1 Kasım 2006 Yazan: Ertuğrul Akçaoğlu
“Üst geçitte inecek var!”
İndik. Kucağımdaki yavrumu yere bastırdım. Elimdeki poşeti bacağımın kenarına yasladım ve ayakkabımın çözülmüş bağcığını düzeltmek için yere doğru eğildim. Arkamda beliren karartıyı fark edince tedirgin oldum birden. Cüzdanım küçüktü, kolayına çıkaramazdı cebimden. Alsa da içinde para yoktu ya zaten. Kimlikler kartlar… bi ton sıkıntı. Ya Başak’ı kapıp kaçarsa? Aman Allahım! Hızla doğruldum. Kızımın elini sıkıca kavradım arkama dönerken.
Bacağıma yaslı poşet devrildi.
Bu yazının devamını okuyun »
Bölüm: Deneme, Öykü |
Hiç yorum yazılmamış »
30 Ekim 2006 Yazan: Ertuğrul Akçaoğlu
Alo, dedi Bora. N’aber Pelin, n’apıyorsun bugün?
N’olsun, evde oturuyorum işte. TV’de dans yarışması seyrediyordum. Aklımda sen vardın aslında. Dansedenlerin yerinde senle ben olabilsek keşke; sen prens, ben prenses.
Çıkalım mı bugün dışarı, dedi Bora. Seni hiç gitmediğin, çok özel bir yere götürmek istiyorum da bugün.
Nereye, nereye götüreceksin beni? Saçım başım da pek karışık ama…
Bu yazının devamını okuyun »
Bölüm: Yaşayan Yazılar, Öykü |
Hiç yorum yazılmamış »
2 Ekim 2006 Yazan: Ertuğrul Akçaoğlu
Canım Kardeşim,
Şu satırları sana hayalle gerçek arasında bir yerlerden, günden kaçıp geçmişin güzelliklerine ulaşma arzusuyla dalıp gittiğim hayal dünyamdan yazıyorum. Basit kalıplardan kurtulup, sözcüklerin ardında kilitli kalmış anlamlara ulaşmak; insanların yüzlerindeki değil, kalplerindeki mutluluğu hissedebilmek umuduyla hâlâ bağlarımı kopartmadığım şu hayatla rüyalarımın arasında bir dünya bu. Çıkışlarıyla, inişleriyle, sevinçleriyle, hüzünleriyle ve her zaman ve herkes gibi benim de içime hapsetmek zorunda kaldığım utkularıyla küçük ama huzurlu bir dünya. Benim dünyam kısaca…
Canım kardeşim; sana yıllardır üzerinde yürüdüğüm ve hayatımın şu ana kadar olan günlerinin en anlamlılarının geçtiği bir yoldan bahsetmek istiyorum, bu mektubumda. Daha doğrusu bir tepeye çıkıştan… Bu çıkışlardan niye bu kadar çok korkarım bilemiyorum. Herhalde inişleri için olsa gerek. Ağır ağır çıkışların hızlı inişleri…
Bu yazının devamını okuyun »
Bölüm: Deneme |
Hiç yorum yazılmamış »
10 Kasım 2005 Yazan: Ertuğrul Akçaoğlu
Bir varmış… Bir yokmuş…
Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, develer berber, pireler tellal iken; ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken; uzaklarda, çok uzaklarda güzeller güzeli bir prenses varmış.
Prensesin annesi o çok küçükken ölmüş. Kral babası sonralardan kötü kalpli bir kadınla evlenmiş. Bu kötü kalpli üvey anne prensesi hiç sevmez, hiç çekemezmiş. Prensesi saraydan atsin diye kralın başının etini yer dururmuş. Kral kızını sevmeye seviyomuş ama kötü kalpli kraliçenin baskısı altında sürekli kızını ezermiş.
Bu yazının devamını okuyun »
Bölüm: Yaşayan Yazılar, Öykü |
Hiç yorum yazılmamış »
18 Nisan 2005 Yazan: Ertuğrul Akçaoğlu
Bir yıl önceydi.
Yağmurun ilk damlası değdiğinde dalgalara, ben çoktan dalıp gitmiştim Boğaz’ın ışıklarına. Uzaklarda bir bacadan duman tütüyordu. Bir başka vapur olmalıydı; seçemiyordum tam. Umurumda da değildi pek. Bu akşam gene kaçıracaktım yemeği. Derste anlatılanları pek anlamamıştım bugün. Yarın evi arayip para istemem gerekti gene. Yağmur hızlanmış, sağnak halini almıştı. Belli ki sırılsıklam olacaktım az sonra.
Umurumda değildi hiçbiri. Ben Boğaz’ın ışıklarına dalmış seni düşünüyordum.
Bu yazının devamını okuyun »
Bölüm: Yaşayan Yazılar, Öykü |
Hiç yorum yazılmamış »
1 Ocak 2002 Yazan: Ertuğrul Akçaoğlu
Beton blokların arasında
Demir parmaklıklı bir odadayım.
Maphusta değil,
Yurtta zemin kattayım.
Bu yazının devamını okuyun »
Bölüm: Şiir |
Hiç yorum yazılmamış »
1 Ocak 2002 Yazan: Ertuğrul Akçaoğlu
‘İki ışık’
demiştin bana.
‘Birinden kaç, ötekine koş.’
‘Öyle döneceksin geriye.’
‘Biri yakın’ demiştin.
‘Parlak. Çekiyor seni.’
‘Diğeri uzak. Sanki bir tünelin ucu gibi…’
Hangisi hangisiydi?
Hangisi hangisiydi,
hatırlayamıyorum şimdi…
Gitme diyemiyorum sana,
ama,
dönememenden korkuyorum.
Bu yazının devamını okuyun »
Bölüm: Şiir |
Hiç yorum yazılmamış »