Bir Bilgisayar Toplama ve Overclock Etme Denemesi

Eylül 2nd, 2007

Bir kaç gün önce bir yakın akrabam için bir bilgisayar toplamam gündeme geldi. Elimizde monitör, klavye ve fare vardı, bilgisayarın kendisi yoktu. Hem hesaplı hem de iyi denebilecek bir bilgisayar toplamak istedim.

Önce bir yandan Mavi Bilgisayarın web sitesindeki “Sistem Topla” özelliğini ve bir yandan da (epeyce) Google’ı kullanarak bir kaç saat araştırma yaptım. İşlemci, anakart gibi parçaların fiyatları ve fiyatlarına karşılık bana sağlayabilecekleri faydayı inceledim. Neticede şöyle bir konfigürasyon çıkardım:

Read the rest of this entry »

Kayıt Dışını Ne Yapmalı?

Haziran 18th, 2007

Kayıt Dışı Ekonomi CanavarıTürk ekonomisinin yarıdan fazlasının kayıt dışı olduğu söyleniyor. Bir yandan bu kayıt dışı yapının ülke ekonomisine büyük zarar verdiği, bir an evvel kayıtlı sistem içine çekilmesi gerektiği söyleniyor; diğer taraftan da kayıt dışı ekonominin aşırı vergi yükü nedeniyle oluştuğu iddia ediliyor. Ben bu yazıda kayıt dışının ülke ekonomisine verdiği zararlar nedir, kayıt dışı gerçekten de adil olmayan ve yükümlülere aşırı yük getiren bir vergi sisteminin sonucu mudur gibi sorulara girmeden kayıt dışından nasıl kurtulunur sorusuna somut, pratik, uygulanabilir bir çözüm bulmaya çalışacağım. Aşağıdaki satırlarda yazılı önerim kusurlu, eksik ya da işe yaramaz olabilir. Olsun… Hiç bir şey yapmamaktan daha iyidir sanırım.

Read the rest of this entry »

Pasta Yarışması

Mayıs 5th, 2007

Hukuk Fakültesi Dergi Projesi – Gelişmeler (3)

Nisan 30th, 2007

AÜHF Logo

Ve sonunda bitti! Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergileri tümüyle dijital ortama aktarıldı; sitesi ve DVD’si hazırlandı. Birazdan saatler 1 Mayıs 2007′nin ilk dakikalarını gösterdiğinde dergilerin sitesini herkesin erişimine açacağım. Bu konuyla ilgili bir önceki yazımdan bugüne kadar geçen on beş gün içinde neler yaptığımızı kısaca anlatmak istiyorum size.

Fakültemizin üç öğrencisi Caner Yılmaz, Durmuş Cevlan ve Burak Şahin önce dergileri cilt cilt TIFF (resim) formatında taradılar, sonra OCR yazılımıyla bu resimleri yazıya dönüştürdüler. Dönüştürme işlemi epeyce başarılı olmakla berbaer yinede hatalar içeriyordu. Bu hataları kontrol edip düzeltmeye yetecek kadar vakit olmadığı için her bir ciltteki bütün makaleleri içinde yazı gizli resim PDF formatında ayrı ayrı kaydettiler. (Caner ile Durmuş daha çok çalıştı, Burak biraz kaytardı ama o da sonradan gene dergiyle ilgili başkaca işlerde yardım etti.)

Öğrenciler bu işleri yaparken ben dergilerin eksiklerini gidermek, araştırma görevlisi arkadaşlardan gelecek künyeleri toparlamak, sitede kullanılacak yazılımı belirlemek, siteyi tasarlamak gibi her biri başlı başına ıvır zıvır iş olan ama birarada adamı epeyce zorlayan işlerin peşinde koşturuyordum.

Read the rest of this entry »

Hukuk Fakültesi Dergi Projesi – Gelişmeler (2)

Nisan 14th, 2007
HP Scanjet 8390

HP Scanjet 8390

Dergi projesinde kullanacağımız tarayıcı perşembe günü geldi. Alınan tarayıcı HP Scanjet 8390.

Tek taraflı (simplex) modda 35, çift taraflı (duplex) modda 70 sayfayı bir dakika içinde tarayabiliyormuş bu yazıcı. Elbette gerçek kullanımda biz bu hızları yakalayamayacağız.

İki bilgisayarla birlikte tarayıcıyı fakültedeki bir odaya yerlestirdik. Tarayıcının bağlı olduğu bilgisayar yine bir HP. 2.4 ghz. hızında AMD Athlon 64 işlemcisi, 512 MB belleği (RAM) ve 80 GB’lik SATA harddiski var. Bu bilgisayarın belleğini 2 GB’ye yükselltim. Bu bilgisayara bir de 1 adet 250 GB’lik harddisk ekleyeceğim. (Tarama için tercih ettiğim TIFF formatındaki dosyalar oldukça büyük yer kaplıyor.) Tarayıcı gayet kullanışlı tarama (scan) ve optik karakter tanıma (OCR) yazılımlarıyla beraber geldi. Tarayıcı ve bağlı olduğu bilgisayar 400-500 sayfalık bir dergiyi 300 dpi çözünürlükle 25-30 dakika’da hem tarayabiliyor hem de içeriğini yazıya dönüştürebiliyor. Eğer 600 dpi çözünürlüğe çıkarsak sadece tarama işlemi bir saati aşabiliyor. HP’nin yazılımı 300 dpi ile 600 dpi arasındaki seçeneklere izin vermiyor. 300 dpi çözünürlük ekranda çok tatminkar gözükmese de yaptığım denemeler 600 dpi ile arasında sadece dikkatli bir gözün yakalayabileceği kadar az fark olduğunu ortaya koyduğu için taramaları 300 dpi’da yapmaya karar verdim. (Bir ara buraya 300 dpi ve 600 dpi ile taranmış sayfaların örneklerini koyarım.)

Read the rest of this entry »

Pardus İzlenimleri (1)

Nisan 8th, 2007

Pardus Linux Konu Linux olunca bilgisayar bilgimi olsa olsa “başlangıç düzeyi” olarak niteleyebilirim. Son üç-dört yıldır değişik linux dağıtımlarını* deniyor ve Windows’tan Linux’a geçiş yapmak için çabalıyorum. Şu ana kadar pek çok dağıtım denedim. Aralarında en beğendiklerim (aşağı yukarı sırasıyla) OpenSuse, Mepis, Ubuntu ve CentOS (Redhat). Pardus’un ilk sürümünü denemiş, beğenmiş ama kısa bir süre kullandıktan sonrakaldırıp OpenSuse’ye geçmiştim. Bir süre önce Pardus’un iknci sürümü Pardus 2007 yayınlanınca Pardus’u tekrar denemek istedim. Bu biraz da “Türk malı” linuxu desteklemek arzumdan kaynaklanıyordu.

Sözü uzatmayayım: Dizüstü bilgisayarımdan** OpenSuse 10.2′yi kaldırıp yerine Pardus 2007′yi kurdum. Bilgisayarımın donanımını neredeyse tümüyle otomatik olarak tanıdı Pardus. Basit ve temiz masaüstünü, temel ayarlarının kolayca yapılabilmesini çok beğendim. Hepsinden önemlisi adam akıllı Türkçe herşey. Yüzde yüz değil belki ama denediğim diğer hiç bir Linux dağıtımında göremediğim kadar Türkçe.

Pardus’u hazırlayanların ellerine sağlık. Çıktığı günden beri dizüstü bilgisayarımda Windows’la birlikte Pardus 2007 kullanıyorum. Sadece ben değil eşim ve 4 yaşındaki çocuğumuz da kullanıyolar. (İşte bu bir ilk. Eşime daha önce Linux’u hiç kullandırtamamıştım.)

Pardus’un beni mutlu eden yönlerini sıralamayı bırakıp asıl Pardus’u kullanırken karşılaştığım sıkıntıları (ve bulabildiğim çözümleri) yazmak istiyorum buraya.

Read the rest of this entry »

Hukuk Fakültesi Dergi Projesi – Gelişmeler (1)

Nisan 3rd, 2007

Daha önceki yazımda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin yeni dekanı Prof. Feyzioğlu’nun ilk icraatlarından biri olarak 1943 yılından beri yayınlanmakta olan Fakülte Dergi’sini Internet’e taşımak istediğini ve bu işin teknik kısmı için beni görevlendirdiğini yazmıştım. O yazıyı pek tekrar etmeden konuyu kısaca özetleyip neler yapmakta olduğumuzu aktarmak istiyorum:

Proje, tahmin edeceğiniz üzere, iki parçalı: İlk aşama eski sayıların dijital ortama aktarılması ve Internet’ten yayınlanması. İkinci aşama yeni sayıların baskıya ek olarak doğrudan Internet’te yayınlanması. İkinci aşamayı halletmesi kolay, bizi asıl uğraştıracak olan ilk aşama.

Read the rest of this entry »

Hukuk Fakültesinin Yeni Sunucusu

Mart 13th, 2007

Geçen sene güz dönemi başlamadan önce fakültedeki dersleri İnternet’e taşıyabilir miyiz diye düşünmüş, hocalarımın da desteğiyle – bir pilot proje olarak – vergi ve maliye dersleri için bir site hazırlamaya karar vermiştik. Kullanmak istediğimiz kaynak kodu açık yazılımı (Atutor) fakültenin vebsitesini ağırlayan sunucuya yerleştirmek uygun görülmediği için fakültenin depolarındaki eski bilgisayarlardan birini sunucu haline getirmiş ve hazırladığımız siteyi o sunucuya yüklemiştim. Ne yazık ki o sunucuyu üniversitenin ağı üzerinden erişime açamadık. Bunun üzerine ben de siteyi kendi servis sağlayıcıma taşıdım. Kasım ayından beri AÜHF’nin lisans düzeyindeki vergi hukuku ve maliye dersleri www.ekonomivehukuk.com sitesi üzerinden dersin öğrencilerine hizmet veriyor. Benim bu dersler için hazırladığım sunucu ise uzunca bir süre odamda bir köşede bekledikten sonra sonunda formatlandı ve fakültenin bilgisayar salonunda öğrencilerin kullandığı bir terminal olarak işgörmeye başladı.

Bu ay içinde yeni bir gelişme oldu. Fakültenin yeni dekanı beni çağırıp fakültenin yayınladığı dergileri bundan sonra İnternet üzerinden de yayınlamak istediğini bunu yapıp yapamayacağımızı sordu. Yaparız, dedim. Zaten daha önceden de yapmıştık. 1999 yılında fakülte dergisinin bir sayısını İnternet üzerinden yayınlamıştık. Sonra ben yurtdışına gidince o proje yarım kalmış, sonradan da birileri siteyi yenilerken eskileri arşivlemediği için yayınlanan dergi de kaybolup gitmişti. Fakülte dergisinin İnternet’te yayınlanması yıllardır değişik ortamlarda konuşulurdu ama bugüne kadar herhangi bir başlangıç yapılmamıştı. Bunda biraz benim de kusurum var sanırım. İdare hukukçusu bir ağabeyim bundan bir kaç ay önce aynı konuyu bana açmıştı aslında. Destek sözü vermiştim ama kendi hayatımdaki sıkıntıları hâlâ aşamadığım için bir türlü bu işe girişememiştik. Yeni dekanımız belli ki ilk icraatlarından biri olarak önem veriyordu derginin İnternet’ten yayınlanması işine.

Read the rest of this entry »

İstinaf Mahkemeleri

Mart 13th, 2007

Hukuk fakültesinde okuduğum yıllarda Türk yargı sistemi anlatılırken hocalarımız istinaf mahkemelerinden de bahseder, bunların kurulmasının gerekliliğini anlatırlardı. İstinaf mahkemelerinin kurulması için tartışmalar, çalışmlar yapıldığını duya duya yıllar geçti gitti. Benim üzerinde çalıştığım konular da değiştikçe istinaf ile ilgili haberleri takip edemez oldum.

Geçtiğimiz hafta usul hukuku çalışan bir arkadaşımın bir yüksek lisans öğrencisiyle konuşmasına kulak misafiri olunca istinafa ilişkin yasal düzenlemelerin bir kaç yıl önce yapıldığını, istinaf mahkemelerinin ise – “Bölge Adliye Mahkemeleri” adı altında – hâlâ kurulma sürecinde olduğunu öğrendim.

Read the rest of this entry »

3177′ye Bir Mesaj Atın, Ormanlarımızın Yeşermesine Katkıda Bulunun

Mart 4th, 2007

Çocukken birileri bana ülkemizin yeşil olduğunu, ormanlarımızın çok olduğunu anlatmış olmalı ki ben yeşil ve geniş ormanları olan bir ülkede yaşadığımı zannederek büyüdüm. Sonradan önce büyüdüğüm şehirden çıkıp başka şehirleri, ardından da başka ülkeleri görünce anladım ki bana anlatılan tam bir kuyruklu yalanmış. Benim güzel ülkem -başkaca bazı konularda olduğu gibi- orman konusunda da fakirmiş ve her geçen gün biraz daha fakirleşiyormuş. Çorak dağlar ve tepeler; ya meyve sebze ya da beton tarlalarıyla doldurulan ovalar; azı kendiliğinden çoğu bizlerce yakılan ormanlar varmış ülkemde. Kentlerin sokaklarında evsiz kedi köpek çokmuş ama doğru düzgün bir park bile yokmuş. Bizde hal bu iken iken gelişmiş ülkelerin topraklarının ortalama yüzde otuz beşi ormanlarla kaplıymış. Türkiye’de bu oran yüzde on üç imiş ve her geçen gün azalıyormuş.

Benim dikilmiş üç beş fidanım var. İlk fidanlarımı – bilerek isteyerek değil, orta okuldayken öğretmenlerimiz elimize tutşturduğu için – okulumuzun bahçesindeki Atatürk büstünün arkasına dikmiştim sınıf arkadaşlarımla birilkte. Yıllar sonra bir gün okulun yakınından geçerken bizim fidanların bir kısmının tutup ağaç haline geldiğini görünce gözlerime inanamadım. O elimden küçük fidanlar boyumdan büyük ağaçlar olmuştu. O günden sonra, ara sıra da olsa, fidan dikmeye başladım bulduğum boşluklara. Bazen çam, meşe; bazen meyva ağaçları… Hiç dikmedim ama mutlaka bir gün çınar da dikeceğim…

Bunları söylemek nereden mi aklıma geldi şimdi? Şuradan: Az önce televizyonda bir kampanyanın tanıtımını izledim. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Televizyon Yayıncıları Derneği bir araya gelmişler, işin içine cep telefonu operatörlerini, Orman Bakanlığı’nı ve saireyi de katmışlar, medyanın ve teknolojinin gücünü kullanarak bizlere kolayca ağaç diktirirmenin bir yolunu bulmuşlar. Buldukları yol şu. Biz 3177′ye (Telsim, Türkcell veya Avea farketmiyor) bir mesaj atacağız. Bu mesaj için cep telefonu faturamıza 5 YTL eklenecek, karşılığında bir fidan dikilecek. Belki bu bize kendi ellerimizle diktiğimiz, can suyunu verdiğimiz, büyümesini izlediğimiz bir ağacın keyfini vermeyecek ama en azından bir gün arkadaşlarımızla yolda yürürken rastegele bir ağacı gösterip “bak bunu ben diktim” diyebileceğiz. Ormanlarımız çoğalıp ülkemiz daha temiz, daha yaşamaya uygun bir yer haline geldiğinde çocuklarımıza “bak buralar eskiden böyle değildi, bizim diktiğimiz ağaçlar sayesinde bu güzel ormanlar oluştu” diyebileceğiz.

5 YTL bazılarımız için az para değil belki ama doğruya doğru: çok para hiç değil.

“Değer mi?” diye düşünüyorsanız eğer, alın size bir örnek: Ankara’da yaşayanlarınız bilir; Ankara Büyükşehir Belediyesi yurt dışından 14 bin ağaç ithal etmiş ve bunlar için 1,5 milyon Euro para ödemiş (Daha da ağaç ithal edeceklermiş… Bkz: http://www.ankara-bel.gov.tr/lib/haberdetay.asp?id=1501). Yuvarlak hesap, her bir ağaç için 107 Euro yani kabaca 200 YTL ödemiş bizim belediye. Tutmadı diye sökülen ağaçların ek maliyetini unutsak bile bizim belediyenin ithal ağaçlara ödediği astronomik paralar ile mukayese ettiğinizde sizin 5 YTL’ye diktireceğiniz bir fidanın ne kadar ucuz – hatta bedava – olduğunu, ne kadar da doğru bir iş yaptığınızı göreceksiniz. Kim bilir; belki 3177′ye bir SMS attıktan sonra önümüzdeki ilk seçimlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adaylığınızı koymayı bile düşünürsünüz. Ne de olsa siz aynı paraya şu anda dikilenden 40 kat daha fazla ağaç diktirmenin yolunu biliyorsunuz. :o)

Şaka bir yana, televizyonda izlediğim kadarıyla, şu ana kadar SMS ile ağaç dikme kampanyasına kırk küsur bin kişi katılmış zaten. Bizler de katılınca bu rakam yüzbinleri geçer; milyonları bulur umarım. Böylelikle ülkemiz kendine yakışan ormanlarına kavuşur.

Hadi, lütfen, şimdi, 3177′ye bir SMS atın. Bir fidan dikin. Bugün güzel bir iş yapın.

Daha fazla bilgi için bkz:

http://www.osmanpepe.com.tr/haber_detay.asp?id=424

http://www.rtuk.org.tr/sayfalar/IcerikGoster.aspx?icerik_id=eed60219-ef6f-4e3e-818c-9244e7f81643