Bugünkü Radikal Gazetesi‘nde sayın Altan Öymen Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesine değinmiş. Yazar 301. maddenin her türlü yoruma açık olmasından hareketle değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.
Ceza Kanunu’nun Türklüğü aşağılamayı suç sayan 301. maddesi son aylarda üzerinde çok konuşulan bir konu haline geldi. Bunun sebeplerinden biri roman yazarı Orhan Pamuk’un yurt dışındaki bir söyleşisinde sarfettiği bazı sözler sebebiyle hakkında bu maddeye dayanarak dava açılmış olması. Diğer bir sebep ise, Agos Gazetesi yazarı Hrant Dink’in kısa süre önce aynı madde kapsamında mahkum edilmesi. Gerek yerli ve gerekse yabancı basında sürekli bu iki yazar ve dolayısı ile 301. madde hakkında yazılar çıkıyor.
Peki, ne diyor Ceza Kanunu’nun 301. maddesi? Aynen şöyle diyor:
Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama
MADDE 301. – (1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
(4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
Yani milletin manevi kişiliğini, rejimi, yürütme, yasama, yargı ve güvenlik teşkilatını açık açık aşağılamak suç ama eleştirmek suç değil. Peki, aşağılamak ile eleştirmek arasındaki fark ne, sınır nerede? İşte Altan Öymen’in ‘her türlü yoruma açık’ dediği husus 301. maddenin bu yönü.
Ceza Kanunu’nda 301. maddeye benzer konusu olan başkaca maddeler de var. İlk aklıma gelenler Cumhurbaşkanı’na ve egemenliğimizin simgelerine yani Türk Bayrağı’na ve İstiklal Marşı’na hakereti suç sayan ve hapis cezası ile cezalandıran 299. ve 300. maddeler. Sonra, hakeret suçunu genel olarak düzenleyen 125. madde de var. Şüphesiz ki -kendisi de yoruma açık olan- 125. madde ve ilgili içtihat, 301. ve benzeri maddelerin yorumlanmasında ve uygulanmasında yol gösterici olacaktır.
Bence asıl mesele 301. madde değil. Yukarıda zikrettiğim diğer maddeler de değil. Asıl mesele ‘hakaret’in hapis cezası gerektiren bir suç olup olmadığı; hatta daha temele inelim; hakaretin bir suç olup olmadığıdır. Şüphesiz ki, Ceza Kanunu’nn mevcut hükümlerine göre hakaret bir suç. Üstelik hapis cezası ile cezalandırılan bir suç. Peki bu gerçekten de gerekli mi? Özel hukukdaki bireysel koruma mekanizmaları yeterli ve hatta belki de daha etkili olamaz mı? Bence üzerine kafa yormamız gereken sorular bunlar.
Ben hakaretin bir suç olmasının gerekli olup olmadığı sorusuna vereceğim cevabı henüz bulabilmiş değilim. Bana hakaret edilmiş olsa, hakaret eden kişinin hapiste yatacağını bilmek rencide olan gururumu azıcık da olsa teselli eder belki. Belki de etmez. Ne bileyim, emin değilim. Hakaret eden kişi aslında toplum gözünde kendini küçük duruma düşürmekte değil midir? Bu başlı başına bir büyük bir sosyal ceza değil midir? Onu ille de hapse tıkmak şart mıdır? Bu faydalı mıdır? Hakaret edilen kişinin zararı, maruz kaldığı zararın şekline göre, maddi ve manevi tazminat ile giderilse yeterli olmaz mı? Acaba bu konu, medeni ve özgüvenli bir toplumda, Ceza Kanunu ile düzenlenmesi gereken bir konu mudur?
Bu soruların cevaplarını henüz bulamadım ama Ceza Kanunu’nun 301. maddesini değiştirmeyi tartışmak yerine, hakaret esaslı tüm suçları Kanun’dan çıkarmanın uygun olup olmayacağını tartışmak, yukarıda sorduğum sorulara kafa yormak daha doğru olurmuş gibi geliyor bana.
Siz ne dersiniz?
Ertuğrul Akçaoğlu
© 2005 – 2011, Ertuğrul Akçaoğlu. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanmayınız. www.akcaoglu.com