<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karalama Defterim &#187; Edebiyat</title>
	<atom:link href="http://www.akcaoglu.com/category/edebiyat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.akcaoglu.com</link>
	<description>Ertuğrul Akçaoğlu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 May 2010 21:57:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Bir Gün</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2010/05/26/bir-gun/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2010/05/26/bir-gun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 May 2010 21:55:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>yere</category>
	<category>gideceğim</category>
	<category>inmek</category>
	<category>sevdiceğim</category>
	<category>yuvadan</category>
	<category>inişi</category>
	<category>gidişin</category>
	<category>olmayacak</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/?p=347</guid>
		<description><![CDATA[Her çıkışın bir inişi, her gidişin bir dönüşü varmış. Çocuklar büyür, bir gün yuvadan uçarmış. Öyle bir yere çıkacağım, öyle bir yere gideceğim ki sevdiceğim, bir gün ne inmek, ne dönmek olmayacak. &#169; 2010, Ertuğrul Akçaoğlu. All rights reserved.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her çıkışın bir inişi,<br />
 her gidişin bir dönüşü<br />
 varmış.</p>
<p>Çocuklar büyür,<br />
 bir gün<br />
 yuvadan uçarmış.</p>
<p>Öyle bir yere çıkacağım,<br />
 öyle bir yere gideceğim<br />
 ki<br />
 sevdiceğim,<br />
 bir gün<br />
 ne inmek,<br />
 ne dönmek<br />
 olmayacak.</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2010, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2010/05/26/bir-gun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Söyleyemediğin</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2010/04/19/soyleyemedigin/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2010/04/19/soyleyemedigin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 20:12:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>bağımlıysan</category>
	<category>uzaklaşıyorsa</category>
	<category>saplanmışsan</category>
	<category>sesin</category>
	<category>kısılıyorsa</category>
	<category>geleceğin</category>
	<category>istemiyorsan</category>
	<category>duyulmuyor</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Bilip de doğruyu saplanmışsan yanlışa, Maraton koşarken mehter marşıysa dilindeki, Bağımlıysan&#8230; Bağımlıysan, Bağırdıkça kısılıyorsa sesin, Her gün uzaklaşıyorsa geleceğin, Uyumak ve uyanmak istemiyorsan&#8230; Neydin sen, ne oldun? Ve ne olacak biliyor musun yarın? Varken yoksun, ya yokken var mısın? Var mısın? Artık hiç duyulmuyor sesin. &#169; 2010, Ertuğrul Akçaoğlu. All rights reserved.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilip de doğruyu saplanmışsan yanlışa,<br />
Maraton koşarken mehter marşıysa dilindeki,<br />
Bağımlıysan&#8230;</p>
<p>Bağımlıysan,<br />
Bağırdıkça kısılıyorsa sesin,<br />
Her gün uzaklaşıyorsa geleceğin,<br />
Uyumak ve uyanmak istemiyorsan&#8230;</p>
<p>Neydin sen, ne oldun?<br />
Ve ne olacak biliyor musun yarın?<br />
Varken yoksun, ya yokken var mısın?</p>
<p>Var mısın?</p>
<p>Artık hiç duyulmuyor sesin.</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2010, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2010/04/19/soyleyemedigin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadının kalbi</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2009/02/05/kadinin-kalbi/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2009/02/05/kadinin-kalbi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2009 12:57:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/akcaoglu/domains/akcaoglu.com/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/?p=192</guid>
		<description><![CDATA[Kadın, pek sert, pek acımasız imiş. İş yerindeki herkes ondan korkar, kaçarmış. Ne olduysa bir kaç gün işe gelmemiş. Herkes merak etmiş, nerede diye. Adam, &#8220;Duydunuz mu, o intihar etmiş&#8221; demiş. Sonra da başlamış anlatmaya: Doktora gitmiş, &#8220;Ölmek istiyorum doktor&#8221; demiş. &#8220;Bunun en kolay, en kesin yolu nedir?&#8221; Doktor düşünmüş, &#8220;En kolayını bilmem ama en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın, pek sert, pek acımasız imiş. İş yerindeki herkes ondan korkar, kaçarmış. </p>
<p>Ne olduysa bir kaç gün işe gelmemiş. Herkes merak etmiş, nerede diye.  </p>
<p>Adam, &#8220;Duydunuz mu, o intihar etmiş&#8221; demiş. Sonra da başlamış anlatmaya:</p>
<blockquote><p>Doktora gitmiş, &#8220;Ölmek istiyorum doktor&#8221;  demiş. &#8220;Bunun en kolay, en kesin yolu nedir?&#8221;<br />
Doktor düşünmüş, &#8220;En kolayını bilmem ama en kesini kalbinize bir bıçak saplamaktır.&#8221;<br />
&#8220;Kalp mi? Kalbim nerede doktor?&#8221;<br />
&#8220;Kalbiniz göğsünüzün sol yanında, hemen meme ucunuzun altındadır.&#8221;<br />
Kadın doktorun dediğini yapmış! Ölmemiş, hastanede yatıyormuş.
</p>
</blockquote>
<p>Adam, kadına olanları anlattıktan sonra hafifçe gülümsemiş.</p>
<p>Bir kaç gün geçmiş, kadın işe dönmüş. </p>
<p>Sol dizi sargılıymış&#8230;</p>
<p>[Ben anlatanın yalancısıyım. E.A.]</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2009, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2009/02/05/kadinin-kalbi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Affedersiniz, bir şey soracağım?</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2006/11/01/affedersiniz-bir-sey-soracagim/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2006/11/01/affedersiniz-bir-sey-soracagim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2006 10:48:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category>kadınlar</category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2006/11/01/68/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Üst geçitte inecek var!&#8221; İndik. Kucağımdaki yavrumu yere bastırdım. Elimdeki poşeti bacağımın kenarına yasladım ve ayakkabımın çözülmüş bağcığını düzeltmek için yere doğru eğildim. Arkamda beliren karartıyı fark edince tedirgin oldum birden. Cüzdanım küçüktü, kolayına çıkaramazdı cebimden. Alsa da içinde para yoktu ya zaten. Kimlikler kartlar&#8230; bi ton sıkıntı. Ya Başak&#8217;ı kapıp kaçarsa? Aman Allahım! Hızla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span lang="TR">&#8220;Üst geçitte inecek var!&#8221;</span></p>
<p><span lang="TR">İndik. Kucağımdaki yavrumu yere bastırdım. Elimdeki poşeti bacağımın kenarına yasladım ve ayakkabımın çözülmüş bağcığını düzeltmek için yere doğru eğildim. Arkamda beliren karartıyı fark edince tedirgin oldum birden. Cüzdanım küçüktü, kolayına çıkaramazdı cebimden. Alsa da içinde para yoktu ya zaten. Kimlikler kartlar&#8230; bi ton sıkıntı. Ya Başak&#8217;ı kapıp kaçarsa? Aman Allahım! Hızla doğruldum. Kızımın elini sıkıca kavradım arkama dönerken.</span></p>
<p><span lang="TR">Bacağıma yaslı poşet devrildi.</span></p>
<p><span lang="TR">Karşımda bir kadın duruyordu. O da bir çocuğun elinden tutmuştu. Başak’tan küçük, üç yaşlarında bir erkek çocuğu. Kısa saçlı, belli ki sıkılgan, burnu kızarmış bir yavrucak. Gençti kadın, yirmi beş, otuz belki. Başında saçlarının yarısını açıkta bırakan bir eşarp, üstünde sade bir kahverengi palto, omzunda siyah çantası vardı. Basit ama temizdi kıyafeti. Ev kadınına benziyordu açıkçası. </span></p>
<p><span lang="TR">&#8220;Affedersiniz, bir şey soracağım&#8221; dedi kadın.</span></p>
<p><span lang="TR">Daha evvel çok duymuştum bu cümleyi ben. Para isteyen dilencilerin ve yankesicilerin bir numaraları yaklaşma cümlesidir bu. Soran iki-üç erkekse ve ortam tenhaysa tehlikedesinizdir. Bir şey soracağım derler ve etrafınızı çeviriler. Sonrası malum; memlekete dönecek paraları yoktur ve siz paraları </span><span lang="TR">seve seve(!) verirsiniz</span><span lang="TR">. Kadınlar genelde yalnız çalışırlar; hem tenha yerde de çalışmazlar zaten. Onların işi sizi acındırarak soymaktır. </span></p>
<p><span lang="TR">Neyse&#8230; Yere devrilen poşetimi kaldırırken &#8220;Buyurun&#8221; dedim. </span></p>
<p><span lang="TR">&#8220;Yüksek İhtisas&#8221; dedi. Eli Morfoloji ile İbn&#8217;i Sina&#8217;yı ayıran yolu gösteriyordu. Gözleri gözlerimin içine bakıyor tepkimi yokluyordu. &#8220;Hasta&#8230;&#8221; dedi sonra. Belli ki benim de onun gözlerinin içine baktığımı fark edince cümlenin devamını nasıl bağlayacağına karar verememişti. Sonra &#8220;memlekete dönüş&#8230;&#8221; dedi. Anlamıştım derdini.</span></p>
<p><span lang="TR">&#8220;Kusura bakamayın, başkasına sorun bunu&#8221; dedim, &#8220;Ben Yüksek İhtisas nerede bilmiyorum.&#8221; </span></p>
<p><span lang="TR">Arkamı döndüm ve bir elimde poşet, diğerinde Başak üst geçidin merdivenlerini hızlı adımlarla çıkmaya başladım. Ayakkabımın bağı ise hâlâ çözüktü.</span></p>
<p><span lang="TR">Ben karşıya geçtiğimde başka birisini durdurmuştu kadın. Uzun boylu, siyah pardösülü bir adamı. Benim yaşlarımdaydı adam. Cebinden bir avuç demir para çıkardı ve verdi kadına. Sonra yoluna devam etti. Kadın teşekkür etmeden aldı parayı, öbür istikamete iki üç adım attı ve durdu. </span></p>
<p><span lang="TR">Haklıydım. Bir dilenci daha.</span></p>
<p><span lang="TR">Eğildim, ayakkabımın bağladım. </span></p>
<p><span lang="TR">Doğrulurken bir kaç hafta önce karımın başına gelen bir olayı hatırladım. Başak&#8217;ı doktora götürüyormuş, bu kez İbn&#8217;i Sina’ya değil, Cebeci&#8217;deki Tıp Fakültesi Hastanesi&#8217;ne. Yolun kenarına oturmuş bir dilenci kadın pantalonunun paçasından çekmiş bizimkinin. </span></p>
<p><span lang="TR">&#8220;Yavrum&#8221; demiş, &#8220;Çok açım. Bir ekmek parası ver n&#8217;olur!&#8221;. </span></p>
<p><span lang="TR">Durmamış bizimki; devam etmiş. Aklı da kadında kalmış ama. Hastane dönüşü bir paket bisküvi ve meyve suyu almış. Getirmiş kadına vermiş. Kadın önce poşete şöyle bir bakmış, sonra fırlatıp atmış poşeti.</span></p>
<p><span lang="TR">Bakakalmış bizimki.</span></p>
<p><span lang="TR">Bunları düşünürken dalmışım. Bana seslenen bir adamı fark edince kendime geldim.</span></p>
<p><span lang="TR">“Gardaş, bi şey soracam da&#8230;”</span></p>
<p><span lang="TR">Durmadım bu kez. Adama bakmadım bile. Sadece Başak’ı kolundan çekeledim daha hızlı yürüsün diye.</span></p>
<p><span lang="TR"><br />
 </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2006 &#8211; 2009, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2006/11/01/affedersiniz-bir-sey-soracagim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Buluşma</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2006/10/30/buyuk-bulusma/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2006/10/30/buyuk-bulusma/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Oct 2006 16:13:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/akcaoglu/domains/akcaoglu.com/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Yaşayan Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2006/10/30/67/</guid>
		<description><![CDATA[Alo, dedi Bora. N&#8217;aber Pelin, n&#8217;apıyorsun bugün? N&#8217;olsun, evde oturuyorum işte. TV&#8217;de dans yarışması seyrediyordum. Aklımda sen vardın aslında. Dansedenlerin yerinde senle ben olabilsek keşke; sen prens, ben prenses. Çıkalım mı bugün dışarı, dedi Bora. Seni hiç gitmediğin, çok özel bir yere götürmek istiyorum da bugün. Nereye, nereye götüreceksin beni? Saçım başım da pek karışık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alo, dedi Bora. N&#8217;aber Pelin, n&#8217;apıyorsun bugün?</p>
<p>N&#8217;olsun, evde oturuyorum işte. TV&#8217;de dans yarışması seyrediyordum. Aklımda sen vardın aslında. Dansedenlerin yerinde senle ben olabilsek keşke; sen prens, ben prenses.</p>
<p>Çıkalım mı bugün dışarı, dedi Bora. Seni hiç gitmediğin, çok özel bir yere götürmek istiyorum da bugün.</p>
<p>Nereye, nereye götüreceksin beni? Saçım başım da pek karışık ama&#8230;</p>
<p>On beş dakkaya sendeyim, dedi Bora. Kapının önüne gelince çaldırırım.</p>
<p>* * *</p>
<p>Devam edecek&#8230;</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2006, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2006/10/30/buyuk-bulusma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öylesine Bir Mektup</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2006/10/02/oylesine-bir-mektup/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2006/10/02/oylesine-bir-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2006 09:01:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/akcaoglu/domains/akcaoglu.com/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[ereğli]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2006/10/02/59/</guid>
		<description><![CDATA[Canım Kardeşim, Şu satırları sana hayalle gerçek arasında bir yerlerden, günden kaçıp geçmişin güzelliklerine ulaşma arzusuyla dalıp gittiğim hayal dünyamdan yazıyorum. Basit kalıplardan kurtulup, sözcüklerin ardında kilitli kalmış anlamlara ulaşmak; insanların yüzlerindeki değil, kalplerindeki mutluluğu hissedebilmek umuduyla hâlâ bağlarımı kopartmadığım şu hayatla rüyalarımın arasında bir dünya bu. Çıkışlarıyla, inişleriyle, sevinçleriyle, hüzünleriyle ve her zaman ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Canım Kardeşim,</p>
<p>Şu satırları sana hayalle gerçek arasında bir yerlerden, günden kaçıp geçmişin güzelliklerine ulaşma arzusuyla dalıp gittiğim hayal dünyamdan yazıyorum. Basit kalıplardan kurtulup, sözcüklerin ardında kilitli kalmış anlamlara ulaşmak; insanların yüzlerindeki değil, kalplerindeki mutluluğu hissedebilmek umuduyla hâlâ bağlarımı kopartmadığım şu hayatla rüyalarımın arasında bir dünya bu. Çıkışlarıyla, inişleriyle, sevinçleriyle, hüzünleriyle ve her zaman ve herkes gibi benim de içime hapsetmek zorunda kaldığım utkularıyla küçük ama huzurlu bir dünya. Benim dünyam kısaca&#8230;</p>
<p>Canım kardeşim; sana yıllardır üzerinde yürüdüğüm ve hayatımın şu ana kadar olan günlerinin en anlamlılarının geçtiği bir yoldan bahsetmek istiyorum, bu mektubumda. Daha doğrusu bir tepeye çıkıştan&#8230; Bu çıkışlardan niye bu kadar çok korkarım bilemiyorum. Herhalde inişleri için olsa gerek. Ağır ağır çıkışların hızlı inişleri&#8230;</p>
<p>Geçen gün bir arkadaşa rastladım yolda. Hakan dönmüş, onu haber verdi. Hakan&#8217;ı bilirsin; dört arkadaşın o en büyüğüydü, ben de en küçüğüydüm. Kaç yıldır arkadaştık? Yo arkadaş demek doğru olmazdı bizim için, biz dosttuk hatta abi-kardeşlik. Kaç yıl olmuştu tanışalı? Dokuz? On?</p>
<p>Bunları düşünürken dalıp gitmişim. Kendime geldiğimde köprüden geçmek üzereydim. Duraksadım bir an. Yıllardır her sabah, öğle, akşam, okul ev arasında gidip gelirken, geçerdim bu köprüden. Önceden betondu, sonra asfalt döktüler üzerine. 0 da çağa ayak uyduruyordu, biz de o yaşlanıyor muydu bilemiyorum; ama biz yaşlanıyorduk. On, on bir yaşlarında küçük bir çocuktum üzerinden ilk geçişimde. Acaba son geçişimde kaç yaşında olacağım?</p>
<p>Sen bilirsin kardeşim buraları. Köprünün iki yanını. Bir tarafta yepyeni evler, apartmanlar; hayatlarında boş cüzdan görmemiş, şımarık çocuklar. Köprünün diğer yanında ise bizim mahalle. Adı mahalle ama şehrin ortasında olmasaymış köy derlermiş buraya. İnsanların çoğu ise fakir. Bırak boş cüzdanı, hiç cüzdan görmemiş çocuklar yaşıyor burada. 0 zengin çocuklarının bir haftalık harçlıklarıyla inan hiç abartmıyorum bir ayı çıkarıyorlar icabında.</p>
<p>Geçtim sonunda köprüden, ağır ağır. Yıllara nasıl meydan okuduğunu düşündüm, nasıl böyle dimdik ayakta durabildiğini düşündüm. Kıskandım onu.</p>
<p>İşte tepeye doğru uzanan bayır karşımdaydı şimdi. Kim bilir, kaç kere çıkmıştım bu bayırı? Neler hayal etmiştim, bu bitmez gibi görünen yolu adımlarken?<br />
Yolun iki yanında evler vardı önce. Yol asfalttı. Merdiven çıkıyormuşum gibi gelirdi bana hep tepe yukarı çıkarken. &#8220;Hızlı adımlarla çıkacaksın ve hiç durmayacaksın. Durursan bir sır demişti. Hakan bir keresinde, iki yanda Evler vara. Evlerin pencerelerinden bakan genç kızlar, evlerin önünde örgü ören kadınlar, kahve önlerinde geçenlere laf atan adamlar vardı. Yolda ise çocuklar&#8230; Çocuklar, bisikletler ve arabalar tepeye çıkan bu asfalt yolu yıllardır paylaşırlardı; ama hiç bir kaza olmamıştı bu güne kadar. En azından ben görmemiştim.</p>
<p>İnsanların arasından yürüdüm tepeye doğru çıkan yolun üzerinden. Hızlı adımlarla yürüyordum; çünkü başka türlü çıkılmazdı bu yol. Ama ben her zamankinden hızlı yürüyordum; çünkü Hakan gelmişti.</p>
<p>İnsanlar arkamda kalmıştı artık. Sanki bir çöplüğün içinden çıkmışım gibi geldi bir an. İrkildim. İnsanlar için böyle düşünmemeliydim. Benim de bir farkım yoktu ki onlardan. Kendi kendimi kınadım. Çünkü Hakan olsa, o da öyle yapardı.</p>
<p>Artık evler seyrekleşmiş yolun bir tarafı dağ, bir tarafı uçurum olmuştu. İşte o anda karşıma tek katlı, içinde kimsenin yaşamadığı o sarı ev çıktı. Ne çok korkardım ondan. Ama söyleyemezdim hiç; çünkü arkadaşlarım büyüktü, ben küçüktüm. Meğer onlar da korkarlarmış. Yaz geceleri eve dönmek için inerken tepeden, adeta uçarcasına geçerdim o sarı evin önünden. Sanki içinden bir öcü fırlayacakmış da beni yakalayacakmış gibi gelirdi.</p>
<p>Ezberlemiştim artık bu yolun her taşını. &#8216;Acaba selam versem tanırlar mı beni bu taşlar?&#8217; diye alay ettim kendi kendime; ama bir yandan da her şakada bir gerçek payı olduğunu düşünüyordum. 0 kadar çok geçmiştim ki buralardan&#8230;</p>
<p>Bunları düşünürken Hakan&#8217;ın evinin önünde buldum kendimi. Daha zili çalmadan açıldı kapı. Kardeşi &#8220;Gel&#8221; dedi, kim olduğuma bile bakmadan; sanki beni bekliyor gibiydi.. Hakan odasındaymış; kapıyı çaldım, girdim. Yavaş bir parça çalıyordu kaset çalarda kucaklaştık. Göz göze geldik bir an. &#8220;Büyüdük&#8221; dedim, &#8220;Büyüdük&#8221; dedi o da.. İki damla yaş düştü gözlerinden. Sonra ağlamaya başladık, elinden şekeri alınmış çocuklar gibi. Bir şeylere kızarak; ama hiçbir şey yapamayacağımızı bilerek ağladık. Çocuklar gibi ağladık. Çünkü artık büyümüştük.</p>
<p>Canım kardeşim; Hakan döndü, tepeye çıktım.. Yarın onun yaş günü. Bir yaprak daha düşüyor ağaçtan. Yarın gene tepeye çıkacağım. Belki her gün tükenip giden güzel günleri bir kez daha anacağım.</p>
<p>Sana en içten dileklerimi yolluyor, insanları haya¬ta bağlayan o çocuksu umudunun hiçbir zaman tükenmemesini diliyorum.</p>
<p>Sevgilerimle&#8230;</p>
<p>Ertuğrul<br />
- &#8211; - -</p>
<p>Bu epey eski bir yazı. 1992 senesinde, arkadaşlarım üniversiteye hazırlanırken, benim DJ&#8217;lik yapma, okul dergisi çıkarma peşinde koşturduğum günlerde yazılmış bir yazı. Kdz. Ereğli Anadolu Lisesi&#8217;nde okurken bir kaç arkadaşımla beraber çıkardığımız Esinti adlı okul dergisinin ilk sayısında yer almıştı. Esinti&#8217;nin hâlâ yayınlanıp yayınlanmadığını merak ediyorum doğrusu.</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2006, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2006/10/02/oylesine-bir-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neydim, Ne Oldum, Ne Olacağım*</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2005/11/10/neydim-ne-oldum-ne-olacadhym/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2005/11/10/neydim-ne-oldum-ne-olacadhym/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Nov 2005 04:14:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/akcaoglu/domains/akcaoglu.com/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Yaşayan Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[toplama]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2005/11/10/41/</guid>
		<description><![CDATA[Bir varmış&#8230; Bir yokmuş&#8230; Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, develer berber, pireler tellal iken; ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken; uzaklarda, çok uzaklarda güzeller güzeli bir prenses varmış. Prensesin annesi o çok küçükken ölmüş. Kral babası sonralardan kötü kalpli bir kadınla evlenmiş. Bu kötü kalpli üvey anne prensesi hiç sevmez, hiç çekemezmiş. Prensesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--nevermore-->Bir varmış&#8230; Bir yokmuş&#8230;</p>
<p>Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, develer berber, pireler tellal iken; ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken; uzaklarda, çok uzaklarda güzeller güzeli bir prenses varmış.</p>
<p>Prensesin annesi o çok küçükken ölmüş. Kral babası sonralardan kötü kalpli bir kadınla evlenmiş. Bu kötü kalpli üvey anne prensesi hiç sevmez, hiç çekemezmiş. Prensesi saraydan atsin diye kralın başının etini yer dururmuş. Kral kızını sevmeye seviyomuş ama kötü kalpli kraliçenin baskısı altında sürekli kızını ezermiş.</p>
<p><span id="more-41"></span>Kötü kalpli üvey anne allem etmiş, kallem etmiş, sonunda kralın aklına girmiş. &#8220;Kızın bizim mutluluğumuza mani oluyor, onu al, ormana götür, öldürmeden de dönme&#8221;, demiş. Eşinden çok çekinen, sözünden çıkamayan kıral &#8220;hadi çiçek toplamaya gidelim&#8221;, diyerek almış kızını, tutmuş ormanın yolunu. Çiçekleri toplaya toplaya ormanın derinliklerine doğru iyice ilerlemişler. Kral kızını öldürmeye cesaret edememiş elbette. Ama onunla eve geri dönemeyeceğini de biliyormuş. Bir ara &#8220;yavrucum, sen şurada bekle; ben çalılıkların ardında tuvaletimi yapıp geliyorum&#8221; diye bir bahane uydurmuş ve prensesi oracıkta bırakıp kaçmış&#8230;</p>
<p>Saf ve temiz yürekli prenses çalılıkların ardında kaybolan babasını beklemiş de beklemiş. en sonunda seslenmiş &#8220;babacığım, iyi misiniz&#8221;, diye. Gelen giden yok; ses veren yok. Korkmuş! Çekine çekine çalıkların ardına bakmış. Babası yok! &#8220;Babacığım, babacığım&#8221;, diye bağırmış. Dört bir yana koşup, bakınmış. &#8220;Babacığım, nerdesiniz; ben sizsiz ne yapacağım, yolumu nasıl bulacağım&#8221;, diye ağlamış&#8230;</p>
<p>Babasını aramaktan ve korkup ağlamaktan yorgun düşmüş prenses. Kaybolmuş elbette. Hava da birden kararmamış mı? Bir kuytu köşeye sığınmış; bir yandan ağlayıp, bir yandan titrerken uyuya kalmış&#8230;</p>
<p><!--adsense--></p>
<p>Gece gelmiş; ay doğmuş. Kurtlar ulumuş; baykuşlar ötmüş. Prensesin gözünden bir damla düşmüş. Damla bir tohuma değmiş; tohum fidan olmuş. Fidan büyümüş bir ulu çınar olmuş. Çınarın yaprakları o kadar genişmiş, o kadar yumuşakmış ki, prenses yaprakları kuş tüyünden yastık sanmış. Prensesin gözünden bir damla daha düşmüş sonra. Damla büyümüş, büyümüş; ağacın dibi göl olmuş. Ayın aksi gölde yansımış. Ay kıskanmış aksini; kaçıp gitmiş. Güneş doğmuş; gün ışımış.</p>
<p>Uzaklardan bir atlı görünmüş. Masal bu ya, pek de yakışıklıymış beyazlar beyazı atın üstündeki adam. Adam ulu çınara bağlamış atını. Tam su içmek eğilirken göle doğru, ulu çınarın dalları arasında uyuyan prensesi görmüş. &#8220;İn misin, cin misin, söyle bana, yoksa sen bir huri misin&#8221;, diye seslenmiş prensese&#8230;</p>
<p>Adamın seslenişiyle uyanmış prenses. Önce ovuşturmuş gözlerini; sonra seslenmiş geriye: &#8220;Ne inim, ne cinim, ormanda kaybolmuş, bahtı kara bir prensesim.&#8221; Adam, &#8220;benim adım&#8221;, demiş, &#8220;Ormancı.&#8221; &#8220;Ne kralım, ne prensim ama buraları en iyi ben bilirim. Her dileğin emirdir bana, ey güzeller güzeli prensesim.&#8221;</p>
<p>Prensesle ormancı oturmuşlar; üç gün üç gece konuşmuşlar. Konuştukça aşık olmuşlar, dördüncü gün doğmadan evlenmişler. Kırk gün kırk gece eğlenmemişler ama kırk gün kırk gece hiç durmadan çalışmışlar; küçücük bir ev yapmışlar kendilerine ulu çınarın dalları arasında. O küçücük ev kralın koca sarayından güzel olmuş.</p>
<p>Günler günleri, aylar ayları kovalamış. Bir türlü yorulmamış zaman. Yıllar geçivermiş hemencecik. Ormancıyla prensesin birbirinden güzel üç çocuğu olmuş&#8230; Çocuklarının isimlerini Neydim, Ne Oldum ve Ne Olacağım koymuşlar&#8230;</p>
<p>(Devam edecek&#8230;)</p>
<p>Ertuğrul Akçaoğlu</p>
<p><strong>* Bu metin çocuklara anlatılmaya uygun bir masal değildir!</strong></p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2005 &#8211; 2006, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2005/11/10/neydim-ne-oldum-ne-olacadhym/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O Gece</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2005/04/18/yki-ithyk/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2005/04/18/yki-ithyk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Apr 2005 04:33:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/akcaoglu/domains/akcaoglu.com/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Yaşayan Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/?p=4</guid>
		<description><![CDATA[Bir yıl önceydi. Yağmurun ilk damlası değdiğinde dalgalara, ben çoktan dalıp gitmiştim Boğaz&#8217;ın ışıklarına. Uzaklarda bir bacadan duman tütüyordu. Bir başka vapur olmalıydı; seçemiyordum tam. Umurumda da değildi pek. Bu akşam gene kaçıracaktım yemeği. Derste anlatılanları pek anlamamıştım bugün. Yarın evi arayip para istemem gerekti gene. Yağmur hızlanmış, sağnak halini almıştı. Belli ki sırılsıklam olacaktım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--nevermore--> Bir yıl önceydi.</p>
<p>Yağmurun ilk damlası değdiğinde dalgalara, ben çoktan dalıp gitmiştim Boğaz&#8217;ın ışıklarına. Uzaklarda bir bacadan duman tütüyordu. Bir başka vapur olmalıydı; seçemiyordum tam. Umurumda da değildi pek. Bu akşam gene kaçıracaktım yemeği. Derste anlatılanları pek anlamamıştım bugün. Yarın evi arayip para istemem gerekti gene. Yağmur hızlanmış, sağnak halini almıştı. Belli ki sırılsıklam olacaktım az sonra.</p>
<p>Umurumda değildi hiçbiri. Ben Boğaz&#8217;ın ışıklarına dalmış seni düşünüyordum.</p>
<p><span id="more-4"></span>Oracıktaydın; hemen karşımda. Siluetin aksetmişti cama. Seslensem duyacaktın beni. Saçların dalgalara &#8211; dalgalar saçlarına karışmıştı. Sen de dalıp gitmiştin uzaklara. Ya da&#8230; Öyle sanmamı istiyordun sadece. Degil mi?</p>
<p>Sonradan İlke itiraf etmişti. Okulun ilk günü farketmişsin beni. (Yanlıyordu İlke &#8211; ilk gün değil, ikinci gün olmalıydı &#8211; ilk gün okula gelememiştim ben.) Adımı &#8216;Bay Ses&#8217; koymuşsunuz. Siz dört kız önlerde bir yerde oturuyormuşsunuz; bense en arkalarda. Ben hocayla konuştukça dönüp dönüp bakarmışsınız; gözlerinizle beni ararmışsınız kalabalık anfide. Sesimin tonu hoşunuza gidermiş. Boylu poslu bir adam sanırmışsınız beni. Heh&#8230;</p>
<p>Kaç ay geçmişti aradan. Her akşam Kadıköy iskelesinde karşılaşır, aynı vapurla karşıya geçerdik. Hatta sonrasında bindiğimiz otobüs bile aynıydı. Bir selam vermeden, gözgöze dahi gelmeden kaç gece geçmişti kimbilir.</p>
<p>Sen yalnız olurdun çoğu kez; bazen kızlar seninle gelirdi. Yalnız olduğun geceler vapurun camından uzaklara bakar gibi yapar ama aslında camın aksinden beni gözlerdin; biliyorum. Ben gizemli kutu, sen Pandora. Meraktan çatlıyordun. Değil mi? Taki o yağmurlu gecede Savaş bizi tanıştırana dek&#8230;</p>
<p>Savaş nerelerde şimdi; biliyor musun? Ben okulu bıraktığımdan bu yana rastlamadım ona. Siz belki hala görüşüyorsunuzdur hastane koridorlarında. Hala bağlama çalıyor mudur acaba? Yurt odasında bir elinde sazı, bir elinde ders notları hem şarkı söyler hem ders çalışırdı Savaş.</p>
<p>Görürsen selam söyle Savaş’a benden, olur mu?</p>
<p>Neyse&#8230; O geceye döneyim&#8230;</p>
<p><!--adsense--></p>
<p>Sen her zaman ki gibi camın kenarında oturmuştun gene. Sarı saçların sırılsıklam olmuştu. Sadece saçların mı? Ben donuma kadar ıslanmıştım o gece Haydarpaşa’dan Kadıköy iskleye inene kadar. Senin de benden farkın yoktu. Üşüyordun belli ki. Savaş’ın aklı ermemişti her gece aynı vapurun aynı güvertesini paylaşıp, bugüne kadar tanışmamış olmamıza. Belki de –belli ki mi demeli– ermişti de aklı bizi sınamak için atmıştı lafı ortaya. İkimiz de kaçamak cevaplar vermiş, lafı geçiştirmeye çalışmıştık. Kıs kıs gülmüştü. Sahi ya… Hiç az değildi hani.</p>
<p>O gece ilk kez sizin eve gelmiştim. ‘Hava soğuk, yolunuz uzun, bir çay içip ısının’ deyip, buyur etmiştin bizi. Çay beklerken yaptığın çorba ne de tatlı gelmişti. Aylar olmuştu ev yemeği yemeyeli. Çorbanın sıcağıyla ısınmış saatlerce sohbet etmiştik. Savaş da boş durmamış; ‘burada ne var’ diye diye evin altını üstüne getirmişti. O kadar ki, senin aylardır kayıp iç çamaşırlarını bile bulmuştu bir çekmecenin arka köşesinde.</p>
<p>Ne kadar ilginç insane beyni. Ben ki, dün yaptıklarımı sayamam şimdi, bir yıl once o gece yaşadıklarımızı, konuştuklarımızı şu anmış gibi hatırlıyorum hala.</p>
<p>İki ışığı da unutamadım ben. Sen hatırlıyor musun acaba? Hiç sanmıyorum!</p>
<p>(Devam edecek&#8230;)</p>
<p>Ertuğrul Akçaoğlu</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2005 &#8211; 2006, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2005/04/18/yki-ithyk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>19 Mayıs 1994</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2002/01/01/19-mayis-1994/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2002/01/01/19-mayis-1994/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Jan 2002 07:46:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<category></category>
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2005/10/23/34/</guid>
		<description><![CDATA[Beton blokların arasında Demir parmaklıklı bir odadayım. Maphusta değil, Yurtta zemin kattayım. Ertuğrul Akçaoğlu &#8212;&#8212; Pek muhtemelen 19 Mayıs 1994 günü, Kredi ve Yurtlar Kurumu&#8217;na ait İstanbul&#8217;daki Altunizade Erkek Öğrenci yurdunda yalnız kaldığım bir anda yazmıştım bu dizeleri. Yıl ve yer doğru eminim. Günü ve şiire o zaman verdiğim adı tam hatırlayamıyorum ama. Eski bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--nevermore--><br />
Beton blokların arasında<br />
Demir parmaklıklı bir odadayım.<br />
Maphusta değil,<br />
Yurtta zemin kattayım.</p>
<p><span id="more-34"></span></p>
<p>Ertuğrul Akçaoğlu</p>
<p><!--adsense--></p>
<p>&#8212;&#8212;<br />
Pek muhtemelen 19 Mayıs 1994 günü, Kredi ve Yurtlar Kurumu&#8217;na ait İstanbul&#8217;daki Altunizade Erkek Öğrenci yurdunda yalnız kaldığım bir anda yazmıştım bu dizeleri. Yıl ve yer doğru eminim. Günü ve şiire o zaman verdiğim adı tam hatırlayamıyorum ama. Eski bir deftere yazmıştım, onu bulana kadar adı böyle kalsın.</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2002 &#8211; 2006, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2002/01/01/19-mayis-1994/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki Işık</title>
		<link>http://www.akcaoglu.com/2002/01/01/iki-isik/</link>
		<comments>http://www.akcaoglu.com/2002/01/01/iki-isik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Jan 2002 07:41:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Akçaoğlu</dc:creator>
		<br />
<b>Warning</b>:  Invalid argument supplied for foreach() in <b>/home/akcaoglu/domains/akcaoglu.com/public_html/wp-content/plugins/autometa/autometa.php</b> on line <b>300</b><br />
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>

	<!-- AutoMeta Start -->
	<!-- AutoMeta End -->
	
		<guid isPermaLink="false">http://www.akcaoglu.com/2005/10/23/33/</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;İki ışık&#8217; demiştin bana. &#8216;Birinden kaç, ötekine koş.&#8217; &#8216;Öyle döneceksin geriye.&#8217; &#8216;Biri yakın&#8217; demiştin. &#8216;Parlak. Çekiyor seni.&#8217; &#8216;Diğeri uzak. Sanki bir tünelin ucu gibi&#8230;&#8217; Hangisi hangisiydi? Hangisi hangisiydi, hatırlayamıyorum şimdi&#8230; Gitme diyemiyorum sana, ama, dönememenden korkuyorum. Ertuğrul Akçaoğlu &#8212;&#8212; 1994 senesinin güzel bir yaz gecesinde, aniden komaya giren bir sevgili arkadaşımın ölümden geri dönerken yarı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--nevermore--></p>
<p>&#8216;İki ışık&#8217;<br />
demiştin bana.<br />
&#8216;Birinden kaç, ötekine koş.&#8217;<br />
&#8216;Öyle döneceksin geriye.&#8217;<br />
&#8216;Biri yakın&#8217; demiştin.<br />
&#8216;Parlak. Çekiyor seni.&#8217;<br />
&#8216;Diğeri uzak. Sanki bir tünelin ucu gibi&#8230;&#8217;</p>
<p>Hangisi hangisiydi?<br />
Hangisi hangisiydi,<br />
hatırlayamıyorum şimdi&#8230;</p>
<p>Gitme diyemiyorum sana,<br />
ama,<br />
dönememenden korkuyorum.</p>
<p><span id="more-33"></span></p>
<p>Ertuğrul Akçaoğlu</p>
<p><!--adsense--></p>
<p>&#8212;&#8212;<br />
1994 senesinin güzel bir yaz gecesinde, aniden komaya giren bir sevgili arkadaşımın ölümden geri dönerken yarı baygın halde bana söylediği sözler üzerine yazmıştım bu dizeleri. Şiiri ezberimde kaldığı kadarıyla aktardım buraya. Aslı eski bir defterimde yazılı. Birgün aslını aktarırım buraya.</p>
<p style='text-align:left'>&copy; 2002 &#8211; 2006, <a href='http://www.akcaoglu.com'>Ertuğrul Akçaoğlu</a>. All rights reserved. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akcaoglu.com/2002/01/01/iki-isik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
