Sansür Hakkında Bir Yazı
Sevgili arakadaşlar,
AÜHF forumlarında yazılanların sansürlenmesi, yazı yazan kişilerin (forum üyelerinin) siteye erişiminin engellenmesi ile ilgili fikirlerimi paylaşmak istiyorum sizinle. Bu yazım iki bölümden oluşuyor. İlk ve asıl önemli bölüm forum düzeni ile ilgili. İkinci ve pek de önemli olmayan bölüm ise yazıları silinen kişiler ile ilgili. Bu satırları kaleme alırken niyetim hiçkimseyi kırmak, üzmek değil. Hele hele kendime düşman etmek hiç değil. Ama belli ki gene eğri oturup doğru konuşmak gerekiyor ileride doğabilecek bazı üzücü-kırıcı olaylara engel olabilmek için. AÜHF forumlarının herkesin medeni bir şekilde tartışabildiği, düşüncenin özgürce paylaşılabildiği, site yöneticilerinin kimseye müdahele etme gereği duymadığı bir ortam olabilmesine katkıda bulunmak amacıyla yazıyorum.
Çok uzunca bir süredir bu forumda yayınlanan yazıları izlediğim için, bu forumun üyelerinin yazılan yazının içeriğinden çok yazıyı yazan şahıs ile ilgilendiği kanaatine vardım. Bu sebeple, hiç adetim olmamakla beraber, kısaca kendimi tanıtacağım önce: Ben Ertuğrul Akçaoğlu. Otuz yaşındayım. On iki yıldır hukuk öğrenmeye çalışıyorum. Biraz Türk hukuku, biraz Anglo-Amerikan hukuku, birazcık da Avrupa Birliği hukuku hakkında bilgi sahibiyim. On dokuz yıldır bilgisayar kullanıyorum. Uydurmuyorum, gerçekten… Sanırım bazılarınızın yaşıyla yarışır benim bilgisayar geçmişim. Türkiye’de İnternet’in gelişmesi için düzenlenen İnternet haftalarının bir ikisinde görev aldım. AÜHF’nin ilk vebsitesini ve ondan sonraki bir kaç vebsitesini hazırlayan bir avuç öğrenciden biriydim. Fakülteye araştırma görevlisi olarak girdiğim 1998 senesinden 2000 senesinin ortasına kadar da fakültenin bilişim faaliyetlerinin koordinasyonunun sorumluluğu bendeydi. (O döneme ilişkin eksik ve yanlış bulduğunuz şeyler için kızacağınız kişi benim yani.) 2000 senesinin ortasından beri fakültenin bilişim faaliyetleri ile ilgili ne resmi ne de gayri resmi hiçbir sorumluluğum bulunmamakta.
Bilebileceğiniz gibi AÜHF vebsitesi altındaki forumlar 2001 senesinin başlarında kuruldu ilk kez. Ben o forumlara üye olmuştum. Bir süre sonra forumların o zamanki yöneticisi olan arkadaşlar bana da yöneticilik yetkileri verdiler. Daha doğrusu, İngilizce’den geçme ifadeyle, “moderatör” yaptılar beni. (Moderatör sözcüğünün tek kelime ile Türkçe karşılığı var mı bilmiyorum. Sözlük tanımı kabaca şu: “Yatıştıran kimse; toplantı başkanı, uzlaştırıcı, aracı.”). AÜHF vebsitesinde benden başka bir kaç moderatör daha vardı. Benim de AÜHF vebsitesi dışında ilişkili oluduğum pek çok site vardı. O sepeple forumlarda fiilen moderatörlük yapmadım ben çok gerekli bir durum olmadıkça. Neyse.. Bundan iki ay kadar önce AÜHF vebsitesi yenilendi. Forumlara ait vebsitesi de yenilendi. Yeni yöneticiler var şimdi; gördüğüm kadarıyla bu yöneticilerden sadece biri, fakültemiz öğrencilerinden sayın Mehmet Ardıç, moderatörlük görevini fiilen yönetiyor. Ben kendisini ve diğer yöneticileri tanımıyorum. Şu anki forumlarda moderatör değilim. Diğer üyelerden farklı ya da fazla herhangi bir yetkim ve sorumluluğum da yok. Sizler gibi ben de başvuru formunu doldurarak üye oldum. Üye olurken “üyelik sözleşmesi”ni okudum, anladım ve kabul ettim. O sözleşmede bu forumlara üye olan her kişi gibi beni de bağlayan, yazı yazarken uymam gereken kurallar var. Aşağıda kısmen değineceğim bu kuralların ışığında ve biraz da geçen dokuz sene boyunca AÜHF’nin İnternet’teki varlığıyla yakından ilgilenmiş bir kişi sıfatıyla diyeceklerimi azıcık da olsa dikkate alırsınız umarım.*
Yeni AÜHF forumları Ekim ayının ortasında yayına geçtiği için şu ana kadar yazılmış çok yazı yok. Forumlarda yazı yazan çok sayıda üye de yok. Aradan sadece bir ay geçmiş olmasına rağmen eski forumlarda gözlediğimiz bir sorun hemen yeniden başgösterdi ama. Eğer hep birlikte müdahale etmezsek ileride epeyce can sıkacak olan bu sorun şu:
Bazı üyeler birbirleriyle tartışmaya (atışmaya) başladılar. Bu kişiler tartışırken çok özensiz konuşmaktalar; dolayısıyla kırıcı olmaktalar. Bilerek veya bilmeyerek hakaret düzeyine varan sözler edebilmekteler. Bu duruma müdahele etme ihtiyacı duyan ben dahil diğer bazı üyeler ve de moderatör Mehmet Ardıç da hoş olmayan tepkilere maruz kalmaktalar.
İçtenlikle inanıyorum ki, bu olumsuz tavırları sergileyen üye arkadaşlarımız kusurlu hareket etmekte olduklarının farkında değiller. Kendilerine müdahale edildiği zaman ifade özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünüyorlar sanırım. Moderatörün kendilerine çifte standart uyguladığını, araştırma görevlilerini öğrencilere ya da öğrenci olmayan üyelere karşı kayırdıklarını düşünüyorlar. Aşağıda vereceğim somut örneklerden göreceğiniz üzere ise durum aslında böyle değil. Moderatörlük görevini yürüten arkadaş, gözlemleyebildiğim kadarıyla, herkese eşit davranıyor; kuralları uygulamaya çalışıyor ve elbette kendisine gösterilen haksız tepkinin sıkıntısı yaşıyor. (O da sizin gibi bir öğrenci. Lütfen destekleyiniz. Eksiklerini gördükçe uyarınız ki düzeltebilsin.)
Gerçekte durum şu: Bu forumların bir grup üyesi kendi dünya görüşleri ile uyuşmayan diğer yazıları yazanlara hiç hoş olmayan sözcüklerle cevap vermekte; tartışmayı konunun özünden uzaklaştırıp şahsi mesele haline getirmektedirler. İnanıyorum ki, bu arkadaşlar bu davranışları ya bilinçli olarak yapmamaktalar ya da davranışlarının etki ve sonuçlarını öngörememekteler. Olası etki ve sonuçlar hatırlatıldığında da daha da sert tepki göstermekteler. Buraya kadar anlattıklarımı az aşağıda somut örnekleriyle göstereceğim. Bunu yaparken amacım kişileri ifşa etmek değil; ancak, sorunu somut olarak vurgulayabilmek.
Örneklere geçmeden once konunun sınırlarını iyice belirlemek bakımından birkaç hususu daha vurgulamak istiyorum:
Bunlardan ilki bu forumlara üye olabilmek için kabul ettiğimiz “üyelik sözleşmesi”. Tekrar gözatmak isteyenleriniz için bu sözleşmenin tam metni “http://www.law.ankara.edu.tr/forum/?q=user/register” adresinde mevcut.
Bu sözleşmenin 7. maddesi, amiyane ifade ile, yazılanları “sansürleme” yetkisi veriyor site yöneticilerine. 6. madde “üyelikten çıkarma” yetkisi veriyor. Üyelik sözleşmesi sitenin içeriği konusunda büyük ölçüde sessiz. Bununla beraber hepimiz Anayasa’nın koruması altındaki ifade özgürlüğümüzü kullanırken, gene başta Anayasa olmak üzere yasalarla getirilmiş sınırlamalara uymak durumundayız. Bu sınırlamaların aklıma hemencecik gelenleri şunlar: Ceza Kanunun’da suç sayılan eylemler (ki o kadar çok şey suç sayılıyor ki bizim TCK’da), YÖK Kanunu ve ona bağlı mevzuatta disiplin suçu olarak düzenlenen eylemler ve Medeni Kanunun kapsamında tazminat yükümlülüğü doğurabilecek eylemler.
Sanırım bu forumların hukukçu olmayan üyeleri de var. O üyeler bakımından çok bir anlam ifade etmiyor olabilir yukarıda hatırlattıklarım. Oysa hukukçu olanlarınız gayet iyi biliyor olmalılar ki yasalara uymamak çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu sitenin yöneticileri de üyelik sözleşmesiyle kabul ettiğimiz yetkilerini kullanabilirler; kullanmalıdırlar. İşlerini yaptıkları için de bu kişilere kızmamalıyız.
Şimdi gelelim sorunun somut örneklerine. Burada isimlerini zikredeceğim üye arkadaşlarım lütfen kızmasınlar. Bir kez daha vurgulayayım ki niyetim kesinlikle ve kesinlikle kendilerini rencide etmek değil. Sadece onların yazılarından istifade ederek forumlarda başgösteren sorunu somut olarak örneklemek ve çözüm bulmaya çalışmak istiyorum. Bazı üye arkadaşlarımızın kullandıkları sözcüklerin ne kadar kırıcı ve bazen de ne kadar ciddi yasal sorunlara yolaçabilecek olduğunu öngöremediklerini düşünüyorum ve bu duruma dikkatlerini çekmek istiyorum.
1. Örnek: (Örnekler kronolojik sıradadır.)
16 Ekim’de forum moderatörü Mehmet Ardıç, Orhan Pamuk ve Hrant Dink’in TCK 301’den yargılanmalarına değinen “AB: TCK’nın reforma ihtiyacı var” başlıklı bir haberi forumlara aktarmış.
Bu yazıyı takiben ben daha önceden yazdığım bir yazıyı forumlara koymuşum. Yazı Orhan Pamuk ve Hrant Dink ile ilgili değil; TCK 301, 300, 299 ve 125 gibi “hakaret suçları”nın gerçekten de “Ceza Kanunu’nda suç” olarak düzenlenmesine gerek olup olmadığını sorgulayan bir yazı.
Ardımdan “denizhan_aga” rumuzunu kullanan, forumda yazdığı bir diğer yazıda gerçek adının Denizhan Ağyaroğlu olduğunu, şu anda hukuk fakültesine girebilmek için sınavlara hazırlandığını ifade eden bir sayın üye, görüşlerini açıklamış. Denizhan_aga yazısında benim yazımın iki paragrafına ilişkin olarak “…lanet olası iki paragraf…” demiş. Yazdıklarım fikirlerimin ifadesi olduğuna göre, sayın Denizhan_aga benim fikirlerime ve dolayısıyla bana “lanet” etmiş. İnternet’te bulabileceğiniz Türk Dil Kumumu’nun sözlüğü şöyle tanımlıyor “lanet” sözcüğünü:
Lanet: 1) Tanrı’nın sevgi ve ilgisinden yoksun olma, beddua.
2) sıfat Ters, berbat, çok kötü.
Lanet etmek: İlenmek, kötülüğünü istemek.
Sayın Denizhan_aga kullandığı sözcüğü anlamını bilerek mi kullandı bilemem ama bilerek kullandığına hiç inanmak istemiyorum. Çünkü çok kırıcı bir sözcük o.
Bu yazının ardında “hukukçubozkurt” rumuzunu kullanan bir başka sayın üye bir yazı yazmış. Bu üye yazısında Orhan Pamuk için “…uyuz bir yazar…” diyor. (Şimdi Orhan Pamuk öyle dedi böyle dedi laflarına girmeyin lütfen, burada konu o değil çünkü.) Gene sözlüğe baktım.
Uyuz: 1 . Uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı, bulaşıcı bir deri hastalığı.
2 . sıfat Bu hastalığa tutulmuş olan:
“Uyuz köpekler gibi ne arkadan geliyorsun?”- S. Birsel.
3 . mecaz Hareketli, canlı olmayan, uyuşuk, pısırık, miskin kimse:
“Bu uyuz, can acısından bağıracaktı, ağzı açıldı; ama sesi çıkmadı.”- M. Ş. Esendal
İlk iki anlam sayın Hukukçubozkurt’un yazısına hiç uymadığına gore belli ki bu üye sözcüğü ya anlamını bilmeyerek ya da mecaz anlamında, yani “uyuşuk, pısırık, miskin” anlamında kullanmış. Sayın Hukukçubozkurt gerçektende rumuzunda geçen hukuk öğrenimine sahip ise bu ifadenin gerek Medeni Kanun ve gerekse Ceza Kanunu altında pek muhtemelen tazminat veya ceza gerektirebilecek bir ifade açıklaması olduğunu öngörebilecek bilgiye sahiptir.
2. Örnek:
Gene 16 Ekim günü, moderatör Mehmet Ardıç, “Orhan Pamuk’un ‘aşağılama’ davası” adlı haberi forumlara aktarmış.
Bu yazıyı takiben sayın Denizhan_aga İnternet’ten bulduğu bir şiiri forumlara aktarmış. (Şiirin içeriğine taraf olmanız veya olmamanız değil gene konu. Lütfen o şiirin olası hukuki etkilerine dikkat ediniz.) Ben ceza hukukçusu değilim ve dolayısıyla şimdi diyeceğimin doğruluğundan da epeyce şüpheliyim; ancak, bu şiiri yazan kişi az daha ileri gitseymiş TCK 216(2)’deki suçu işleyecekmiş gibi geliyor bana. Eğer durum öyle olsa “o şiiri forumlara aktarmakla Denizhan_aga da TCK 215’teki suçu işlemiş duruma düşer miydi acaba” diye düşünmeden edemiyorum ister istemez. Ceza hukukçusu olanlarınız doğrusunu yazar bunun…
3. Örnek:
23 Ekim günü, moderatör Mehmet Ardıç, “Van Y.Y.Ü.’deki Olaylar Hakkındaki Düşünceleriniz…” başlığı altında İnternet’ten bulduğu bir haberi forumlara aktarmış.
Bunun ardından “Denizhan_aga” ve “Asrınhukukçusu” rumuzulu sayın üyeler konu hakkında görüşlerini açıklayan yazılar yazmışlar. Buraya kadar herşey tamam. Son olarak Denizhan_aga Hurriyet Gazetesi’nden aldığı “Kavga Aşkın’ın rektör olmasıyla başlamış” başlıklı haberi foruma ekledikten sonra altına not düşmüş:
“Asrın hukukçusu inşallah okursun bu yazımı da kavganın Kemalizim ile Şeriat arasında olduğunu anlarsın… ben Atatürkçüyüm tarafım belli lakin senin tarafı ben tam kestiremedim nesin, necisin??
Şeriatçıyım demiyeceğin kesin, gerçi bunu tayyip gibi yumuşak, yumuşak söylersin, necip fazılın şiirleriyle… saygılarımla”
Sayın Denizhan_aga’nın bir Atatürkçü olarak Atamızın ne kadar özenli ve düzgün konuştuğunu çok iyi bilmesi gerekir. Denizhan_aga’nın bu ifadesi sataşmadır. Senli benli konuşmadır. AÜHF forumlarında olmaması, kullanılmaması gereken bir üsluptur. Polemik yaratmaktan, karşısındakini tahrik etmekten başka hiçbirşeye yaramaz. Hatta, gene MK ve TCK kapsamında sıkıntılar çıkarabilir. Moderatör yerinde bir şekilde bu duruma müdahale etmiş ve “Şu karşılıklı konuşmayı bıraksak sanırım daha iyi olacak” demiş bu yazı üzerine.
4. Örnek:
24 Ekim günü, “Sumerkamber” rumuzlu sayın üye “Hukukçu olma yolunda ilerliyorum” başlıklı bir iki cümlelik bir yazı yazmış. Bu yazıyı takip eden ve o yazıyla hiçbir ilişkisi olmayan pek çok yazı yazılmış. Lütfen bulup okuyunuz o yazıları. Çoğunun karşılıklı atışma, suçlama dışında hiçbir şey ifade etmeyen ve bence düzeyi oldukça düşük yazılar olduğunu göreceksiniz. Birçok üye birbirine sataşıyor, laf yetiştiriyor… Çok ilginçtir ki AÜHF forumlarında yazılan bütün yazılar arasında en çok ilgi çeken, en çok okunan konu başlığı da bu.
Moderatör Mehmet Ardıç epeyce bekledikten sonra 31 Ekim’de müdahale etmiş. Bence müdahalesi doğru, ancak geç. Moderatörün orada yaptığı bir hata da kendisine de sataşan bir üyeye cevap vermesi. Oysa “bu tür konuşmaların yeri burası değildir” deyip, o konu başlığını kapatması gerekirdi. Üyelik sözleşmesi kendisine bu yetkiyi veriyor.
5. Örnek:
6 Kasım günü, moderatör Mehmet Ardıç, “Ermeni Soykırımı Tartışmaları” başlıklı yazısıyla konuyu tartışmaya açmış.
Bu başlık altında bir araştırma görevlisi olan sayın Timuçin köprülü ile fakültemizde öğrenci olan diğer sayın üyeler arasında “üslup” konulu bir tartışma alevlendi, biliyorsunuzdur sanırım. Burada detayına girmeyeceğim, çünkü o konu başlığı altında “üslup” hakkındaki fikirlerimi yazdım zaten.
Üslup tartışması moderatör Mehmet Ardıç’ın yönlendirmesi ve esas konu olan ermeni soykırımına ilişkin yazıları ile tekrar rayına oturduktan sonra Denizhan_aga rumuzlu üye de bu konuda fikirlerini ifade eden bir yazı yazmış. Buraya kadar tamam. Denizhan_aga’nın yazısının ortasında sansürlenmiş bir bölüm var ama. Bu sansürlenen bölümündeki sözlerin de ermeni soykırımı tartışmaları ile hiçbir ilgisi yok. Ben sansürlenmeden once o yazıyı okumuştum. Yazı uzun bir yazı olduğu için kelime kelime ne deniyordu tam hatırlamıyorum ama aklımda kaldığı kadarıyla Timuçin Köprülü “tehditkar olmakla”, Mehmet Ardıç da “şakşakçı” olmakla [yoksa “yalaka” mıydı(?)] suçlanıyordu. Bunlar hiç hoş olmayan yakıştırmalar.
Denizhan_aga’nın bu sözleri üzerine Timuçin Köprülü, kendisinden özür dilenmesini isteyen, bunun yapılmaması halinde şikayetçi olacağını söyleyen bir yazı yazdı. Daha sonra, sanırım moderatörle görüşüp, bu niyetinden vazgeçti ki, yazısı forumdan silindi.
Bu ve başkaca konu başlıkları altında yazdıkları sansürlenen Denizhan_aga en son müdahale üzerine bir diğer konu başlığı altında şunları yazmış:
“öneri ve eleştirilerime kulak verin lütfen
ben oss ye hazırlanan ve hukukçu olmak isteyen 18 yaşında kendi halinde bir tc vatandaşıyım. Burada bulunmamın sebebi bilgilerimi paylaşmak ve siz değerli forum takipçilerinin de bilgisini almaktır,
ancak her nedense yorumlarımın çoğunda bi oynama görüyorum, yani insan yarın sabah bilgisayarı açtığında yazısının biyerinede ”bak yavrucum bu sana son uyarım tekmeyi yersin” gibi açıklamalardan sıkıldım neyse cezamız(net ortamında siteye 3-5-7..vs gün gibi girememe cezası yani banlanma) çekelim, hiç kızmam doğrusu. Bundan sonra da böyle olursa sevinirim (bu ceza ağzına biber sürerim lafından iyidir…)
soykırım nedir adlı yorumumda nezaman adam oluruzun hemen aşağısı Mehmet bey tarafından silinmiş, eğer ilgili öğretim görevlisinin ve öğrencinin isteğiyle silindiyse tamam derim(yarası olan gocunur da derim ardından) AMA eğer mehmet beyin kendi isteği ile silindiyse işte o zaman külahları değişiriz…yazıda küfür yok bi şey yok.
şu çok çalışma meselesine de değinmeden duramıycam, gredivola :) arkadaşım adam istediğini yapabilir msn ye de girer adultada ordan da aühf forum alanına sonra bakar ki ooooooooo denizhan_aga yorum göndermiş dur şunu bi sileyim der :)
NE ZAMAN ADAM OLURUZ????
Bu memleket adam olur mu beeeeeeeeeeeeee”
Fakültemize girip hukukçu olmak isteyen bu genç arkadaşımıza üniversite sınavlarına çalışırken biraz imla biraz da ifade tarzı üzerinde çalışması gerektiğini söylesem – kendi yazısının başlığında olduğu gibi – “önerime kulak verir” umarım. Hukukçu adam böyle konuşmaz çünkü.
Dönelim başa…
Yukarıdaki örneklerle somut olarak göstermeye çalıştığım gibi özensiz, kırıcı, yasal sıkıntılara yol açabilecek tarzda yazışmalara AÜHF forumlarında yer verilmemesi gerekir. Örneklerde bir iki üyenin yazdıkları önplana çıkmakta. Eski forumlarda o tarz yazan çok sayıda üye vardı. Demek ki yeni forumlarda bir miktar iyileşme olmuş. Forumlarda – iddia edildiği gibi – öğrenci ya da hoca ayrımı yapıldığına inanmıyorum ben. Bu yönde bir somut bir belirti görmedim çünkü. Aksine, yazılardan gördüğüm kadarıyla, moderatörlük görevini yürüten öğrenci arkadaşımız araştırma görevlisi üyelere de gerekli gördükçe hiç çekinmeden müdahale etmiş. Daha evvel bir başka yazıda da söylediğim gibi hukuk fakültesi mensubu olmayanların bu forumlara üye edilmesiyle ilgili de ciddi kaygılarım var. Bu kaygılarım büyük ölçüde eski forumlardaki olumsuz deneyimden kaynaklanıyor. İnternet’i tümüyle “anonim” bir ortam zanneden ve fakülteyle bir bağları olmadığı için kendilerine asla hesap sorulamayacağı yanılgısına düşen bazı kişiler olur olmadık şeyler yazabiliyorlar, öğrencilerimizi kışkırtabiliyorlar çünkü. Öğrencilerimizin, okulumuzun, hukuk sistemimizin üzerinde konuşulacak, çözüm getirilmesi gereken nice önemli sorunu varken zaman polekmiklerle harcanıp gidiyor. Baksanıza, ben bile işimi gücümü bırakıp bir kaç saatimi bu yazıyla harcadım.
Dilerim bundan sonra zamanımızı ve enerjimizi daha önemli meseler üzerinde harcarız hep birlikte; birbirimize laf yetiştirmek yerine. Dilerim hepimiz yazdıklarımızı daha özenli yazar ve ne kendimizi, ne forumu yönetenleri zor duruma düşürebilecek sözler söylemekten kaçınırız.
Ertuğrul Akçaoğlu
15 Kasım 2005
* Bu yazıdaki ifade edilen görüşler tümüyle şahsıma aittir; mensubu olduğum kurumun görüşlerini yansıtır şekilde anlamayınız.
İlk olarak AÜHF forumlarında yayınlanmış bir yazımdır.
© 2005 – 2006, Ertuğrul Akçaoğlu. All rights reserved.