesaplarımız çalışmadı.
Kesintinin sebebi şu: Ben sunucu hizmetini HostPC adlı firmadan alıyorum. HostPC esasen bir aracı. O da daha çok büyük bir firma olan Verio’nun sunucularını ve internet bağlantısını kullanıyor. Verio’nun bir kaç verimerkezi var. Benim vebsitem Florida’nın güneydoğusundaki Bota Raton şehrindeki bir verimerkezinde ağırlanıyorumuş meğer. 70′li yıllarda IBM tarafından tasarlanıp, inşa edilmiş bu merkez. Beş şiddetindeki bir kasırgaya dayancak güçteymiş; elektrik kesintisi halinde 22 gün jenaratörlerle çalışabiliyormuş. İşte bu veri merkezi üç şiddetindeki Wilma kasırgası üstünden geçince devre dışı kalıverdi geçen gün. Gerçek sebep neydi bilemem ama açıklamalara göre kasırgadan dört gün önce test edilen jenaratörler kasırga esnasında elektrikler kesilince devreye girmemiş ve Verio’nun teknisyenleri sorunu ancak üç-dört günde tespit ve tamir edebilmişler.
Vebsitemin çalışmamasına pek aldırmadım ama sıkça kullandığım bazı e-posta hesaplarımın üç-dört gün devre dışı kalması çok canımı sıktı. Esasen alanadımın bazı ayarlarını değiştirerek vebsitemi ve e-posta ayarlarımı başka sunuculara yönlendirmem mümkündü, ki bir noktadan sonra bunu yaptım da, ama Verio gibi büyük bir firmaya güvenip sorunu çözmelerini bekleyerek epey zaman kaybettim.
Bu durumdan bana ve yakınlarıma ait şu alanadları zarar gördü: akcaoglu.com,
akcaoglu.net, berdem.com, ekonomivehukuk.com, cumle.org, cebecikampusu.com, devletburslulari.net, internationaltaxforum.org ve glabaltaxforum.org.
Şu an için heşey normale dönmüş görünüyor…
Sorunla ilgili linkler:
http://www.verio.com/support/files/networkstatus.cfm
http://www.hostpc.com/forums/
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi vebsitesindeki forum sayfaları tekrar yayına girdi iki gün kadar önce. Bir ay kadar önce de vebsitesi yenilenmişti. Görünen o ki, eskiden olduğu gibi bir grup özverili öğrencinin çabasıyla hazrılanmış forum sayfaları. Herkesin herşeyi durmadan eleştirmekten başka hiçbirşey yapmadığı bir ortamda az sayıda da olsa öğrencimizin bir şeyler üretmek için çabalaması ne kadar da güzel. Bu yenilikler bana eski günleri hatırlattı ve AÜHF vebsitesi hakkında bir kez daha düşünmeme sebep oldu.
Bundan on sene kadar önceydi. Ya doksan beş yılıydı ya da doksan altı, hatırlayamıyorum tam. Aralarında benim de yer aldığım bir grup öğrenci hazırlamıştı AÜHF’nin ilk vebsitesini. (İlk vebsitesi diyorum ama ondan önce de Rektörlük tarafından hazırlanmış tek sayfalık bir şey vardı aslında.) O vakitler Türkiye’de şimdiki kadar çok hukuk fakültesi yoktu. Olanların da hiçbirinin vebsitesi yoktu. Türk hukuk fakültelerine, sadece hukuk fakültelerine de değil, tüm hukuk camiasına örnek oldu AÜHF ilk vebsitesi ile.
İlk siteden sonra ikinci, üçüncü, dördüncü siteleri hazırlayanlar arasında yer aldım o veya bu şekilde ta ki iki bin senesine gelinceye kadar. Başlarda aklımız fikrimiz göze hoş görünen tasarımlar yaratmaktı. Epey sonralardan içeriği zenginleştirmenin, siteyi fonksiyonel kılmanın şeklini güzel tutmaktan çok daha önemli olduğunu farkettik ama mezun olup başka şeyler yapma vakti gelmişti bizim için. Hoş, ben mezuniyetten bir süre sonra asistan oldum ve AÜHF’de İnternet ve bilgisayar faaliyetlerini koordine etmekle sorumluluğu ilk kez doksan sekiz yılında bana verildi ama bu görevi ne kadar iyi yapabildim emin değilim doğrusu. O zamanlar öğrencilerin kullanmındaki bilgisayarları yenilemek, odalara ağ bağlantıları sağlamak ve sınav sonuçlarını İnternet’ten açıklayabilmekdi önceliklerim. Bu sonuncusu için bir çalışma yapmış, bir kaç öğrenci arkadaşımın yardımıyla gerekli teknik hazırlığı tamamlamıştım ama bürokratik zorlukların üstesinden gelemedim bir türlü. Ben iki bin senesinde Ankara’dan ayrıldığımda sınav sonuçlarını İnternet’ten veremiyorduk hala.
Benden sonra İnternet ve bilgisayar faaliyetlerini koordine etme işi hangi asistan arkadaşıma verildi bilmiyorum. AÜHF vebsitesini bizden devralan arkadaşlar geliştirmeye devam ettiler ve güzel işler başardılar. Benim hiç aklıma gelmeyen bir fikri hayata geçirip Türkiye’de ilkkez bir hukuk fakültesi vebsitesi üzerinde öğrencilerin serbestçe fikirlerini paylaşabildiği bir forum yarattılar. Sanırım iki bin bir senesiydi.
Bizim de yaptığımız bir hatayı bizden sonra gelen arkadaşlar da yaptılar ama. Hazırladıkları her yeni vebsitesiyle bir öncekinde ne varsa silip attılar. Örneğin biz Fakülte Dergisi’ni vebsitesine aktarmaya başlamıştık. Bunun devamı gelmediği gibi, bizim İnternet’e koyduğumuz sayıları da silindi gitti. Bizden sonra gelen arkadaşlar ‘hukuk rehberi’ adı altında bir bölüm yaratmışlardı. Bu bölümde Türkiye’deki hukukla ilgili vebsitelerinin kaydı tutluyordu. AÜHF vebsitesi geçtiğimiz ay tekrar yenilenirken eski sitedeki çoğu bilgi gibi hukuk rehberi bölümü de silindi gitti. Bu ve benzeri uygulamalar neticesinde AÜHF vebsitesi bugün olabileceği düzeyin gerisinde kaldı.
Biz AÜHF mensupları olarak hem nitelik hem de nicelik olarak yeterince içerik üretemiyoruz. Ürettiklerimizi vebsitesine yeterince koymuyoruz. Koyduklarımızı muhafaza etmiyoruz. Bu sadece fakültemize özgü bir sorun değil ya…
Çoğumuz ya İnternet’ten haberdar değiliz ya da İnternet’i ‘chat’ yapılan, boş vakit geçirilen bir yer olarak görüyoruz. İnternet’te araştırma yapanlarımız da var elbet ama onlar da İnternet’i sadece yararlanılan bir araç olarak görüyor, İnternet’teki Türkçe içeriği zenginleştirmek için katkıda bulunmayı akllarının köşesinden bile geçmiyorlar. Ben dahil AÜHF mensupları (hocaları, öğrencileri ve idari personeli) hala İnternet’in önemi ve AÜHF vebsitesinin fonksiyonuna yeterince kafa yormuyor bence. AÜHF vebsitesinin fonksiyonu nedir, ne olmalıdır diye sorsam her birimizden bambaşka cevaplar geleceğinden eminim.
AÜHF’nin temel fonksiyonu nedir? Hukuk öğretmek ve hukuku araştırmak mı? Eğer cevap evet ise AÜHF vebsitesinin temel fonksiyonu da bu olmalıdır bence. Hukuk öğretmek ve hukuk araştırmak. Sonra öğrencilerine diğer hizmetler sunmak olmalıdır. Bol bol idari bilgi sağlamak mesela. Böylece öğrenci işleri biriminin iş yükü epeyce azaltılabilir. Sonra öğrenci adaylarına fakülteyi tanıtmak olmalıdır. En sonra da tüm hukukçuların yararlanacağı iyi bir genel kaynak olmalıdır. Mevcut vebsitemiz şeklini şemailini değiştirmeden, yeniden sil-baştan bir vebsitesi yaratmadan bu amaçların hepsini yerine getirebilir. Tek yapmamız gerek oturup gerekli içeriği yaratmak ve vebsitesine koymaktan ibaret. En zor iş de bu değil mi zaten…
Ertuğrul Akçaoğlu
Eskilerden Netscape vardı. World Wide Web’de, yani çoğumuzun anladığı anlamda İnternet’te dolaşmak isteyenler hep Netscape’i kullanırdı. Sonra yavaş yavaş Microsoft‘un İnternet Explorer‘ı Netscape’in önüne geçti. Ne de olsa bütün Windows işletim sistemlerinin içinde hazır kurulu geliyordu Explorer. Gün geldi America Online şirketi Netscape’i satın aldı ve sonra tozlu rahların arasında unutulmaya terk etti.
Aradan yıllar geçti ve Netscape’i hazırlayan grup, Mozilla.org, yeni bir tarayıcı ile çıktı ortaya: Firefox . Firefox neredeyse bir yıl gibi kısa bir sürede İnternet kullanıcılarının yüzde onunca kullanılır oldu. İnternet Explorer’a rakip olarak gösterilmeye başladı. Ben de epeydir Firefox kullanıyorum. Firefox’un İnternet Explorer’da olmayan o kadar çok güzel özellikleri var ki. Size de öneririm.
Firefox’un yanı sıra aklıma gelen bir diğer iyi tarayıcı da Opera. Kısa süre öncesine kadar para ile satılan Opera yaklaşık bir aydır bedava olarak dağıtılıyor. Firefox gibi Opera’da da İnternet Explorer’da olmayan nice özellik var.
Bu arada Netscape de ölmedi. Kısa süre önce hem Firefox’un hem de İnternet Explorer’ın özelliklerini bir araya getiren yeni bir sürüm yayınladı.
Ertuğrul Akçaoğlu
Mensubu olduğum Ankara Üniversitesi bir süredir Avrupa Üniversiteleri Birliği tarafından değerlendirilmekteydi. Bu değerlendirme süreci tamamlanmış ve üniversitemiz başarılı bulunmuş. Bununla ilgili üniversitenin açıklamasını burada bulabilirsiniz.
Açıklamada Ankara Üniversitesi’nin “mevcut durumu ve geleceğe yönelik planlarının Avrupa Birliğinin 1999 da başlayan Bologna Süreci ve Berlin (2003) ve Bergen (2005) Deklarasyonları bakış açısıyla çok olumlu olduğu ifade edildi” deniyor. Ben ne Bologna süreci, ne de Berlin ve Bergen Deklerasyonları hakkında yeterli bilgiye sahip değilim. Bu sebeple Avrupa Üniversiteleri Birliği’nin vebsitesini buldum ve orada yazılanları okumaya başladım. Siz de öğrenmek isterseniz buradan başlayabilirsiniz.
Ben Türkçeyi çok iyi kullanan bir kişi değilim. Gene de başkalarının hatalı kullandığı sözcükler, tamlamalar bazen gözüme batıyorlar, kulağımı tırmalıyorlar. Laf etmeden duramıyorum.
Bir aralar ‘taşıt aracı’ lafıyla bozmuştum kafayı. ‘Taşıt aracı denmez; taşıt demek zaten taşıma aracı demektir; taşıt aracı demekle, taşıma aracı aracı deyip duruyorsunuz’ diyordum eşe dosta ama dinleyen mi var! Bütün taşıtlar, taşıt aracı olup çıktılar ülkemizde.
1975 yılında Karadeniz Ereğli”de doğdum. 1986′da Nimet İlkokulu’nu, 1993′de Karadeniz Ereğli Anadolu Lisesi’ni bitirdim. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başladım. 1995′de yatay geçiş yaptığım Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1997′de mezun oldum.
Ankara Hukuk’tan mezun olduktan sonra üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Kamu Hukuku Yüksek Lisansı programına devam ettim. Yüksek lisans devam ederken avukatlık stajımı Ankara Barosu nezdinde tamamladım ve ardından, 1998 yılında, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Vergi Hukuku Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2000 yılında finansal türev ürünlerin vergilendirilmesini konu alan tezimle yüksek lisansı tamamladıktan sonra doktora için Florida Üniversitesi Lisansüstü Vergi Hukuku Programı’na girdim. Sanırım 2005 sonu ya da 2006 başında bir vakitler “vergi hukuku doktoru” olacağım.
On dokuz yıldır bilişim teknolojilerine, on iki yıldır hukuka, sekiz yıldır Türk vergi hukukuna, yedi yıldır finansal yeniliklere, beş yıldır Amerikan vergi hukukuna, dört yıldır ise uluslararası vergi hukukuna ve özellikle elektronik ticaretin vergilendirmesi konusuna kesintisiz şekilde kafa yoruyorum. İlgi duyduğum, kafa yorduğum diğer konuları Karalama Defterim’e düştüğüm notlardan öğrenirsiniz zaten…
Bana ulaşmak isterseniz aşağıdaki “yorumlar” linkine tıklayın ve gelecek sayfadaki formu doldurmak suretiyle iletişim bilgilerinizi ve mesajınızı gönderin lütfen.
Ertuğrul Akçaoğlu
Kimse merak ettiğinden değil ama gene de yazayım dedim. Vebsitelerimi bu haftaya kadar Vizaweb diye bir firmanın sunucularında muhafaza ediyordum. Vizaweb’den pek bir şikayetim yoktu. Bir gigabayt kadar bir alanı üç aylığı yirmi küsur dolara sağlıyor bu firma. Erişim hızı fena değil. Tek sorun her alanadı eklemesi için (add-on domain) için fazladan para istemesiydi.
Geçen akşam Fatwallet’a bakarken HostPC diye bir firmanın bir kampanyasına denk geldim. Bir onda iki gigabayt alanı yıllık otuz dolara sağlıyorlar. On iki alandını hesaba eklemesi ve yüz e-posta adresi yaratması bedava, sonrası paralı. Geri kalan tüm ıvır zıvır da “sınırsız”. Fırsat bu fırsat deyip Vizaweb’deki hesabımı kapatıp HostPC’de bir hesap açtım. Şimdilik erişim hızından ve müşteri hizmetleri biriminden gayet memnunum.
Vebsitelerimin yedeklerini henüz yeni siteye aktarmaya fırsatım olmadı. Sanırım Aralık’a kadar da ilgilenemeyeceğim. Sadece Mambo (Yeni adıyla Joomla – “Cümle” diye okunuyor) kurdum her birine. Daha sonra yavaş yavaş eski verileri aktaracağım.
Bu arada, iki yeni alanadı aldım; bu kez Yahoo Domains’den. Tanesi 2 dolara alanadı kampanyası vardı Yahoo’nun üç günlüğüne. Cümle.org ve Cebecikampüsü.com alanadlarını satın aldım. Cümle.org’la ne yapacağımdan emin değilim. Muhtemelen Joomla için bir Türkçe site hazırlarım. Cebecikampüsü.com da ise A.Ü. Cebeci Kampüsü’ndeki okulları, sosyal imkanları, etkinlikleri, kampüsü çevreleyen Cebeci/Kurtuluş semtlerini tanıtan bir site hazırlayacağım.
Tabi tüm bunlara el atmam epey zaman alacak. Şimdilik gündemimdeki tek mesele tezimi zamanında bitirebilmek çünkü.
1- Bu sitedeki içeriğin tüm hakları bana aittir. Lütfen yazılı iznim olmaksızın hiçbir alıntı yapmayınız.
A-’Bu site’ ifadesi ile sadece ‘http://www.akcaoglu.com’ alanadı ile ulaştığınız vebsitesini kastediyorum.
Bana ait diğer alanadlarındaki vebsitelerde benim olan ve olmayan içerik yeralabilir. Bu sitelerin herbirinin yasal uyarılarını ayrıca dikkate alınız.
B-’İçerik’ ifadesi ile ‘yazı, resim ve görüntü” gibi unsurları bir bütün olarak kastediyorum.
Sitemi hazırlarken yararlandığım yazılımlara özgü yazı, resim, görüntü ile başkalarının sitelerine bağlantılar ve başkalarından yaptığım alıntılar gibi diğer unsurlar ‘içerik’ tanımının dışındadır.
C-’Yazılı izin’ ile adı üstünde yazılı izni kastediyorum.
Ancak, yazının ille de kağıt üstünde olmasını şart koşuyor değilim. Elektronik ortamda yazışarak verilmiş bir izin de – doğruluğu ispatlanabildiği takdirde – yazılı izindir benim için.
2-Bu sitenin içeriğini ‘OLDUĞU GİBİ’, tüm kusurlarıyla beraber kabul ediniz.
Bu sitedeki içerik tümüyle sübjektiftir. Yer yer gerçek, yer yer hayal ürünüdür. Aklımdan geçerken bir yere notetmiş olmak için buraya koyduğum şeylerden ibarettir.
İçerik bugün var iken yarın yok olabilir. Her an değişebilir.
Size ve çevrenize yararlı, zararlı ve de pek muhtemelen etkisiz olabilir bu sitenin içeriği.
3-SİZE SARİH YA DA ZIMNİ HİÇBİR GARANTİ VERMİYORUM. Burada vakit geçirmenin size müspet ve menfi, doğrudan ve dolaylı tüm etkilerinin tüm sorumluluğunu üstlenip; benim size karşı hiçbir sorumluluğum olmadığını kabul ediniz.
4-Bu yasal uyarı-sözleşmeyi her zaman tek yanlı olarak değiştirebilirim. Bu değişiklikleri size haber verme gereği görmeksizin yaparım pek muhtemelen. Her zaman için en yeni metne – hem de bu siteyi ziyaret ettiğiniz ilk günden son güne kadar geçen tüm ziyaretlerinizi kapsar şekilde – tabi olacağınızı kabul ediniz.
5-Bu şartları bütünüyle kabul etmiyorsanız lütfen burayı hemen terkediniz. Bilgisayarınızın geçici belleğini silerek bu siteye bağlandığınız anda bilgisayarınıza yüklenen içeriği yok ediniz.